Tem
24
2007
0

Yeniçeri

Osmanlı Devletinde pâdişâhın şahsına bağlı kapıkulu ocaklarının piyâde sınıfı.

Eyâletlerdeki topraklı veya timarlı sipâhilerle diğer eyâlet kuvvetlerinden tamâmen ayrı olarak Osmanlı devlet merkezinde pâdişâhların şahıslarına bağlı kapıkulu denilen yaya ve atlı maaşlı askerler vardı (Bkz. Kapıkulu Ocakları). Kapıkullarının en meşhur sınıfı “Yeniçeri Ocağı” idi.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Vilâyât-ı Sitte

Osmanlı Devleti’nde Erzurum, Van, Harput (Mamuretül-Aziz, Elazığ), Sivas, Bitlis ve Diyarbakır’ı içine alan altı vilayete verilen genel ad.

Vilâyât-ı Sitte, özellikle 1878 Berlin Antlaşması’ndaki bazı hükümler dolayısıyla önem kazandı. Bu antlaşmanın 61. maddesi gereğince, Rusların ve Batılı devletlerin baskısı sonucu, bu altı vilayette Ermeniler lehine ıslahat yapılacaktı. İkinci Abdülhamid Han, yapılacak ıslahatın, Doğu Anadolu’nun Osmanlı Devletinden ayrılmasıyla sonuçlanacağını düşündüğü için, bütün baskılara rağmen, Vilâyât-ı Sitte’de istenilen ıslahatı yapmadı. Ayrıca, bu altı vilayeti meydana getiren 20 sancağın hiçbirinde Ermeniler çoğunlukta değildi.

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
1

Valide (Vâlide) Sultan

Osmanlı Devletinde pâdişâh anneleri için kullanılan tâbir. Vâlide sultanların resmî ünvânı Mehd-i ulyâ idi. Vâlide sultan tâbiri ilk defâ Sultan Üçüncü Murâd Han tarafından vâlidesine verilmiş ve sonra devamlı olarak kullanılmıştır.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Vakanüvis (Vak’anüvis)

Zamânın olaylarını kayıtla vazifelendirilmiş resmî devlet târihçisi.

Târihin lüzumu anlaşılıp, kendilerinden sonra gelen nesillere bir eser bırakmak arzusu doğunca târihî vak’alar bir memura tutturulmaya başlandı. Bunlar ibret ve bilgi alınacak vesikalar olarak yeni nesillere bırakılmıştı. Osmanlılarda önceleri şehnâmenüvis nâmıyla bilinen görevli memurlar sonradan vak’anüvis adını aldı.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Vaka-i Hayriye

Yeniçeri Ocağının kaldırılması hâdisesi için kullanılan tâbir.

Yeniçeri Ocağının, kuruluş yılları sonrasında, Osmanlı Devletinin Yükselme Devrinde seferde ve hazarda pekçok hizmetleri görüldü. Büyük zaferlerin kazanılmasında hizmeti geçti (Bkz. Yeniçeriler). Fakat, hizmeti devamlılık arz etmedi. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Ulüfe

Osmanlı Devletinde Kapıkulu Askerlerine, Acemi Ocağı mensuplarına, kimi saray ve devlet görevlilerine üç ayda bir verilen maaş.

“Mevâcib” adı da verilen ulûfe Dîvân-ı Hümâyunda, Veziriâzamın huzûrunda verilirdi. Muntazam olarak verildiği zamanlarda ilk iki maaş, Muharrem ve Cemâzilevvelde son iki maaş ise Şâban ayı içinde veya bu ayın sonlarında dağıtılırdı. Bu sûretle üç ayda bir dört defâda verilmesi icap eden ulûfe, üç defâda veriliyordu. Ulûfe dağıtımı mutlak sûrette Salı günü olurdu. Yeniçerilerin maaş defterlerine çok dikkât edilirdi. Her ulûfe dağıtımında üçer nüsha hazırlanırdı. Asıl, mükerrer, hazine ismi verilen bu defterler yeniçeri kâtib dâiresinde yazılır, suistimâle meydan vermemek için ilk zamanlarda pâdişâh tarafından kontrol edilirdi. Bu işe, Sultan Birinci Süleyman Han (1520-1566) ile Dördüncü Murâd Han (1648-1687) çok fazla hassâsiyet göstermişlerdir.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Uç Beyliği

Anadolu’da kurulan Türk devletlerinin sınırlarını muhâfaza ve yapacakları akınlarla diğer devletleri yıpratma vazifesi gören yarı bağımsız beylikler. Bu aşiretlerin reisine de Uç Beyi denir.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Türklerde Denizcilik

Türklerde denizcilik Selçukîler devrinde başladı. İstanbul’u ve Marmara adalarını kuşatmak için o zamanlar güçlü donanmalar kurmak ihtiyacı duyuldu. Gemlik’i fetheden Selçukîler buralarda tersâneler yapmaya başlayınca, Bizanslılar bu durumu kendileri için tehlike kabul ederek, denizden saldırıya girişerek kızakları yakıp yok ettiler. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Türkistan

Asya kıtasında, Türklerin yurdu mânâsına gelen büyük bir ülke.

Tabiî coğrafyası, etnoğrafik ve târihî mânâsıyla Türkistan’ın hudutları şöyledir: Güneyden Gürgan Nehri, Horasan Dağları, Kopet Dağı, Kuhî Baba, Mezdûran, Tapcak ve Ak Dağları, Hindukuş Sırtları, Mustag-Kuenker Sıradağları; doğudan, Doğu Türkistan’ın doğu hudutları, Sucav civârında 98°50’ kuzey paraleli, 40°50’ doğu meridyeni noktası; kuzeyden Cungarya ve Kazakistan’ın kuzey hudutlarını meydana getiren İrtiş Havzası ve Aral-İrtiş su ayırımı hattının kuzey yamaçları; batıdan Kuzey Ural Dağı, Yayık Nehri, İdil’in denize döküldüğü yer olan Bökey Orda ve Hazar Deniziyle çevrilidir. Yüzölçümü altı milyon kilometrekare civârındadır.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |
Tem
24
2007
0

Tuğra

Pâdişâhın ismi ve lakabı bulunan alâmet, imzâ. Tuğranın Farsçası nişan; Arapçası tevkî’dir. Tuğra, bütün İslâm hükümdârları tarafından kullanıldı ve ferman, berât vesâire ile paralarda, pâdişâhların nişan ve alâmetleri olarak tuğraları çekildi.
(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen in: Türk Tarihi Kavramları |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel