GİRİŞ
İnsan varoluşuyla birlikte bilgiye ihtiyaç duymuş, gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurabilmek için bu ihtiyacının şiddetini sürekli arttırmak zorunda kalmıştır. İnsanlık tarihinin ilk zamanlarında kendini korumak ve çevreyi tanımak olan bilgi edinme uğraşı, günümüzde ise toplulukların gelişmesinde temel unsur haline gelmiştir.
Toplumsal sistemleri nitelendiren en temel özelliklerin maddi üretim koşulları ve ona dayalı üretim ilişkileri olduğu genelde kabul gören bir tanımlama ve görüştür. Bu bağlamda, üretime en fazla katkı sağlayan faktör hangisi ise onun etrafında şekillenen toplum biçimine de o ad verilmektedir. Şöyle ki; İlkel komünal düzenlerde üretimde taştan yapma araçlar en çok rol oynadıkları için bu dönemlere kaba ve yeni taş devri denilmektedir. Sınıf ayrımlarının olduğu bu dönemlerde mülkiyet kavramını özgürlükleri kısıtlanmış insanlar oluşturduğundan bu düzenlere köleci toplum adı verilmektedir. Bu süreç biçimlenip geliştiğinde ise feodal toplumu, sonrasında ise maddi üretim alanında büyük bir üstünlük sağlayan fabrika üretimi ve sermaye, kapitalist toplumu veya sanayi toplumu dediğimiz yeni bir toplum biçimini ortaya çıkarmaktadır.
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçilmesiyle birlikte bilgiye olan gereksinim artmış ve bilgi yönetimi ön plana çıkmıştır.Bu süreç de tüm dünyada bilgi toplumuna geçiş olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda bilgi çağında bilginin etkin ve yaygın kullanım sonucunu doğurarak; ‘bilgi çağı’, ‘bilgi ekonomisi’ gibi yeni kavramları ortaya çıkarmaktadır.
Bilgi çağı, servet yaratmada bilginin öne geçtiği dönemi tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Böylece maddi sermayenin yerini zihinsel sermaye almıştır. Zihinsel sermayenin belli bir yere sınırlanmayan yapısı, bütün yönetim ve toplum ilişkilerini değiştirmiştir. Bu çağda; bilgiye dayalı toplum, bilgi teknolojilerine bağlı faaliyetler, etkinlik, verimlilik, başarı ile pek çok ürün ve hizmet gibi temel kavramlar ön plandadır.
Diğer toplum biçimlerindeki üretim faktörlerinden farklı olarak “bilgi” temelinde biçimlenen ve teknolojinin itici bir güç olarak gelişmesine katkı sağladığı yeni bir toplum biçimiyle karşımıza çıkmaktadır. Bilgi Toplumu olarak ifadesini bulan bu toplum biçiminde, bilgi merkezli ve teknolojiye dayalı üretim yapılanmasının olması ve söz konusu teknolojik bilginin ekonominin her alanında kullanılabilir olması gibi temel özellikler karşımıza çıkmaktadır . Buradaki amaç, bilginin sınırlarını genişletmek ve üretimde yüksek verim elde etmektir. Bilgi toplumunda emek bilgi işçisi olarak ifadesini bulurken sanayi toplumunun mavi yakalıları yerine bilgi toplumunda uzman iş gücü olarak beyaz yakalılar göze çarpmaktadır.
“Bilgi Toplumu”na geçiş ile birlikte emeğin yapısında meydana gelen değişimlerin ele alındığı bu çalışmanın birinci bölümünde, ilk olarak. kavramsal çerçeve de bilgi toplumu ele alınarak tanımı, önemi ve özellikleri ile sosyal yapısı üzerinde durulmuştur. Tarihsel yapı incelenerek bilgi toplumuna geçiş süreci, bilgi toplumundan önceki toplumsal yapıların özellikleri incelenerek karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.
Çalışmanın ikinci bölümünde, bilgi toplumunun sosyal ve ekonomik yapısı ele alınmaktadır. Bu bölümde bilgi toplumuna geçiş ile birlikte ekonomik yapının, sermayenin, üretim sürecinin yapısında ki değişimlere ve gelişimlere değinilmiş, bu değişim ve gelişimin emeğin yapısında meydana getirdiği değişikler incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca farklılaşan üretim sürecinin emeğin yapısında yarattığı değişimlere de değinilmiştir.
İkinci bölümde son olarak , bilgi topluma geçiş ile birlikte ortaya çıkan ekonomik yapı ve üretim sürecinde yaşanan değişimlere değinilmektedir. Bireylerin piyasada sahip oldukları bilgi giderek daha da önemli hala gelmiştir. Bilgi ekonomisinde bilgi piyasaların yapısını değiştirmiş, işletmelerde bilginin kullanımı, çalışanların kapasitesini kullanma ve geliştirme, müşteri ilişkileri, buluş, yeni ürün geliştirme ve pazar ile ilişkiler gibi kavramlar ön plana çıkmıştır. Bilginin hızlı ve kolay akışını sağlamak adına mevcut yönetim sistemlerinde sisteminde de değişiklik yapılmasını zorunlu hala getirmiştir. “Bilgi toplumu ve emeğin yapısında yaşanan değişimler” üzerine yapılan bu çalışmanın sonunda bilgi toplumuna geçişle birlikte üretim sürecinde yaşanan değişikler anlatılmaya çalışılmıştır.
birinci bölüm
bilgi toplumu kavramı ve tarihsel süreci
I. BİLGİ TOPLUMU KAVRAMI
1. Tanımı ve Önemi
Bilgi teknolojisindeki hızlı gelişmeler, toplumların yapılarının yeniden şekillenmesine neden olmaktadır. Hızlı değişimlerle beraber yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bu kavramlardan biri de “Bilgi Toplumu” kavramıdır.
Bilgi teknolojilerini araştıran, geliştiren, kullanan toplumlara ” Bilgi Toplumu” denilmektedir. Bilgi toplumu, bilginin gerçek sermaye ve zenginlik yaratan başlıca kaynak hâline geldiği bir toplumdur.
Bilgi toplumu;” Bilgi ve enformasyon teknolojisini öne çıkaran özelliği ile bilgi toplumu, entelektüel kaynakların fiziksel kaynaklardan, temel teorik araştırmaların uygulamalı araştırmalardan, öğrenimin işyerindeki tecrübelerden daha önemli hale geldiği , değişimin ise bilimin mevcut temellerini çok kısa bir zamanda geçersiz hale getirebilecek kadar hızlı bir şekilde yaşandığı ekonomilerdir” şeklinde tanımlanmaktadır.
ABD ve Japonya gibi ileri düzey sanayi ülkelerinin 1960 lardan sonra toplum yapılarında gözlemlenen değişimler, ikinci dünya savaşından sonra yaygın olarak kullanılan sanayi toplumundan farklılık gösteren bu yeni toplum için birçok yeni kavram ortaya atılmasına neden olmuştur. Söz konusu dönem, farklı sosyal bilimciler tarafından “ Postmodern Dönem”, “Sanayi Sonrası Toplum”, “ Bilgi Toplumu”, “ Kapitalist Ötesi Toplum”, “ Teknoktarik Çağ” veya “ Bilişim Toplumu” gibi oldukça fazla isimle anılmıştır. Bu kavramlardan Daniel Bell tarafından 1970’lerde gelmekte olan toplumu tanımlamak için kullanılan Sanayi Sonrası Toplum ve Japon araştırmacılar ve özellikle Y. Masuda tarafından kullanılan Enformasyon Toplumu yeni oluşan toplumun tanımlanmasında son zamanlarda daha fazla kabul görmüştür.
Bilginin ve bilgi teknolojilerinin hızla gelişimiyle şekillenen ve ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanları kısa zamanda etkisi altına alan bilgi toplumu aşaması, sosyo-ekonomik gelişme sürecinde tarım toplumu ve sanayi toplumunun ötesinde üretimin ve verimliliğin hızla artmasına yol açmaktadır. Bilgi sektöründeki baş döndürücü gelişmeler, başta insan faktörünün verimliliğine etkilerinden dolayı ekonomik sonuçları yanı sıra sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda da hızla yapısal değişimleri beraberinde getirmektedir. Bilgi toplumundaki gelişmeler, insanın verimliliğinin artmasına, ekonomik gelişme düzeyinin artmasına, ayrıca bilimde ve teknolojide yeni gelişmelerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Bilginin ve bilgi teknolojilerinin hızla gelişimiyle şekillenen ve ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanları kısa zamanda etkisi altına alan bilgi toplumu aşaması, sosyo-ekonomik gelişme sürecinde tarım toplumu ve sanayi toplumunun ötesinde üretimin ve verimliliğin hızla artmasına yol açmaktadır. Bilgi sektöründeki başdöndürücü gelişmeler, başta insan faktörünün verimliliğine etkilerinden dolayı ekonomik sonuçları yanısıra sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda da hızla yapısal değişimleri beraberinde getirmektedir. Bilgi toplumundaki gelişmeler, insanın verimliliğinin artmasına, ekonomik gelişme düzeyinin artmasına, ayrıca bilimde ve teknolojide yeni gelişmelerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
2. Temel Özellikleri
Bilgi toplumunun farklılık arzeden temel özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır:
Bilginin Önem Kazanması
Yirminci yüzyıl sona ererken dünyada değişim hızlanmıştır. Değişim sonucu bilgi toplumu denilen bir toplum ortaya çıkmıştır. Bilgi toplumunda, en güncel bilgiye, en güncel teknolojiye ulaşan, başarıya daha kolay ulaşabiliyor. Ancak değişim ve bilgide sınır bulunmamaktadır. Her gün yukarıya doğru tırmanma sürüyor. Bunun için değişimi ve bilgi birikimini devamlı izlemek şart. Çağdaş iletişim tekniklerini bilmeye ve kullanmaya mecbursunuz. Bugün artık bir çok şey şeffaflaştı. Bilgiye ulaşmayı bilen, oturduğu yerden zaman ve para harcamadan istediği bilgiyi elde edebiliyor. Bilgi toplumunun sürükleyici gücü ve en başta gelen kaynağı bilişim teknolojisinin ürünü olan bilgidir. Bilişim bilgisi bilgisayar sistemleri içerisinde bilimsel usüllerle işlenip elde edildiği için, kişisel keyfilik ve saptırmalardan uzak olması sebebiyle daha objektif bir özelliğe sahiptir.
Globalleşme
Sanayi toplumunun temel özelliklerinden biri de, yeni kıtaların keşfi ve sömürgecilik sayesinde ortaya çıkan pazar genişlemesidir. Uluslararası ilişkilerin artmasıyla birlikte, yeni problemler de ortaya çıkmıştır. Globalleşme günümüzde bir yandan milli ekonomilerin birbirleriyle karmaşık ilişkilere girmeleri, öte yandan artan bilgi talebi, bilişim pazarının alabildiğine genişlemesine yol açmaktadır. Böylece bilişim sektörü hem milli hem de uluslar arası ölçekte kilit sektör haline gelerek globalleşme eğilimine girmektedir.
Küreselleşmenin iki kaynağı vardır. Birincisi teknolojik, diğeri siyasal kaynaktır. Teknoloji kaynağını da iki farklı devrim oluşturmaktadır. İlki iletişimi teknolojisi devrimi (telefon), ikincisi ise bilişim teknolojisinin devrimi(bilgisayardır). Bu ikisi yani telefon ve bilgisayar bir arada geliştiği için yeni bir teknoloji “İletişim ve Bilişim Devrimi” doğmuştur.
Bilgi Sektörünün Doğuşu
Bilgi toplumunda, bilişim bağlantılı sanayiler sonucu bilgi sektörü toplumsal yapıda önemli bir yer almaktadır. Bilgi toplumu haline gelen ülkelerde bilgi giderek hammaddenin, emeğin ve diğer kaynakların yerini almaktadır. Bu sebeple bilgi toplumunun en önemli sosyal grupları bilgi işçileri olacaktır. Bilgi sektörünün altyapısının devlet sektörü tarafından kurulmasıyla bilgiye dayalı insani sermaye ön plana çıkacaktır. Sanayi toplumunda tarım, sanayi ve hizmetler sektörü gündemde iken bilgi toplumunda buna bir de bilgi sektörü eklenmektedir. ABD gibi gelişmiş ülkelerde toplam işgücünün %50’sinden fazlasının artık bilgi sektörüyle ilgili iş dallarında çalıştığı belirtilmektedir.
Çevre Koruma Şuurunun Gelişmesi
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken, kirlilik, çevre tahribatı ve doğal kayakların tükenmesi gibi problemler ortadan kalkarak, kirlilikten arıma, doğa ile uyum ve kaynak tasarrufu anlayışı devreye girmektedir.
Çevre sorunlarının ortaya çıkması,işletmelerde yeni bir bakışı zorunlu kılmıştır. Kararları alınmasında çevre önemli bir faktör olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Ancak,buradaki yaklaşım,sosyal ve ahlaki olmaktan çok,ekonomik bir harekettir. İşletmeler karlılıklarını arttırabilmek içi çevreyi göz önüne almaya başlamıştır.
Gönüllü Kuruluşların Etkinleşmesi
Bilgi toplumunda gönüllü kuruluşlar ön plana çıkmaktadır. Bilgi toplumu aynı zamanda kuruluşlar toplumudur. Bu kuruluşlar birbirine bağımlı ama kavramları, görüşleri, değerleri açısından farklı şeylerdir. Gönüllü kuruluşlar daha bugünden toplumun ayrılmaz birer parçasıdırlar. Bu kuruluşlar halen Amerika’nın en büyük işvereni durumundadırlar. Her yetişkin Amerikalı’dan biri, haftanın en az üç saatinde ücretsiz memur olarak yani gönüllü olarak bu kuruluşlarda çalışmaktadırlar. Ne özel sektöre ne de devlete ait olan “insanı değiştirmeye yönelik” kar amacı gütmeyen bu kuruluşlar, üçüncü sektör olarak bilgi sektöründe yerlerini alacaklardır.
Kişinin Merkezi Konuma Gelmesi
Bilgi toplumunda merkez olan kişidir. Bilgi para gibi kişinin dışında bir kavram değildir. Bilgi her zaman insanın içindedir, bireyler tarafından öğrenilir, öğretilir ve kullanılır.Eğitimli insanların çıoğu, bilgilerini bir kuruluşun üyesi olarak kullanmaya başlamaktadır. Böyle olunca, eğitimli insan, hem bir aydın olarak, hem de bir yönetici olarak çalışmaktadır. Aydıın dünyası ile yöneticinin dünyası dengelenmedikçe; herkesin kendi kafaına gore hareket edebileceği bir dünya oluşurken; yönetici dünyası ile aydının dünyası dengelenmediğinde de, bürokrasi ortaya çıkmaktadır.
Bilgisayarlaşma
Bilgi toplumunun en önemli özelliklerinden birisi bilgisayarın yoğun olarak kullanılacak olmasıdır. Konu ile ilgili uzmanlara göre, .bilgisayarın sanal ticaret aracı haline geldiği internetsiz bir ülkenin geleceği olamaz. Bilişim sistemlerinin insan hayatındaki rolü giderek büyümektedir.Yani toplumun şekli bilgisayar ve iletişim teknolojisiyle çizilecektir. Bilgi toplumunda örgütlerin bilgiye dayalı hale gelmeleri, bilgisayarların ve haberleşme araçlarının gelişmesi ve entegre olması, robot teknolojisinin üretime girmesi örgütsel yapıları da değiştirecektir. Bu gelişmeler bir yandan işletmelerde niteliksiz iş gücünü ortaya çıkarmakta, bir yandan da bilgi uzmanlarının sayısının artmasına neden olmaktadır.Kullanım alanı giderek yaygınlaşan bilgisayarlar, nükleer gücün kullanılması, roketlerin fırlatılması ve tıpta önemli teşhislerin konulması gibi hyayati derecede önem taşıyan konularda etkili olacaktır.
Örgütlü Toplumun Güçlenmesi
Bilgi toplumunda, ortak özellikler, değerler ve amaçlar ile ortak mekan ve çıkarlara sahip kişilerin oluşturduğu sosyal gruplar teşkilatlanmış olarak sivil hayatta ağırlıklarını ve etkinliklerini göstereceklerdir. Bu gruplar çıkar çatışmasından çok çıkar uzlaşması ile şu andaki ve gelecekteki ortak amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik dayanışmacı gruplar olacaktır..
3. Bilgi Toplumunu Belirleyen Karakteristikler
Bilgi toplumunu belirleyen temel karakteristikleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Ekonomik Yapıdaki dönüşüm: Bilgi toplumundaki en büyük özellik mal üretiminden hizmet üretimine doğru bir kaymanın görülmesidir. Aslında hizmet sektörü zaten tüm ekonomilerde her zaman mevcuttur, ancak sanayi toplumunda hizmetlerin niteliği daha yerel ve mal üretimine yardımcı konumdadır. Sanayi sonrası toplumda ise eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi insani hizmetler ve bilgisayar, sistem analizi, bilimsel AR-GE gibi mesleki hizmetler yoğunluk kazanmaktadır. Bilgi toplumunun oluşmasında belli sektörlerin yükselişi önemli rol oynamıştır. Bunlar:
1.Televizyon yapımcıları, yayıncılar vb. bilgi sağlayan kişi ve kurumlar,
2.Telefon ve kablolu yayın gibi elektronik bilgi iletişim kurumları
3.Mikroelektronik sanayi, yani televizyon, bilgisayar ve telefon gibi elektronik bilgilerin insanlara iletilmesine imkan sağlayacak platformların üreticileri
4.Bilgilerin toplanması, saklanması, iletilmesi ve kullanılması amacıyla yazılım geliştiren sektörler.
Yükselen Yeni Sınıflar: Yeni toplumda insanların çalıştıkları yer değil aynı zamanda yaptıkları işlerin türü de değişmektedir. Sanayi toplumunda yarı vasıflı işçiler çalışan sınıf içinde en kalabalık grubu oluşturmaktaydılar. Bilgi toplumunda ise, teknik ve profesyonel sınıf, yani P.Drucker tarafından “bilgi işçisi” olarak nitelenen bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler sayıca artmış ve toplumun kalbi konumuna yerleşmişlerdir. Buna bağlı olarak toplumda gücün yapısı da değişecektir. Tarım toplumunda toprak sahipleri, sanayi toplumunda ise sermaye sahibi işverenler gücü ellerinde bulundurmaktaydılar. Oluşan yeni toplumda ise güç bilgi sınıfına ait olacaktır.
Bilginin Artan Rolü: Sanayi toplumu, malların üretimi için makine ve insanların koordinasyonuna dayanmaktaydı. Yeni toplum ise bilgi etrafında örgütlenmektedir. Sanayi uygarlığının öncü isimlerinden Bacon’ın yüzyıllar önce söylediği gibi “bilgi güçtür”, ancak, bilgi toplumunda bilgi aynı zamanda toplumun temel eksenini de oluşturmaktadır. Buna göre, tarım toplumunda toprak ve işgücü, sanayi toplumunda sermaye merkezi bir öneme sahip iken, bilgi toplumunda bilgi stratejik bir kaynak haline gelmiştir. Çünkü, yeni toplumda teorik bilgiyi piyasada yeni ürün ve hizmetlere başarılı şekilde dönüştürenler ile eğitim ve AR-GE harcamalarına en çok yatırım yapan işletmeler ve toplumlar başarılı olacaktır. Eğer bir toplum bilgiyi üretir hale gelemezse, büyük harcamalarla ürettiği mal ve hizmetler kısa sürede demode olma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Bilişim Teknolojisi: Sanayi toplumunun ortaya çıkmasında en önemli etkenin buhar makinası, elektrik, içten yanmalı motor gibi enerji teknolojilerinin bulunmasıdır. Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp hızla gelişmesi de benzer bir etkiyi yeni oluşan toplumda oluşturmuştur. İletişim ve bilgisayar teknolojileri daha yetenekli işgücüne gereksinim doğurduğundan ve ulusal verimliliği arttırma ve rekabetçi üstünlük elde etme yolunda daha yüksek değerlere sahip ürünler ortaya koyma yeteneğine sahip olduklarından iktisadi gelişme açısından en fazla önem verilmesi gereken alan bilişim teknolojileri olarak görülmektedir. Nitekim, ünlü strateji uzmanı M.Porter günümüzde bir işletmenin yönetilmesinde en temel faktör olarak bilişim teknolojisine işaret etmektedir. Zaten, bilgi toplumu kavramı da yeni teknolojilerin sebep olduğu iktisadi ve sosyal değişimler anlamına gelmektedir.
Bilgi Çağında işletmeler işlerini görebilmek için büyük ölçüde bilişim teknolojisine muhtaçtırlar. Yani bilgi toplumunda bilgisayar kullanımı son derece yaygındır. Bilgi Çağında, bir çok mal ve hizmet bilişim teknolojisiyle iç içe geçmiş durumdadır. Mesela, Lexus marka bir otomobil, klasik otomobil tanımının ötesindedir. Bilişim teknolojisi ile bütünleşen bu otomobilde gelişmiş yol bulma ve navigasyon sistemleri ile elektronik kameralar gibi yenilikler mevcuttur. Bunun yanında havayolu rezervasyon sistemleri gibi hizmet alanları da artık bilişim teknolojisi olmaksızın düşünülememektedir.
Geçen yüzyılda etkisini gösteren Sanayi Devriminin arkasındaki itici güç üretim ve nakliye ekonomisindeki gelişmelerdi. Bilişim teknolojileri bu süreçleri önemli ölçüde etkilemekle birlikte, günümüzde gerçekleşmekte olan devrimin sürükleyici gücü üretimdeki değişim değil koordinasyondaki değişimdir.
Günümüzde örgütlerde herhangi bir işle uğraşan herkes sürekli olarak birbiriyle iletişim içinde olma zorunluluğundadır. Bu tür yoğun bilişim temelli işlerde bilişim teknolojileri asıl önemlerini göstermekte, klasik hesap yapan makine anlamındaki bilgisayar yerine birbirlerine bağlanmış koordinasyon amaçlı sistemler ağırlık kazanmaktadırlar. Koordinasyon teknolojilerindeki ilerlemeler, bir çok sektörde Sanayi Devrimi öncesindeki küçük işletmeler dönemine dönüş anlamı taşıyabilecektir. Sanayi toplumunda işletmeler kitle üretimi ve taşımacılık teknolojilerinden avantaj sağlamak için örgütlenirken, bilgi toplumunda işletmeler hem kendi içlerinde hem de dış çevreleriyle entegrasyon amaçlı koordinasyon teknolojilerine göre yeniden yapılanmaktadırlar.
4. Bilgi Toplumunu Sanayi Toplumundan Ayıran Özellikler
Sanayi toplumu, ekonomiyi kıt kaynakların kullanımı ve dağıtımı ile ilgili bir bilim dalı olarak tanımlamaktadır. Şu an sürecini yaşamakta olduğumuz bilgi toplumunda bu tanım geçerliliğini kaybetmiştir. Çünkü temel stratejik kaynak haline gelen bilgi, kıt bir kaynak değildir. Bu nedenle bilgi kavramı için azalan verimler yasası geçerli değildir. Aksine artan bilgi birikimi ile artan verim yasası geçerli olmaktadır. Bilgi diğer üretim faktörleri olan sermaye ve toprak gibi birbirini tamamlayan bir üretim faktörü değil tersine onların yerine ikame edilebilen bir üretim faktörüdür. Bilgi diğer üretim faktörlerine göre çok daha akışkan bir özelliğe sahiptir. Günümüzde bilgi, fiber optik kablolarla ışık hızıyla taşınabilmektedir. Bilgi aynı zamanda paylaşılabilir ve bölünebilir özelliklere de sahiptir.
|
|
Sanayi Toplumu
|
Bilgi Toplumu
|
|
Yenilikçi Teknoloji
|
Öz
|
Buhar Makinesi
|
Bilgisayar
|
|
Temel Fonksiyon
|
Fizik, emeğin ikamesi
|
Zihni emeğin ikamesi
|
|
Üretim Gücü
|
Maddi üretim gücü
|
Enformasyon üretme gücü
|
|
Sosyoekonomik Yapı
|
Ürünler
|
Faydalı Mallar ve hizmetleri.
|
Enformasyon teknoloji bilgi
|
|
Üretim Merkezi
|
Modern Fabrika
|
Enformasyon hizmetleri,
|
|
Piyasa
|
Yeni dünya, sömürgeler, tüketici
satın alma gücü |
Bilgi sınırlarında ve enformasyon
alanında artış |
|
Lider Endüstriler
|
Bilgi sınırlarında ve enformasyon
alanında artış |
İmalat endüstrisi, mak. kim.end.
|
|
Endüstriyel Yapı
|
Entelektüel endüstriler, Bilgi,
enformasyon end. |
Matrix endüstriyel yapı ayrıca
dördüncü end. |
|
Ekonomik Yapı
|
Mal ekonomisi
(İşbölümü,üretim ve
tük.ayrımı) |
Sinerjik enerji (ortak üretim ve
aydalanma) |
|
Sosyoekonomik Prensip
|
Fiyat prensibi
|
Amaç prensibi
|
|
Sosyoekonomik Özne
|
Teşebbüs
|
Gönüllü topluluklar
|
|
Toplum Şekli
|
Sınıflı toplum
|
Fonksiyonel toplum
|
|
Ulusal Hedef
|
Kaba ulusal hedef
|
Kaba ulusal tahmin
|
|
Hükümet Şekli
|
Parlamenter demokrasi
|
Katılımcı demokrasi
|
|
Sosyal Değişmede Güç Merkezleri
|
İşçi hareketleri grevler
|
Vatandaş hareketleri
|
|
Sosyal Problem
|
İşsizlik, savaş, faşizm
|
Terör,gelecek şoku,
|
|
En İleri Aşama
|
Kitle tüketimi
|
Yüksek kitle bilgi üretimi
|
|
Değerler
|
Etik değerler, Değer Ölçüleri
|
Maddi değerler, temel insan
hakları, insancıllık |
Zaman değeri; Self disiplin, sosyal
katkı |
Kaynak: Veysel Bozkurt, Enformasyon Toplumu Ve Türkiye, S.43
Bilgi toplumunda, üretim sürecine katılan en temel kaynak insan bilgisi, diğer bir ifade ile organize bilgi olmaktadır. Ortaya çıkan bu değişimin doğal bir sonucu olarak, üretim sürecinde, enerji ve girdi değeri gibi etkenlerin öneminin giderek azalması söz konusu olmaktadır. Tüm bu gelişmeler bilgi toplumunun ana uğraşı alanı olan hizmet ve bilgi temelli sektörlere doğru daha fazla insan gücü katılmasına ve bu alanlara daha çok yatırım yapılmasına yol açmaktadır.
Bilgi toplumuna yöneltilen niteliklerden biri, fiziki ve kültürel çevredeki değişim hızının, daha önceki dönemlere kıyasla görülmemiş ölçüde artmış olmasıdır. Bilgi toplumunu daha önceki toplumsal yapılardan ayıran bütün özellikleri, kısaca ve net olarak ifade etmek gerekirse, bu her alanda değişim hızının katlanarak artması şeklinde ifade edilebilir.
II. BİLGİ TOPLUMUNUN TARİHSEL SÜRECİ
Sosyo-ekonomik gelişme sürecinde toplumlar ilkel toplumdan tarım toplumuna , tarım toplumundan sanayi toplumuna , günümüzde ise sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş şeklinde farklı gelişme aşamaları geçirmişlerdir. İnsanlar önce toprağa ve yerleşik düzene bağlanarak ilkel toplumdan tarım toplumuna; sonrasında, kitlesel üretimle birlikte tüketimin ve eğitimin öneminin arttığı sanayi toplumuna; son olarak da , kitlesel refahın, bilginin ve nitelikli insan sermayesinin önem kazandığı bilgi toplumu geçmişlerdir..
1. Tarım Toplumundan Sanayi Toplumuna Geçiş
Sanayi Devrimi James Watt’ın 1765’de buhar makinesini bulması ve bunun enerji kaynağı olarak kullanılması gibi yeni teknolojilerin üretimle ilgili ekonomik alanda artan ölçüde kullanılmasıyla başlamıştır. 1789 Fransız Devrimi’nin yeni teknolojik gelişmelere yaptığı sosyal etkiler sebebiyle de; oluşan bu yeni sosyal yapıya kısaca Sanayi Toplumu adı verilmektedir.
Yeni teknolojilerin kullanılmasıyla insanlığın o güne kadar görmediği biçimde üretim artışı sağlanmıştır. Tarıma dayalı geleneksel toplumlarda üretim, evlerde, el tezgahlarında yürütülürken, Sanayi Devrimi ile birlikte üretim fabrikalarda yapılmaya başlanmıştır. Geleneksel tarım toplumlarındaki köylüler endüstri işçisi olmuş; aristokratlar yerine ‘burjuvazi’, toplumun üst ve saygın sosyal sınıfı olarak ön plana çıkmıştır. Toplum yapısı kurumlarla birlikte, değer, norm ev davranış kalıpları da değişmiştir. Geleneksel davranışlar giderek yerini akılcı davranışlara bırakmıştır.
Sanayi toplumuna geçiş ile birlikte yaşanan köklü değişimler ve gelişmelerle birlikte, bazı yeni sorunlar da ortaya çıkmıştır. Bu değişim ve gelişmelerden fazlasıyla yararlanabilen kesimler olduğu gibi, yeterince yararlanamayan kesimlerin de olması sebebiyle, belli bir kesim hızlı zenginleşirken belli bir kesim de giderek fakirleşmiş, çok düşük ücretlerle çalışmaya başlamış ve sosyal güvencesi olmayan insanlar görülmeye başlamıştır. Böylece sanayileşmenin ilk yıllarına bölünmüş bir sosyal yapı görülmektedir. Zaman içinde bu aksaklıkların giderilememesi üzerine 1870’li yıllardan sonra geliştirilen sosyal güvenlik sitemleri ve politikaları ile toplumsal bütünleşme sağlanmaya çalışılmıştır.
Sanayi toplumu, tarıma dayalı geleneksel toplumu geride bırakarak; teknolojisi, ekonomisi, sosyal ve kültürel sistemleri olarak tamamen eskisinden farklı yeni bir toplum yapısı oluşturmuştur. Bu yeni toplum yapısı, sabit kalmayıp, kendi içinde sürekli gelişip yenilenmiştir.
Sanayi toplumunun yarattığı üretim sürecine bağlı olarak, özellikle ilk yüzyıl içinde sınıflı bir toplum yapısı oluşmuş; bu yapı, birbirine tamamen zıt iki ayrı görüşün oluşmasına yol açmıştır. Batının sanayileşmiş ülkeleri bu uyumsuzluğu ortadan kaldırmayı az da olsa başarmasına rağmen, Rusya ve “Doğu Bloğu” ülkelerinde bu uygulamalarda zıtlaşmalar devam etmiş ve dünya genelinde yayılmaya devam etmiştir.
2. Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş
Başlangıçta, sanayi toplumlarında tarım sektöründe çalışanların toplam istihdamdaki ağırlığı %80 dolaylarındayken, günümüzde %3’e kadar gerilemiştir. Sanayi üretiminin payı ise; en fazla %50’lere kadar çıkmışken, son dönemlerde bu oran tekrar %30-40’lara inmiştir. Buna karşılık hizmet sektörünün payı %60’ların üzerine çıkmış ve böylece sanayi toplumlarının son aşaması olan Hizmet Toplumuna doğru bir kayma görülmektedir.
Sanayileşme hareketlerinin son aşaması olan “Refah Toplumu” ve “Tüketim Toplumu” 1960’lı yılların sonlarına doğru doruk noktasına ulaşmıştır. Ancak refah toplumlarının önünde yer alan ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde 1960’lı yılların ikinci yarısından sonra ekonomik kriz yaşanmaya başlamıştır. Sanayi toplumundaki bu sancılar yeni krizlere ve çatışmalara da yol açmıştır. 1973’de petrol krizinin patlak vermesiyle, yeni stratejilerin geliştirilmesi gerektiği fark edilmiştir.
Yaşanan krizler ve endişeler, yeni teknolojilerin uygulanmaya konulmasına fırsat yaratmıştır. Bu durum istihdam kaybına sebep olmuş ve beraberinde issizlik sıkıntısını getirmiştir. Ancak toplum üzerinde; bunun getirdiği işsizlik sorunundan çok, getirilen yeni teknolojilerin etkileri olmuştur. Çünkü bu teknolojiler, yeni bir çağı açacak kadar farklı ve ilerici olmuştur.
Sanayi toplumunun insanlığa getirdiği köklü değişim ve dönüşümlere benzer bir işlem de günümüzde yaşanmaktadır. 20.yüzyılın son çeyreği, bu dönüşümün başladığı süreç olmuştur. Tarıma dayalı toplum yapısından sanayi toplumuna dönüşüm uzun yıllar almıştır. Toplumda meydana gelen büyük çatışmalar ve yapısal değişimlerle birlikte 100 yılı aşkın bir dönem içinde sanayi toplumunun yapısı kurumsallaşmış ve yerleşmiştir. Bilgi toplumu olarak ifade edilen yeni sürecin öncesinde özellikle 1970’li yıllarda dünyaya hızla yayılan sanayileşme hareketinin yol açtığı çatışmaların sonucu olarak ortaya çıkan yeni bir kriz dönemine girilmiştir. Krizin atlatılması amacıyla istikrar kavramı gündeme gelmiş, kalkınma ve gelişme ile birlikte ekonomik istikrarın sağlanması önem kazanmıştır. Ancak, yeni gelişmelerin topluma daha ilk 10 yılda önemli ve çok köklü değişiklikler getirmesi sonucu, uygulanan istikrar paketleri değişimin hızına ayak uyduramamıştır.
Batının gelişmiş ülkeleri sanayi toplumundan farklı yeni bir dönüşümü gerçekleştirirken, azgelişmiş ülkeler böyle bir değişimden uzak kalmaktadır. Az gelişmiş ülkeler, yeni dönüşüm bir yana, sanayi toplumuna geçişi bile henüz gerçekleştirememiştir. Bunun nedeni ise, iç dinamiklerinin yetersizliği ve yapısal değişimlerden uzak kalmalarıdır.
Gelişmiş ülkelerdeki mevcut gelişmeler yeni bir çağa girmekte olduğunun kanıtıdır. Bu çağ bilgi bolluğuyla zenginleşen bir çağdır. Açılan yeni çağ “bilgi çağı”, oluşan yeni toplum ise “bilgi toplumu” dur. Yeni teknolojilerin; sanayi toplumundaki teknolojilere göre çok hızlı üretiminin yapılması ve hayat tarzımızı etkilemesi; bilgi toplumuna dönüşümün çok daha kısa sürede gerçekleştirilmesine sebep olmaktadır.
Bu nedenle, bilgi toplumuna dönüşümün yakından incelenmesi ve bu değişime ayak uydurması gerekmektedir.
3. Bilgi Toplumunun Doğuşu
Günümüzdeki bilgi toplumu kavramı, Sanayi toplumu tartışmalarının yeni teknolojik gelişmeler uyarlanmış şekli olarak değerlendirilebilir. Bilgi toplumu kavramı, henüz sınırları tam olarak belirlenmiş, üzerinde herkesin anlaşmaya vardığı bir kavram değildir.
Kimilerine göre bugün bilgi toplumu olarak kabul gören oluşum, aslında sanayi toplumlarının bir üst aşamasını temsil etmektedir. Buna göre; sanayi toplumu ile bilgi toplumu arasında far bir nitelik farkı değil, derece farkıdır.
İngiltere’de Bilgi Toplumu üzerine araştırmalar yapan Rosenbrock ve arkadaşlarının hazırladığı rapora göre ; “Günümüzde önemli teknolojik gelişmeler görülse bile, bu değişikliklerin sanayi devrimindeki gibi, toplumsal hayatın kökten değiştirecek nitelikte olduğunu söylemek mümkün değildir. Yeni teknolojik gelişmeler, sanayi, devrimiyle birlikte geçmişle bağlarını kopartan köklü bir dönüşüm olarak değil; sadece mevcut sisteme ,ivme kazandırması için değerlendirilebilir.” şeklinde bir değerlendirme yapmıştır.
Girmekte olduğumuz çağın engelde kabul gören ismi bilgi çağıdır. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca bilgi aletlere, ürünlere, diğer faaliyet alanlarına uygulanmıştır. Bu da Sanayi Devrimi’ni yaratmıştır. 2.Dünya Savaşı’nın sonrasında ise artık, bilginin kendisine uygulanması ile yeni bir dönem başlamıştır. Bunun adı yönet,im devrimidir. Bilgi artık son hızla, üretimin tek faktörü haline gelmektedir. Hem sermayeyi hem de emeği geride bırakmaktadır.
Bugünkü teknolojik değişimlerin %80’inin bilgi teknoloji temelli olduğu bilinmektedir. Bilgi teknolojisi, bilginin toplanması, işlenmesi ve dağıtılmasında kullanılan teknolojileri ifade eder.
1990’lı yıllarda ise insanlık tarihinde akıllara durgunluk veren teknolojik yenilenme, daha önce benzeri görülmemiş ekonomik imkanlar ve bazı gelişmelerle birlikte kültürel faaliyetlerin de artması sonucu yeni çağın büyük yönelimler tarafından temsil edileceği ifade edilmektedir.
Bilgi toplumunun itici gücü bilgisayarlarla birlikte, istenen bilgileri istendiği kadar depolayabilen, bunları işleyen, yeni bilgiler üreten ve istenilen yere dağıtan bilgi teknolojileri de insanlığın hizmetine sunulmuştur. Bilgi teknolojilerinin desteğini alan insanoğlu, bir yandan kendi buluşlarıyla yeni çözümler üretebilmekte, bir yandan da toplumsal yapıyı şekillendirebilmektedir.
Geleneksel üretimde en önemli bilgi hammaddeydi. Bir mala talep olduğunda, önce en ucuz şekilde elde edilen hammaddeler kullanılır. İlgili mala olan talep arttıkça ucuz hammaddeler tükenir ve daha yüksek masrafla elde edilebilen hammaddelerle çalışmak gerekmektedir. Yani çok kullanılan malın fiyatı artar, yüksek fiyatla üretilen mala olan talep azalırdı. Yüksek teknolojilerin kullanıldığı bilgisayar, uçak, televizyon gibi ürünlerde ise hammadde payı oldukça düşüktür ve en büyük girdi bilgidir. Başka bir deyişle geleneksel üretimdeki hammaddelerin tersine, bilgi kullanıldıkça artar ve maliyeti düşer.
Bütün bu gelişmeler bir bilgi patlaması oluşturarak, bilgi toplumuna geçişi inanılmaz ölçüde hızlandırmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM
BİLGİ TOPLUMU VE İSTİHDAMIN YAPISI
I. EKONOMİK YAPI
1. Yeni Ekonomi Kavramı
Dünya ‘yeni ekonomi’ kavramıyla, ABD’nin 1990 sonrası dönemde yaşadığı güçlü ekonomik büyümeyle birlikte tanıştı. ‘Yeni ekonomi’ kavramına değişik tanımlamalar getirilmiştir. Genel hatları ile ‘yeni ekonomi’yi yüksek teknolojik gelişmeler ve dünya piyasasının globalleşmesi ile ekonomik ihtiyaçların değişmesi ve bu ortamda düşünme ve faaliyette bulunma ihtiyacının zorunlu olduğu bir ekonomik yapı olarak düşünebiliriz.
Tanım olarak genel kabul gören son 15 yılda ortaya çıkan ve ekonominin kurallarını, yapısını ve fonksiyonlarını değiştiren nicel ve nitel gelişmelerin tümü şeklinde tanımlayabiliriz. Literatürde “yeni ekonomi” kavramıyla eş anlamlı veya bu ifadenin bir alt dalı olacak biçimde “bilgi ekonomisi”, “dijital ekonomi”, “sanal kapitalizm”, “bilgiye dayalı ekonomi”, “net ekonomisi” gibi kavramlar da kullanılmaktadır.
Yapılan tanımlamalarda yeni ekonomi kavramının düşük işsizlik, yüksek büyüme, düşük enflasyon, üretim faktörünün bilgi olması ve globalleşme gibi anlamları içerdiği görülmektedir.
Yeni ekonomide, dünyada kullanımı hızla yaygınlaşan ve tüm alanlarda zorunluluk haline gelen internetin önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Bu yapı devlet uygulamalarından eğlence ve multimedya uygulamalarına kadar tüm alanları kapsayarak ve genişleyerek gelişimini sürdürmektedir. İnsan kaynakları alanında da personel alımında bilgisayar ve program bilgisi aranan ve vazgeçilmez bir özellik olarak ortaya çıkmaktadır.
Bireyin, sahip olduğu bilginin değeri, giderek daha da önemli hale gelmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojileri, piyasaların yapısını değiştiren bir güç olarak ortaya çıkmaktadır. Bilgiye kolay ve hızlı erişilebilirlik üretim sürecini hızlandırıp verimi arttırırken rekabeti ve piyasaya girilebilirliği de hızlandırmaktadır. Tüm bu gelişmelerin getirdiği gerekliliklerden en önemlisi ise hızla gelişen ve değişen bilgi teknolojilerine uyum göstermek ve anında tepki gösterebilmektir.
2. Yeni Ekonominin Özellikleri
Özellikle gelişmiş ülkelerde belirgin olarak görülebilen yeni ekonomi şuan dünya bilişim sektörünün başında yer alan iki büyük Amerikan şirketinin patronlarının kendilerinin dahi inanamayacağı noktalara ulaşmıştır. 1943 yılında “Dünya piyasasında beş bilgisayardan fazlasına yer yoktur ” diyen IBM başkanı Thomas Watson’ın ve 1981 yılında “Herkese 640 kb’lık bellek yeterli olacaktır” diyen Bill Gates’in bu sözleri gelinen noktada gelişmenin ne kadar hızlı ve uyum sürecinin gerekliliğini göstermektedir.
Yeni ekonomide sürekli değişen koşullara, uyum ve anında tepki göstermek önem taşımaktadır. Yeni ekonomide bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasında, dünya çapında büyük bir hızla yaygınlaşan internet ağının çok büyük rolü vardır.
Bilgi
Yeni ekonomi diğer bir ifadeyle bilgi ekonomisinin temeli bilgidir. Bilgi ekonomisinde bilginin ortaya çıkarılması insanlara aittir. Tüketici tercihleri ve bilginin üretime yansıması sonucunda, toplumun her kesiminde akıllı ürünlere olan talep giderek çoğalmaya başlamıştır.
Günümüz iş dünyasında, rekabet avantajı sağlamanın en önemli yolu bilgidir.
Dijitalleşme
Dijitalleştirme tekniği; her türlü ses, yazı, belge, müzik, görüntü ve hareketli objeyi bilgisayar bitlerine dönüştürmek ve daha sonra telekominikasyon teknolojisi yardımıyla başka bir yere göndermek anlamına gelmektedir. Gönderildiği yerde bu kodlar, aslına çok yakın olarak tekrar çözülmekte ve alıcının kullanımına sunulmaktadır.
Sanallaşma
Bilginin niteliği analogdan dijitale doğru değişim gösterdikçe, fiziksel nesneler de sanal bir boyut kazanmaktadır. Bu da kurumsal yapılanmayı, ilişkileri ve ayrıca ekonomik faaliyetlerin yapısını etkilemektedir.
Sanal, ingilizce “virtual” kelimesinin karşılığı olarak, bir şeyin gerçeğe çok yaklaşması yada bir şeyin fiilen olması anlamını taşımaktadır.
Molekülleşme
Yeni ekonomi moleküler bir ekonomidir. Eski büyük şirket yapısının parçalanıp yerine, bireysel gruplar ile dinamik moleküllere ve dolayısıyla, ekonomik faaliyetin temelini oluşturan birimlere bırakmıştır. Kitlesel yaklaşımın yerine, ekonomik ve sosyal yaşamın her aşamasında moleküler bir yaklaşım hakim olmaya başlamaktadır. Buna bağlı olarak da, geleneksel organizasyon yapısının yeni yapıya uygun olarak değiştirilmesi gerekmektedir.
Yeni ekonomide işletmelerde çalışan bilgi işçisi (molekül insan), kendi başına bir iş birimi olarak faaliyet göstermektedir. Motive olmuş, kendi kendine öğrenebilen bu girişimci çalışanlar, yeni araçlar aracılığı ile serbestçe değer yaratmak üzere, bilgi ve yaratıcılıklarını kullanabilecek biçimde yetkilendirilmişlerdir.
Entegrasyon- İnternet Aracılığı İle İletişim
Yeni ekonomi bir iletişim ağı ekonomisidir. Analog hatlar yerine, dijital iletişim ağlarının kullanılması ve klasik ana bilgisayarlardan web tabanlı sisteme yöneliş, iş dünyasında önemli değişimlere neden olmuştur. İletişim ağlarının band genişliğinin artması veri, metin, ses, görüntü gibi çeşitli multimedya kaynaklarına ulaşımı kolaylaştırmakta ve birtakım yeni kurumsal yapıların oluşumuna yol açmaktadır.
Yeni teknoloji iletişim ağları, küçük ölçekli işletmelere büyük ölçekli işletmelerin sahip olduğu ölçek ekonomilerine ve temel kaynağa ulaşma gibi avantajlara sahip olmalarını sağlamaktadır. Ayrıca, büyük işletmeler de bölünüp daha etkin çalışarak molekül kümelerine dönüştükçe, esneklik, özerklik ve hızlı hareket etme yeteneği kazanmaktadırlar.
Aracısızlaştırma
Yeni ekonomide üreticiler ve tüketiciler arasındaki aracı kuruluşlara dijital iletişim ağları sayesinde ihtiyaç kalmamaktadır. Özel ve kamu sektöründe birçok kurum, tüketicileriyle ağlar aracılığı ile doğrudan iletişim kurarak, aracıları büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadırlar.
Sektörel Değişim
Sanayi ekonomisinde otomotiv sektörü anahtar sektör iken, yeni ekonomide hakim sektör, diğer tüm sektörlerin refah yaratmasına giden yolu oluşturan bilgisayar, iletişim ve eğlence sanayilerinin birleşmesiyle oluşan yeni medya sektörüdür.
Yeni medya sektörü insanların iş yapma, çalışma, eğlenme ve düşünme yöntemlerini, yaşam biçimlerini ve dolayısıyla arz-talep yapısını tamamen değiştirmektedir.
İnovasyon (Yenilikçilik)
Yeni ekonomi, inovasyon temelinde biçimlenen bir ekonomidir. İnovasyon “yeni ve değişik bir şey yapmak” anlamındaki Latince “innovare” kökünden türetilmiştir. İnovasyon, bilim ve teknolojinin ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacak biçimde yenilenmesi anlamına gelmektedir.
İnovasyon bilim ve teknoloji etkinliğinin tüm süreçlerini kapsamaktadır. İnovasyondan beklenen, bilim ve teknoloji etkinliğinde bir fikrin kuram, eylem ve sonuç bakımından faydaya dönüşmesi ve belki de anlam bakımından çok önemli olmak üzere bu faydanın pazarlanabilir, somut bir çıktı ile birlikte olmasıdır.
Dolayısıyla inovasyon basit anlamlı bir yenilenme değil, yenilenmenin kuramsal aşamasından başlayarak ürünü de içine alan ve yeni ürünün pazarlanabilme niteliğini kabul eden bir süreçtir .
Yeni ekonominin temel ilkesi “kendi ürününün modasını kendin geçir” olarak ifade edilmektedir. Eğer yeni ve başarılı bir ürün geliştirilmiş ve piyasaya sürülmüş ise, hedef bu ürünün daha gelişmişinin ortaya çıkarılması ve böylece ilk ürünün modasının geçirilmesi gerekliliği olmaktadır.. Eğer ürününüzü kendiniz eskitmezseniz bunu mutlaka bir başkası yapacaktır.
Üretici ve Tüketici Bütünleşmesi
Yeni ekonomide üreticiler ile tüketiciler arasındaki uzaklık giderek bulanıklaşmaktadır: Kitle üretiminin yerini büyük miktarlarda müşteri isteklerine göre üretimin almasıyla birlikte üreticiler, bireysel tüketicilerin zevk ve tercihlerine göre özel mal ve hizmetler üretmek zorunda kalmışlardır.
Yeni ekonomide enformasyon ve bilgi bazlı ürün ve hizmetlerdeki artış nedeniyle tüketiciler, sadece bilgi ve teknoloji kullanmakla kalmayıp fiilen bilgi ve teknoloji üreticisi konumuna gelmektedirler.
Hız (İvedilik)
Dijital bir ekonomide bilginin ivedi, acil bir ihtiyaç durumuna gelmesi, ekonomik faaliyet ya da işletme başarısında onun temel bir faktör haline geldiğini göstermektedir. Günümüzde müşterilerin talepleri elektronik yoldan alınmakta, eş zamanlı olarak değerlendirilerek karşılanmakta, ilgili belgeler yine elektronik ortam aracılığı ile geri yollanmakta ve veri tabanları sürekli güncellenmektedir.
Küreselleşme
Yeni ekonomi, küresel bir ekonomidir. Küreselleşme sonucu uluslararasındaki iletişimin artması, değişen iktisadi sistem ve politikalar, Avrupa, Asya ve Amerika’da oluşan ekonomik birleşmeler vb. ortaya çıkan değişmeler, toplumları giderek birbirine yaklaştırmaktadır. Tüm bu gelişmeler dünyanın tek bir bütün olduğu bilincinin giderek yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
Çatışma
Yeni ekonomiye geçme aşamasında bulunduğumuz şu günlerde güç, özerklik, bilgiye erişim, sermaye, iş hayatının kalitesi, ve demokratik sürecin geleceği gibi bir takım sorunları beraberinde getiren, yeni bir ekonomi politiğin ortaya çıktığı görülmektedir.
İnsanın varoluşunun pek çok evresinde büyük değişimler, eski kültürle çatışma içinde olmuştur. Dolayısıyla bugün de yapıların, kurum ve kuruluşların arasında ciddi çatışmaların bulunması kaçınılmazdır. Yeni ekonomi, çatışan güçler kavramının yeniden tartışılması gerektiğini gündeme getirmektedir.
II. SERMAYENİN YAPISI
1. Entelektüel Sermaye Kavramı
Bilginin iş hayatına uygulanması sonucunda yeni bir kavram daha ortaya çıkmıştır: “entelektüel sermaye”. Entelektüel sermaye, kara dönüştürülebilen bilgidir ve bu bilgi, işletmenin fikirlerinin , yeniliklerinin, teknolojilerin, genel bilgilerinin, bilgisayar programlarının, dizaynlarının, veri kullanma yeteneklerinin, ilişkilerinin, süreçlerinin , yaratıcılıklarının ve yayınlarının bir bütünü olarak tanımlanabilmektedir.
Son 25 yıl içinde bilgi ekonomisinde yaşanan patlama sonucu şirketler artık öğrenmenin hayati olduğunu anlamışlar ve böylece stratejik çabalarını somut varlıkların yönetiminden soyut, genelde gizli, entelektüel varlıklarının yönetilmesine doğru kaydırmışlardır.
İşletmeler üç tip sermaye kullanarak çalışmalarını sürdürürler. Bunlar:
· Fiziksel Sermaye ( fabrika, teçhizat, stoklar vb.)
· Finansal Sermaye ( nakit, yatırımlar, alacaklar vb.)
· Entelektüel Sermaye
Burada entelektüel sermayeyi sadece patentler, entelektüel mülkiyet hakları, telif hakları gibi soyut varlıklar şeklinde tanımlamak yeterli değildir. Entelektüel sermaye, “daha yüksek değerli varlıklar üretmek için şekillendirilmiş, elde edilmiş ve güçlendirilmiş entelektüel maddedir.”
Entelektüel sermayenin yönetilmesinin temeli, bilginin (hammadde) işletme örgütü için değerli bir şeye (bilgi ürünü) dönüştürülmesini yönlendirmektir. Bireyin bilgi ve yeteneği, “dönüştürülmeden” ve “güçlendirilmeden” de ruhsal anlamda birey için bir değer yaratabilir, ama böylece yararlanılmamış, gizli bir organizasyonel kaynak olarak kalmış olur. Bireyin bilgisi kullanılmaya ve organizasyonel değeri yaratmak için paylaşılmaya bir kez başlandığı zaman, bu katma değer “ürün” artık entelektüel sermayenin bir parçası haline gelir.
Yeni çağda bilgi, alınıp satılabilen bir meta haline gelmektedir. Entelektüel varlıklar, ekonomide her zaman önem taşımakla birlikte, hiçbir zaman, bu kadar büyük bir öneme sahip olmamaktaydı. Artık yöneticilerin görevleri de değişime uğramıştır.
Bilgiyi yönetmek artık firmaların takip etmesi gereken en önemli görev haline gelmiştir. Bugün kullandığımız bütün mamullerin hemen hepsi yoğun bir bilgi içermektedir. Gelişmenin tek yolu daha fazla insanın iş yapması ya da maddi sermayenin üstü düzeyde tutulması değil; her iş alanında bütün işlerin bilgi içeriğinin artmasına bağlıdır.
2. Entellektüel Sermayenin Unsurları
Genel olarak, entelektüel sermaye birbiri ile ilişkili olan üç farklı çeşit olarak sınıflandırılmıştır:
· İnsan Sermayesi
· Yapısal Sermaye
· Müşteri Sermayesi.
2.1. İnsan Sermayesi
İnsan sermayesi, her bireyin sahip olduğu ve geliştirdiği bilgidir. İnsan sermayesi işletme işgörenlerinin sahip olduğu bilgi birikimi, yaratıcılık, problem çözme yeteneği, girişimcilik ve liderlik yeteneklerini kapsar.
İnsan sermayesi, işletmelerin mülkiyetine sahip olabileceği bir unsur değildir. İşletmelerin kişilerin sahip oldukları bilgi, yetenek ve becerilerden yararlanabilmesi ve bunu işletme varlıklarına dahil edebilmeleri için insan sermayesinin yapısal (örgütsel) sermayeye dönüştürülmesi gerekir. Başka bir ifade ile bireye ait bilgi, örgütsel değer yaratmak için kullanıldığında ve paylaşıldığında katma değer yaratan bir unsur olarak entelektüel sermayenin bir parçası olur ve bireylere ait bilginin işletme varlıklarına dönüştürülmüş şekli olan entelektüel varlıklar veya bilgi varlıkları olarak adlandırılır.
2.2. Yapısal Sermaye
Yapısal sermayeyi, organizasyonun market ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için sahip olması gereken örgütsel yetenekler toplamı olarak da adlandırabiliriz.
İşletmenin müşterileri için mal ve hizmet üretmesini ve teslim etmesini mümkün kılan bilgi teknolojileri, iletişim teknolojileri, bilgi sistemleri, modeller ve süreçlerin oluşturduğu bir bütündür. Temelde yapısal sermayenin iki temel amacı vardır. Birincisi, çalışanlara aktarılabilecek bilgilerin düzenli bir biçimde kayıt altına alınması ve ikincisi de gerek duyulduğunda kişilerin tam zamanında bilgilere ve uzmanlara ulaşmasını temin etmektir.
Yapısal sermaye, her kuruluşa göre değişmektedir. bir başka ifade ile , her kuruluşun kendisine özgü yapısal sermayesi bulunmaktadır ve bu sermaye kuruluş elemanları tarafından paylaşılmaktadır.
Teknolojiler, icatlar, yayınlar ve süreçler yasalarla koruma altına alınan yapısal (organizasyonel) organizasyonel sermaye türlerini oluştururken, diğer taraftan da şirket stratejisi ve kültürü gibi organizasyonel sermaye türleri bulunmaktadır. Şirketteki yapısal bilgiler, iyi bir şekilde muhafaza edilmeli ve tekrar kullanım için gerektiğinde kolayca bulunabilmelidir.
2.3. Müşteri Sermayesi
Müşteri sermayesi, organizasyonun müşteri, tedarikçi ve toplumun geri kalan kesimiyle ilişkisinin değerini ortaya koyar ve sözkonusu kişilerin organizasyona bağımlılıklarını ifade eder.
Bilgi akışına müşterilerin de dahil edilmesi şirkete fayda sağlaması açısından önemlidir. Belli konularda bilgilendirilmiş ve hatta yetkilendirilmiş müşteriler; kuruluşun ve kendilerinin gelişmesine olumlu katkılarda bulunacaktır.
Müşteri sermayesi işletmenin dış çevreyle olan müşteri sadakati, firma ünü, dağıtıcı ve toptancılarla olan ilişkileri gibi bağlantıları içerir ve işletme için katma değer yaratabilecek işletme dışı tüm taraflarla ilgilidir. Entelektüel sermayenin bu türü, dağıtım kanalları, müşteri özellikleri, trendler ve rekabetçi yapı hakkında işletmenin sahip olduğu bilgiden oluşur. Müşteri tatmini, süreklilik, finansal güç ve fiyat duyarlılığı müşteri sermayesinin göstergeleri olabilir. Müşterilerle olan ilişkiler, işletme içinden ya da dışından olsun, diğer ilişkilerden farklı nitelikler taşır.
Şirket –müşteri ilişkilerini 4 farklı seviyede incelemek mümkündür ;
- Ticari İşlemler : Bir ürün ya da servisin bir defalık .satışıdır. Satıcıların yalnız satış, alıcıların da yalnız alım yaptığı işlemlerdir.
- Ürün Çözümleri : Müşterinin istediği bir özelliği karşılayabilmek için uygun niteliklerde bir ürün ya da servisin önerilmesidir.
- İş Çözümleri : Müşterinin ihtiyaç duyduğu değeri yaratabilmek için kazanç ve niteliklerin değerlendirilerek müşteriye bir servis olarak sunulmasıdır.
- Partnerlik : İş fırsatların yaratılması ve değerlendirilmesi için karşılıklı anlayış ve güven içerisinde müşteriyle birlikte çalışılmadır.
Ticari işlemlerle başlayan müşteri ilişkileri gittikçe gelişmekte ve son aşama olarak partnerliğe ulaşmaktadır. Ticari alım satımda işbirliğine yönelen satıcı kar payını, güvenliğini dolayısıyla da müşteri sermayesini arttırmış olur.
III. ÜRETİM SÜRECİNİN YAPISI
Bilgi toplumunda; ülkelerin gelişmişlik seviyelerinin ölçümü, ürettikleri çelik, enerji gibi maddi değerlerle değil, bilgisayar kullanımı, elde edilen, işlenen, saklanan bilgi miktarı ile yapılmaya başlanmıştır. 21. yüzyıla girerken gelişmişlik ölçümü, fiziki büyüklük gibi ölçü miktarlarından ziyade bilgiye dayalı değerlerle yapılmaya başlanmıştır. Sanayinin kurulmasında, yenileştirilmesinde, işletilmesinde yer alan yeni teknolojiler, stratejik yeni görevleri nedeniyle giderek önem kazanmaya başlamışlardır.
Uluslararası pazarlarda rekabet; emek, sermaye ve doğal kaynak donanımlarından çok teknolojik altyapıyı ve dinamiği geliştirmeye dayandırılmaktadır. Yeni üretim sistemleri konusunda gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan iki temel gelişmeden söz edilebilir. Birincisi; büyük ölçekli firmalarda standart ve seri üretim sistemleri yerine, talep koşullarına göre değişebilir, esnek, büyük ölçekli üretimi feda eden, minimum stok maliyetli, emek ve bir ölçüde sermayeden tasarrufa yönelik elektronik temelli robotların devreye girmesi. İkincisi; sanayi, tarım ve hizmetler de dahil olmak üzere çok geniş bir üretim yelpazesinde girdi
olarak kullanılabilecek ve bütün bunlarda üretim sürecini baştan aşağı değiştirebilecek karakterlere sahip ve ekonominin tümünde verimlilik artışı sağlayacak geleceğin stratejik teknolojilerinin oluşturulmasına yoğunlaşılmaktadır.
Bilgi toplumunda yeni değişme ve gelişme sonucu otomasyon uygulamalarının yaygınlaşması ile üretim ve istihdam ilişkisi bozulmakta; sınıflar arası çatışmalara veya sınıf çıkarlarına dayalı ideolojilerle düşünceler zayıflamaktadır. Ayrıca otomasyon, standartlaşma ve üstün kaliteyi beraberinde getirmektedir. Üretim hacmi artmakla , maliyeti düşürmektedir.
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, eskiden ürettiği çelik ve enerji miktarı ile ölçülürken artık; enformasyon teknolojisini oluşturan mikro-elektronik, telekomünikasyon ve bilgisayar teknolojilerinin imkanları ile elde edilen , işlenen, iletilen, saklanan, bilgi miktarı ile ölçülmeye başlanmıştır. Bu yeni dönemde gelişmişlik kriterlerinde fiziki miktarlardan çok daha farklı , bilgiye dayalı miktarlar ağırlıkla yer almaktadır.
IV. EMEĞİN YAPISI
1. Sanayi İşçisinden Bilgi İşçisine Geçiş
18. yüzyıl, çoğu bilim adamlarınca “en çok değişen ve en çok şeyi değiştiren” yüzyıl olarak tanımlanmıştır. Buhar makinesinin bulunması ile güç kaynağı değişmiş, kas gücünün yerini buhar gücü ve giderek motor, elektrik ve nükleer güç almıştır. Kitle üretimi yapmak amacıyla kurulan fabrikalar, tarımda boğaz tokluğuna çalışan insanları ve kendisiyle rekabet edemeyen esnaf ve sanatkarları “işçi”ler olarak istihdam etmiş, toplum yapısı büyük bir dönüşüm yaşamıştır. Yeni endüstri toplumuna geçiş, emeğin temel karakteristiklerinin çok köklü olarak değişmesine yol açmıştır. Endüstri toplumu, yeni üretim düzeni ile birlikte çalışma hayatına yepyeni değerler de getirmiştir. Endüstrileşme, bir taraftan eski lonca düzenini yıkarken; diğer taraftan da o düzenin gerek toplum gerekse çalışma hayatına ilişkin değerlerini de zamanla büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Örneğin, lonca düzeninin dayanışmayı esas alan usta-kalfa-çırak ilişkilerinin yerini; daha bireyci, duygusal ve kişisel ilişkilerin mümkün olduğunca geri plana itildiği ve rasyonalitenin ön plana çıkartıldığı yeni bir üretim ve toplum biçiminin geliştiğine tanık olunmuştur.
İletişim ve bilgisayar teknolojileri daha yetenekli işgücüne gereksinim doğurduğundan ve ulusal verimliliği arttırma ve rekabetçi üstünlük elde etme yolunda daha yüksek değerlere sahip ürünler ortaya koyma yeteneğine sahip olduklarından , iktisadi gelişme açısından” bilişim teknolojileri” en önemli konu olarak ortaya çıkmaktadır .
Günümüzde herhangi bir tasarım , planlama, araştırma, analiz, organizasyon, depolama, programlama, dağıtım, pazarlama gibi görevlerden birisini yerine getiren bir kişi “bilgi işçisi” olabilir. Yine, bilginin aktarılmasına ve alınıp satılmasına herhangi bir şekilde katkıda bulunan veya bilgiyi kendi işinde etkin olarak kullanan bir kişi, günümüz dünyasında yine “bilgi işçisi” olarak adlandırılabilir. 1990’lı yıllardan sonra karşımıza çıkan bir kavram olan “bilgi işçisi”; tasarımcılar,programcılar, sistem analistleri, akademisyen, teknik yazarlar, gibi enformasyon teknolojisi sahasında çalışan çok sayıda kişiyi de bilgi işçisi olarak tanımlayabiliriz. Daha yaygın bir ifadeyle bilgi teknolojisi alanı dışında kalan insanları da içermektedir.
Sanayi toplumunun kas gücünü yerini robot teknolojisine bırakmakta, kas gücü ise bilgi ile yer değiştirmektedir. Üretim sürecinde önemini arttıran makineleşme ile birlikte somut üretim yapmayan fakat üretimin vazgeçilmez unsurları haline gelen ‘bilgi işçisi’ üretim süreci dışındaki diğer süreçlere müdahale etmektedir.
Buna paralel olarak da bu süreçte insan tipi de değişmektedir. Sanayi toplumlarında “ekonomik insan “, bütün davranış ve düşünüşlerini iktisadi menfaatlerine göre düzenleyen insan tipi; 21. yüzyılda bilgi toplumunda hizmetler sektörü içinde “beyaz yakalı işçi”,kendini geliştirmiş, eğitilmiş ve öğretilmiş , öğrenmeye ve bilgi donanımına sahip olmaya eğilimli insan tipi olarak değişmektedir .
Sanayi toplumunda üretim sürecini bilmek yeterli olarak görülmekte iken bilgi toplumunda bilgiyi ve teknolojiyi üretmek birincil gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.
2. Bilgi İşçisi ve Özellikleri
Sayıları giderek artan bilgi işçileri, mavi yakalı işçilerden daha bağımsız ve daha üretkendirler. Makinenin bir uzantısı olmaktan çıkmışlardır; çünkü her işçi makineyi (örneğin, bilgisayarı) farklı şekilde kullanır. Oysa; mavi yakalı işçinin temposunu büyük ölçüde makine belirlemekteydi. Yeni işçilerin önemli bir kısmı son derece vasıflı ve uzmanlaşmıştır. Onlar, vasıfsız fabrika işçisinin hiç sahip olmadığı üretim araçlarına sahiptir. Geleneksel işçiden farklı olarak ikame edilmeleri oldukça güçtür ve yine onlardan çok daha iyi eğitim görmüşlerdir. Bilgi işçisinin yaptığı işte kalite, elde edilen ürün miktarından daha önemlidir.
Bilgi işçisi özerktir, sürekli bir öğrenme atmosferi içindedir ve “azaltılması gereken bir maliyet” olarak görülmekten ziyade üretim sürecinin önemli bir unsurudur. Sahip oldukları eğitim ve kazandıkları deneyimlerin bir sonucu olarak, işletmelerde “karar verenler” genelde onlardır. Bilgi işçileri; bilgiyi alır, onu özümser, ne yapılacağına karar verir ve söz konusu kararı uygular.
İlk önceleri hizmetler sektörünün belli işlerinde, uçak bileti satıcılığı vs. bilgi işçisi denilmekte iken bugün tanım, beyin gücü ile çalışanları kapsayacak şekilde gelişmiştir. Şu anda geniş bir alanı kapsayan bilgi işçisi tanımlaması; bilgi üreticileri (bilim adamı, araştırmacı, uzman, yazılım mühendisleri…),bilgi taşıyıcıları (öğretmenler, kütüphaneciler, profesyonel iletişim işçileri…), bilgi işlemcileri (idari işler ve sekreterlik hizmetleri…) ve altyapı personeli (makine operatörleri, bakım personeli…) olarak sınıflandırılmaktadır.
Bilgi işçileri; mavi yakalı işçilerden daha bağımsız ve daha üretkendirler. Makinenin bir parçası olmaktan çıkmışlardır, çünkü her işçi makineyi farklı bir biçimde kullanmaktadır. Mavi yakalı işçilerin çalışma düzeni ise büyük ölçüde makineler tarafından belirlenmekteydi. Bilgi işçilerinin çoğu son derece vasıflı ve uzmanlaşmıştır. Bilgi işçisinin yaptığı işte, kalite önemlidir. Sahip oldukları bilgi birikim ve eğitim sebebiyle, işletmelerde genellikle “karar veren” sınıfında yer alırlar.
Eğitimli bir işçi her zaman bilgi işçisi olmayabilir. Bir insan müdür, teknisyen veya yönetici olabilir ama bu, onun bilgi işçisi olduğu anlamına gelmez. Bilgi işçisi olarak nitelendirilebilmek için; örgüte, bilgisi , becerisi ve yaratıcılığıyla katkıda bulunabilmek, işinde geleceği görebilmek gibi özelliklere sahip olması gerekmektedir.
3. İşgücünün Yaş Yapısı
Bilgi toplumunda firmaların bünyesinde çalıştırdıkları vasıflı, eğitimli işçiler, firmalar için büyük sermayelere sahip olmaktan daha öneli hale gelmektedir. İhtiyaç duyulan bu eğitim düzeyi de beraberinde, eğitim sürelerinin uzaması, lisansüstü eğitim programlarına olan talebin artması, işgücüne katılanların yaş ortalamasının yükselmesini de beraberinde getirmektedir.
Ayrıca, teknolojik gelişmelere paralel olarak değişen koşullar karşısında firmalar , dışarıdan işçi temin etmek yerine ,eski çalışanlarına bu yeni gelişmelere uyum sağlayabilmeleri için eğitim vermeyi tercih etmektedirler.Dolayısıyla işgücü piyasalarında yüksek vasıflı işgücüne olan talep artmakta , firma dışındakilerin firma içindekilerle rekabet edebilmeleri adına eğitim süresini ve kalitesini arttırmalarını gerektirmektedir. Bütün bunlar çalışanların işgücüne katılanların yaş ortalamasının artmasına neden olmaktadır.
4. Sendikalaşma Oranı
Üretim sürecine 1970’li yıllardan beri bilgisayarların yoğun bir biçimde girmesiyle işçi, işyeri kavramları sorgulanmaya başlanmıştır. İşçi yeni teknoloji sayesinde evinde ya da binlerce kilometre uzakta üretimini yapabilmektedir. Bu anlamda işçilerin, aynı çatı altında üretim yapmalarını ve işverene bağımlı olarak çalışmalarını zorunlu kılmamaktadır.
Yeni teknoloji, yeni çalışma biçimlerini de beraberinde getirmiştir. Kısmi süreli çalışmalar, ödünç iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmalar, iş paylaşımı gibi yeni çalışma biçimleri ortaya çıkmıştır.
Yeni çalışma biçimleri işgücünün yapısını etkilemekte, beden işçiliğinin yerini fikir işçiliği almakta , belirli süreli hizmet sözleşmeleri önem kazanmakta, kadın işgücü kısmi süreli çalışma alanlarında yoğunlaşmakta, taşeron uygulaması hız kazanmakta, özel istihdam bürolarının önemi artmakta, bazı ülkelerde sendikalar ciddi üye kaybına uğramakta, toplu pazarlık işkolu düzeyinden işletme düzeyine doğru yönelmektedir.
İşçiler arasındaki farklılıkları öne çıkartan ve sendikal örgütlenmenin son derece zor olduğu yeni çalışma biçimleri ve daha düşük ücretle çalıştırılabilmeleri ve standart-dışı çalışmaya daha uygun oldukları için tercih edilen kadın ve gençlerin toplam istihdam içindeki paylarının da artması, bu kesimin örgütlenmelerinin zor olması açısından sendikalaşma oranını düşürmektedir.
Bilgi toplumuna geçiş ile birlikte, vasıflı emeğe olan talebin artması ve istihdam içerisinde beyaz yakalı işçilerin sayısının artması, bu kesimde bireyselliğin ön planda olduğu düşünüldüğünde , sendikalaşmanın önünde önemli bir engel teşkil etmektedir.
fidan ,ahmet, “Bilgi Toplumu Sürecinde Şehirlerin Evrimi”, Yayın Bank- Başar Yayın Bankası , 1999, http://www.ekitapyayin.com/?kitap=008 , (Erişim Tarihi : 10 Aralık 2007)
AKIN, a.g.e.