
‘Mobilya Sektörü’ Kategorisi Yazıları


GİRİŞ
Türkiye Orman Endüstrisi
Orman endüstrisi sektörü ülkemizde 42615 işletme ile KOBİ’ler içerisinde % 21 paya sahiptir. Bu sektörde 200.000 kişinin istihdam edildiği tahmin edilmektedir. Ülkemizin nüfusu ve nüfus artış hızı, tüketicinin bilinçlenmesi, gümrük birliği ile gümrük vergisi oranlarının sıfırlanması, vb. faktörlerin bu sektör üzerindeki olumlu ve olumsuz pek çok tesirleri bulunmaktadır. Sektör olumlu gelişmeleri çok akıllıca değerlendirmek, olumsuz faktörlerin tesirim ise asgari düzeye indirmek için gerekli çalışmaları yapmak, tedbirleri almak zorundadır

Türkiye de Mobilya Sektörü
Mobilya, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlığını etkilerken, estetik değeri de olan, kısaca sanat ve tekniği birleştiren bir üründür. Mobilya denilince akla ilk gelen ahşap mobilyadır. Kolayca işlenebilmesi, birbirlerine kolayca birleştirilebilmesi, direncinin yüksek oluşu, eskidiğinde kolayca değiştirilebilmesi, boyanabilmesi gibi özellikler, ağaç malzemenin mobilya yapımında daha fazla tercih edilmesinin ana nedenleridir. Mobilya, piyasada “kahverengi eşya” olarak anılmakta olup, tüketici talebi sınıflandırmasında “dayanıklı tüketim malları” kategorisine girmektedir. Mobilya sektörü sadece mobilya üreticilerini kapsamamaktadır. Sunta, MDF, kaplama vs. gibi hammadde üreticileri, makina üreticileri, mimarlar, dekoratörler, metal, plastik, ahşap aksesuar üreticileri, yapıştırıcı, tutkal, boya, polyester, cila, sünger vs. gibi kimyasalların imalatçıları, döşemelik deri ve tekstil üreticileri gibi sayısız işkolu da mobilya sektörüne destek vermektedir.
Son 15-20 yıllık süreçte küçük ölçekli işletmelerin yanı sıra orta ve büyük ölçekli işletmelerin sayısı artsa da, Türk mobilya endüstrisinde, 60-65 bin düzeyinde mobilya işçisi olduğu, çoğu geleneksel yöntemlerle çalışan atölye tipi küçük ölçekli işletmelerin ağırlıkta olduğu bildirilmektedir. Fabrikasyon üretim yapan firma sayısı 10 civarındadır. Ağaç işleri federasyonu’na kayıtlı olarak mobilya işi ile uğraşan 550 bin küçük ölçekli işletme mevcuttur. Sanayi Ticaret Odaları’na kayıtlı üyelerin de bu grup içinde değerlendirilmesiyle işletme sayısının 600 bin-650 bin olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Ülkemizde mobilya imalat sektörü, pazarın yoğunlaştığı belirli bölgeler civarında toplanmıştır. Devlet planlama teşkilatının verilerine göre mobilya üretim bölgelerinin toplam üretimdeki payı en fazla olan bölge %27.2 oranında Ankara iken, %9 pay ile İzmir 3.sırada yer almaktadır
Türk mobilya sektörü çift yönlü bir görünüm sergiliyor: Bir yanda rekabet gücü düşük küçük işletmeler, bir yanda, uluslararası alanda “marka” olma yolunda ilerleyen firmalar. Şimdilik Türkiye’nin toplam ihracatında bindeli oranlarla ifade edilebilecek kadar düşük bir pay alan sektör, bu dinamik ve yaratıcı ruha sahip firmaların öncülüğünde gelişmeye açık bir görünüm sergiliyor.
Türkiye’de ekonominin dışa açılmasıyla birlikte ilk öne çıkan sektör tekstil oldu. 2001 yılı ihracat verileri, otomotiv sektörünün de bu yolda olduğunu gösteriyor. Dünya pazarı tekstil ve otomotiv kadar büyük olmasa bile, mobilya sektörü, belki de Türkiye’nin üçüncü büyük sektörü haline gelebilecek potansiyele sahip. Sektör, bugün toplam ihracat içinde binde 5 gibi çok küçük bir yer tutmasına karşın, dünya pazarı, Türk mobilya sektörünün önünde bakir bir alan gibi görünüyor.
Türkiye mobilya ihracatı istikrarlı bir büyüme trendi gösteriyor. 1996’da 75 milyon dolar olan ihracat, 2000 yılında yüzde 116’lık artışla 162 milyon dolara ulaştı. Yanı sıra, sektörde ihracata yönelik çalışan firmaların, pazarlarını da hızla genişlettiği gözleniyor. 1999’da Türkiye’den mobilya ihraç edilen ülke sayısı 109 iken, bir yıl sonra bu sayı 125’e yükseldi. Öte yandan, üretim miktarı da istikrarlı bir şekilde artıyor. 1995’deki 376 bin tonluk mobilya üretimi, 2000 yılında 500 bin tonları buldu. Ancak, mobilya sektörünün yarattığı değer, dolar bazında, istikrarlı bir şekilde düşüyor: Türkiye mobilya sektörünün 1995 üretiminin değeri 1 milyar 207 milyon dolardı. Buna karşılık 1999’da, 100 bin ton daha fazla mal üretilmiş olduğu halde, dolar cinsinden değeri, 1 milyar 125 milyon dolarda kaldı. 2000 yılı rakamları, dolar cinsinden 1995 hasılatına yaklaşıyor. Ancak bu hasılat için yaklaşık 1,5 kat fazla üretim yapıldı.
Mobilya sektöründe Türkiye’nin önünde çok açık bir ufuk görünüyorsa da, sektörün genel yapısı, dünyaya geniş ölçüde açılımı engelliyor. Geniş ölçüde istihdam yaratıcı niteliğine rağmen, mobilya üretimi, daha çok küçük işletmelerde yapılıyor. Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri’nin araştırma servisinin hazırladığı Mobilya Sektörü Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de Ağaç İşleri Federasyonu’na kayıtlı çalışan 55 bin küçük ve orta ölçekli işletme var. Sanayi Ticaret Odaları’na kayıtlı üyeler de dahil edildiğinde sayı 65 bini buluyor. Sektörde büyük çoğunlukla atölye düzeyinde çalışılması nedeniyle kapasite kullanım oranı da yüzde 40’lar düzeyinde kalıyor. Oysa AB ülkelerinde bu oran yüzde 90’larda seyrediyor.
Son araştırmalara göre, Türkiye’nin toplam mobilya üretim kapasitesinin yüzde 23’üne sahip olan İstanbul birinciliği alarak, Ankara’yı ikinci sıraya indirdi; Ankara’nın sektördeki hacmi yüzde 19,5. Bu iki şehrin dışında Bursa, Bolu, Eskişehir, Kayseri, Sakarya, Zonguldak, Trabzon, Balıkesir, Antalya, Burdur ve Adana, mobilya sektörünün öteki önde gelen üsleri.
Sektörde fabrikasyon üretim yapan firma sayısı çok sınırlı olmakla birlikte, orta ve büyük işletme kategorisinde firmaların sayısı artıyor. Sektörde yabancı sermayenin payı da bir hayli düşük; 1997 itibariyle yabancı sermayeli dokuz firma mobilya üretiyor. Bu firmalardaki yabancı sermaye payı yüzde 75. Sektörün Türkiye’deki toplam yabancı sermaye içindeki payı ise on binde 1.
Toplam üretimi henüz 1 milyar dolar civarında seyreden, Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı bindeli rakamlarla ifade edilebilen bir sektörün geleceği konusunda çok iyimser olunabilir mi? Bu, gerçekçi bir tutum sayılabilir mi? Üstelik 22 Şubat krizi sonrasında meydana gelen durgunluk iç piyasayı çok daraltmışken ve ithal girdi fiyatları çok yükselmişken…
Çağdaş teknolojiyle çalışan, çağdaş tasarım anlayışına sahip, piyasanın önde gelen işletmelerinin performansına bakıldığında, sektörde patlama beklemek çok hayalci bir tutum sayılamaz. En saygın uluslararası yarışmalarda ödül almak, dünyanın öbür ucundaki Arjantin’e mobilya satmak ve başta İtalya, Almanya ve Fransa olmak üzere, dünyanın önde gelen mobilyacı ülkelerinde müşteri bulabilmek, başlı başına cesaret verici göstergeler. 2000 yılı verilerine göre 162 milyon dolarlık Türkiye mobilya ihracatında en önemli ülke Almanya, ki dünya pazarına mal satan ikinci en büyük üretici.
Ama bu, sektörün önü otoyol gibi açık demek değil.
Mobilya Sektörü Değerlendirme Raporu’na göre, sektörün önündeki en büyük engellerden biri, üretimin küçük atölyelerde yapılıyor olması. Avrupa mobilya endüstrisinde işletme sayısı, en az 20 işçi çalıştırma esasına göre belirleniyor. 1998 rakamlarına göre, Avrupa’da bu kategoriye giren 7 bin 780 işletme var.
Sektörü inceleyen uzmanlar, küçük birimlerin, pazarlama konusunda güç birliği yapmalarını, bir başka çıkar yol olarak görüyor. MOSAŞ, uzmanların bu bağlamda örnek gösterdiği bir birlik: “Mobilya Sanayicileri Dış Ticaret A.Ş. (MOSAŞ) sektörün gelişimine katkıda bulunmak için kurulan önemli bir Sektörel Dış Ticaret Şirketi (SDŞ) olarak faaliyet göstermektedir. 10 Ekim 1997’de SDŞ unvanı alan MOSAŞ, 41 ortakla kurulmuş ve daha sonra üye sayısını 49’a çıkarmıştır…” Raporda, şirketin daha sonra sermaye krizine girdiğine dikkat çekiliyor ama yine de geleceğin ümit verici olduğu sonucuna varılıyor:
“Kazakistan’da bir mağaza açan MOSAŞ, yatırım ve sermaye yetersizliği ve ekonomik kriz gibi sorunlar nedeniyle henüz tam olarak istenilen düzeyde gelişme kaydedememiş olmasına rağmen, mobilya sektöründe faaliyet gösteren tek SDŞ olarak dış pazarlara ihracat, pazarlama, tasarım ve Ar-Ge çalışmaları konusunda önemli bir güç oluşturmaktadır…”
Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri’nin söz konusu raporunda ifade edilen, sektörün geleceğine iyimser bakışı besleyen bir diğer gözlem de, firmaların pazarlamaya ilişkin tutumları. Rapora göre, Türk mobilya sektöründe üretici, artık eskiden olduğu gibi, alıcının gelip malı bulmasını beklemiyor; alıcının ayağına gidiyor ve ürünü tanımasını sağlıyor. Bunun için hem reklamlardan yararlanıyor, hem de uluslararası fuarlara katılıyor. Rapora göre, sektörün bu etkileşimden, “doğrudan satış kadar değerli” bir diğer kazancı, kalite kavramının idrak ediliyor oluşu. Üretici, bu etkinlikler sayesinde, kalitenin rekabet şansını arttırdığı bilincini ediniyor.
Raporda, firmaların pazarın bulunduğu yerde temsilcilik açmalarının önemi de hatırlatılıyor: “Son yıllarda Türk firmaları tarafından Avrupa’da açılan satış temsilciliklerinin ihracat üzerindeki olumlu etkileri yeni yeni kendini göstermeye başlamıştır. Bu şubelerin bulundukları ülkelerde bire bir ilişkiler kurarak ve Ar-Ge faaliyetleri yoluyla gerçekleştirdikleri faaliyetler ihracatın artmasına büyük katkı sağlamaktadır.”
Türkiye’de mobilya sektörü dünya pazarlarına sadece mal satarak açılmıyor; ithalat da istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Türkiye 1996’da, 125 milyon dolar ödeyerek, yaklaşık 19 bin ton mobilya ithal etti. Beş yıl sonra bu rakamlar 181 milyon dolar ve 35 bin tona yükseldi. Uzmanlar, mobilya ithalatının sürekli artışını, yerli üreticinin çeşitli kısıtlılıklarıyla açıklıyor. Mobilya Sektörü Değerlendirme Raporu’nda bu konuda şöyle deniliyor:
“Mobilya sektöründe ithal mobilyanın payının sürekli artmasının, tüketici tercihlerinin değişmesi ve yerli sektörün kalite açısından tüketici tercihlerine cevap verememesi gibi nedenler bulunmaktadır.”
Türkiye, en çok İtalya, Almanya ve Fransa’dan mobilya ithal ediyor. Uzmanlara göre, dünyanın en büyük üreticisi ve ihracatçısı konumundaki İtalya’nın mobilyalarının Türk pazarında kabul görmesi, Türkiye’deki tüketici kitlesi hakkında da bilgi veriyor:
“Artık Türkiye’de de ucuz, kaliteli ve iyi tasarımlı mobilyayı tüketebilecek geniş bir kesim var…”
Türkiye mobilya sektörünün, bu pazar olanaklarını değerlendirebilmesi için çok önemli engelleri aşması gerekiyor. En başta gelen noksan, hammadde kaynağı; kereste üretiminde miktar ve kalite açısından yurtiçi pazar talebi karşılanamıyor. eskiden yüzde 100 yerli malzeme ile çalışan sektör, artık yüzde 75 oranında ithalata bağımlı. İthal girdi maliyetleri de bir hayli yüksek. Bu durum, Türk malının yurtdışında fiyat rekabetini de olumsuz yönde etkiliyor.
Fiyat bakımından rekabeti engelleyen bir başka maliyet unsuru nakliye giderleri. Türkiye, yaygın olarak dünyanın en pahalı taşıma şekli olan karayolu taşımacılığını kullanıyor. Demiryolu ulaşımı ve limanlar gerektiği ölçüde gelişkin değil. Sektörün sağlıklı bir envanter kaydının bulunmaması bir başka engel. Bu nedenle sektörün makine kapasitesi, maliyetleri, ürün çeşitleri ve pazar analizleri sağlıklı yapılamıyor.
Bütün bunların dışında, Türkiye mobilya sektörü bir de tanıtım sorunuyla karşı karşıya. Tanıtım faaliyetleri ve yurtdışı pazarlama ağları yetersiz, pazarlama etkinliği zayıf. Sektörün özellikle dış pazarlar ve rakipler konusunda üretici ve pazarlamacıları bilgilendirecek bir iletişim kanalı yok. Bu sorunlar aşıldığı takdirde, Türkiye mobilya sektörünün ufku gayet açık.
Dünya mobilya piyasası, hem yeni piyasaların açılması hem de gelişmekte olan ülkelerin gelir düzeyindeki yükselişin tüketime yansıması nedeniyle, giderek gelişiyor. Genel olarak bu piyasanın hacmi, 1998’de 50 milyar doları bulmuştu.
Pazarın en önemli aktörleri, İtalya (8,6 milyar dolar), Almanya (4,7 milyar dolar), Kanada (4,2 milyar dolar) ve ABD (2,7 milyar dolar). ABD, 1998’deki 14 milyar 567 milyon dolarlık ithalatıyla, en büyük ithalatçı ülke. Onu, yarısı kadar bir miktarla Almanya izliyor. Üçüncü sıradaki Fransa’nın ithalatı 3,5 milyar dolar civarında. Öteki önemli ithalatçılar, Kanada, İngiltere, Japonya, Belçika – Lüksemburg, İsviçre – Lichtenstein, Hollanda, Avusturya ve Hong Kong. Bu ülkeler arasında en alt sıradaki Hong Kong’un yıllık mobilya ithalatı, 1998 itibariyle 1 milyar 72 milyon dolardı.
Türkiye mobilya sektörünün açılabileceği pazarlar arasında Avrupa en önde geleni. 1998′de 74 milyar Euro’luk cirosu olan Avrupa Birliği ülkelerinde, mobilya tüketiminin gelecek birkaç yıl içinde daha fazla büyümesi bekleniyor.
AB’nin ithalatında ise Güney Doğu Asya merkezi bir konumda. Buradan ithalat, 1998’de yüzde 20′ler düzeyinde arttı.
Aynı şekilde, 1998’de Güney Afrika’dan yapılan ithalat artışı da sürdü.
Türk mobilya üreticisinin ulaşması gereken bir diğer büyük pazar ABD. 1998 yılında, Amerikan mobilya piyasasında talep artışı oldu; talep 82,6 milyar dolara yükseldi ve bu durum Amerikan mobilya piyasasında emek ve hammadde kıtlığına yol açtı. Amerikan Mobilya İmalatçıları Derneği verilerine göre de 1999 yılında, Amerikalı tüketiciler 88,7 milyar dolarlık mobilya aldılar. Ancak ABD’de halen talep fazlası var.
Türkiye mobilya sektörü için en cazip pazarlardan biri Ortadoğu; dünya ihracatının yüzde 3’ünü çekiyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt, en büyük alıcılar. Yüksek gelirli müşteriler genelde iyi kaliteli mobilyalardan hoşlanıyor; fiyat, belirleyici bir faktör değil. Dahası tüketim ağırlığı fazla olan bir orta üst sınıf doğuyor… Bölgedeki turizmin gelişmesiyle, yeni turistik tesisler için mobilya talebi de yükseliyor. Bölgeye en çok mal satanlar, sırasıyla İtalya, İspanya, Fransa, Almanya ve İngiltere. Bu ülkeler üstelik 1994 – 98 arasında pazarlarını ortalama yüzde 10 civarında genişlettiler. Bölgeye ihracat yapanlar arasında Kore, Malezya ve Asya Pasifik ülkeleri var ki pazar payları yüzde 20′lere ulaşıyor ve artmaya devam ediyor.
kaynak:M.Semih Kara-Türkiye de ve Dünya da Mobilya-2006









