Kas
02
2007
0

Türkiye’de İklim Elemanları

Türkiye İkliminde Etkili Faktörler
1) Matematik konumu: Türkiye bulunduğu konumdan dolayı kışın kutuplardan gelen soğuk hava kütlelerinin, yazın da Tropikal kuşaktan gelen sıcak hava kütlelerinin etkisindedir. Ayrıca güneş ışınlarının düşme açısında yıl boyunca büyük farklar vardır. Bunun sonucu olarak yıllık sıcaklık farkı da fazladır.

2) Yer şekilleri (Yükselti, dağların uzanış doğrultusu ve bakı): Yurdumuzun kuzeyinde ve güneyinde dağlar kıyıya paralel uzandığından kıyı ile iç kesim arasında buralarda iklim farklılığı fazladır. Ege bölgesinde ise dağlar kıyıya dik uzandığından farklılık azdır.

Yükseltinin etkisiyle sıcaklık Türkiye’de batıdan doğuya doğru azalır.

Bakı etkisinden dolayı dağlarımızın güneye bakan yamaçları bütün yıl kuzey yamaçlarına göre daha sıcaktır.

Not: Türkiye’de aynı tarihlerde farklı mevsim özellikleri yaşanabilmektedir. Bunun sebebi; yer şekillerinin çeşitlilik göstermesidir.

3) Denize göre konum: Kıyı bölgelerde nem fazla olduğunda buralarda kışlar ılık, yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır.

4) Rüzgarların esme yönü: Türkiye’ye kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, güneyden gelenler sıcaklığı artırır (enlem etkisinden dolayı).

5) Basınç merkezleri: Türkiye etrafında oluşan basınç merkezleri de rüzgar ve yağış rejimi üzerinde etkili olmaktadır. Yaz mevsiminde Atlas Okyanusu üzerinde oluşup genişleyen yüksek basınç ve Basra Körfezi üzerinde oluşan alçak basınç etkisi altına giren ülkede, yüksek basınç etkisinde iken sıcaklıklar düşmekte, alçak basınç etkisinde iken aşırı sıcaklıklar oluşmaktadır. Kış mevsiminde ise, kuzeyden gelen soğuk hava, Akdeniz üzerinden gelen ılık ve nemli havanın etkisine girmektedir. Bu iki hava kütlesinin karşılaşması ile cepheler oluşmakta ve kıyılarda çoğunlukla yağmur, Trakya, iç ve yüksek kesimlerde kar yağışına neden olmaktadır.
SICAKLIK

Türkiye Yıllık Sıcaklık Dağılışı

* Türkiye’de gözlem yapılan istasyonlardaki uzun yıllar ortalamalarına göre, yıllık ortalama sıcaklıklar 4-20 °C arasında değişmektedir.
* Kıyı kesimler iç kesimlerden daha sıcaktır (deniz etkisinden dolayı).
* Güney kıyılarımızdan kuzey kıyılarımıza doğru enlemin etkisiyle sıcaklık azalır.
* Ülkenin en sıcak kesimleri Güneydoğu Anadolu’nun güneyi ile Akdeniz kıyı kuşağıdır. Buralarda yıllık ortalama sıcaklık 18 °C’nin üzerindedir.
* Erzurum ve Kars platolarının yüksek kesimlerinde 4 °C’nin altına düşer. Sebepleri : Yükseltisinin fazla olması, karasallıktır.

Türkiye Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

* En yüksek sıcaklıklar Akdeniz bölgesinin kıyı kesiminde görülür. Sebepleri: enlem, deniz etkisi ve Toros kıvrım dağlarının kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerini engellemesidir.
* En düşük sıcaklıklar Doğu Anadolu’da Erzurum-Kars bölümünde görülür. Sebepleri: Yükseltinin fazla olması, karasallık, kuzeyden gelen soğuk rüzgarlardır.
* Kıyı ile iç kesim arasındaki sıcaklık farkı fazladır.

Türkiye Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

* Kıyı ile iç kesim arasında sıcaklık farkı azalmıştır.
* En yüksek sıcaklıklar Güney Doğu Anadolu’da görülür. Sebepleri: Karasallık ve Güneyden gelen sıcak rüzgarların etkisidir.
* En düşük sıcaklıklar bu dönemde de Erzurum-Kars Bölümünde görülür. Sebebi, yükseltisinin fazla olmasıdır.
BASINÇLAR

A) YÜKSEK BASINÇLAR

1) Sibirya Termik Y.B: 60° enlemlerinde oluşmuştur. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemlerde kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Türkiye’ye Kuzeydoğudan sokulur.

2) Asor Dinamik Y.B: 30° enlemlerinden kaynağını alır. Türkiye’de bütün yıl etkilidir. En fazla yazın etkilidir. Etkili olduğu yaz mevsiminin kurak olmasının başlıca sebebidir (Alçalıcı hava hareketinden dolayı). Bu basıncın etkisiyle Ege Kıyıları boyunca kuzeyden esen Etezyen rüzgarı oluşur. Yurdumuza kuzeybatıdan sokulur.

B) ALÇAK BASINÇLAR

1) İzlanda Dinamik A.B: 60° enleminde kaynağını alır. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemde kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kuzeybatıdan sokulur.

2) Basra Termik A.B: (30° Kuzey) Türkiye’de yazın ekilidir. Yurdumuza Güney Doğu Anadolu Bölgesinden itibaren sokulur ve sıcaklığı artırır.
RÜZGARLAR

Türkiye batı rüzgarları kuşağında olmasına rağmen daha çok yerel rüzgarların etkisindedir. Sebebi yer şekilleridir.
NEMLİLİK VE YAĞIŞ

* Kıyı bölgelerinin nemliliği iç kesimlerden daha yüksektir. Bundan dolayı kıyı kesimlerde yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır.
* Bağıl nem en yüksek Doğu Karadeniz Bölümündedir. En düşük Güney Doğu Anadolu’dadır.
* En fazla yağış alan bölge Karadeniz, Bölüm Doğu Karadeniz, il Rize’dir (2400 mm). Rize’nin çok yağış almasında; güneyindeki yüksek dağların hakim rüzgar yönüne dik olması etkilidir.
* En az yağış alan bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir. Sebebi; etrafının dağlarla çevrili olmasıdır. En az yağış alan il Konya’dır (330 mm).
NOT: En az yağış alan bölge İç Anadolu Bölgesi olmasına rağmen en kurak bölge Güney Doğu Anadolu Bölgesi’dir. Sebebi ; buharlaşmanın fazla olmasıdır.

* Karasal iklim bölgelerinde kışın görülen yağışlar genellikle kar şeklindedir. Türkiye’de karla örtülü gün sayısının en fazla olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesi’dir.
* Türkiye’de kar örtülerinin yerde kalma süresi batıdan doğuya doğru artar. Kar yağışı ve don olayının en az görüldüğü bölgemiz Akdeniz Bölgesidir.
* Türkiye’de kışın görülen yağışlar genelde cephesel kökenlidir. Bu tür yağış oluşumu en fazla Akdeniz Bölgesinde görülür.
* İlkbahar ve yazın görülen yağışlar genelde Konveksiyon yağışı şeklindedir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür.
* Oroğrafik (yamaç) yağışları genelde Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Fakat en fazla Karadeniz Bölgesi’nde görülür

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
8

Tarım ve Hayvancılık

Geniş manada insanın toprağı işleyerek ürün yetiştirme faaliyetidir.
Tarımı etkileyen faktörler
1. İKLİM: Her tarım ürününün kendine has iklim isteği vardır.İklimi etkileyen faktörler:
- Yağış miktarı: Yılda 10 cm’lik yağış tarımsal faaliyetlerin alt sınırıdır.
- Yağış rejimi: Her ürün farklı rejime ayak uydurur.Pamuk, mısırın yetiştiği yerde yetişmez.
- Sıcaklık: Sıcaklık 10 derecenin altına düşerse bitkinin hayatı tehlikeye girer.Zeytin, incir gibi ürünler kış sıcaklığı isterken, elma, üzüm gibi ürünler soğuğa dayanabilir.Sıcaklık ortalaması da her yerde aynı olmadığı için aynı tür bitkiler farklı zamanlarda olgunlaşır.
- Yükselti: Sıcaklık ve nem oranı yükseltiye bağlı olarak değişir.Yükseklere çıkıldıkça nem oranı ve sıcaklık azalacağı için bitkilerin yetişmesi sınırlıdır.Yine Ekvator’dan Kutuplar’a gidildikçe tarımın yükselti sınırı azalır.
2. TOPRAK: Topraktaki humus, kireç ve minerallerin oranları tarımsal verimi arttırır.Bunların oranlarının belirlenmesinde iklim önemli rol oynar.Nemli iklim bölgelerinde toprak yıkanmış olduğundan mineral oranı düşüktür.Kurak bölgelerde ise toprakta çok miktarda tuz ve kireç birikir.Sonuçta her iki durumda tarımı olumsuz etkiler.
3. TARIM METOTLARI:
a) Nadas: Yağışın yetersiz, iklimin kararsız, sulama imkanlarının olmadığı sahalarda uygulanır. Tarım doğal koşullara bağlıdır.Yağışın bol olduğu zamanlarda iyi ürün alınırken, az olduğu zamanlarda az ürün alınır.Tarım alanlarından 1-2 yılda bir ürün alınır.Bu metot aynı zamanda gübre eksikliğini de gidermek için uygulanır.Ülkemizde Doğu ve Batı Karadeniz hariç diğer yerlerde sulama yapmadan tarım yapmak zordur.Bu yüzden en fazla İç ve Güney Doğu Anadolu’da yaygındır.
b) Ekstansif (Yaygın): Tarım topraklarının geniş, nüfusun ise topraklara göre az olduğu ülkelerde görülen bir metotdur.İnsan ve hayvan gücüne dayalı, kaba tarım metodu da denilen bu metot, ülkemizde her tarım bölgesinde uygulanır.BDT, ABD, Arjantin, Kanada gibi ülkelerde de görülür.
c) İntansif (Yoğun): Modern yada makineli tarım da denilen bu metotta teknolojinin bütün verim arttırıcı yöntemleri uygulanır.Birim alandan en yüksek verim elde edilen tarım metodudur.Tarım topraklarının sınırlı, nüfusun ise fazla olduğu gelişmiş ülkelerde yaygındır.Ör: Hollanda, Japonya, İsveç…
Tarımda Verimi Etkileyen Faktörler
1. Sulama: Tarımda verimin artması, yılda birden çok ürün alma, nadas alanlarının ortadan kaldırılması, tarımın doğal koşullardan kurtulması sulama ile mümkündür. Sulama yaygınlaşırsa;
- Nadasa bırakılan toprakların oranı azalır.
- Üretimde süreklilik sağlanabilir.
- Toprakların miras yoluyla bölünmesine bağlı olarak ortaya çıkan göçler önlenir.
- Üretimdeki dalgalanmalar önlenir.
Türkiye topraklarının ancak %40’ı sulanabilmektedir.Demek ki sulama tarımsal faaliyetler için çok önemlidir.
2. Gübreleme: Verimi arttıran önemli faktörlerdendir.Doğal ve yapay olmak üzere üretimi geniş çapta artmıştır.Ülkemizde hayvancılığın yaygın olması doğal gübrenin (tezek) artmasını sağlamıştır.Suni gübre ise pahalıdır.İlk suni gübre Karabük Demir-Çelik Fabrikası’nda üretilmiştir.Daha sonra Mersin, İzmir, Bandırma, Kütahya, Samsun, İstanbul ve Elazığ’da kurulmuştur.Gübrenin hammaddesi olan fosfat, güney Doğu Anadolu’da (Mazıdağı) çıkarılımaktadır.Suni gübre yeterli olmadığı için ithal edilmektedir.
3. Tohum Islahı: Bölgedeki iklim koşullarına bağlı olarak kullanılacak ve verimi en yüksek olan ürünü seçmeye denir.Bugün gen çalışmaları yoluyla yüksek verim kapasitesine sahip tohumluklar elde edilmektedir.Türkiye buğday üretiminde 100-150 kg. ürün elde ederken, gelişmiş ülkeler ise 400 kg. ürün almaktadır.1985 yılında tohum ıslahı sayesinde üretimde büyük artışlar olmuştur.Örneğin, arpada tokak, pamuk da ise akala gibi.
4- Toprak analizi:Her bitkinin kendine has bir toprak isteği vardır.Bu durum toprak analizini ve toprağın cinsini belirlemeyi gerektirir.Örneğin, patates, havuç gibi bitkiler gevşek yapılı, kumlu toprak ister.Çay, mısır ve fındık gibi ürünler tuzlu,kireçli toprakları istemez.Toprak analizi için Toprak Su Teşkilatı kurulmuştur.
5- Makineleşme: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için tarımda makineleşme gerekir.Ülkemizde makineleşme ancak 1950’den sonra artmaya başlamıştır.Ancak karabasan ihtiyacı devam etmektedir.Ülkemizde tarımın yeterince makineleşmemesinin sebepleri:
- Makine fiyatlarının pahalı olması,
- Yer yer işgücünün ucuza mal olması,
- Makineleşmeye elverişli olmayan arazilerin varlığıdır.
NOT: Doğu ve Batı Karadeniz başta olmak üzere bazı bölgelerimizde yerşekilleri makineleşmeyi olumsuz etkiler.Tarımda sulama kırsal kesimden kente göçü azaltırken, makineleşmeyi arttırır.
6- Zirai Mücadele: Hastalık ve haşereler zamanla üretimde verim düşüklüğüne sebep olmaktadır. Hatta yabani otlar bile verimi azaltmaktadır.Bu nedenle zirai mücadele verimi arttırma açısından önemlidir.Bu amaçla Zirai Mücadele Teşkilatı kurulmuştur.Yine zirai mücadele adına bitkinin yetişmeden önce tohumun ilaçlanmasından filizlenmesine, olgunlaşmasına ve hasat dönemine kadar zararlı böceklere ve çeşitli hastalıklara karşı ilaçlama yapılmalıdır.
7- Çiftçinin Eğitimi: Günümüzde tarım, modern aletler, kıymetli tohum, hassas ilaçlar kullanımıyla yürütülmektedir.Bütün bunlar çiftçinin eğitimini gerektirmektedir.
8- Tarımsal Kredi: Çiftçinin tarımsal alet ve ekipman, gübre, tohum, ilaç temini için sermaye ihtiyacının karşılanması gerekir.Bu amaçla Ziraat Bankası, Şeker, Pamuk Bank gibi bankalar ile Tarım Kredi Kooperatifleri kurulmuştur.
9- Destekleme Alımı ve Pazar: Çiftçinin ürettiği malını pazarda uygun fiyatla satması gerekir.Ürünün elinde kalması, bozulması durumunda devletin çiftçinin masraflarını karşılaması gerekir.Bu amaçla devlet bir taban fiyat belirler ve destekleme alımı yapar.Destekleme alımı tütün, kuru üzüm, incir, pamuk gibi ürünlerde uygulanırken soğan, patates gibi ürünlerde uygulanmaz. Destekleme alımı sayesinde üretimde yıllara göre görülen dalgalanmalar engellenir.

TÜRKİYE’DE TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1- Doğal Faktörler ( Yağış azlığı, kuraklık )
2- Yeryüzü şekilleri ( Ürün çeşitliliği ve ürün sahasının daralması )
3- Eğimin Fazla Olması:
- Tarım yapılabilen alanların azlığı,
- Tarım alanlarının küçük parçalar halinde olması,
- %80 ‘inde erozyonun varlığı,
- Makineleşmenin tam sağlanamaması.
4- Karasal İklimin Olması: ( Sulama sorunu )
Türkiye’de Toprak Durumu:
Ekili-dikili arazi %30, ürün vermeyen yerler %17, çayır ve otlaklar %35, nadas %11, orman %14

ÜRÜNLER VE YETİŞME ŞARTLARI
İhraçta birinci sıradaki ürünler:
- Antep fıstığı %100
- Fındık %64
- Kuru üzüm
- Kuru incir
- Ayçiçeği
A) TAHILLAR
1. Buğday: Çimlenme döneminde ilkbaharda yağış, olgunlaşma döneminde yazın kuraklık ister.Dünyada ve Türkiye’de en geniş tabii ekim alanına sahiptir.Türkiye’de Karadeniz hariç her yerde yetişmesine rağmen en fazla İç Anadolu’da yetişir.İklime bağlı olarak üretimde dalgalanmalar olur.O zaman duruma göre buğday ithal edilir.Buğday yükselti arttıkça sınırlanır.Buğday tüketimi nüfus artışı ile doğru orantılı olduğu için ihraç edilmez.Dünyada buğday en fazla BDT, ABD, Hindistan, Kanada, Fransa ve Türkiye’de yetişir.
2. Arpa: Buğdaydan sonra en çok üretilen üründür.Türkiye’de en fazla İç Anadolu’da yetişir. Doğu Anadolu’da tahıllar içinde en fazla arpa yetişir.Arpa buğdaya göre soğuğa daha fazla dayanıklıdır ve buğdaydan daha önce olgunlaşır.Arpa genel olarak bira ve yem sanayinde kullanılır.Ayrıca besin olarak da tüketilir.Dünyada en fazla, BDT, Kanada, ABD, Fransa, Almanya ve Türkiye’de yetişir.
3. Çavdar: Arpa ve buğdayın yetişemediği düşük sıcaklıkta yetişir.Fazla sıcaktan zarar görür.Genellikle besin maddesi ve hayvan yemi olarak kullanılır.En çok İç ve Doğu Anadolu’da yetişir.
4. Pirinç: Büyüme döneminde bol su, olgunlaşma döneminde sıcaklık ve fazla emek isteyen bir üründür.Pirinç üretimi genelde vadi tabanları, akarsu boyları ve delta ovalarında fazladır.Çeltik tarımı sivrisineğe ve sıtma hastalığına sebep olduğu için şehir dışında yapılmaktadır.Türkiye’de pirinç üretiminin %70’i Edirne, Samsun, Çorum ve Sinop’ta yapılmaktadır.Dünyada en fazla, Çin, Hindistan, Endonezya, Bangladeş ve Japonya’da yetişir.
5. Mısır: Avrupalıların Türk Buğdayı dedikleri mısırın anavatanı Amerika’dır.Bol su, yüksek sıcaklık, nemli bir iklim ve çapalanma isteyen bir üründür.Mısır üretiminde yaz yağışları çok önemlidir.Bu yüzden Karadeniz iklimine uyum sağlar.Ülkemizde sulama yapılan her yerde yetiştirilebilir.En fazla Akdeniz’de yetişir.Sonra Karadeniz ve Marmara gelir.Dünyada birinci ABD, on ikinci Türkiye’dir.
B) ENDÜSTRİ BİTKİLERİ
Sanayi sektöründe hammadde olarak kullanılabilen tarım ürünlerine denir.
1. Tütün: Anavatanı Amerika’dır.Çimlenme döneminde bol su, yaprakların büyüme döneminde güneş ve sıcaklık ister.Hafif eğimli, kumlu, su geçiren kıraç topraklarda kaliteli tütün yetiştirilir.Alçak ovalarda daha çok yetişmesine rağmen kalitesi bozulduğu için devlet her yerde tütün yetişmesine izin vermemektedir.Türkiye’de en fazla Ege’de (Manisa), sonra Karadeniz’de (Samsun, Trabzon, Amasya, Tokat, Sinop, Bolu), daha sonra Marmara’da (Balıkesir), ayrıca Hatay, Isparta, Adıyaman, Siirt, Malatya, Bitlis gibi illerde yetişir.Dünyada en fazla Çin, ABD, Hindistan, Brezilya, Rusya ve Türkiye’de yetişir.
2. Pamuk: Çimlenme ve büyüme döneminde yağış veya sulama, olgunlaşma döneminde tam bir kuraklık ister.Alüvyal verimli ovaları sever.Pamuk, tekstil ve kağıt endüstrisinin temel hammaddesidir. Ülkemizde Karadeniz kıyılarında yetişmez.Türkiye’de birinci sırayı bazen Akdeniz, Bazen de Ege alır.Ancek Çukurova, Ege Ovaları, Antalya ve Amik Ovası üretimin %90’ını karşılar.Geri kalan ise Elazığ, Malatya, Balıkesir, Iğdır gibi yerlerden karşılanır.Pamuğun yarısı ihraç edilmektedir.Dünyada en fazla ABD, Hindistan, Brezilya, Brezilya, Rusya ve Türkiye’de yetişir.
3. Şekerpancarı: Ilık ve serin iklimleri seven, çeşitli toprak şartlarına uyan, soğuğa dayanıklı bir bitkidir.30-35. derece enlemleri arasında yaygındır.Türkiye’de her yerde en çok İç Anadolu’da yetişir.Şeker fabrikaları genelde şekerpancarı üretimi yapılan yerlerin yakınına kurulmaktadır.Çünkü şekerpancarı çabuk bozulmaktadır.Şekerpancarından şeker, ispirto ve yem sanayinde yararlanılır.Ayrıca şeker fabrikalarının etrafında besi ve ahır hayvancılığı gelişmiştir.Türkiye’nin kıyı kesimlerinde yetişmemektedir.Dünyada en fazla Rusya, ABD, Fransa, Polonya, Almanya ve Türkiye’de yetişmektedir.
4. Çay: Sürekli yağışlı ve nemli bölgelerde yetişir.Yarı gölgeli ve eğimli arazileri sever.Ülkemizde 1940’tan sonra üretilmeye başlanmıştır.Sürekli yeşil kalabilen bir bitkidir.Tabi ekim alanı en dar olan bitkimizdir.Ülkemizde Ordu – Rize arasında yetişir.Endonezya, Seylan, Brezilya, Malezya, Çin başlıca çay üreticileridir.
C) YAĞLI BİTKİLER
1. Zeytin: Sıcaklığın 0 derecenin üzerinde olduğu Akdeniz iklim şartlarına uyar.Zeytin bir yıl ürün verir, diğer yıl ürün vermez.Yeşil kalabilen bir bitkidir.Yüksek yerlerde yetişmez.Ülkemizde sırasıyla en fazla Ege, Marmara, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir.En güzel yağlık zeytinler Edremit-Ayvalık’ta, sofralık zeytinler ise Gemlik’te yetişir.Dünyada İtalya, Yunanistan, İspanya, Türkiye ve Fransa gelir.
2. Ayçiçeği: Çimlenme ve büyüme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde bol sıcaklık ister.Yağ ve çerezlik olarak kullanılır.Ülkamizde Karadeniz kıyıları hariç her yerde yetişir.En fazla sırasıyla Marmara ve İç Anadolu gelir.
3. Susam: Anayurdu Hindistan’dır.Tropikal, subtropikal ve ılıman iklim bölgelerinde yetişir.Yağ üretimi yapılır.Ülkemizde en fazla Ege, Akdeniz ve Marmara gelir.
4. Keten – Kenevir: Ilıman bir iklim ve nemli bir toprak ister.Dokuma sanayinin hammaddesidir. Bunların lifleri çuval, halat, kot kemeri yarımında kullanılır.Ayrıca tohumlarından “Bezir yağı” elde edilir. Bezir yağı boya yapımında kullanılır.Ülkemizde en fazla Sinop, Kastamonu, Zonguldak, Kocaeli çevresinde yetişir.
5. Haşhaş: Yazların sıcak ve orta derecede yağışların bulunduğu alanlarda yetişir.Üretimi devlet kontrolünde olduğu için sadece yedi ilde yetiştirilmektedir.Bunlar Afyon, Kütahya, Denizli, Uşak, Burdur, Isparta ve Konya’dır.Haşhaş yağ, ilaç, sabun ve uyuşturucu yapımında kullanılır.
6. Yerfıstığı: Sıcak ve nemli iklim şartlarında yetişir.Meyveleri toprak içerisindedir.Ülkemizde II. Dünya Savaşı’ndan sonra üretilmeye başlanmıştır.En fazla Akdeniz’de yetişir.
D) MEYVECİLİK
1. Fındık: Serin ve nemli iklimleri sever.Eğimli yamaçlarda ve topraklarda yetişir.Don olayı ve kurak yaz şartları verimi düşürür.Türkiye’de en fazla Karadeniz’de (Ordu), daha sonra en fazla Marmara’da yetişir.Dünyada en fazla Türkiye, İtalya, İspanya, İran ve ABD’de yetişir.
2. Üzüm: Soğuk iklim şartlarına uygunluk gösterir.Türkiye’nin her yerinde yetişebilir.Ekim alanı geniştir.Üzüm yaş, kuru, pekmez ve şarap olarak tüketilir.Ülkemizde en fazla Ege, Güney Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara’da yetişir.Dünyada yaş üzüm üretiminde yedinci, kuru üzüm üretiminde birinci sırada bulunmaktayız.
3. İncir: Akdeniz ikliminin bitkisidir.Soğuğa karşı hassastır.Yaz sıcaklığı ister.Tabii ekim alanı dardır.İncir üretimi en fazla Ege, daha sonra Akdeniz’de yapılır.Türkiye kuru incir üretiminde birinci, yaş incir üretiminde üçüncü sıradadır.
4. Turunçgiller: Portakal, limon, mandalina, greyfurt gibi meyvelere denir.Akdeniz ikliminin tipik meyvesidir.Bu yüzden kış sıcaklığı ister.Ülkemizde en fazla Akdeniz ve Ege kıyılarında yetişir.Ayrıca Rize ve çevresinde de yetişir.Dünyada Muson ve Akdeniz ülkelerinde, ABD, Brezilya, Avustralya ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yetişir.
5. Elma: Düşük sıcaklıklara dayanıklıdır.Olgunlaşma döneminde güneş ve sıcaklık ister. Karadeniz Bölgesi hariç su ihtiyacı sulama ile karşılanır.Ülkemizde en fazla İç Anadolu Bölgesi’nde (Niğde, Nevşehir, Konya), Karadeniz’de (Amasya, Tokat) yetişir.Dünyada yedinci sırada bulunmaktayız.
NOT: Ülkemizde ayrıca ceviz, badem, kestane gibi kabuklu meyveler; armut, ayva, şeftali, kiraz, erik, vişne, kayısı gibi meyveler yetiştirilmektedir.
Meyveler arasında ticari değer taşıyanlar fındık, üzüm, incir ve turunçgillerdir.
E) SEBZECİLİK
Ülkemizde sebzecilik fazla gelişmemiştir.Sebze sıcaklık, sulama, gübreleme, iyi toprak ve çok emek ister.Sulama ile üretim artar.Ülkemizde en fazla Akdeniz, Ege, Marmara’da yetiştirilir.İç Anadolu’da yaz kuraklığının erken başlaması, Doğu Anadolu’da yetersiz olması sebzeciliği olumsuz etkiler.Üretilen sebzelerin bir kısmı taze, bir kısmı kurutularak tüketilir.En fazla üretilen sebzeler:
a) Yaprağı yenenler: Lahana, pırasa, ıspanak, enginar
b) Meyvesi yenenler: Patlıcan, kabak, domates,biber, bamya
c) Baklagiller: Fasulye, bezelye, bekle, nohut, mercimek
d) Yumrulu olanlar: Soğan, patates, havuç, sarımsak, turp
1. Patates: Ülkemizde buğdaydan sonra en fazla tüketilen üründür.Her türlü iklime ayak uydurur.Ülkemizde en fazla İç Anadolu’da (Niğde, Konya, Kayseri), Karadeniz’de (Samsun, Ordu, Gümüşhane, Kastamonu) yetiştirilir.
2. Soğan: Patatesten sonra en fazla üretilen sebzedir.En fazla İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz’de yetiştirilir.
NOT: Patates, soğan gibi ürünlerde destekleme alımı uygulandığı için üretimde dalgalanmalar görülür.Ayrıca ülkemizde mercimek, fasulye, nohut da yetiştirilir.
F) SERACILIK
Sıcaklığın kontrol altına alınarak, intansif tarım metotları uygulanarak, mevsiminden önce veya sonra turfanda meyve ve sebze üretimi yapılan faaliyete denir.Ülkemizde seracılık Akdeniz, Ege, Marmara ve kısmen Karadeniz kıyılarında yapılır.Kış sıcaklığının fazla olması seracılık için önemlidir.Bu yüzden seracılık iç kesimlerde yapılmaz.Yine Güney Marmara’da, Yalova ve çevresinde çiçek seracılığı yapılmaktadır.
HAYVANCILIK
Ekonomik değer taşıyan hayvanların üretilmesi, beslenmesi ve pazarlanması gibi işlere hayvancılık denir.Ülkemizde hayvancılık halen tabiata bağlıdır.
Hayvancılığın gelişmesi için;
1. Hayvan soyları iyileştirilmeli: Hayvan sayısı fazla olmasına rağmen verim düşüktür. Türkiye’de bir inek yılda 150-500 kg. süt verirken gelişmiş ülkelerde 4000-5000 kg.vermektedir.Yine bir tavuk Türkiye’de 40-60 yumurta verirken gelişmiş ülkelerde 250 adedi bulmaktadır.Ülkemizde verimin ve kalitenin artması için hayvan soyları iyileştirilmelidir.Bunun için ya melezleştirme yapılmalı ya da kaliteli et, süt veren hayvanlar ithal edilmelidir.Hayvan soylarının iyileştirmesi haralarda gerçekleştirilir.
2. Otlakların korunması ve ıslahı: Otlak dediğimiz meralar, hayvanların otlandığı doğal otlaklardır.Ülkemizde 1950’den sonra makineleşmeyle birlikte otlaklarda daralma başlamıştır.Bu yüzden otlakların korunması için şunlar yapılmalıdır:
- Otlakların sürülmesi yasaklanmalı,
- Eğimli otlaklar erozyona karşı korunmalı,
- Otlaklara ek olarak yonca, burçak gibi otların ekimi yapılmalıdır.
3. Besi ve ahır hayvancılığının yaygınlaşması:
Mera hayvancılığı: Doğal otlaklarda yapılan hayvancılığa denir.Et ve süt verimi ahır hayvancılığına göre düşüktür.Süt verimi meraya düşen yağışlarla ve otların yeşermesine göre değişme gösterir.
Ahır hayvancılığı: Islah edilmiş veya iyi cins ithal hayvanlarla ahırda yapılan hayvancılığa denir. Besi ve ahır hayvancılığında et ve süt verimi daha yüksektir.Mera hayvanları günde 10-15 kg. süt verirken ahır hayvanları 30-45 kg. süt verir.Türkiye’de şeker fabrikalarının etrafında ahır hayvancılığı yaygınlaşmıştır.Tarımsal faaliyetle birlikte yürütülen hayvan besiciliği ülkemiz köylüsü için ek gelir kaynağıdır.Ülkemizde iklim şartlarının kötü gitmesi hayvancılığı olumsuz etkiler.
Hayvancılığın Türkiye Ekonomisine Katkıları
- Tarımsal üretimin %40’ını karşılar.
- Milli gelirin %20’sini oluşturur.
- Dış ticaretimizin %15’ini oluşturur.
- Halkın yaşamına katkıda bulunur.
- Halkın beslenme ve giyinme ihtiyacını karşılar.
- Taşımada yararlanılır.
- Tarım alanlarına gübre sağlanır.
Ülkemizde yetişen hayvanları iki gruba ayırabiliriz:
1. Küçükbaş Hayvancılık: Ülkemizde gerek sayı gerekse beslendiği alanların genişliği bakımından küçükbaş hayvancılık önde gelir.Küçükbaş hayvancılık Doğu Karadeniz haricinde her yerde yaygındır.
a) Koyun: Ülkemizde koyun en fazla İç ve Güney Doğu Anadolu, Doğu Anadolu güney ve batı bölgesi ile Marmara’nın iç kesimlerinde yaygındır.Başlıca koyun türleri ise şunlardır:
- Kıvırcık: Et verimi yüksektir.
- Dağlıç: Ege ve İç Anadolu’da yaygındır.Et verimi yüksektir.
- Karaman: Ege, İç, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da yaygındır.Kuyrukları uzundur.
- Merinos: Et verimi düşüktür.Yünü kalitelidir.En fazla Marmara’da vardır.
- Sakız: İnce kuyruklu olup, Ege ve İç Anadolu’da yaygındır.
b) Keçi: İkiye ayrılır;
- Kıl keçisi: Eti, sütü, derisi ve kılı için bakılır.Koyuna göre daha dayanıklıdır ve daha fazla süt verir.En fazla Akdeniz’de (Toroslar) ve Doğu Anadolu’da yaygındır.Ormanlara zarar verir.Bu yüzden sayısı azaltılmaktadır.
- Tiftik (Ankara) keçisi: Tüyleri ince, uzun ve parlaktır.Tüylerinin ekonomik değeri vardır.Tiftik ihraç ürünlerimizdendir.En fazla İç ve Güney Doğu Anadolu’da yaygındır.Dünyada ise en fazla Güney Afrika’da bulunmaktadır.
2. Büyükbaş Hayvancılık: Sığır, manda, at, katır, eşek gibi hayvanlara büyükbaş hayvan denir.Yağışlı bölgeler uzun boylu ot topluluklarına neden olduğu için, daha çok yağışı fazla olan yerlerde büyükbaş hayvancılık yapılır.Ör: Erzurum-Kars Bölümü.
a) Sığır: Daha çok nemli, yağışlı iklimlerde mera hayvancılığı şeklinde yetiştirilir.Örneğin, Karadeniz kıyıları ve Erzurum-Kars Bölümü’nde yetiştirilir.Son yıllarda Hollanda ve Danimarka’dan getirilen iyi cins montofon inekleri ile ahır hayvancılığı gelişmeye başlamıştır.Dünyada en fazla Rusya, ve ABD’de yetiştirilir.
b) Manda: Akarsu, göl kenarları yada bataklık alanlarda beslenir, suyu çok seven bir hayvandır. Sütü yağlı olduğu için kaymak yapımında kullanılır.Türkiye’de en fazla Karadeniz’de beslenir.
NOT: – Doğu Anadolu’da mera, Batı Anadolu’da ise ahır hayvancılığı yaygındır.
- Hayvancılık tarımın sigortasıdır.Tarımdan dolayı ortaya çıkan ekonomik açık hayvancılıkla kapatılır.
3. Kümes Hayvancılığı: Genelde köylülerimizin beslediği kümes hayvanları büyük ölçüde ekonomik değer taşımazlar.Ancak son yıllarda büyük şehirlerin yakınlarına kurulan tavuk çiftlikleri önem kazanmış, bu şehirlerin et ve yumurta ihtiyacını karşılamaktadır.Ülkemizde en fazla Marmara’da, sonra Ege’de yapılmaktadır.
4. İpek Böcekçiliği: İpek böceği denilen tırtıl, dut yaprağı ile beslenir.Salgıladığı sıvının katılaşması ile ipek telleri oluşur.En fzla Marmara’da (Bursa, Gemlik, İstanbul, Balıkesir, Bilecik) ve Denizli ile Elazığ’da yaygındır.
5. Arıcılık: Arıcılık her bölgemizde yapılmasına rağmen Ege’de diğer bölgelere nazaran daha yoğun bir şekilde yapılmaktadır.Karadeniz’de ise gezici arıcılık yapılmaktadır.Balı ile ünlü ileler; Hakkari, Şemdinli, Bitlis, Kars, Erzurum ,Konya, Muğla ve Ege’de bazı illerdir.
6. Balıkçılık: Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili ve sayısız göl ile akarsuları buluna bir ülkedir.Böyle olmasına rağmen balıkçılık gelişmemiştirTürkiye’de tutulan balığın %80’i Karadeniz’de kıyı balıkçılığı şeklindedir.En çok tutulan balık ise hamsidir.Bunun yanında istavrit, palamut, lüfer, kalkan, mezgit, kefal, uskumru gibi balık türleri bulunur.Türkiye’de balık tüketimi çok azdır.Balıkçılıkta ileri ülkeler İngiltere, Japonya ABD, Norveç, İzlanda, Almanya gibi ülkelerdir.Norveç ve Japonya’da yüzey şekillerinin engebeli oluşu ve akıntıların karşılaşma alanları olması gibi nedenlerle balıkçılık gelişmiştir. Balıkçılığın Türkiye’de gelişmesi için ;
- Açık deniz balıkçılığı yapılmalı,
- Zararlı balık avlama yöntemleri bırakılmalı ve modern yöntemlerin uygulanmalı,
- Depolama ve soğutucu araçlarla taşıma imkanları arttırılmalı,
- Kıyı kirlenmesi önlenmelidir.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
0

Sıcaklık-2

En önemli iklim elemanıdır. Diğer iklim olaylarının da oluşmasında sıcaklık etkilidir. Güneşten dünyamıza gelen enerji sabittir.

SICAKLIK TERSELMESİ (INVERSİON)

Kışın soğuk ve durgun havalarda soğuk hava çökerek zemine yerleşir. Sıcak hava da onun üzerinde yükselir. Böylece yükseldikçe sıcaklık azalacağı yerde artar . Buna denir. Bu olay kışın şehirlerde hava kirliliğini daha da artırır.

SICAKLIĞIN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1) GÜNEŞ IŞINLARININ DÜŞME AÇISI
Işınların düşme açısı küçüldükçe atmosferdeki yolu uzar. Tutulma artar. Sıcaklık azalır. Güneş ışınlarının düşme açısında etkili faktörler:

a) ENLEM

Enlemin etkisiyle güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru küçülür ve sıcaklık azalır. Sıcaklığın dağılışında enlemin etkisine örnekler:
* Ekvator çevresinden gelen rüzgarlar sıcaklığı artırırken , kutup bölgesinden gelenler sıcaklığı düşürür.
* Kutuplara yakın yerden gelen okyanus akıntıları soğuk iken, Ekvatora yakın yerden gelenler sıcak su akıntısı şeklindedir.
* Denizlerin sıcaklığı ve tuzluluğu kutuplara doğru azalır.
* Tarımın yükselti sınırı, Toktağan kar sınırı (Daimi kar sınırı), Orman üst sınırı kutuplara doğru azalır.

* Akarsuların donma süresi kutuplara doğru uzar.
* Bitki örtüsü aralıksız kuşaklar oluşturur.

NOT: Sıcaklık kutuplara doğru azalması gerekirken artıyorsa veya aynı enlem üzerinde sıcaklık farkı var ise bu durum sıcaklığın dağılışında enlemin etkisine ters bir durumdur. Örnek: Dünyanın en sıcak yerlerinin dönenceler civarı olması. Ekvatoral bölgede daimi karlar görülmesi.

b) GÜNLÜK HAREKET

Güneş ışınlarının düşme açısı günün her saatine göre değişir. Günün en soğuk vakti güneş doğmadan önceki vakittir. Sebebi gündüz alınan enerjinin gece boyunca uzaya geri yansımasıdır.

c) MEVSİMLER (EKSEN EĞİKLİĞİ)

Eksen eğikliğinden dolayı güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir.

d) EĞİM VE BAKI ETKİSİ

* Işınların düşme açısı eğim ve bakı durumuna göre değişir.
* Bakının sıcaklık dağılışı üzerindeki etkisi en fazla ılıman kuşakta görülür.
* Bakıdan dolayı Türkiye’de dağların güney yamaçları daha sıcaktır.
* Bakıdan dolayı güneşe dönük yamaçlarda;
* Güneşlenme süresi daha uzundur.
* Güneş ışınlarının düşme açısı daha büyüktür.
* Sıcaklık daha fazladır.
* Aynı tür bitkiler daha erken olgunlaşır.
* Karlar daha erken erir.
* Tarımın yükselti sınırı, orman üst sınırı, toktağan kar sınırı daha yüksektir.

e) DÜNYANIN ŞEKLİ

Yerin şeklinden dolayı güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru küçülür.

NOT: Sıcaklığın kutuplara doğru düzenli bir biçimde azalmasını engelleyen en önemli faktör yer şekilleridir.

2) YÜKSELTİ

Yükseldikçe her 200 m de 1 C sıcaklık azalır. Alçaldıkça da her 200 m de 1 C sıcaklık artar.
Sıcaklığın dağılışında yükseltinin etkisine örnekler:
* Ekvatoral bölgede daimi karlar görülmesi.
* Bir dağ yamacı boyunca yükselen havanın yağış bırakması.
* Bir dağ yamacı boyunca yükseldikçe bitki örtüsünün değişmesi.
3) NEM ORANI

* Nem bir yerin fazla ısınmasını ve soğumasını önler.
* Nemliliğin fazla olduğu bir yerde hava geç ısınır, geç soğur. Sıcaklık farkı az olur (Denizel iklimlerde olduğu gibi)
* Nemlilik az ise; hava çabuk ısınır, çabuk soğur. Sıcaklık farkı fazla olur (Karasal iklimlerde olduğu gibi).
* Yükseklere çıkıldıkça nem oranı azalır (Yoğunluk). Bu sebeple yüksek bir yerde hava çabuk ısınır, çabuk soğur.
* Güneş ışınları bütün yıl Ekvator çevresine dik ve dike yakın açılarla düşmesine rağmen dünyanın en sıcak yeri dönenceler çevresidir. Sebebi Ekvatoral bölgede nemliliğin fazla olmasıdır.
* Kışın bulutlu gecelerde hava ılıktır. Sebebi bulutların yansıma ile ısı kaybını azaltmasıdır. Kışın havanın açık olduğu günlerde hava ayaz yapar. Yansıma ile ısı kaybı fazla olduğu için.

4) KARA VE DENİZLERİN ISINMA ÖZELLİĞİ

Karalar denizlere göre erken ısınır , erken soğur. Denizler ise geç ısınır, geç soğur. Bu sebeple kışın denizden karaya doğru esen rüzgarlar havayı ılımanlaştırırken, yazın havayı serinletir.

5) OKYANUS AKINTILARI

Genellikle kutup bölgesinden gelen akıntılar soğuk iken, Ekvator çevresinden gelenler sıcaktır.

Okyanus akıntılarının farklılığından dolayı Batı Avrupa ve K. Amerika’nın batı kıyıları aynı enlemde yer alan Asya’nın ve K. Amerika’nın doğu kıyılarından daha sıcaktır.

6) KARA VE DENİZLERİN DAĞILIŞI:

Kuzey yarım kürede karalar daha fazladır. Bunun sonucu olarak;
* Yıllık sıcaklık ortalaması G.Y.K den 2-4 C daha fazladır.
* İzoterm eğrileri çok fazla girinti –çıkıntı yapar.
* Yıllık sıcaklık farkı fazladır.

7) RÜZGARLARIN ESME YÖNÜ

Kutup bölgesine yakın alanlardan gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, Ekvatora yakın alanlardan gelenler sıcaklığı artırır. Denizden esen rüzgarlar kışın ılıtıcı, yazın serinletici etki yaparlar.

İZOTERM HARİTALARI

a) GERÇEK İZOTERM HARİTALARI

Yükseltinin etkisi dikkate alınarak çizilen sıcaklık haritalarıdır.

b) İNDİRGENMİŞ İZOTERM HARİTALARI

Her yer deniz seviyesinde kabul edilir. Yükseltinin etkisi ortadan kaldırılmıştır.

NOT: Bir yerin gerçek sıcaklığı ile indirgenmiş sıcaklığı arasında fark fazla ise o yerin yükseltisi fazladır. Fark az ise yükselti de azdır.

TERMİK EKVATOR ÇİZGİSİ: Meridyenlerin en sıcak noktalarının birleştirilmesiyle elde edilen çizgidir. Yer Ekvatoruna göre Termik Ekvator Çizgisi sapmalar gösterir. Bunun sebebi ; okyanus akıntıları ve karasallıktır.

DÜNYANIN YILLIK İZOTERM HARİTASI İNCELENDİĞİNDE;
* Sıcaklığın Ekvatordan Kutuplara doğru düştüğü görülür. Sebebi enlemdir.
* Dünyanın en sıcak yerleri dönenceler civarıdır. Nem oranı az olduğu için.
* En düşük sıcaklıklar kutuplarda karalar üzerindedir. Sebebi, enlem ve nem oranının az olmasıdır.
* Sıcaklık farkı K.Y.K’de daha fazladır. Karalar fazla olduğu için.
* K.Y.K’de ılıman kuşakta kıtaların batı kıyıları doğu kıyılarından daha sıcaktır. Okyanus akıntılarının farklılığından dolayı.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
0

Sıcaklık

Güneş Işınlarının Atmosferde Dağılışı

Yeryüzünün ısınmasında ana enerji kaynağı Güneş’tir. Dünya, Güneş’in uzaya yaydığı enerjinin ancak iki milyonda birini alır. Güneş’ten gelen bu enerji güneş sabitesi (solar constant) ile belirlenir. Atmosferin üst sınırında 1 cm2’ye 1 dakikada gelen kalori miktarına güneş sabitesi (solar constant) denir.

Atmosferin etkisiyle, Güneş’ten gelen ışınların tamamı yere ulaşmaz. Atmosfer güneş ışınlarını çeşitli oranlarda tutar ve dağıtır. Bu nedenle yeryüzü Güneş’ten gelen ışınlardan çok atmosfer tarafından tutulan ışınlarla ısınır.
Sıcaklık Etmenleri

Atmosferin ısınması çeşitli etmenlerin etkisi altındadır.

1) Güneş Işınlarının Yeryüzüne Değme Açısı:

Belirli bir yüzeye dik ve yatık gelen ışınların getirdikleri enerji miktarları arasında belirgin bir fark vardır.

Çünkü bir ışın demeti dik geldiğinde daha dar bir yüzeyi aydınlatırken, aynı ışın demeti yatık geldiğinde daha geniş bir yüzeyi aydınlatır.

Ancak ışınların yere değme açısı daraldığı için etkisi azalır. Bu nedenle Güneş ışınlarının yere değme açısı büyüdükçe yeryüzünü ısıtma gücü de artar.

Güneş ışınlarının yeryüzüne değme açısını etkileyen etmenler şunlardır:

a) Dünya’nın Şekli: Dünya’nın küreselliğinin bir sonucu olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı küçülür. Buna bağlı olarak her iki yarım kürede Ekvator’dan kutuplara doğru sıcaklık azalır. Bu durum enlemin sıcaklık üzerindeki etkisini gösterir.

b) Dünya’nın Eksen Eğikliği ve Yıllık Hareketi: Dünya’nın eksen eğikliği nedeni ile Güneş çevresindeki dönüşü (yıllık hareket) sırasında güneş ışınlarının yere değme açısı değişir. Yeryüzündeki bir noktanın güneş ışınlarını yıl içinde farklı açılarla alması ısınma farklılıklarına neden olur.

c) Dünya’nın Günlük Hareketi: Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle güneş ışınlarının bir noktaya değme açısı sabahtan öğleye kadar artar. Öğleden akşama kadar ise azalır. Günün en yüksek sıcaklığı, ışınların en büyük açı ile geldiği öğle saati değil, depolanan enerjinin en fazla olduğu 13.00 – 14.00 saatleri arası ölçülür. Çünkü öğleye kadar yerde biriken enerji, ışınların gelme açısının daralmasıyla birlikte ışıma ile atmosfere iletilir. Işıma gece boyu devam eder, yer soğur. Güneş’in doğuş saatinde ışıma sona erer ve yerde enerji depolamaya başlar. Işımanın sona erdiği anda günün en düşük sıcaklığı yaşanır.
2) Işıma

Yeryüzü kazandığı enerjinin bir bölümünü atmosfere geri verir. Buna yer ışıması denir. Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşamadığı saatlerde (gece) ve güneş ışınlarının yere değme açılarının küçüldüğü aylarda yer ışıması artar. Ayrıca, zeminin yapısı da yer ışıması üzerinde etkilidir. Örneğin yeryüzünün bitki ile kaplı alanlarında yer ışıması az ve yavaşken çılak arazilerde ısı kaybı daha hızlı ve fazla olur.

3) Eğim ve Bakı

Geniş bir bölgeye düşen birbirine paralel ışınların yere düşme açıları, yamaç eğimine ve bakı durumuna (Güneş’e dönüklüğe) göre değişir. Bu durum yerel ısınma farklarına yol açar. Kuzey Yarım Küre’de güney yamaçlar, Güney Yarım Küre’de ise kuzey yamaçlar güneş ışınlarını yıl boyunca daha büyük açı ile aldığından daha sıcak olur.

Ekvator çevresinde bakinin etkisi tüm yamaçlarda görülür.

Bakının Etkisi
Güneşe dönük olan eğimli yamaçlarda;
* Sıcaklık daha yüksektir.
* Güneşlenme süresi daha uzundur.
* Karların yerde kalma süresi daha kısadır.
* Kalıcı karların başlama yüksekliği daha fazladır.
* Tarım ürünlerinin olgunlaşma süresi daha kısadır.
* Ormanların yükselti sınırı daha fazladır.

4) Yükselti

Deniz seviyesinden yükseldikçe atmosferin yoğunluğunun ve içindeki su buharının azalması ile troposferin daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınması nedeniyle sıcaklık, her 100 m’de yaklaşık 0,5°C azalır. Bu nedenle enlemi ayni olan iki farklı noktadan daha yüksekte olan, diğerine göre her zaman daha soğuk olur. Örneğin deniz seviyesinden 155 m yükseklikteki Bursa’da sıcaklık 25°C iken aynı enlemde bulunmasına karşın 2543 m yükseklikteki Uludağ’da sıcaklığın 12°C olması yükseltinin sıcaklığa etkisini gösterir.

5) İndirgenmiş Sıcaklık

Yeryüzünde sıcaklığın enleme bağlı dağılışını gösteren haritalar çizilirken yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak için indirgenmiş sıcaklık değerleri kullanılır.

Bir yerin yükseltisinin sıfır (0 m) kabul edilerek hesaplanan sıcaklığına indirgenmiş sıcaklık denir.

Bir yerin indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak için yükseltiden kaynaklanan sıcaklık farkı hesaplanır.

Bu fark o yerin gerçek sıcaklığına eklenir.
Örnek :

900 m yükseklikteki Ankara’da Ocak ayı ortalama sıcaklığı –2 °C’dir. Ankara’nın deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı kaç °C dir?

Çözüm :

100 m’de sıcaklık 0,5°C azalırsa

900 m’de X°C azalır.

X=900 x 0,5 / 100 = 4,5 °C’dir.

İndirgenmiş Sıcaklık = Gerçek Sıcaklık + Sıcaklık Farkı

İndirgenmiş Sıcaklık = -2 +4,5

İndirgenmiş Sıcaklık = 2,5°C’dir.

6) Kara ve Deniz Dağılışı

Karalar denizlere göre daha çok ve çabuk ısınıp, soğurlar. Bu nedenle, karaların daha fazla yer kapladığı Kuzey Yarım Küre’nin yıllık ortalama sıcaklığı Güney Yarım Küre’den daha fazladır.

Ayrıca her iki yarım kürede kara ve denizlerin dağılışındaki farklılık termik ekvatorun yer ekvatorundan sapmasına neden olmuştur.

Termik Ekvator: Meridyenlerin en sıcak noktalarını birleştiren eğriye termik ekvator denir.

7) Atmosferdeki Nem Oranı

Atmosferdeki nem;
* Güneşten gelen ve yeryüzünden yansıyan ışınları emerek tutar.
* Yeryüzünün aşırı ısınıp soğumasını önler.
* Isınıp soğumanın yavaş ve dengeli olmasını sağlar. Bu nedenle nemli bölgelerde günlük ve sıcaklık farkları daha azdır.

8) Okyanus Akıntıları

Enlemin etkisine bağlı olarak, ekvatoral bölgeden gelen akıntılar sıcak su, kutup bölgelerinden gelen akıntılar ise soğuk su taşırlar.

Sıcak su akıntıları geçtikleri kıyılarda sıcaklığı yükseltici, soğuk su akıntıları ise sıcaklığı düşürücü etki yapar.
9) Rüzgarlar

Rüzgarlar geldikleri yerlerin özelliklerine göre, estikleri bölgelerin sıcaklığını yükseltici ya da düşürücü etki yapar. Bu durum enlemin sıcaklık üzerindeki etkisini gösterir. Örneğin Kuzey Yarım Küre’de yer alan Türkiye’de kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürücü güneyden esen rüzgarlar sıcaklığı artırıcı etki yapar.

10) Zeminin Yapısı

Karaları oluşturan taş ve toprakların fiziksel özellikleri (rengi, parlaklığı, gözenekliği gibi özellikleri) yeryüzünde ısınma farklılıklarına neden olur. Ayrıca zeminin bitki örtüsü ile kaplı olup olmaması, bitki örtüsünün yoğunluğu, kar ya da toprak örtüsünün bulunup bulunmaması sıcaklık dağılışı üzerinde etkilidir.

Bu nedenle taş ve toprakların ısınıp soğuma süreleri farklılık gösterir.

Örneğin açık renkli ve gevşek yapıya sahip kumsallarda ısınma ve soğuma çabuk gerçekleşir.

Sıcaklık Kuşakları

Matematik iklim kuşaklarının sıcaklık etmenlerinin etkisi ile değişikliğe uğraması sonucu belirlenmiştir. Kara ve denizlerin dağılışı bu belirlemede temel etkendir.

Kuzey Yarım Küre’de karaların daha geniş yer kaplaması, yaz sürelerinin daha uzun olması, sıcak su akıntılarının daha etkili olması ve Güney Yarım Küre’de buzullarla kaplı, geniş Antartika Kıtası’nın bulunması nedeniyle sıcak ve ılıman kuşak Kuzey Yarım Küre’de, soğuk kuşak ise Güney Yarım Küre’de daha geniştir.

Matematik İklim Kuşakları: Dünya’nın eksen eğikliğine göre belirlendiği için, sınırları dönenceler ve kutup daireleridir.

Sıcak Kuşakların Özellikleri

Matematik Kuşaklarının Özellikleri

Matematik kuşaklarının yer yer değişime uğraması sonucu oluşmuş ve ana çizgileri ile Ekvator‘ a paralel uzanan sıcaklık kuşakları şunlardır:

Sıcak Kuşak:

Sıcak kuşakta bulunan yerlerde,

* Güneş ışınları yıl boyunca dik ya da dike yakın açı ile gelmektedir. Dönenceler arasındaki yerlere güneş ışınları yılda iki kez (yerel saat 12.00’de) dik açı ile gelir.
* Günlük ve aylık sıcaklık farkları çok azdır. Ancak 30° enlemlerinde gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok fazladır.
* Aylık ve yıllık sıcaklık ortalamaları 20 °C’nin üzerindedir.
* Gece – gündüz süreleri yıl boyunca birbirine yakındır.
* Alçak yerlerde, yüksek sıcaklık yaşamı olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle yaşmaya ve yerleşmeye en elverişli yerler yükseklerdedir.

Ilıman Kuşak:

Ilıman kuşakta bulunan yerlerde,

* Güneş ışınları hiçbir zaman dik açı ile gelmez.
* Günlük ve aylık sıcaklık farkları belirgindir.
* Yıllık sıcaklık ortalaması 20 °C’den azdır.
* Gece – gündüz süreleri arasındaki zaman farkı artmıştır.
* Dört mevsim belirgin olarak yaşanır.

Soğuk Kuşak:

Soğuk kuşakta bulunan yerlerde,

* Yıllık sıcaklık ortalaması 10 °C’nin altındadır.
* Gece – gündüz sureleri arasındaki zaman farkı çok fazla olabilir.
* Gece ve gündüzlerin sureleri arasındaki zaman farkı çok fazla olabilir.
* Gece ve gündüzlerin suresi 24 saatten uzundur.
* Güneş ışınlarının gelme açısı küçüktür.
* Kutup noktaları, güneş ışınlarını yıl boyunca en fazla 23°27’ lık açıyla alır.

Sıcaklıkların Gösterimi

Yeryüzünde ölçülen sıcaklıkların dağılışı izotermlerle haritalarda gösterilir.

Aynı sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğrilere izoterm (eş sıcaklık) eğrisi denir.

İzoterm (eş sıcaklık) eğrileri karasallığın ve sıcak su akıntılarının etkisiyle enlemlerden sapma gösterir.

İzoterm haritaları ve yer şekillerinin sıcaklık üzerindeki etkisini gösterebilmek için gerçek sıcaklıklar, enlem etkisini gösterebilmek için indirgenmiş sıcaklıklar kullanılarak çizilir ve bu bilgi haritalarda belirtilir.

Dünya’da ve Türkiye’de Sıcaklığın Dağılışı

Sıcaklığın yeryüzündeki coğrafi dağılışını ve bu dağılışın nedenlerini yıllık ortalama izoterm haritaları yardımıyla incelemek mümkündür. Aylık ortalama izoterm haritaları ise sıcaklığın aylar arasındaki değişimi hakkında bilgi verir.

A) Dünya’da Sıcaklığın Dağılışı

1) Dünya Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

a) Kuzey Yarım Küre’de Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

Ocak ayı kış mevsimine rastlar.

En düşük sıcaklıklar Kuzeydoğu Sibirya ve Kanada’da görülür. Buralardaki sıcaklık değerleri yıl boyunca -20°C’nin altındadır.

Yüksek sıcaklıklar Ekvator ile Yengeç Dönencesi arasında, denizler üzerinde görülür.

İzoterm eğrileri karalar üzerinde güneye, denizler üzerinde kuzeye doğru sapma gösterir. Bu durum, karaların denizlerden daha soğuk olduğunun kanıtıdır.

b) Güney Yarım Küre’de Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

Ocak ayı yaz mevsimine rastlar.

En soğuk yer Güney Kutbu’dur.

En yüksek sıcaklıklar Güney Afrika’da Kalahari Çölü’nde, Güney Amerika’da Patagonya Çölü’nde ve Kuzey Avustralya’da görülür.

İzoterm eğrileri karalar üzerinde güneye, denizler üzerinde kuzeye doğru sapma gösterir.

50 – 60° güney enlemleri arasında karaların az yer kaplaması nedeniyle izotermler oldukça düzgün uzanır.

Sonuçlar

* Kuzey Yarım Küre’de izotermlerin gidişi enlemlere uyum saglamaz. Çünkü bu yarim kürede karalar geniş yer kaplar.
* Güney Yarim Küre’de izotermlerin gidişi daha düzenlidir. Çünkü bu yarim kürede karalar daha az yer kaplar.
* Her iki yarim kürede okyanus akintilari, izotermlerin enlemlerden sapmasina neden olur.

2) Dünya Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

a) Kuzey Yarim Küre’de Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

Temmuz ayı yaz mevsimine rastlar.

Sıcaklık değerleri yüksektir. Çünkü karalar bu yarım kürede geniş yer kaplar.

En sıcak yerler, 15. ve 40. paraleller arasındaki karalar üzerindedir.

İzoterm eğrileri karalar üzerinde kuzeye, denizler üzerinde güneye doğru sapma gösterir.

0 °C izoterm eğrisi, Grönland’ın kuzeyi ve kutup çevresinden geçer.

b) Güney Yarım Küre’de Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

Temmuz ayı kış mevsimine rastlar.

Antartika Kıtası -10°C izoterm eğrisi ile çevrelenmiştir.

50° – 60° enlemleri arasından geçen 0°C izoterm eğrisi oldukça düzgün uzanışlıdır.

İzoterm eğrileri, karalar üzerinde Ekvator’a, denizler üzerinde güneye doğru sapma gçsterir.

Sonuçlar

* Kuzey Yarım Küre’de izotermlerin gidişi enlemlere uyum saglamaz. Çünkü bu yarim kürede karalar geniş yer kaplar.
* Güney Yarim Küre’de izotermlerin gidişi daha düzenlidir. Çünkü bu yarim kürede karalar daha az yer kaplar.
* Okyanus akintilari, izotermlerin enlemlerden sapmasina neden olur.

3) Dünya Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

Sicaklik Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.

En düşük sıcaklıklar kutup bölgelerindeki karalar üzerindedir.

Alçak enlemlerde karalar denizlerden, yüksek enlemlerde denizler karalardan daha sıcaktır.

0° – 45° Kuzey enlemleri arasında sıcaklık değerleri, karaların geniş yer kaplaması nedeniyle Güney Yarım Küre’ye göre yüksektir. 45° Güney enleminden sonra Güney Yarım Küre, Kuzey Yarım Küre’den daha sıcaktır.

Termik ekvator, Avustralya çevresi dışında Güney Yarım Küre’ye inmez. Çünkü bu yarım kürede soğuk su akıntıları daha etkilidir.

Kuzey Yarım Küre’de ılıman kuşak okyanuslarının doğu kıyıları batı kıyılarından daha sıcaktır.

Dünya Yıllık Sıcaklık Farkı

En düşük sıcaklık farkı enlemin etkisine bağlı olarak Ekvator çevresinde görülür.

En yüksek sıcaklık farkı 65°C ile Sibirya’da görülür.

Kanada’nın kuzeyinde ise 45°C’ye ulaşan sıcaklık farkına rastlanır.

Ayni enlemlerde bulunmalarına karşı Sibirya’da yıllık sıcaklık farkı Kanada’dakinden daha yüksektir. Çünkü Sibirya’da karasallığın etkisi daha belirgindir.

Ilıman kuşak okyanusların batı kıyılarında sıcaklık farkları soğuk su akıntılarının etkisiyle daha yüksektir.

UYARI: En sıcak ay ile en soğuk ay arasındaki sıcaklık farkına yıllık sıcaklık farkı denir. Bu farklar dönenceler çevresinde, karasal bölgelerde en fazladır. Ekvator çevresinde ve denizel etkilere açık yerlerde ise sıcaklık farkları azalır.

B) Türkiye’de Sıcaklığın Dağılışı

1) Türkiye Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

En düşük sıcaklıklar, enlem ve karasallık nedeniyle Kuzeydoğu Anadolu’da Erzurum – Kars Bölümünde görülür.

En yüksek sıcaklıklar, enlem ve denizellik nedeniyle Akdeniz kıyılarında görülür.

Kıyı kesimlerinde denizellik nedeniyle sıcaklık 0°C’nin üstündedir.

İç kısımlarda karasallık nedeniyle sıcaklık düşüktür. Buna bağlı olarak kıyı bölgeler ile iç bölgeler arasındaki sıcaklık farkı artmıştır.

2) Türkiye Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

En yüksek sıcaklıklar enlem etkisi ve nem azlığı nedeniyle Güneydoğu Anadolu’da görülür.

Enlem etkisi nedeniyle güneyden kuzeye doğru sıcaklık azalır.

Kıyı bölgeler ile iç bölgeler arasındaki sıcaklık farkı Ocak ayına oranla azalmıştır.

Türkiye Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

* İzoterm eğrileri genellikle batı-doğu uzanışlıdır.
* En düşük sıcaklıklar Kuzeydoğu Anadolu’da görülür. Nedenleri:
- Bölgenin kuzeyde yer alması nedeniyle soğuk enlemlere yakın olması
- Bölgenin deniz etkisine kapalı olması nedeniyle karasallığın belirginleşmesi.
* En yüksek sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu’da görülür. Nedenleri :
- Bölgenin güneyde yer alması nedeniyle sıcak enlemlere yakın olması.
- Bölgenin deniz etkisine kapalı olması nedeniyle karasallığın belirginleşmesi
- Bölgenin sıcak ve kuru çöl rüzgarlarına açık olması

Türkiye Yıllık Sıcaklık Farkı

Nemlilik etkisiyle en düşük sıcaklık farkları Karadeniz Bölgesi kıyı kesimlerindedir.

Karasallığın etkisiyle, kıyılardan uzaklaştıkça sıcaklık farkları artar.

En yüksek sıcaklık farkı Doğu Anadolu’da, Erzurum – Kars Platosu’ndadır.

UYARI: Sıcaklık farklarının 15°C nin üstünde olması, Türkiye’nin matematik konumu ile ilgilidir.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
0

Rüzgarlar

Yüksek basınçtan alçak basınca doğru olan hava hareketidir. Birbirine yakın iki merkezde sıcaklık farkı oluşması durumunda görülecek ilk olay rüzgarın esmeye başlamasıdır.

Rüzgarın Hızında Etkili Olan Faktörler:

1) Basınç merkezleri arasındaki yatay uzaklık: İzobarların sık geçtiği yerde yatay uzaklık azdır. Bu sebeple sürtünme ile hız kaybı da azdır. Bundan dolayı izobarların sık geçtiği yerde rüzgarın hızı fazla iken , izobarların seyrek geçtiği yerde hız azdır.

2) Yer şekilleri:Yer şekilleri rüzgara yön verirken , aynı zamanda hızını da etkilerler.
Örnek: Engebeli bir alanda rüzgarın hızı azalır.

3) Dünyanın ekseni çevresindeki hareketi: Dünyanın dönüş hızının arttığı alanlarda rüzgarın hızı daha azdır. Dönüşten kaynaklanan savrulma sebebiyle.

4) Basınç farkı: Basınç farkı arttıkça rüzgarın hızı ve şiddeti de artar.
* Rüzgarın hızını ölçen alete anemometre denir.
* Rüzgarın hızı arttıkça;
- İç ısısı düşer ve soğuk rüzgar halini alır.
- Geçtiği yerlerin sıcaklığını düşürür.
- Buharlaşmayı arttırır. Havanın nem açığı büyür.
- Erozyonu arttırır.

Rüzgarın Esme Yönünü Etkileyen Faktörler:

1) Basınç merkezlerinin konumu: Rüzgarlar her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğru eserler.

2) Yer şekilleri: Sıradağlar, boğazlar, derin ve uzun vadiler rüzgarların gerçek yönlerini değiştirirler. Rüzgarlar genellikle boğazlara, vadilere uygun eserler.

Herhangi bir yerde rüzgarın yıl içinde en fazla estiği yöne hakim rüzgar yönü denir. Hakim rüzgar yönü ile yer şekillerinin uzanış doğrultusu arasında bir paralellik vardır.

3) Dünyanın ekseni çevresindeki hareketi: Bu hareketten dolayı rüzgarlar K.Y.K.’de sağa, G.Y.K.’de sola doğru saparak eserler.

RÜZGAR ÇEŞİTLERİ

1. SÜREKLİ RÜZGARLAR
a) Alize Rüzgarları: 30 enlemlerindeki Dinamik Y.B. alanlarından Ekvatoral A.B alanına doğru olan hava hareketidirler.

Doğu yönlü oldukları için Tropikal Kuşak karalarının doğusuna sürekli olarak yağış bırakırlar.

Ekvatorda yükselerek üstten 30 enlemlerine doğru esen rüzgarlara Ters Alizeler denir. Bu rüzgarlar dönenceler civarında alçalarak çöllerin oluşmasına neden olurlar.

b) Batı Rüzgarları: 30 enlemlerindeki Dinamik Y.B. alanlarından 60 enlemlerindeki Dinamik A.B. alanlarına doğru esen rüzgarlardır.

Batı yönlü olduklarından Ilıman Kuşak karalarının batısına sürekli bol yağış bırakırlar.

c) Kutup Rüzgarları: Kutuplardaki Termik Y.B alanlarından 60 enlemlerindeki Dinamik A.B merkezlerine doğru esen rüzgarlardır.

60 enlemlerinde Batı Rüzgarları ile karşılaşarak cephe oluşumuna neden olurlar.

NOT: Alize ve Batı rüzgarlarının başlangıçtaki sıcaklık ve nem özellikleri birbirine benzer. Sürekli rüzgarlar bütün yıl birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar.

2. MEVSİMLİK RÜZGARLAR (Muson )

* Görüldüğü yerler: Hint yarımadası , Güneydoğu Asya, Meksika ve Gine Körfezi kıyılarıdır.
* Birbirine komşu kıta ve okyanusların mevsimlik ısı farkından doğarlar.
* Kışın karadan denize doğru eserler. Bu sebeple soğuk ve kuru olarak eserler.
* Yaz mevsiminde denizden karaya doğru estiklerinden beraberinde bol miktarda nem getirirler  ve  yağış bırakırlar. Dünyanın en fazla yağış alan yeri Muson Asyası’nda Çerapunçi (Hindista’nın K.Doğusundadır. Yıllık ortalama 12.000 mm yağışalır.) dir.
* Etkili olduğu adalara rüzgar sürekli olarak denizler üzerinden geldiği için bütün yıl boyunca  yağışlıdır.
* Yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur.

3. YEREL RÜZGARLAR

a) Meltemler: Günlük ısınma farkından doğarlar. Etki alanları dardır.

i) Kara-deniz meltemleri: Kara ve denizlerin günlük ısınma farkı sonucu oluşurlar.

Gündüzdeniz meltemi, gece kara meltemi oluşur. Ege kıyılarında yazın öğleden sonra denizden esen İmbat rüzgarı deniz meltemine örnektir.

NOT: Deniz meltemi kısa mesafelerden sıcak karaya doğru estiği için yağış bırakmaz. Sadece havayı serinletir.

ii) Dağ ve vadi meltemi: Dağ ve vadilerin farklı ısınması sonucu oluşurlar. Bunda güneş ışınlarını alma açısı ve nem oranlarının farklı olması etkilidir.

Dağlarda nem oranı az olduğundan vadi ve ovalara göre daha erken ısınır, daha erken soğur. Gündüz vadi meltemi, gece ise dağ meltemi olur.

NOT: Muson rüzgarları ile meltem rüzgarları arasındaki benzerlik devirli olmalarıdır.

b) Sıcak Yerel Rüzgarlar:

i) Föhn Rüzgarları: Bir dağ yamacını aşarak diğer yamaçtan aşağı doğru esen rüzgarın sıcaklığı artar. Çevrede nem açığı oluşur. Bitkilere kurutucu etki yapan bu tip rüzgarlara Föhn rüzgarları denir.

Bu rüzgarların oluşmasında yer şekilleri etkilidir. Rüzgarlar geldikleri yerin sıcaklığını gittiği yere taşırlar. Föhn rüzgarları bu genellemeye uymaz. Türkiye’de Kuzey Anadolu dağları ile Toroslar’da etkilidir.

ii) Sirokko: Büyük Sahradan İtalya’nın güneyine doğru esen sıcak ve kuru rüzgardır. Akdeniz’den geçerken nem aldığından İtalya’nın güney kıyılarına yağış bırakır.

iii) Hamsin: Mısır’dan Akdeniz’in doğusuna doğru esen sıcak ve kuru rüzgardır.

c) Soğuk yerel rüzgarlar:

i) Mistral: Kışın ve ilkbaharda Fransa’dan Akdeniz’e doğru esen soğuk rüzgardır.

ii) Bora: Dalmaçya kıyılarının gerisindeki dağlardan Akdeniz’e doğru esen soğuk rüzgardır.

iii) Krivetz: Romanya’dan Karadeniz’e doğru esen soğuk rüzgardır.

iv) Etezyen: Ege Kıyılarına  yazın kuzeyden esen soğuk rüzgardır. Asor Y.B etkisiyle oluşur.

d) Tropikal Siklonlar: Tropikal kuşakta ani basınç düşmesi ile oluşan çok şiddetli rüzgarlardır. Bu rüzgarlara Hurricane, Tornado, Kasırga,Hortum gibi isimler verilir.

TÜRKİYE’DE ETKİLİ OLAN RÜZGARLAR

Türkiye Batı rüzgarları kuşağındadır.Ancak yerşekillerinden dolayı bu rüzgarların etkisi görülmez. Yurdumuz daha çok yerel rüzgarların etkisindedir.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
1

ENERJİ KAYNAKLARIMIZ

1. Taş kömürü: I. zamanda oluşmuştur.Enerjisi yüksektir.Demir-çelik sanayinin hammaddesidir. Ülkemizde Zonguldak’ta (Ereğli, Kozlu, Kilim) çıkarılır.Dünyada en fazla ABD, BDT, Polonya, G. Afrika, Avustralya ve İngiltere’de çıkarılır.İngiltere, Fransa ve Almanya bugünkü kalkınmışlık seviyesine gelmesini taşkömürüne borçludur.
2. Linyit: Kalorisi düşüktür.En zengin enerji kaynağıdır.III. zamanda oluşmuştur.Evlerin ısıtılmasında kullanılır.En çok elektrik enerjisi linyit ile çalışan termik santrallerden elde edilir.Çıkarılan yerler: Kütahya (Tunçbilek, Değirmisaz, Tavşanlı, Seyitömer), Muğla (Yatağan), Manisa (Soma), Afşin, Elbistan, Amasya (Çeltek), Ankara (Çayırhan) ve Çanakkale (Çan)’dır.
Termik Santraller:
- Kahramanmaraş (Afşin-Elbistan)- Kütahya (Seyitömer-Tunçbilek)
- Zonguldak (Çatalağzı)- Muğla (Yatağan)
- Manisa (Soma)- İstanbul (Ambarlı)
3. Doğalgaz: Geleceğe yönelik önemli enerji kaynağıdır.Ülkemizde az da olsa Trakya’da (Kırklareli, Babaeski, Lüleburgaz) çıkarılır.Ülkemizde son yıllarda büyük kentlerde doğalgaz kullanımı artmıştır.Rusya ithal etmekteyiz.
4. Petrol: Ülkemizde ilk petrol 1940 yılında Raman’da bulunmuştur.Petrol üretimimiz tüketimimizin sadece %25’ini karşılamaktadır.Çıkarılan yerler: Raman, Mardin, Adıyaman ve Diyarbakır çevresidir.En fazla ithalatta bulunduğumuz ülkeler İran, Irak, Arabistan, ABD, Rusya ve Venezuella’dır. Ülkemizde petrol arama işlerini TPAD yürütmektedir.En fazla petrol üreten ülkeler: Orta Doğu Ülkeleri, Orta Asya Ülkeleri, ABD, Çin, İngiltere, Kanada ve Meksika’dır.
5. Uranyum ve Toryum: Nükleer enerji kaynağıdır.MTA’nın belirlediğine göre ülkemiz uranyum yönünden zengindir.Manisa-Gördes’te toryum, Aydın-Söke, Yozgat-Sorgun, Giresun ve Rize’de ise uranyum çıkartılır.Dünyada 600 civarında nükleer santral vardır.Örneğin komşularımızdan Bulgaristan, Ermenistan, Ukrayna ve BDT’de bulunmaktadır.
6. Jeotermal enerji: Buhardan elde edilen enerjidir.Ülkemizde Denizli (Sarayköy), Aydın (Germencik) ve Afyon’da (Göcek) bulunmaktadır.
7. Hidroelektrik enerji: Akarsular üzerinde barajlar yapılarak elde edilen enerjidir.Avrupa’da Norveç’ten sonra ikinci sırada bulunmaktayız.Doğu Anadolu enerji potansiyeli açısından birinci sıradadır. Yapımı tamamlanmış doksan kadar barajımız vardır.
- Enerji üretiminde termik santrallerde üretilen enerjinin payı hidroelektrik santrallerinkinden daha fazladır.
- Termik santrallerin çalıştırılmasında kullanılan yakıt taşkömürü, fuel-oil, motorin ve linyittir.
- Hamitabat ve Ambarlı Termik Santralleri doğal gazla çalışmaktadır.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
0

Türkiye de Madencilik

Ekonomik değeri olan mineral ve elementlere maden denir.
Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1935 yılında kurulan MEA ve Etibank tarafından yürütülmektedir.MEA araştırma yapar, Etibank ise bulunan madeni işletir.Madenlerin oluşumu ile jeolojik devirler arasında ilişki vardır.Örneğin, volkanik olaylarla krom, kurşun, pirit, manganez, elmas gibi madenler, iklim değişmesiyle kayatuzu, jips gibi madenler ilişkilidir.
Bir madenin işletilmesi için;
- Rezervin yeterli olması, – Sermayenin yeterli olması,
- Kalifiye ve teknik elemanın bulunması. – Ulaşımın kolay olması,
- Maden rezervi içinde saf maden oranının yüksek olması gerekmektedir.
Maden rezervi: Toprak altında bulunan saf madendir.
Maden cevheri: Ekonomik değer taşıyan mineral ve elementlerdir.
Maden filizi: Toprağın altında diğer minerallerle bileşik oluşturan maden cevherine denir.
Maden tenoru: Madenin taş ve toprak içindeki yüzde olarak oranına denir.
Tuvanön cevheri: Topraktan çıkarılmış, fakat işlenmemiş madene denir.
Başlıca Madenlerimiz
1. Demir: Sanayinin en önemli madenidir.Türkiye’de çıkarılan demir madeni, Ereğli, Karabük ve İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nda işlenir.Demir madeni çıkarılan yerler: Malatya çevresi (Hekimhan, Divriği, Çetinkaya), İç Anadolu’da (Kayseri, Sivas), Akdeniz’de (Adana-Saimbeyli, Hatay), ayrıca Edremit, Eymir, Doğu Karadeniz’de (Fundacık) çıkarılır.Dünyada ise BDT, ABD, Hindistan ve Avustralya önde gelir.
2. Bakır: Elektrik ve elektronik sanayinin hammaddesidir.Bir kısmı ihraç edilir.Çıkarılan yerler: Kastamonu (Küre), Artvin (Murgul), Elazığ’da (Ergani) çok miktarda çıkarılmaktadır.Bakırlar Samsun, Murgul ve Ergani’de işlenmektedir.Dünyada ise Türkiye, ABD, Rusya ve Şili önde gelir.
3. Krom: Demirin sertleşmesinde ve paslanmaz çelik üretiminde kullanılır.Çıkarılan yerler: Muğla (Fethiye, Köyceğiz, Dalaman), Mersin, Adana ve Elazığ (Guleman)’dır.Krom Antalya Ferra-Krom Tesislerinde işlenmektedir.Dünyada ise GAC, Rusya ve Türkiye önde gelir.
4. Alüminyum (Boksit): Otomobil ve uçak sanayinde, inşaat sektöründe, mutfak eşyalarının yapımında ve elektrikli araçlarda kullanılmaktadır.Çıkarılan yerler: Konya (Seydişehir), İskenderun (Islahiye), Muğla (Milas), Gaziantep, Antalya ve Adıyaman’dır.Dünyada en fazla Avustralya, Yeni Gine, Çin ve ABD’de çıkarılır.
5. Altın: Süs ve ziynet eşyası yapımında kullanılan altın, eskiden para olarak kullanılmaktaydı. Çıkarılan yerler: Antakya, Niğde, Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve çevresidir.Dünyada ise Yeni Gine’de çıkartılır.
6. Bor Mineralleri: Jet ve roket yakıtı, emaye, porselen, cam üretiminde, fotoğrafçılıkta kullanılır.Çıkarılan yerler: Balıkesir (Bigadiç, Sandıklı, Susurluk), Eskişehir (Seyitgazi), Kütahya (Emet) ve Bursa’dır.Dünyada ise Türkiye, ABD ve BDT önde gelir.Kullanım alanının yaygın olmaması nedeniyle ekonomimize katkısı azdır.
7. Civa: Tek sıvı madendir.Zirai ilaçların yapımında, altın çıkarımında, kağıt ve suni gübre üretiminde, boya ve asit sanayinde kullanılır.Dünya üretiminde birinci sırada bulunmaktayız.Çıkarılan yerler: İzmir (Karaburun-Ödemiş), Manisa-Alaşehir ve Konya (Sarayönü)’dür.
8. Kükürt: Zirai ilaçların yapımında, sülfürik asit üretiminde ve muhtelif kimya sanayinde kullanılır.Çıkarılan yerler: Isparta (Keçiborlu), Kütahya (Simav), Denizli (Sarayköy)’dür.
9. Kurşun-Çinko: İkisi karışık halde bulunur.Silah sanayi ve paslanmaz metal üretiminde kullanılır.En fazla Giresun, Sivas, İzmir, Kayseri ve Elazığ’da (Keban) çıkarılır.
10. Antinom: Cephane yapımında, cam ve seramik sanayinde, renklendirme işlerinde kullanılır. En fazla Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve Tokat’ta çıkarılır.
11. Asbest (Amyant): Öz ısıya dayanıklı eşyaların yapımında kullanılır.Kansorejen olması nedeniyle kullanımı sınırlıdır.En fazla Erzincan, Kars, Ağrı, Malatya, Sivas ve Uşak’ta çıkarılır.
12. Barit: Çeşitli boyaların yapımında ve sondaj çalışmalarında kullanılır.Isıyı emme ve soğutma özelliği taşır.Cam sanayinde kullanılır.En fazla Antalya, Mersin, Adana ve Elazığ’da çıkarıtılır.
13. Fosfat: Suni gübrenin hammaddesidir.Dünyada Fas, Tunus ve Cezayir’de çıkartılır.Ülkemizde Mardin’den (Mazıdağı) çıkartılır.Yeterli olmadığı için ithal edilir.
14. Wolfram: Sert olduğu özel sanayi çeliği olarak kullanılır.Demiryolu, iş makineleri, uçak, gemi ve uzay araçları yapımında kullanılır.En fazla Bursa (Uludağ), Kırıkkale (Keskin), Elazığ (Keban) ve Niğde’de çıkartılır.
15. Lüle taşı: Pipo ve süs eşyası yapımında kullanılır.Dünyada ve Türkiye’de sadece Eskişehir’de çıkarılır.
16. Manganez: Çeliğin sertleştirilmesinde kullanılır.Ray ve karayolu araçları, köprülerin yapımında kullanılır.En fazla Uşak, Afyon, Burdur, Muğla, Artvin, Adana, Antep, Sivas, Erzincan ve Trabzon’da çıkarılır.
17. Nikel: Sanayide demir, bakır, alüminyum ile alaşım yapımında kullanılır.Tuzlu suya dayanıklıdır.Bu nedenle gemi yapımında kullanılır.Ülkemizde Manisa ve Turgutlu’da çıkarılır.
18. Oltu taşı: Tesbih ve süs taşı olarak kullanılır.Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarılır.
19. Zımpara taşı: Zımpara yapımında kullanılır.Ülkemizde İzmir (Karaburun, Urla, Çeşme, Ödemiş) ve Muğla’da (Milas) çıkarılır.
20. Tuz: Kayalardan, göl ve deniz gibi durgun sulardan elde edilir.Tuz üretiminin %30’u Tuz Gölü’nden, %10’u kayalardan, geri kalanı da İzmir Çamaltı Tuzlası’ndan elde edilir.
21. Mermer: Heykel yapımında, inşaat işleri ve süslemede kullanılır.Ülkemiz mermer bakımından zengindir.Afyon, Kütahya, Marmara Adaları, Kırşehir, Tokat, Bitlis ve İzmir’de çıkarılır.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
0

Türkiye de Ormancılık

Ormanlarımızın coğrafik dağılımı şöyledir:
Karadeniz %27, Akdeniz %21, Marmara %19, Ege %16, İç Anadolu %9, Doğu Anadolu %7, Güney Doğu Anadolu %1
Ülkemizde ormanların az olmasının nedenleri:
a) Tarım alanlarının bilinçsizce kesimi,
b) Tarım alanı açmak için yapılan tahribatlar,
c) Bilinçli veya bilinçsiz yangınlar ve hayvanların verdiği zararlardır.
NOT: – Ormanların dağılımı neme bağlıdır.Nemli bölgelerde ormanların fazla olduğu görülür. Ayrıca bu gibi yerlerde orman yangınları çok az görülür.
- Ormanların ana ve yan ürünlerinden yararlanılır.
- Batı Karadeniz’de ormancılık önemli gelir kaynağıdır.
Ormanların Faydaları
- Erozyonu önler.– Havayı temizler.
- İklim üzerinde önemli etkiler yapar.– Nem sağlar.
- Akarsu rejimlerini düzenleyici rol oynar.– Kağıt üretiminde kullanılır.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
3

Nüfus ve Yerleşme

Dünya’da Nüfus
Sinirlari belli bir alanda yasayan insan sayisina nüfus denir. Nüfusun sayisi, egitim durumu, yas ve cinsiyet gruplarina dagilimi gibi özellikleri hakkinda bilgi edinebilmek için, nüfus sayimlari yapilir. Nüfus sayimi bir ülkede yasayan insanlarin belli bir günde sayilmasi islemidir.
Günümüzde Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 Milyona ulasmistir. Dünya nüfusundaki bu hizli artisin nedenleri;
· Tip Bilimindeki gelismeler : Tip bilimindeki gelismelere bagli olarak dogum oranlarinin artmasi ve ölüm oranlarinin azalmasi nüfus artisina yol açmistir.
· Tarimdaki Gelisme ve Endüstrilesme : Tarim ve endüstri alanindaki gelismelere yasam kosullarinin iyilesmesini saglamistir. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmistir.
· Teknolojik Gelismeler : Teknolojik gelismeler, yasam kosullarini iyilestirerek, nüfus artisina dolayli olarak etki eder.
Nüfusun Kitalara Dagilimi
Birlesmis Milletler’in 1994 yili verilerine göre Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 milyondur.
Dogal Nüfus Artis Hizi (Dogurganlik Hizi)
Bir yil içinde, dogum ve ölüm sayisina bagli nüfus artisina dogal nüfus artis hizi ya da dogurganlik hizi denir. Dogurganlik hizi, egitime, kültüre ve ekonomik gelisime bagli olarak degisir. Ekonominin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu, egitim ve kültür düzeyinin geri oldugu ülke ve bölgelerde dogurganlik hizi fazladir. Ayrica kirsal kesimde dogurganlik hizi kentlere göre daha yüksektir. Nüfusun yil içinde göstermis oldugu artis hizina ise yillik nüfus artis hizi denir. Bir bölgedeki yillik nüfus artis hizi dogum ve ölüm oranlari disinda göçlerle de degisebilir. Dogurganlik hizi ve yillik nüfus artis hizi yüzde (%) yada binde (%o) ile ifade edilir.
Dünya Yillik Nüfus Artis Hizi
Asagida, Birlesmis Milletler’in verilerine göre (1990-1995) kitalarin dogum orani, ölüm orani, dogal nüfus artis hizi ve yillik nüfus artis hizi verilmistir.
Kitalara Göre Dogum Oranlari
Dogum oraninin en yüksek oldugu kita %o 42 ile Afrika’dir. Avrupa ise %o 12 ile dogum oraninin en düsük oldugu kitadir. Dogum oranlari ile kita veya bölgenin gelismisligi arasinda yakin bir iliski vardir. Ekonominin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu, egitim ve kültür düzeyinin düsük oldugu yerlerde dogum oranlarinda artis görülür.
Kitalara Göre Ölüm Oranlari
Yasam kosularina bagli olarak insanlarin ortalama yasam süresi kisalmaktadir. Bu nedenle ölüm oraninin en yüksek oldugu kita, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmis Afrika’dir. Genç nüfusun fazla oldugu ve sürekli göç veren Güney Amerika ise, %o 7 ile ölüm oraninin en az oldugu kitadir.
Dünya Dogal Nüfus Artis Hizi
1990-1995 yillari arasinda, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmis olmasi nedeniyle dogal nüfus artisinin en fazla oldugu kita Afrika’dir. Avrupa’da ise dogal nüfus artisinin en az olmasinin nedeni,dogurganlik hizlarini kontrol altina almis gelismis ülkelerin varligidir.
Dünya Yillik Nüfus Artis Hizi
1990-1995 yillari arasinda yillik nüfus artisinin en fazla oldugu kita, %o 28 ile Afrika kitasidir. Avrupa ise göç almasina karsin %o ile yillik nüfus artis hizinin en az oldugu kitadir.
Hizli Nüfus Artisinin Getirdigi Sorunlar
Tüketici durumda olan çocuk yastaki nüfusu ve tüketimi artirir.
Kisi basina düsen ulusal gelir payi azalir.
Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafindan tüketilmesine bagli olarak ekonomik kalkinma hizi yavaslar.
Artan nüfusu beslemek için topragin asiri kullanilmasi toprak erozyonunu hizlandirir. Çesitli çevre sorunlari ortaya çikar.
Ekonomik bagimlilik orani yükselir.
Yetersiz beslenme sorunu ortaya çikar.
Kirsal kesimden kentlere dogru olan göçler yogunluk kazanir.
Kirsal alanlarda ve kentlerde issizlik ve geçim sikintisi baslar.
Çarpik kentlesme görülür.
UYARI : Bir ülkedeki nüfus artis hizinin fazla olmasinin sorun haline gelmesindeki temel etken, o ülkenin ekonomik kaynaklarinin ülkede yasayan nüfusun beslenme, barinma, egitim, saglik ve is gibi temel gereksinimlerini karsilayamamasidir. Bu duruma asiri nüfuslanma denir.
Göçler
Nüfusun geçici veya sürekli olarak yer degistirmesidir. Göçler, hizli nüfus artisinin dogal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasinda veya azalmasinda göçlerin büyük etkisi vardir.
Göçlerin olusum nedenleri 3 grupta toplanir.
* Dogal Yikimlar
Deprem, heyelan, kuraklik, taskin, sel, çig gibi dogal yikimlar göçlere neden olmaktadir.
Dogal yikimlardan zarar gören insanlar bulunduklari yerleri terk ederek kosullari daha iyi olan yerlere göç ederler. Örnegin ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kisi baska kentlere göç etmislerdir. Yine 1998’de Bartin’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yasanamaz hale getirmis ve göçe neden olmustur.
* Sosyal ve Siyasi Nedenler
Savaslar, isgaller, devrimler, terör olaylari veya dini olaylar göçlere neden olmaktadir. Örnegin Sirplarin isgali nedeniyle Bosnalilarin bulunduklari bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür.
* Ekonomik Nedenler
Ekonomik gelismenin yavas oldugu bölgelerde is olanaklarinin az olmasi, göçlere neden olmaktadir. Issizlik nedeniyle yapilan göçlere isgücü göçü denir. Isgücü göçleri mevsimlik, kisa süreli veya uzun süreli olabilir. Örnegin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk isçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik isgücü göçüdür.
Göç Tipleri
Göçler bir ülkenin sinirlari içinde olabilecegi gibi ülkeler arasinda da olabilir. Göçler, olustuklari yere göre iki gruba ayrilir :
* Iç Göçler
Herhangi bir ülkenin sinirlari içinde olusan göçlerdir. Bu yer degistirme hareketi sirasinda ülke nüfusunda herhangi bir degisme söz konusu degildir. Genellikle iç göçlere bagli olarak kent nüfuslari artarken, kirsal nüfus azalmaktadir. Iç göçler;
Kirsal alandan kirsal alana
Kirsal alandan kentlere
Kentlerden kentlere
Kentlerden kirsal alana
dogru olmaktadir. Iç göçlerin en fazla görüleni kirsal alandan kentlere dogru olanidir. Verimli tarim alanlari, endüstrinin gelistigi bölgeler, ticaret merkezleri, maden yataklari bakimindan zengin olan bölgeler ve turistik yöreler göçmen çekerler.
* Dis Göçler
Bir ülkeden baska ülkelere olan göçlerdir. Göç veren ülkenin nüfusu azalir. Dis göçler, olusum nedenlerine göre 5 gruba ayrilir:
§ Zorunlu Göçler (Siginma Göçleri) : Savas, baski veya zulümden açarak baska ülkelere yapilan siginma göçleridir. Örnegin 1991 yilindaki Körfez Savasi sirasinda Kuzey Irak halkinin bir bölümünün ülkemize göçü bu türdendir.
§ Yer Degistirme (Mübadele) Göçleri : Bir antlasmanin esaslarina dayanilarak yapilan, ülke nüfuslarinin karsilikli olarak yer degismesi ile olusan göçlerdir. Örnegin Kurtulus Savasi sonrasi Yunanistan ile yapilan anlasmalarla ülkemizde yasayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasinda yer degistirme göçleri yasanmistir.
§ Gönüllü Göçler : Insanlarin çesitli nedenlerle, kendi istekleri dogrultusunda, sürekli yasamak için baska ülke veya kitalara gitmesiyle olusan göçlerdir. Örnegin Avrupalilarin yeni dünya kitalarina göçü bu türdendir.
§ Isgücü Göçleri : Insanlarin, issizligin fazla oldugu geri kalmis ülkelerden, is olanaklari fazla olan endüstrilesmis ülkelere gitmesiyle olusan göçlerdir. Bu göçle isçi gönderen ülkeler döviz saglar, ülkede issizlik azalir, ülkeler arasindaki ekonomik, siyasi ve kültürel iliskiler gelisir. Örnegin 1960 yilindan itibaren, Türkiye’den çesitli Avrupa ülkelerine isçi göçü olmustur.
§ Beyin Göçleri : Iyi egitilmis elemanlarin daha iyi çalisma olanaklari saglayan ülkelere gitmesiyle olusan göçlerdir. Örnegin II. Dünya Savasi sirasinda Alman bilim adamlarinin ABD’ye göçü bu türdendir.
Nüfusun Dagilisi
Dünya’nin her yerinde nüfus dagilimi ayni degildir. Bu dagilimda;
* Iklim,
* Bitki örtüsü,
* Yer sekilleri,
* Tarimsal etkinlikler,
* Endüstri,
* Madenler,
* Ulasim,
* Ticaret
gibi dogal ve beseri kosullarin etkisi vardir.
UYARI : Nüfusun dagilisinda yer sekilleri, iklim, dogal bitki örtüsü, su kaynaklari gibi dogal kosullarin belirleyici oldugu ülkeler ve bölgeler, ekonomik bakimdan geri kalmis yerlerdir. Gelismis bölge ve ülkelerde nüfusun dagilisi daha çok ekonomik kosullara baglidir.
Sik Nüfuslanmis Yerler
Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama kosullari tasiyan iliman iklim kusaginda toplanmistir. Dünya’da sik nüfuslanmis alanlar :
Muson Asyasi : Asya kitasinin güney ve güneydogusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yagisli iklim nedeniyle pirinç ve çay tarimi önem tasir. Dünya’nin en kalabalik ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadir.
Akarsu Havzalari : Tarim kosullarinin elverisli oldugu Ganj, Indus, Firat, Nil gibi akarsu havzalari sik nüfuslanmistir.
Avrupa : Madencilik, endüstri ve ticaretin çok gelistigi Avrupa’nin bütünü sik nüfuslanmistir.
Japonya ve Kuzey Amerika’nin dogu kiyilari : Sanayilesmenin ve kismen madenciligin etkisiyle sik nüfuslanmistir.
Seyrek Nüfuslanmis Yerler
Iklim kosullarinin olumsuzluguna bagli olarak nüfusun çok az oldugu, tenha yerlerdir.
Soguk Bölgeler : Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Grönland, Alaska, Kanada’nin Kuzeyi, Iskandinav Yarimadasi ve Sibirya’nin kuzey bölgeleri düsük sicaklik nedeniyle seyrek nüfuslanmistir.
Yüksek Daglar : Iklim kosullarinin her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarimi sinirlamasina bagli olarak seyrek nüfuslanmistir.
Sicak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler : Tropikal kusakta, Amazon, Kongo havzalari gibi alçak yerler, yüksek sicaklik, asiri nemlilik, sik ormanlar ve genis alan kaplayan batakliklar nedeniyle az nüfuslanmistir. Bu bölgede nüfus, iklim kosullarinin elverisli oldugu yüksek kesimlerde toplanmistir.
Nüfuslanmamis Yerler
Iklim ve zemin kosullari nedeniyle insanlarin yerlesmesine elverisli olmayan, nüfuslanmamis yerlerdir.
Kutup Bölgeleri : Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antartika Kitasi 14 milyon km2 genisliktedir. Kalin buzullarla kapli bir kita oldugu için nüfuslanmamistir.
Batakliklar : Bataklik, yagis miktarinin fazlaligi nedeniyle, topragin çok islak oldugu, yer yer sularin yüzeyde biriktigi yerlerdir. Yerlesmeyi ve ekonomik faaliyeti sinirlandirdiklari için nüfuslanmamistir.
Çöller : Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nin iç kesimlerindeki Iran, Kizilkum, Karakum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanlarin yasamasina ve yerlesmesine uygun degildir. Bu nedenle nüfuslanmamistir. Ancak vaha adi verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.
Nüfus Yogunlugu
Belli bir alanda yasayan nüfusun, o alana oranidir. Ülkenin genisligi ve toplam nüfus hakkinda bilgi verir. Kisi/km2 olarak gösterilir.
Nüfus yogunlugu 3 farkli biçimde ifade edilir.
* Aritmetik Nüfus Yogunlugu
Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Aritmetik Nüfus Yogunlugu = Yüzölçümü
formülü ile hesaplanir.
Aritmetik nüfus yogunlugu, ülkenin gelismislik durumunu, nüfuslanma özelligini ifade etmez. Sadece ülkenin yüzölçümü hakkinda bilgi verir.
* Tarimsal Nüfus Yogunlugu
Bir ülkenin tarimla geçine kirsal nüfusunun, toplan tarim arazisine bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunluguna denir.
Kirsal Nüfus
Tarimsal Nüfus Yogunlugu = Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Tarimsal nüfus yogunlugu tarim alanlarinin genisligi hakkinda bilgi verir. Daglik bölgelerde tarim alanlari dar oldugu için ve yagislarin fazla oldugu yerlerde sulamaya gerek duyulmadan tarim yapilabildigi için, kirsal nüfus fazladir. Buna bagli olarak tarimsal nüfus yogunlugu yüksektir.
UYARI : Daglik ve engebeli yerlerde tarim arazisi az olacagi için tarimsal nüfus yogunlugu da az olabilir.
* Fizyolojik Nüfus Yogunlugu
Bir ülkenin toplam nüfusunun, tarim alanlari yüzölçümüne bölünmesi sonucu elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Fizyolojik Yogunluk= Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Fizyolojik nüfus yogunlugu, nüfusun tamamini tarimla geçiniyor kabul ettigi için yaniltici sonuçlar verebilir.
Nüfusun Yapisi
Bir ülkede nüfusun sayisi ve yogunlugundan daha önemli olan nüfusun yapisidir. Bir ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumu hakkinda bilgi edinmek için ülkenin nüfus yapisindan yararlanilir. Nüfusun yapisini belirleyen özellikler :
* Nüfusun Yas Gruplarina ve Cinsiyete Göre Dagilimi
* Etkin (çalisan) Nüfusun Sektörlere Dagilimi
* Nüfusun Gelir Durumu
* Nüfusun Egitim Durumu
* Nüfusun Kir ve Kentlere Dagilimi
Nüfusun Yas Gruplarina ve Cinsiyete Göre Dagilimi
Nüfusun yas gruplarina dagilimina nüfusun yas yapisi denir. Bunun için ülkenin toplam nüfusu yas dilimleri temel alinarak gruplandirilir. Bu gruplandirma genellikle 0-14, 15-64, 65-65 üstü biçiminde yapilir.
Nüfusun kadin ve erkek nüfus olarak dagilimina nüfusun cinsiyet yapisi denir. Hemen her ülkede erkek ve kadin sayisi birbirine yakindir. Savas dönemlerinde erkeklerin ölmesi veya erkek nüfusun ekonomik nedenlerle göç etmesi bu dengeyi bozar.
Nüfus Piramitleri
Nüfusun yas yapisi nüfus piramidi adi verilen grafiklerle gösterilir. Nüfus piramitleri ülkenin gelismisligine göre farkli özellikler gösterir.
Piramit 1 : Bu piramit dogum ve ölüm oranlarinin yüksek oldugu, geri kalmis ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir. Bu tür nüfus yapilarina gelisen nüfus denir.
Piramit 2 : Bu piramit dogum oranlarinin fazla çocuk ölümlerinin az oldugu, gelismekte olan ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir.
Piramit 3 : Bu piramit dogum ve ölüm oranlarinin düsük oldugu, endüstrisi gelismis ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir. Piramidin tabaninin dar olmasi, dogum oraninin düsük, 60 yasin üzerindeki nüfusun fazla, ortalama insan ömrünün uzun oldugunun göstergesidir. Bu tür nüfus yapilarina duragan nüfus denir.
Piramit 4 : Bu piramit dogum oranlari son yillarda artmaya baslayan ülkelerin nüfus yapisini göstermektedir. Genellikle Italya, Almanya, Ingiltere, Danimarka, ABD, Kanada gibi ülkelerin nüfus dinamigini gösterirler.
Piramit 5 : Nüfusu artmakta olan ülkelerin dogum oranlarini hizla azaltmasi sonucu olusan piramitlerdir. Piramidin tabanindaki daralma, dogurganligin çesitli önlemlerle yavasladigini göstermektedir.
Etkin (Çalisan) Nüfusun Sektörlere Dagilimi
Çalisan nüfusa etkin nüfus denir. 15-64 yas arasindaki nüfus, çalisma çagindaki nüfusu (etkin nüfusu) olusturur. Gelismis ülkelerde çalisma yasi daha yüksektir ve çalisma çagindaki nüfusun tümü etkindir. Gelismemis ve gelismekte olan ülkelerde ise nüfusun büyük bölümü tüketici durumdadir.
Çalisan nüfus 3 ana sektöre dagilir. Bir ülkede hizmet ve endüstri sektörlerinde çalisan nüfusun fazla olmasi, ülkenin gelismisliginin göstergesidir. Az gelismis veya gelismekte olan ülkelerde ise tarim sektöründe çalisan nüfus daha fazladir.
Nüfusun Gelir Durumu
Bir ülke nüfusunun gelir durumu, ülkenin gelisip gelismedigi hakkinda bilgi verir. Örnegin gelismis ülkelerde nüfus artis hizi düsük, ekonomik kalkinma hizi yüksektir. Buna bagli olarak kisi basina düsen ulusal gelir yüksektir.
Gelismemis ülkelerde ise nüfus artis hizinin yüksek olmasi ekonomik kalkinmayi yavaslatir. Buna bagli olarak kisi basina düsen ulusal gelir azalir.
Nüfusun Egitim Durumu
Bir ülkede her alanda yetismis insan gücüne gereksinim duyulur. Bu nedenle yetismis insan gücünün ülke kalkinmasina katkisi çok büyüktür. Gelismis ülkelerde okullasma orani ve yetismis insan sayisi fazladir. Bu durum ülkenin kalkinma hizini artirici etki yapar.
Okullasma Orani : Egitim almis nüfusun toplam nüfus içindeki payina okullasma orani denir. Okullasma orani yüksek olan ülkelerin gelisme hizi da yüksektir.
Nüfusun Kir ve Kentlere Dagilimi
Her ülkede kir ve kent nüfusu farklidir. Kentlesme hizi yüksek olan yerlerde is olanaklari daha genistir. Bu nedenle kentlerin nüfusu dogal nüfus artisindan çok, aldiklari göçlere bagli olarak artar. Genellikle kir nüfusu fazla olan ülkelerde gelisme yavas, kent nüfusu fazla olan ülkelerde ise gelisme hizlidir.
Ülkelere Göre Nüfus Yapisi
Gelismis ve geri kalmis ülkelerde nüfusun yapisi birbirine zit özellikler tasir.
Gelismis Ülkelerde Nüfus Yapisi
Ekonomik ve sosyal yönden gelismis ülkelerde :
* Nüfus artis hizi azdir.
* Dogum orani düsük oldugu için, 0-14 yas arasi nüfus azdir.
* Çocuk ölüm orani azdir.
* Saglikli ve bilinçli beslenme ile geliskin saglik hizmetlerine bagli olarak ortalama yasam süresi uzun, yasli nüfus sayisi fazladir.
* Üretici nüfus fazla, tüketici nüfus azdir.
* Okur yazar orani yüksektir.
* Nüfusun büyük bölümü kentlerde yasar
Az Gelismis Ülkelerde Nüfus Yapisi
Ekonomik ve sosyal yönden gelismemis ülkelerde :
* Nüfus artis hizi fazladir.
* Dogum orani yüksek oldugu için, 0 – 14 yas arasi nüfus fazladir.
* Çocuk ölüm orani fazladir.
* Sagliksiz ve bilinçsiz beslenme ile saglik hizmetlerinin yetersiz olmasina bagli olarak ortalama yasam süresi kisa, yasli nüfus sayisi azdir.
* Üretici nüfus az, tüketici nüfus fazladir.
* Okur yazar orani düsüktür.
* Nüfusun büyük bölümü kirsal kesimde yasar.
Yerlesme
Insanlarin barindigi ve geçimlerini saglamak amaciyla çalistigi yeri kapsayan alandir. Ancak yeryüzünün tamami yerlesmeye uygun degildir. Dogal ve ekonomik kökenli bazi etmenler yerlesmeleri sinirlamaktadir.
Yerlesmeyi Sinirlayan Etmenler
Denizler
Kutuplar
Çöller
Ormanlar
Yer sekilleri
Toprak özellikleri
Ekonomik özellikler
Ulasim olanaklari
UYARI : Sicak kusakta yerlesmenin üst siniri 3000 m, iliman kusakta 2000 m, soguk kusakta 0 m’dir. Örnegin Türkiye’de 2000 m’nin üstündeki yerlesmeler oldukça azdir.
Yerlesme Tipleri
Yerlesmeler ekonomik etkinligin türüne göre ikiye ayrilir.
Sürekli Yerlesmeler
Geçici Yerlesmeler
Sürekli Yerlesmeler
Tarim, ticaret, endüstri, madencilik, ulasim gibi bir yere yerlesmeyi zorunlu kilan ekonomik faaliyetlerin görüldügü yerlesmelerdir. Bu yerlesmeler ikiye ayrilir.
Kent Yerlesmeleri : Ekonomik faaliyetlerin endüstri, madencilik, ticaret, ulasim turizm vb. oldugu yerlesmelerdir. Kentler, öne çikan ekonomik faaliyetlere göre;
Endüstri kenti
Ticaret kenti
Maden kenti
Tarim kenti
Ulasim kenti
Turizm kenti
Egitim, kültür kenti gibi siniflara ayrilir. Bu faaliyetlerin bir arada bulundugu kentlerde gelisme daha hizlidir.
Kir Yerlesmeleri
Bir yerlesim merkezinin kir yerlesmesi sayilabilmesindeki en belirleyici özellik ekonominin tarim ve hayvanciliga dayali olmasidir. Kirsal yerlesmeler, yerlesim alaninin özelligine göre ikiye ayrilir.
Toplu Kir Yerlesmeleri : Evlerin bir arada bulundugu yerlesmelerdir. Bu yerlesmelerin olusmasinda iklimin kurak ve yari kurak olmasi, su kaynaklarinin her yerde bulunmamasi belirleyici olmustur. Bu nedenle toplu kir yerlesmeleri su kaynaklari çevresinde kümelenir.
Daginik Kir Yerlesmeleri : Evler arasindaki uzakligin fazla oldugu ve genis bir alan yayilmis olan yerlesmelerdir. Bu yerlesmelerin olusmasinda arazinin engebeli, tarim topraklarinin küçük, parçali ve daginik olmasi belirleyici olmustur. Yagislarin ve su kaynaklarinin bol olmasi, tarimda sulamaya ihtiyaç duyulmamasi daginik yerlesmeyi kolaylastirmistir.
Geçici Yerlesmeler
Ekonomik faaliyetin göçebe hayvancilik, tarim, turizm veya tükenebilen madenin isletilmesi oldugu yerlerde, faaliyet süresince yapilan yerlesmedir.
Konut Tipleri
Yerlesmelerin en küçük birimi konutlardir. Kirsal kesimde ve geri almis yerlerde konutlarda kullanilan yapi malzemesi dogal çevre ile uyumludur. Gelismis bölgelerde ise konut tiplerinde teknolojinin etkisi belirgindir.
Dogal Barinaklar : Magaralar ve agaç kovuklaridir. Ilk insanlarin kullandiklari barinaklardir.
Çadirlar : Göçebe hayvancilikla geçinenlerin, konar-göçer yasantilarini sürdürdükleri barinaklardir.
Kulübeler : Saz ve kamislardan yapilan basit evlerdir. Afrika ülkelerinde görülür.
Kerpiç evler : Iklimin kurak ve yari kurak oldugu bölgelerde, bitki örtüsünün ciliz olmasi nedeniyle, killi topragin yapi malzemesi olarak kullanildigi evlerdir. Türkiye’de Iç ve Dogu Anadolu ile Orta Asya, Iran, Orta Dogu ve Kuzey Afrika’da yaygindir.
Tas evler : Arazinin daginik oldugu yerlerde tasin, yapi malzemesi olarak kullanildigi evlerdir.
Ahsap evler : Iklimin nemli oldugu yagisli bölgelerde agaçtan yapilan evlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde, Kuzey Orta Avrupa’da, Sibirya’da, Muson ülkelerinde, Ekvatoral bölgelerde ve Kanada’da yaygindir.
Betonarme evler : Endüstrilesmeye bagli olarak demir, tugla ve betonun yapi malzemesi olarak kullanildigi evlerdir. Endüstrilesmis ülkelerde yaygin olarak görülür .
Türkiye’de Nüfus ve Yerlesme
Türkiye’de Nüfus
Ülkemizdeki nüfusun sayisi ve nüfusla ilgili veriler yapilan nüfus sayimlari ile elde edilir. Bu sayimlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yas gruplarina ve cinsiyete göre dagilimi, okur yazar orani, egitilmis nüfus durumu, issiz sayisi, çalisan nüfusun is kollarina göre dagilimi, köy ve kent nüfus sayilari belirlenir.
Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayimi 1927’de, ikinci nüfus sayimi ise 1935’te yapilmistir. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yillarda nüfus sayimi yinelenmistir. En son nüfus sayimi 1990’da yapilmis ve daha sonraki sayimlarin 10 yilda bir yapilmasi kararlastirilmistir.
Yillara Göre Nüfus Sayimlari ve Sonuçlari
1927-1990 yillari arasinda Türkiye nüfusu 43 milyon kisi artmistir.
En düsük nüfus artis hizi (% 10,5). 1940-1945 arasi dönemde görülür. Bu durumun nedeni II. Dünya savasi kosullaridir.
Nüfus artis hizinin en fazla oldugu dönem 1955-1960 arasidir. Nedeni saglik hizmetlerinin yayginlasmasi ve yanlis nüfus politikalaridir.
1960-1965 arasi dönemde bir önceki döneme göre nüfus artisinda azalma görülür. Nedeni yurt disina yapilan isçi göçleridir.
1985’ten itibaren nüfus artis hizinda sürekli olarak azalma görülür.
Türkiye’de Dogal Nüfus Artis Hizi (Dogurganlik Hizi)
Bir yil içinde, dogum ve ölüm sayisina bagli nüfus artisina dogal nüfus artisi hizi ya da dogurganlik hizi denir. Dogurganlik hizi, egitime, kültüre ve ekonomik gelisime bagli olarak degisir.
Türkiye genelinde kirsal kesimde dogurganlik hizi fazladir.
Dogurganligin en az oldugu bölgeler Marmara ve Kiyi Ege, en fazla oldugu bölgeler, Dogu Anadolu ve Güneydogu Anadolu’dur.
Dogurganlik Hizinin Sonuçlari
Dogurganligin fazla oldugu bölgelerden ve kirsal kesimlerden is olanaklarinin fazla oldugu gelismis bölge ve kentlere göçler olur. Göçler nedeniyle nüfusun bölgeler arasi dagilim dengesi ve cinsiyet dengesi bozulur.
Dogurganlik arttikça iç tüketim artar, hammadde kaynaklari hizla tükenir, is, egitim, saglik, beslenme, barinma gibi temel ihtiyaçlar karsilanamaz.
Türkiye’de Göçlerin Nedenleri
Türkiye’de 1850’den itibaren kirsal kesimden kentlere dogru hizli bir iç göç baslamistir. Türkiye’deki göçlerin nedenleri sunlardir.
Kirsal kesimdeki hizli nüfus artisi
Tarim arazisinin miras yoluyla parçalanip küçülmesi
Tarimda makinelesmenin baslamasiyla olusan issizlik.
Verimli tarim alanlarinin azalmasi.
Kan davalari ve güvenlik sorunu.
Kentlerin is, egitim ve saglik bakimindan çekiciligi.
Iç göçlerin hizla artmasi, bir çok sorunu da beraberinde getirmistir.
UYARI : iç göçler sonucu nüfus, ülke sinirlari içerisinde yer degistirdigi için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dagilim dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye degisir.
Türkiye’de Göçlerin Sonuçlari
Kent nüfusu hizla artar
Alt yapi yetersizligi ve plansiz kentlesme sorunlari ortaya çikar.
Kentlerde, ulasim, konut, egitim gibi alanlarda sorunlar olusur.
Kentlerde issizlik artar
Kentlerde güvenlik bozulur
Kirsal alandaki yatirimlar verimsiz hale gelir.
Türkiye’de Nüfus Dagilisi
Türkiye’de nüfusun dagiliminda, iklim, yer sekilleri, ulasim, tarim olanaklari, endüstri, madenler gibi dogal ve ekonomik kosullarin etkisi vardir. Bu kosullarin elverisli oldugu yerler sik nüfuslanmistir. Arazinin daglik ve engebeli oldugu, tarim alanlarinin az bulundugu, önemli yollarin uzaginda kalan, endüstri ve ticaretin gelismedigi yerler ise seyrek nüfuslanmistir.
Türkiye’de Nüfus Yogunlugu
Belli bir alanda yasayan nüfusun o alanin yüzölçümüne oranidir. Kisi/km2 olarak gösterilir. Nüfus yogunlugu 3 farkli biçimde ifade edilir.
Aritmetik Nüfus Yogunlugu
Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Aritmetik Nüfus Yogunlugu = Yüzölçümü
formülü ile hesaplanir.
Ülkemizde 1990 yili sayimina göre km2’ye 73 kisi düser. Alanin genisligine ve nüfusun fazlaligina göre degisen aritmetik nüfus yogunlugu illere ve bölgelere göre farklilik gösterir.
Illere Göre Nüfus Yogunlugu
Aritmetik nüfus yogunlugu en fazla olan ilimiz Istanbul, en az olan ilimiz Gümüshane’dir. Illerin nüfus yogunluklari turizme ve tarimsal faaliyete bagli olarak mevsime göre degisir. Örnegin yaz mevsiminde Antalya’nin nüfusu turizm nedeniyle artarken, Adana’nin nüfusu Çukurova’ya çalismak için gelen isçiler nedeniyle artmaktadir.
Bölgelere Göre Nüfus Yogunlugu
Aritmetik nüfus yogunlugu en fazla olan bölgemiz is olanaklarinin fazla oldugu Marmara, en az olan bölgemiz ise dogal ve ekonomik kosullarin olumsuzlugu nedeniyle Dogu Anadolu’dur. Ayrica bölgenin yüzölçümünün genis olmasi da nüfus yogunlugunun az olmasinda etkilidir.
UYARI : Aritmetik nüfus yogunlugu hesaplanirken Türkiye’nin gerçek alani (814.578 km2) degil göl yüzölçümlerinin katilmadigi izdüsüm alani (774.814 km2) dikkate alinmistir. Türkiye’nin göl yüzölçümlerinin dikkate alindigi izdüsüm alani ise 779.452 km2’dir.
Tarimsal Nüfus Yogunlugu
Tarimsal nüfus yogunlugu, tarimla geçinen nüfusun tarim alanlari yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Kirsal Nüfus
Tarimsal Nüfus Yogunlugu = Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Tarim alanlarinin az, sulama olanaklari ve yagislarin fazla oldugu yerlerde tarimsal nüfus yogunlugu fazladir. Örnegin Dogu Karadeniz kiyilari ile Dogu Anadolu’da tarimsal yogunluk 500 kisiyi bulurken, tarim arazisinin genis oldugu Iç ve Güneydogu Anadolu ile endüstrilesme ve kentlesme oraninin yüksek oldugu Marmara’da çok azdir.
Fizyolojik Nüfus Yogunlugu
Bir ülkenin toplam nüfusunun tarim alanlari yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yogunlugudur.
Toplam Nüfus
Fizyolojik Yogunluk = Tarim Alanlari
formülü ile hesaplanir.
Ülkemizde 1990 yili sayimina göre km2’ye 197 kisi düser. Ancak bu yogunluk nüfusun tamamini tarimli geçiniyor kabul ettigi için sonuçlari güvenilir degildir.
Türkiye’de Nüfusun Yapisi
Nüfusun sayisi ve yogunlugundan daha önemli olan nüfusun yapisidir. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yas gruplarina dagilimi, cinsiyet özellikleri ve egitim durumu ile etkin (çalisan) nüfusun sektörlere dagilimi incelenecektir.
Nüfusun Yas Gruplarina ve Cinsiyete Göre Dagilimi
Nüfusun yapisini belirleyen en önemli özellik yas gruplari ve cinsiyet dagilimidir.
Yas Gruplarin Göre Dagilim
Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yasin altindadir. Yani ülkemiz genç nüfusludur.
Nüfus artis hizi yüksektir. Bu durum temel ihtiyaçlarin karsilanmasi konusunda sorunlar yaratir.
Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdir. Bu nedenle ekonomik bagimlilik orani yüksektir.
Okul çagindaki nüfus fazladir.
Ortalama insan ömrü kisadir.
Cinsiyete Göre Dagilim
Ülkemizde kadin erkek sayilari arasinda genel bir denge vardir. Nüfusun bu cinsiyet dengesi göçlerle degisir. Göç veren bölgelerde kadin sayisi, göç alan bölgelerde erkek sayisi daha fazladir. Çok göç veren iller arasinda bulunan ve bu nedenle devamli olarak kadin nüfus fazlaligi olan Rize, Trabzon, Gümüshane ve Giresun bu konu için iyi birer örnektir.
UYARI : Türkiye, nüfusun yas gruplarina göre dagilimi ve nüfus artis hizi bakimindan geri kalmis ülkelere benzer özellikler tasir.
Nüfusun Egitim Durumu
Bir ülkenin gelismislik düzeyini saptarken egitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur yazarlik orani gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde degildir. Buna bagli olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelismis ülkelerdeki düzeyin çok altindadir. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek ögrenim düzeyinde egitim alanlar olusturmaktadir. Hiç egitim almamis olanlar %19,6, okula gitmemis okuryazarlar ise % 15,9’dur. Kirsal kesimde is gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocuklarin okula gönderilememesi, kiz çocuklarinin egitimine önem verilmemesi ve okullasma oraninin yetersizligi egitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir.
Etkin Nüfusun Sektörlere Dagilimi
1990 yili verilerine göre etkin nüfusumuz 23,3 milyon kisidir. Bu nüfusun sektörlere dagilimi ise söyledir. Tarim sektöründe çalisan 12 milyon 118 bin kisi etkin nüfusun %49’unu, Endüstri sektöründe çalisan 2 milyon 910 bin kisi etkin nüfusun %15,2’sini, Hizmet sektöründe çalisan 7 milyon 919 bin kisi etkin nüfusun %35,8’ini olusturmaktadir.
Türkiye’de Yerlesmeler
Türkiye’de yerlesmeler ekonomik etkinlige bagli olarak ikiye ayrilir.
Sürekli Yerlesmeler
Geçici Yerlesmeler
Sürekli Yerlesmeler
Türkiye’de sürekli yerlesmeler ekonomik etkinliklerine ve idari yapilarina göre gruplandirilir.
Kent Yerlesmeleri
Kir Yerlesmeleri
Kent Yerlesmeleri
Nüfusu 10.000’in üzerinde olan, kaymakam veya vali tarafindan yönetilen, is bölümünün belirgin, tüketici nüfusun fazla, ekonomik faaliyetin endüstri, ticaret, turizm vb. oldugu yerlesim merkezleridir. Kentler, is olanaklarinin daha fazla olmasi nedeniyle, kirsal kesimden sürekli göç alarak büyümektedir. Buna bagli olarak Türkiye’de hizli bir kentlesme süreci devam etmektedir. 1990 nüfus sayimina göre toplam nüfusun 33,8 milyonu (% 59,1) kentlerde yasamaktadir.
Kir Yerlesmeleri
Nüfusu 2000’den az olan, muhtar tarafindan yönetilen, üretici nüfusun fazla oldugu, is bölümünün belirgin olmadigi, ekonomik faaliyetin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu, konutlarda yapi malzemesinin dogadan temin edildigi yerlesmelerdir. Yerlesmeler arazinin yapisi ve su kaynaklarinin özelligine göre ikiye ayrilir.
Toplu Kir Yerlesmeleri
Daginik Kir Yerlesmeleri
Toplu Kir Yerlesmeleri
Evlerin birbirine çok yakin oldugu kir yerlesmeleridir. Bu tür yerlesmelerde iklim kosullari belirleyici olmustur. Yerlesim birimleri su kaynaklarinin çevresinde toplanmistir. Iç Anadolu, Güneydogu Anadolu ve Dogu Anadolu bölgelerinde yaygin olarak görülür.
Daginik Kir Yerlesmeleri
Evler arasinda uzakligin fazla oldugu, genis bir alana yayilan kir yerlesmeleridir. Bu tür yerlesmelerde arazinin engebelik durumu tarim topraklarinin küçük, parçali ve daginik olmasi belirleyici olmustur. Yagislarin ve su kaynaklarinin bol olmasi daginik yerlesmeyi kolaylastirmistir. Karadeniz Bölgesi’nde daginik yerlesme yaygindir.
Geçici Yerlesmeler
Ülkemizde kir yerlesmelerinin, ekonomik açidan tamamlayicisi olarak gelismis, ekonomik faaliyetin tarim ve hayvanciliga dayali oldugu yerlesmelerdir. Yayla, mezra, oba, kom, agil gibi adlar verilen geçici yerlesmeler Dogu Anadolu ve Güneydogu Anadolu bölgelerinde yaygin olarak görülür. Ayrica mevsimlik olarak konaklamak amaciyla gidilen yazlik siteler, dag ve bag evleri de geçici yerlesmelerdir.
Yayla : Yaz aylarinda hayvan otlatmak veya tarimsal faaliyette bulunmak amaciyla gidilen geçici yerlesmelerdir. Yaylalar dinlenmek amaciyla gidilen yazlik sayfiye yerleri de olabilir.
Mezra : bazi ailelerin tarim alanlarinin az olmasi, kan davalari gibi nedenlerle bulunduklari sürekli yerlesmelerden ayrilip daha uzak bir yere yerlesmesiyle olusmus yerlesmelerdir.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |
Kas
02
2007
0

Nemlilik nedir?

Yeryüzündeki su kütlelerinden buharlaşan su, atmosferin nemlenmesine yol açar. Atmosferdeki su buharına hava nemliliği de denir. Önemli bir sıcaklık etmeni olan atmosferdeki su buharının miktarı, yere ve zamana göre değişir.

Atmosferde nemliliğin dağılışını etkileyen etmenler.

1) Buharlaşma: Atmosferdeki nemin kaynağı yeryüzündeki su kütleleridir. Sıcaklık arttıkça, havadaki nem açığı arttıkça, su yüzeyi genişledikçe, rüzgar estikçe, basınç azaldıkça, buharlaşma artar.

2) Sıcaklık: Sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde havanın nem alma kapasitesi de yüksek olduğu için buharlaşma artar, düşük olduğu yerlerde ise buharlaşma azalır.

3) Yükseklik: Ağır bir gaz olan su buharı, yerçekiminin etkisiyle fazla yükselemez. Yoğunlaşma sonucu yağış tekrar yeryüzüne düşer. Yükseldikçe hava soğuyacağından havanın su buharı taşıma kapasitesi dolayısıyla buharlaşma azalır.

4) Basınç: Yüksek basınç alanlarında alçalıcı hava hareketi buharlaşmayı engeller. Çünkü alçalan havanın yoğunluğunun artması su buharının yükselmesini önler. Alçak basınç alanlarında ise yükselen havanın yoğunluğu daha az olacağı için buharlaşma daha kolaydır.

Mutlak Nem (Varolan Nem)

1 m3 havanın içindeki su buharının gram olarak ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nem, sıcaklığa bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru, denizlerden karalara doğru ve yükseklere çıkıldıkça azalır.

Maksimum Nem (Doyma Miktarı)

1 m3 havanın belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği nemin gram olarak ağırlığıdır. Hava kütleleri ısındıkça genleşip hacimleri artar. Bu nedenle nem alma ve taşıma kapasiteleri de artar. Eğer hava taşıyabileceği kadar nem alırsa doyma noktasına ulaşır ve doymuş hava adını alır.

Örneğin: 20 °C sıcaklığa sahip bir hava kütlesinin taşıyabileceği nem miktarı 17,32 gr/m3’tür. Bu hava kütlesinin sıcaklığı 30 °C’ye yükseldiğinde havanın hacmi genişleyeceği için taşıyabileceği nem miktarı da artar ve doyma noktası 30,4 gr/m3’e yükselir. Bu nedenle hava kütlesinin doyması için aradaki fark (13.08 gr) kadar nem yüklenmesi gerekir.

UYARI : Hava kütleleri, genellikle doyma noktasının üzerinde nem taşıyamaz.

Bağıl Nem

Hava her zaman taşıyabileceği kadar nem yüklenmez. Genellikle havadaki su buharı miktarıyla doyma miktarı arasında bir fark bulunur. Bu farka doyma açığı (nem açığı) denir.

Belli sıcaklıkta 1m3 havanın neme doyma oranına ise bağıl nem denir.

Bağıl Nem =
Mutlak Nem (Varolan Nem) x 100

Maksimum Nem (Doyma Miktarı)

Formülü ile hesaplanır.

Bağıl Nemi Artıran Etkenler

Bağıl nem, mutlak nemin artması ya da hava sıcaklığının azalması nedeniyle artar.

1) Mutlak Nemin Artması: Mutlak nem bakımından fakir, diğer bir deyişle doyma açığı bulunan bir hava kütlesi denizler üzerinden geçerken buharlaşma yolu ile ya da mutlak nemi kendisinden daha çok (doyma noktasına yakın) olan bir hava kütlesi ile karşılaştığında karışma yolu ile mutlak nem bakımından zengin hale gelir. Hava kütlesinin sıcaklığı değişmeden nem kazandığı için bağıl nemi de artar.

2) Hava Sıcaklığının Azalması: Hava kütlesi kendisinden daha soğuk bir hava ile karşılaştığında ya da soğuk bir zemin üzerinden geçtiğinde sıcaklığı düşer. Böylece nem miktarı değişmeden sıcaklığı düşen hava kütlesinin bağıl nemi artar.

Mutlak Nem, Maksimum Nem ve Bağıl Nem İlişkisi

Bir yerdeki yağış oluşumu mutlak nem (varolan nem) ile maksimum nem (doyma noktası) arasındaki ilişkiye bağlıdır. Yağış oluşumu için havanın nem yüklenerek doyma noktasına ulaşması ve bağıl neminin % 100 olması gerekir.

MUTLAK, MAKSİMUM VE BAĞIL NEM İLİŞKİSİ

Mutlak Nem (Varolan Nem) = Maksimum Nem (Doyma Miktarı) –> Bağıl Nem = %100Hava neme doymuştur.

Mutlak Nem (Varolan Nem) > Maksimum Nem (Doyma Miktarı) –> Bağıl Nem > %100Havada nem fazlası bulunur. Bu fazlalık yoğunlaşarak yağış biçiminde yeryüzüne döner.

Mutlak Nem (Varolan Nem) < Maksimum Nem (Doyma Miktarı) –> Bağıl Nem < %100Havada doyma açığı yani nem açığı bulunur. Nem açığının kapanması için hava sıcaklığının azalması ya da havanın nem yüklenmesi gerekir.

UYARI: Soğuk bölgelerde havanın doyma miktarı düşük olduğu için bu bölgelerde bağıl nem yüksektir. Çöl bölgelerinde ise havanın doyma miktarı yüksek olduğu için, hava kütlesi soğuk bölgelerden daha çok mutlak nem içerse bile bağıl nem miktarı düşüktür.

Yoğunlaşma

Atmosferdeki su buharının gaz halden sıvı ya da katı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşmanın temel nedeni sıcaklığın düşmesidir.

Yoğunlaşma Çeşitleri

1) Havanın Alttan Soğumasına Bağlı Yoğunlaşma: Bu tip yoğunlaşma ile sis oluşur. Yatay ya da yataya yakın hareket eden ılık ve nemli bir hava kütlesinin kendisinden daha soğuk bir zemin üzerinden geçişi sırasında içindeki su buharının su zerrecikleri şeklinde yoğunlaşmasına sis denir.

a) Hava Kütlesi Sisi: Genellikle hava hareketlerinin yatay yönde ve yavaş olduğu yerlerdeki ısı kaybı sonucu oluşan sislerdir.

b) Kara Sisi (Radyasyon Sisi): Kara sisleri sıcaklık terselmesinin görüldüğü yerlerde ve dönemlerde kara içlerinde oluşur.

Sıcaklık Terselmesi: Bazı dönemlerde yerin aşırı enerji kaybetmesi, dağlardan çukur alanlara soğuk havanın inmesi, sıcak havanın üstüne soğuk havanın gelmesi ya da alçalan havanın alt bölümlerinin soğuması gibi nedenlerle hava tabakasının sıcaklığı yerden yükseldikçe düzenli olarak azalmaz. Belirli bir yükseltiye kadar artan sıcaklık sonra yeniden düzenli olarak azalmaya başlar. Bu olaya sıcaklık terselmesi denir.

c) Kıyı ve Deniz Sisi (Adveksiyon Sisi): Yatay hava hareketleri sonucunda ılık ve nemli hava kütlesinin kendinden daha soğuk zemin üzerinden geçtiği kıyılarda ve deniz üzerinde oluşan sislerdir. Örneğin İngiltere’de batı rüzgarlarının ve Gulfstream sıcak su akıntısının etkisi ile bu tip sisler yıl boyunca görülür.

d) Yer şekli Sisi (Orografik Sis): Yamaç eğimi az olan yerlerde ılık ve nemli hava kütlesinin yamaç boyunca yükselmesi ve bunun sonucunda içindeki su buharının soğuyarak yoğunlaşması ile oluşan sislerdir.

e) Cephe Sisi: Sıcaklık ve nem bakımından farklı hava kütlelerinin karşılaşma bölgelerinde, sıcak hava soğuk hava üzerinde yükselir. Yükselen sıcak havada olan yoğunlaşmalar sonucunda soğuk hava içine su buharı katılır. Nem miktarı artan soğuk havanın yoğunlaşmasıyla sis ya da bulut oluşur.

UYARI: Sis yoğunluğu havanın nem taşıma kapasitesine bağlı olduğundan, gece daha fazladır.

2) Yükselen Havanın Soğumasına Bağlı Yoğunlaşma: Bu tip yoğunlaşma ile bulut oluşur. Bir hava kütlesinin dikey yönlü hareketi sırasında, yerden yükseldikçe içindeki su buharının su zerrecikleri şeklinde yoğunlaşmasına bulut denir. Bulutların güneş ışınlarını engelleyici etkisi ile yeryüzünün aşırı ısınıp soğuması önlenir.

Bulutluluk Oranı

Gökyüzünün bulutlarla kaplı olma oranıdır. Bulutluluk nefometre ile ölçülür. Bulutluluk oranının yüksek olduğu (her mevsim bol yağış alan) yerlerde güneşli gün sayısı azdır. Örneğin İngiltere’de, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle hemen her mevsim yağışlı ve güneşli gün sayısı azdır.

UYARI: Bulut kümelerinin altının düz olması yoğunlaşmanın aynı seviyede olduğunu gösterir.

Nefometre: Bulutluluk gökyüzünü kaplayan bulutların miktarı 10 ya da 8 eşit parçaya bölünmüş ve nefometre adı verilen bir araç ile ölçülür. Nefometre ufku kaplayacak şekilde tutularak bulutla kaplı pencereler sayılır. Bulutla kaplı pencere sayısının tüm pencere sayısına oranı da bulutluluğu verir.

Bulut Tipleri

Bulutlar yüksekliklerine göre incelenir. Yüksekliklerine göre bulutlar 3 gruba ayrılır:

1) Yüksek Bulutlar: 6000m’nin üstündeki hava katmanlarında su buharının buz şeklinde yoğunlaşması ile oluşan bulutlardır. Bu seviyelerdeki su buharı azlığına bağlı olarak görünüşleri tüy şeklindedir. Bunlara genel olarak sirrus adı verilir.

UYARI: Kümülonimbus bulutları dikey yönlü hareketlerinin fazla olması nedeniyle her üç (alçak, orta, yüksek) seviyeye de yayılabilen bulutlardır.

2) Orta Bulutlar: 3000 – 6000 m arasındaki yükseltilerde yoğunlaşmalara bağlı olarak oluşan bulutlardır. Bunlara alto bulutları adı verilir. Genellikle beyaz renklilerdir.

3) Alçak Bulutlar: Yeryüzü ile 3000 m arasında oluşan kalın, yoğun ve koyu görünüşlü bulutlardır. Yoğunlaşma hızlı ve kısa sürede olursa küme şekilli yoğun yağış bırakan bulutlar oluşur. Eğer yoğunlaşma yavaş ve uzun sürede olursa tabaka şekilli ve uzun süren çisinti şeklinde yağış bırakan bulutlar oluşur.

Yağış

Havadaki nemin doyma noktasını aşıp, su damlacıkları, buz kristalleri veya buz parçacıkları şeklinde yoğunlaşmasına yağış denir.

1) Yerde Yoğunlaşma Biçimindeki Yağışlar

a) Çiy : Havanın açık ve durgun olduğu gecelerde, havadaki su buharının soğuk cisimler üzerinde su damlacıkları biçiminde yoğunlaşmasıdır. İlkbahar ve yaz aylarında görülür.

UYARI: Bir bölgede yağışların oluşabilmesi için hava sıcaklığının düşmesi, hava kütlesinin yükselmesi ve havanın doyma noktasına ulaşması gerekir. Dolu yağışı orta enlemlerde, genellikle sağanak yağmurlara birlikte, ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Çiy 0°C’nin üzerindeki, kırağı 0°C’nin altındaki yoğunlaşmalar ile oluşur.
b) Kırağı: Soğuyan zeminler üzerindeki yoğunlaşmanın buz kristalleri şeklinde olmasıdır. Kırağının oluşabilmesi için de havanın açık ve durgun olması gerekir.

c) Kırç: Aşırı soğumuş su taneciklerinden oluşan bir sis uzun süre yerde kaldığında, su taneciklerinin soğuk cisimlere çarparak buz haline geçmesidir.

2) Troposferde Yoğunlaşma Biçimindeki Yağışlar

a) Yağmur: Buluttaki su taneciklerinin damlalar halinde birleşerek yeryüzüne düşmesidir.

b) Kar: Havadaki su buharının 0°C’nin altında yoğunlaşarak ince taneli buz kristallerine dönüşmesidir.

c) Dolu: Dikey yönlü hava hareketlerinin çok güçlü olduğu bulutlarda, sıcaklığın birdenbire ve büyük ölçüde düşmesiyle su tanecikleri donar.
Yağış Miktarı

Yıl içerisinde birim alana düşen toplam yağış miktarına denir. Yağış, plüviyometre ile ölçülür, kg/m2 ya da mm olarak ifade edilir.

Yağış Miktarını Etkileyen Etmenler

1) Hava Kütlesi: Bir yerin yağış alabilmesi için uygun hava kütlelerinin ve buna bağlı cephe sistemlerinin etkisi altında bulunması gerekir. Hava kütlesi nemli ise yağış miktarı artar. Örneğin Türkiye’de kış yağışlarının fazlalığı İzlanda Gezici Alçak Basıncı’nın kışın daha etkili olmasının bir sonucudur.

2) Yükselti ve Yer şekilleri: Deniz seviyesinden yaklaşık 1500 – 2000 yükseltiye kadar her 100 m’de yağış miktarı 50 – 400 mm arasında artar. Bu yükseltiden sonra yağışlar azalır. Çünkü içindeki nemin büyük bölümünü yamacın orta bölümlerine bırakan hava kütlesi doruklara kuru olarak geçer. Nemli hava kütlelerine dönük yamaçlarda yağışın fazla, ters yamaçlarda yağışın az olması ise yer şekillerinin yağış miktarına etkisini kanıtlar.

3) Denize Etkisine Kapalılık: Denizden uzaklaştıkça yağış miktarı azalmaktadır. Çünkü, nemli hava kütleleri, içindeki nemin büyük bir bölümünü kıyı kesimlerinde bırakır ve içerilere daha kuru olarak sokulur.

4) Akıntılar: Sıcak su akıntılarının etkisiyle ısınıp nemlenen hava kütleleri serin kara üzerine geldiğinde yağış bırakır. Örneğin, İngiltere ve Japonya kıyılarında yağış miktarının fazla olmasında sıcak su akıntıları etkilidir. Soğuk su akıntılarının geçtiği kıyılarda ise yağış miktarının azaldığı görülür.

5) Bitki Örtüsü: Özellikle ormanlardaki terleme, nem miktarını artırdığından yağışlar %3 – 6 oranında artar.

Yağış Tipleri :

1) Yükselim (Konveksiyon) Yağışları: Isınarak yükselen havanın soğuması ile oluşan yağışlardır.

Ekvator çevresinde yıl boyunca orta enlemlerde ilkbahar ve yaz aylarında bu tip yağışlar görülür.

Türkiye’de ilkbahar ve yaz başlarında kuzeybatıdan gelen nemli ve soğuk hava, İç Anadolu’da ısınarak, yükselir ve yağış bırakır. Bu yağışlara kırkikindi yağmurları denir.

2) Yamaç (Orografik) Yağışları: Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

Orografik yağışlar en çok kıyıya paralel uzanan dağların denize dönük yamaçlarında görülür.

Türkiye’de Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları’nda yamaç yağışı belirgindir.

UYARI: Egemen rüzgar yönüne dük uzanan dağ yamaçları orografik yağışları alır.

3) Cephe Yağışları: Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında oluşan yağışlardır.

Yeryüzündeki yağışların önemli bir bölümünü bu tip yağışlar oluşturur.

Batı ve Orta Avrupa ile okyanusal iklim bölgelerinde her mevsim, Akdeniz iklim bölgelerinde kış aylarında cephesel yağışlar görülür.
Dünya’da Yağışın Dağılışı

A) Çok Yağışlı Bölgeler

1) Ekvatoral Bölge: Yıl boyunca ısınmanın fazla olması nedeniyle yükselim yağışları görülür. Bu bölgede karşılaşan kuzey ve güney alizeleri de yükselim yağışlarına yol açar. Her mevsim yağışlı olan ekvatoral bölgede, Mart ve Eylül aylarında yağış miktarı artar. Yıllık yağış toplamı 2000 mm civarındadır.

2) Muson Asyası: Yaz musonlarının etkisiyle yaz aylarında bol yağış alır. Yağışlar, yamaç yağışı şeklindedir. Kış ayları genellikle kurak geçer. Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üstündedir.

3) Orta Kuşak Karaların Batı Kıyıları: Her mevsimin yağışlı olduğu bölgelerdir. Kış yağışlarının nedeni gezici alçak basınç ve buna bağlı cephe sistemleridir. Dağlık kıyalarda yer şekilleri yağış miktarını artırıcı etki yapar. Ayrıca bu kıyılar bati rüzgarları ve sıcak su akıntılarının etkisi altındadır.

UYARI: Kuzey Amerika Kitasi’nın doğu kıyısında tropikal siklonlar nedeniyle çok yağış görülür.
B) Yağışlı Bölgeler

1) Akdeniz Bölgeleri: 30° – 40° enlemleri arasında kışları yağışlı, yazları kurak bir yağış rejimi gelişmiştir. Bölge, yazın subtropikal yüksek basınçların, kışın ise batı rüzgarları ve geçici alçak basınçların etkisinde kalır. Kış yağışları, cephesel yağışlardır. Dağlık alanlarda ise orografik cephesel yağılar görülür.

2) Orta Kuşak Kıtalarının Doğu Kıyıları: Her mevsimi yağışlıdır. Genellikle yağışlar cepheseldir. Ancak yaz mevsiminde konveksiyonal yağışlar da görülür. Soğuk su akıntıları bazı kıyılarda çöllerin gelişmesine neden olmuştur.

3) Savan Bölgeleri: 10° – 20° enlemleri arasında, kışların kurak, yazların ise yağışlı geçtiği bölgelerdir. Yaz yağışları konveksiynal yağışlardır. Kış kuraklığının nedeni subtropikal yüksek basınç alanının Ekvator’a doğru kaymasıdır.

C) Az Yağışlı Bölgeler

Orta kuşak karasal bölgelerde kışın, karaların iç kısımlarında havanın soğuk olması nedeniyle antisiklon alanları oluşur. Nemli havanın iç kısımlara sokulmasını önler. Buralarda kışlar biraz nemli ancak yağışsızdır. İlkbahar ve yaz aylarında ise ısınmaya bağlı konveksiyonal yağışlar görülür.

D) Kurak Bölgeler

1) Subtropikal Yüksek Basınç Bölgeleri: 20° – 30° enlemleri arasında yıl boyunca yağışın çok az görüldüğü hatta bazı yıllarda yağışın hiç görülmediği bölgeler vardır. Alçalıcı hava hareketleri nem açığını büyütür ve kuraklığın belirginleşmesine neden olur. Bu bölgeler, Büyük Sahra, Arabistan ve Avustralya’da geniştir. Güney Afrika, Güney Amerika ve Meksika’da daha dar alanlıdır.

2) Orta Kuşak Kıtalarının Deniz Etkisine Kapalı İç Kısımları: Denizden çok uzak olan bu bölgelere nemli rüzgarlar ulaşamaz. Kıyıya paralel uzanan dağ sıraları da nemli rüzgarları engellediği için bu bölgelerde kuraklık belirgindir. Örneğin Orta Asya çöllerinin oluşumu buna bağlıdır.

3) Kutuplar: Kutuplar çevresi soğuk olduğundan havanın mutlak nemi düşük ve yağış miktarı azdır. Ayrıca buralarda yüksek basınç alanının egemen olması yağışları önler. Buralara daha çok soğuk çöller denir.

Türkiye’de Yağışın Dağılışı

* Türkiye’de genellikle Akdeniz yağış rejiminin etkisi görülür.
* En çok yağış kıyı bölgelerde görülür. İç kısımlara gidildikçe yağış miktarı azalır.
* En az yağış alan yer Konya ve Tuz Gölü çevresi ile bazı derin yarılmış akarsu vadilerinin tabanlarıdır.
* Karadeniz kıyılarında sonbahar, Akdeniz kıyılarında kış, İç Anadolu’da İlkbahar ve Erzurum – Kars Bölümünde az yağışları belirgindir.
* Türkiye genelinde kış aylarında görülen yağışlar cephesel yağışlardır. Çünkü kış aylarında Anadolu, gezici alçak ve yüksek basınçların etkisi altındadır. Bu basınçlar cephesel yağışlara neden olur.

UYARI: 30° Kuzey enlemindeki dinamik yüksek basınç alanının yaz aylarında 40° Kuzey enlemine doğru genişlemesi nedeniyle Karadeniz kıyıları dışında yaz kuraklığı oluşur.

Yaziyi gonderen in: Coğrafya |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel