Y-ekseni [İng. y-axis ] [Alm. Y-Achse ] [Fra. ] : Dekart koordinat sisteminde düşey eksen.
yakınsak dizi [İng. convergent séquence ] [Alm. konvergente Folge ] [Fra. suite convergente ] : Limiti var olan dizi.
yakınsak seri [İng. convergent séries ] [Alm. konvergente Reihe ] [Fra. série convergente ] : Kısmi toplamlar dizisi yakınsayan seri.
yakınsaklık aralığı [İng. interval of convergence ] [Alm. Konvergenzint ervall ] [Fra. intervalle de convergence ] : Terimleri gerçel sayılar olan bir kuvvet serisi için, r yakınsaklık yarıçapını göstermek üzere, (-r, r) açık aralığı.
yakınsaklık dairesi [İng. circle of convergence ] [Alm. Konvergenzkreis ] [Fra. cercle de convergence; disque de convergence ] : Karmaşık bir kuvvet serisi için, bu seriyi iç bölgelerinde yakınsak kılan dairelerin en büyüğü.
yakınsaklık noktası [İng. point of convergence ] [Alm. Konvergenzpunkt ] [Fra. point de convergence ] : Fonksiyonlar dizisinin veya serisinin yakınsak olduğu noktalardan her biri.
yakınsaklık yarıçapı [İng. radius of convergence ] [Alm. Konvergenz Radius ] [Fra. rayon de convergence ] : Yakınsaklık dairesinin yarıçapı.
yakınsamaz seri [İng. non-convergent series ] [Alm. nichtkonvergierende Reihe ] [Fra. ] : anlamdaşı: ıraksak seri.
yaklaşık değer [İng. approximate value ] [Alm. Näherungswert ] [Fra. valeur approchée ] : Gerçek değere yakın olan değer.
yaklaşık kök [İng. approximate root ] [Alm. näherungsweisen Losung ] [Fra. racine approchée ] : Bir f fonksiyonu için, f(x) =0 denklemini sağlayan kök bulunamadığında, belirli kimi yöntemlerle köke yeterince yakın olarak bulunan sayı.
yaklaşım [İng. Approximation property ] [Alm. Approximation; Annäherung ] [Fra. propriété d'approximation ] : Ardışık işlemlerle gerçek değere yaklaşma. bkz. yaklaşım problemi.
yaklaşım problemi [İng. approximation problem ] [Alm. Approximationsprohlem ] [Fra. problème d'approximation ] : Nitelikleri daha az bilinen bir öğeye, nitelikleri daha iyi bilinen öğelerle yaklaşma eylemi.Bir öğeye, verilmiş bir kümeden, herhangi bir anlamda yakın olan öğenin (öğelerin) bulunması problemi.
yaklaşımlar teorisi [İng. approximation theory ] [Alm. Approximationstheorie ] [Fra. theorie d'approximation ] : Fonksiyon uzaylarında yaklaşma problemini ve yaklaşımların özeliklerine göre fonksiyonların özelliklerini araştıran matematik dalı.
yalın diferensiyel denklem [İng. elementary differential equation ] [Alm. elementare Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle élémentaire ] : Yalnızca bir tek bağımsız değişken içeren diferensiyel denklem. anlamdaşı: adi diferensiyel denklem.
yalın satır işlemleri [İng. elementary row operations ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matriste iki satırın yerlerini değiştirme, bir satırı sıfırdan farklı bir sayıyla çarpma veya bir satır yerine kendisiyle bir başka satırın bir sayıyla çarpımının toplamını yerleştirme işlemleri.
yalın sütun işlemleri [İng. elementary column operations ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matriste iki sütunun yerlerini değiştirme, bir sütunü sıfırdan farklı bir sayıyla çarpma veya bir sütun yerine kendisiyle bir başka sütunun bir sayıyla çarpımının toplamını yerleştirme işlemleri.
yalınç eğri [İng. simple curve ] [Alm. ] [Fra. courbe simple ] : Kendi kendisini kesmeyen sürekli eğri. anlamdaşı: basit eğri.
yalınç modül [İng. simple module ] [Alm. einfach Modul ] [Fra. module simple ] : Kendisinden ve 0 dan başka hiçbir altmodülü olmayan sıfırdan farklı modül. anlamdaşı: basit modül.
yalınkat fonksiyon [İng. univalent function; schlicht function ] [Alm. schlichte Funktion ] [Fra. fonction univalente ] : Karmaşık düzlemde veya genişletilmiş karmaşık düzlemde birebir olan karmaşık fonksiyon.
yamuk [İng. trapezoid ] [Alm. Trapezoid ] [Fra. trapezdide ] : Karşılıklı iki kenarı paralel olan dörtgen.
yanal ayrıt [İng. lateral edge ] [Alm. Seitenkante ] [Fra. arête latérale ] : Bir prizma veya koni için, tabanın parçası olmayan ayrıtlardan biri.
yanal doğru [İng. profile Une ] [Alm. Profil gerade ] [Fra. droite de profil ] : Yanal düzleme paralel olan eğik doğru.
yanal düzlem [İng. profile plane ] [Alm. Kreuzrissebene ] [Fra. plan profile de projection ] : Tasarı geometride, alın ve yatay düzlemlere dik olan görüntü düzlemi.
yanal yüz [İng. lateral face ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir prizma veya koni için, tabanın parçası olmayan yüzlerden biri.
yandaş [İng. associate ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir tamlık bölgesinin bir a öğesi için t tersinir olmak üzere ta öğelerinden her biri a nın yandaşıdır.
yansık açı [İng. reflex angle ] [Alm. erhaben Winkel; überstumpf Winkel ] [Fra. angle réflexif ] : Ölçüsü 180 derece ile 360 derece arasında olan açı.
yansıma [İng. reflexion ] [Alm. Reflexion; Spiegelung ] [Fra. réflexion ] : 1- Sabit bir A noktasına göre bir R noktası için, AR’ = – AR vektörel eşitliğini sağlayan R’ noktası. 2- Sabit bir a doğrusuna göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması. 3- Sabit bir d düzlemine göre bir R noktası için, R nin d ye dik izdüşümüne göre R nin yansıması.
yansımalı bağıntı [İng. reflexive relation ] [Alm. ] [Fra. ] : X kümesi üzerinde, her a öğesi için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRa (refleksif). anlamdaşı: dönüşlü bağıntı, refleksif bağıntı.
yansımalı bağıntı [İng. reflexive relation ] [Alm. reflexive Relation ] [Fra. relation reflexive ] : X kümesi üzerinde, her a öğesi için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRa (refleksif). anlamdaşı: dönüşlü bağıntı, refleksif bağıntı.
yansımaz bağıntı [İng. irreflexive relation, antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : Bir X kümesi üzerinde, hiç bir x öğesi için xRx olmayan R ikili bağıntısı. anlamdaşı: irrefleksif bağıntı, dönüşsüz bağıntı.
yansımaz bağıntı [İng. irreflexive relation; antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : Bir X kümesi üzerinde, hiç bir x öğesi için xRx olmayan R ikili bağıntısı. anlamdaşı: irrefleksif bağıntı, dönüşsüz bağıntı.
yarıaçık aralık [İng. half open interval ] [Alm. ] [Fra. ] : a,b gerçel sayıları verildiğinde, { x : a < x ≤ b} veya {a ≤ x < b} kümesi. Simgeleri : (a,b] , ]a,b] veya [ab) , [a,b[ .
yarıçap [İng. radius ] [Alm. Halbmesser; Radius ] [Fra. rayon ] : Bir çember veya topar üzerindeki seçkisiz bir noktayı çemberin veya toparın özeğine birleştiren doğru parçası veya bunun uzunluğu.
yarıçap vektörü [İng. radius vector ] [Alm. Radusvektor; Ortsvektor; Leitstrahl ] [Fra. rayon vecteur ] : 1- Kutupsal koordinat sisteminde bir P noktası için -P ye bağlayan vektör. 2- Küresal koordinat sisteminde bir P noktası için, başnoktayı P ye bağlayan vektör.
yarıdoğru [İng. half-line ] [Alm. Halbgerade ] [Fra. demi-droite ] : anlamdaşı: ışın.
yarıdüzlem [İng. half-plane; side of a line ] [Alm. Halbebene ] [Fra. demi-plan ] : Düzlemde bir doğrunun bir yanında kalan bölge.
yatay [İng. horizontal ] [Alm. horizontal ] [Fra. horizontal ] : Bir düzlem olarak düşünüldüğünde, çekül doğrusuna dik olan düzlemde bulunan.
yatay asimptot [İng. horizontal asymptote ] [Alm. horizontale Asymptote ] [Fra. asymptote horisontal ] : f, gerçel değerli bir fonksiyon olmak üzere, x değişkeni artı veya eksi sonsuza giderken f(x) fonksiyonunun limiti b ise, y=b yatay doğrusu.
yatay düzlem [İng. horizontal plane ] [Alm. horizontale Ebene; wagrechte Ebene; Horizontalebene ] [Fra. plan horizontal ] : Tasarı geometride, bütün noktalan eşit yükseltide olan görüntü düzlemi.
yatay izdüşüm [İng. horizontal projection ] [Alm. Grundriss; Horizontalpro-jektion ] [Fra. projection horizontale; projection ichnocraphique ] : Tasarı geometride, bir nesnenin yatay düzlem üzerindeki izdüşümü.
yatay koordinat [İng. abscissa ] [Alm. Abzisse ] [Fra. abscisse ] : Düzlemdeki bir noktanın yatay koordinat ekseni üzerindeki izdüşümü. v apsis.
yay [İng. arc ] [Alm. Bogen; Arkus ] [Fra. arc ] : l – Bir topolojik uzayda, gerçel eksenin bir kapalı aralığına topolojik eşyapılı olan altküme. 2 – Bu eşyapılılığı kuran fonksiyon. 3 – Türetilebilen, türevi sürekli ve sıfırdan farklı olan f : [0,1] → Rm fonksiyonu.
yaysal ölçü [İng. Circular measure ] [Alm. Bogenmass ] [Fra. mesure circulaire ] : Çemberde yay uzunluğunun yarıçapa oranı.
yedek eksen [İng. conjugate axis ] [Alm. adjungierte Achse ] [Fra. axe conjugui ] : Bir elipsin veya hiperbolün asıl eksenine dik olan ve merkezden geçen doğru.
yedigen [İng. heptagon ] [Alm. Siebeneck ] [Fra. heptagone ] : Yedi kenarı olan çokgen.
yerel ekstremum [İng. local extremum; relative extremum ] [Alm. lokales Extremum ] [Fra. extrémum local ] : Yerel minimum veya yerel maksimum.
yerel ekstremum değeri [İng. local extremum value ] [Alm. ] [Fra. ] : Yerel minimum veya yerel maksimum.
yerel halka [İng. local ring ] [Alm. ] [Fra. ] : Yalnızca bir maksimal ideali var olan değişmeli halka.
yerel maksimum [İng. local maximum ] [Alm. ] [Fra. ] : f : A → R fonksiyonu için, a noktası A ya ait ve a nın bir delik komşuluğundaki her x için f(x) ≤ f(a) eşitsizliği gerçeklenecek biçimde f (a) sayısı.
yerel minimum [İng. local minimum ] [Alm. lokales Minimum ] [Fra. minimum local ] : f : A → R fonksiyonu için, a noktası A ya ait ve a nın bir delik komşuluğundaki her x için f(x) ≥ f(a) eşitsizliği gerçeklenecek biçimde f(a) sayısı.
yerel taban [İng. local base ] [Alm. lokale Basis ] [Fra. base locale ] : Temel komşuluk sistemi.
yerel tıkız uzay [İng. locally compact space ] [Alm. lokalkompakten Raum ] [Fra. espace localement compact ] : Her bir noktasının bir tıkız komşuluğu var olan Hausdorff uzayı.
yerel yakınsaklık [İng. local convergence ] [Alm. lokale Konvergenz ] [Fra. convergence locale ] : Fonksiyonlar serisinin veya dizisinin belirli bir noktada yakınsaklığı.
yeterli koşul [İng. sufficient condition ] [Alm. hinreichende Bedingung; genügende Bedingung ] [Fra. condition suffisante ] : p ⇒ q gerektirmesinde q önermesi için p önermesi.
yetkin cisim [İng. perfect field ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. mükemmel cisim.
yetkin sayı [İng. perfect number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. mükemmel sayı.
yığılma kümesi [İng. accumulation point ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir kümenin bütün yığılma noktalarından oluşan küme.
yığılma noktası [İng. accumulation point; cluster point; derived point ] [Alm. Häufungspunkt ] [Fra. point d'accumulation ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, her bir delik komşuluğu A ile kesişen nokta.
yinelemeli süreç [İng. iterative process ] [Alm. ] [Fra. procès itératif ] : İstenen sonuç veya sonuçları ardışık işlemlerle giderek sonuca yaklaşacak biçimde elde etme süreci. v iterasyon.
yinelgen fonksiyon [İng. recursive functions ] [Alm. rekursive Funktionnen ] [Fra. fonctions récursives ] : F(n) = F(n-1) + F(n-2) , F(1)= 1 , F(0) =0 örneğinde olduğu gibi, n tamsayı değişkenine bağlı olan ve her n tamsayısı için fonksiyon değerinin hesaplanmasının, n den daha küçük değerlerinin hesaplanmasını gerektiren fonksiyon.
yinelgen formül [İng. recursion formula; récurrence formula ] [Alm. rekurrente Formel ] [Fra. formule de récurrence ] : Yinelgen fonksiyon içeren formül.
yinelgen seri [İng. recurring series ] [Alm. rekurrente Zahlenreihe ] [Fra. série récurrente ] : Yinelgeli bir dizinin terimlerinden oluşturulmuş seri, rekursif seri, rekurrent seri.
yineli çözüm [İng. iterative solution ] [Alm. ] [Fra. solution itérative ] : Yineli süreç aracılığıyla elde edilen çözüm.
yineli dizi [İng. iterative sequence ] [Alm. ] [Fra. suite itérative ] : İlk birkaç terimi verildikten sonra genel terimi önceki terimlerine bağlı olarak tanımlanan dizi. v rekurrent dizi. örn. Fibonacci dizisi.
yineli integral [İng. iterated integral ] [Alm. iteriertes Integral ] [Fra. intégrale itérée ] : Birden çok değişkene bağlı bir fonksiyonun belirli bir bölgede integralini almak için, sırayla, her bir değişkene göre ayrı ayrı integrallerinin alınmasıyla elde edilen integral.
yineli süreç [İng. iterative process ] [Alm. ] [Fra. procès itératif ] : İstenen sonuç veya sonuçları benzer ardışık işlemlerle elde etme süreci.
yirmilik sayı sistemi [İng. vigesimal number system ] [Alm. ] [Fra. ] : Gerçel sayıların gösteriminde taban olarak 20 yi kullanan sayı sistemi.
yoğun küme [İng. dense set ] [Alm. dichte Menge ] [Fra. ] : Bir topolojik uzayda kapanışı X uzayına eşit olan altküme.
yol [İng. contour ] [Alm. Kontur; Aussenlinie; Rand; Berannung; Umriss ] [Fra. contour ] : Sonlu sayıda pürüzsüz yayın bileşimi. anlamdaşı: parçalı pürüzsüz eğri.
yol integrali [İng. contour integral ] [Alm. Umlaufintegral ] [Fra. intégrale de contour ] : Bir fonksiyonun basit bir eğri boyunca alınan çizgisel integrali.
yöndeş açılar [İng. exterior-interior angles, corresponding angles ] [Alm. korrespondierende Winkel; Gegenwinkel ] [Fra. angles correspondants ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve aynı yanlarında oluşan birisi iççapraz, ötekisi dışçapraz iki açı.
yönelti kosinüsleri [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. ] : Yönelti açılarının kosinüsleri.
yönlendirilmiş doğru [İng. oriented line ] [Alm. orientierte Gemde ] [Fra. droite orientée ] : Üstünde pozitif yön belirtilmiş bir doğru.
yönlendirilmiş düzlem [İng. oriented plane ] [Alm. orientierte Ebene ] [Fra. plan orientée ] : Üzerinde yer alan kapalı, kendisini kesmeyen eğrilerin belirli bir yönlendirilmesi seçilmiş düzlem.
yönlü açı [İng. directed angle; oriented angle ] [Alm. gerichteter Winkel; orientierter Winkel ] [Fra. angle dirigé; angle orienté ] : Işınlarından biri başlangıç, ötekisi bitiş ışını olarak gösterilen açı.
yönlü doğru [İng. directed line ] [Alm. orientierte Linie ] [Fra. ligne orienté; droite orientée; ligne dirigé; droite dirigée ] : Üzerinde bir artı yön belirlenen doğru.
yönlü küme [İng. directed set; Moore-Smith set ] [Alm. gerichtete Menge ] [Fra. ensemble dirigé; ensemble de Moore-Smith ] : Üzerinde yansımalı, geçişli ve her x, y öğe çifti için x ≤ z , y ≤ z olacak biçimde bir z öğesi varlayan bir ikili bağıntıyla donatılmış küme.
yönlü sayı [İng. directed number ] [Alm. gerichtete Zahl ] [Fra. nombre dirigé ] : Önünde artı veya eksi imi olan sayı.
yörünge [İng. orbit ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. geometrik yer.
yukarıdan sınırlı küme [İng. set bounded above ] [Alm. Menge nach oben beschränkt ] [Fra. ensemble majör ] : Bir kısmi sıralı kümede, bir üst sınır varlayan altküme.
yukarıya dışbükey [İng. convex upward ] [Alm. ] [Fra. convexe en haut ] : Teğetleri üstte kalan. kar. yukarıya içbükey.
yukarıya içbükey [İng. concave upward ] [Alm. konkav nach aufwärts ] [Fra. concave en haut ] : Teğetleri altta kalan. anlamdaşı: yukarıya dışbükey.
yuvar [İng. sphere ] [Alm. Kugel; Sphäre ] [Fra. sphère ] : (X,d) bir metrik uzay, a bir sabit nokta ve r≥0 belirli bir sayı olduğunda, {y : d(y,a)≤r } kümesi. v kapalı küre.
yuvarlama [İng. rounding off ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir gerçel sayının onlu açılımında belirli bir basamaktan sonraki rakamların atılması.
yükseklik [İng. height ] [Alm. Höhe ] [Fra. hauteur ] : 1- Üçgende bir köşeden karşı kenara indirilen dikme. 2- Paralelkenarda taban sayılan kenar ile ona paralel olan kenar arasındaki dikme. 3- Yamukta iki paralel taban arasındaki dikme. 4- Prizma veya silindirde paralelt tabanlar arasındaki uzaklık. 5- Piramit veya konide tepeden taban düzlemine indirilen dikme. 6 – Kesik piramitte veya kesik konide paralelt iki taban arasındaki uzaklık.
yükseklik merkezi [İng. orthocenter ] [Alm. Orthozentrum; Höhenschnittpunkt ] [Fra. orthocentre ] : Bir üçgende yüksekliklerin kesişme noktası.
yükselti çizgisi [İng. contour line ] [Alm. Schichtlinie; Höhenlinie; Isohypse ] [Fra. ] : Eş yükseklikteki noktalan birleştiren çizgi.
yüz [İng. face ] [Alm. Seitenfläche; Fläche; Seite ] [Fra. face ] : Bir çokyüzlüyü oluşturan çokgenlerden biri tarafından sınırlanan düzlemsel bölge.
yüz açısı [İng. face angle ] [Alm. Winkel an der Spitze ] [Fra. ] : Bir çokyüzlünün bir yüzü üzerinde ardışık iki kenarın oluşturduğu açı.
yüzdebirler basamağı [İng. hundredihs ] [Alm. ] [Fra. ] : Onlu sistemde rakamın yüzde-bir katını belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ikinci basamak.
yüzey [İng. surface ] [Alm. Fläche ] [Fra. surface ] : Üç boyutlu gerçel uzayda bir geometrik şeklin sınırı.
yüzeyin normali [İng. normal to a surface ] [Alm. Normale einer Fläche ] [Fra. normale à une surface ] : Yüzeyin bir noktasındaki teğet düzlemine söz konusu noktada dik olan doğru.
yüzler basamağı [İng. hundreds ] [Alm. ] [Fra. ] : Onlu sistemde, rakamın 100 katını belirten ve onlu çekesinin solunda yer alan ikinci basamak.
yüzölçü [İng. area; two dimensional content ] [Alm. Flächeninhalt; Areal; Inhhalt; Fläche ] [Fra. aire ] : 1- Düzlemsel bir bölgenin veya uzayda bir cismin yüzeyini ölçme. 2- Bu ölçme sonucunda ortaya çıkan nicelik. v alanölçü.