Son Eklenenler

advertisement




‘Kariyer’ Kategorisi Yazıları


Özgeçmiş’in (CV) önemi

Okulunuz bitti ya da iş değiştirmek istiyorsunuz. İstediğiniz yerde iş bulmak hiç de kolay olmadığını düşünüyorsunuz. Çoğunuz iş aramaktan hoşlanmadığınız veya nasıl iş arayacağımızı bilemediğimiz için, hak ettiğiniz pozisyonlarda da olmayabilirsiniz. Peki, bunun önüne nasıl geçebilirsiniz?

Öncelikle, iş aramak profesyonel nitelik ister. Kartvizitinizin, özgeçmişinizin sizi tam olarak anlatması ve sunması gerekir. Ayrıca özgeçmişiniz yaşamınızdaki değişimlere göre de güncellenmelidir.

Birkaç noktaya dikkat edebilirsiniz. Özgeçmiş iki sayfadan fazla olmamalı. Ayrıntılara görüşmede de yer verilmeli. Yazı karakteri 12 punto karakterde ve A4 kağıdına yazılmalı. Unutmamakta fayda var: Özgeçmişiniz ne kadar kısa anlatılıyorsa o kadar değerlidir, çünkü ön sayfa çok değerlidir.

Özgeçmişinizi yazarken imla, gramer hataları yapmayın. Titiz olun. Hiç olmazsa yazdığınızı iki kere okuyun. Daha sonra ne yazdığınıza bakın, kontrol edin. E-posta ile gönderecek olsanız bile, kağıt üzerinde duruşuna çıktı alarak bakın. Resminizi yerleştirmeyi unutmayın. Cümleler anlamı bozulacak şekilde arka sayfaya geçmesin.

Aldığınız dersleri, staj konusunu, katıldığınız workshop’lardaki eğitimlerinizi anlatırken, sektörünüze özel teknik terimleri açıklayın. Eksik ya da fazla bilgi vermeyin. Bu özelliği yazmayayım veya çok iyi yazayım demeyin. Herkes sizin sektörünüzdeki terimleri bilmeyebilir.

Sizin herkesten farklı nitelikleriniz olmalı. Birlikte çalışmanın işverene verimli olacağını işverene kanıtlamalısınız. Bazen pozisyona göre kronoloji ile, bazen de fonksiyonel özgeçmiş kullanmalısınız. Kendi başarılarınızla ilgili somut bilgilere yer verin. (A modeli üretim şekli ile hedeflenen yüzde 40 kapasiteye 5 yıl art arda ulaşılmıştır. Bunun sonucu şirket şu pozisyonda yaptığım işlerden şu yararları sağlamıştır vb.)

Katıldığınız eğitimler (şirketin size sağladığı veya bireysel) hakkında bilgi verin. Bir de, yabancı bir şirketle çalışacaksanız o şirketin dilinde de özgeçmiş hazırlayın. Yabanı dildeki yetkinliğiniz, özgeçmişinizdeki cümlelere bakılarak da anlaşılabilir.
 Yazar:Psikolog Dr. Işın AKI


Guinness’e hafızası ile giren Bob Gray

Bob Gray İngiliz asıllı bir Kanada vatandaşı. Şaşırtıcı bir hafızaya sahip. Herşeyi anında tersten okuyabilen ve aynı zamanda el ve ayaklarıyla tersten yazabilen Gray, bu hafıza yeteneği ile Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’nda da yerini aldı. Bugün özellikle satış kadrolarına hafıza geliştirme tekniklerini anlatan Gray, hafıza yeteneğini 6 yaşından bu yana kullanıyor. O, hatırlama tekniği sayesinde okulda da her türlü formülü, numarayı ezberleyip derslerinde hep en üst sıralarda yer alan bir öğrencilik hayatı yaşamış.

Formülleri ezberlemek onun için çocuk oyuncağı olmuş. Ama liseye geldiğinde farklı bir şeyler yapmak ve para kazanmak isteği ile okulu bırakıp pek çok işte çalışmış. 19’unda 6 aylığına Kanada’ya giden Gray, ülkeyi ve insanları çok sevince Kanada’ya yerleşmeye karar vermiş. Kanada’da ilkin bir otelde garson olarak çalışan, daha sonra hipnoz gösterisi yapan bir animatörün yanında hafıza yeteneğini kullanarak gösteriler yapan Gray, 30 yaşına geldiğinde nihayet kendisine “doğru dürüst” bir iş bulduğunu söylüyor: “Bir fitnes salonunda satış danışmanı olarak çalışmaya başladım. Tüm müşterilerin ilgi alanlarını, onların, eşlerinin ve çocuklarının isimlerini ezberleyip onlarla iletişimimi güçlendirince satışlar bir anda yüzde 13 arttı.” Satıcılık kariyerinde hafıza gücünü kullanarak elde ettiği bu başarıdan sonra Gray’e satış danışmanlarına eğitim vermesi için teklifler gelmeye başlamış. O da fitness sektöründeki kariyerini bırakarak, satış uzmanlarına hafızayı güçlendirmenin yollarını anlatmaya başlamış. Bundan 20 yıl önce kendi şirketi Memory Edge’i kuran Gray’in müşterileri arasında General Electic, TD Bank, Kodak, General Motors, Ford, Investors Group, Bell Canada gibi firmalar bulunuyor.

Hatırlamak öğretilebilir mi?

Açıklaması zor ama tüm hafıza sistemi birbiriyle ilişkili. Hafızaya almak istediğin bir şeyi bildiğin bir şey ile ilişkilendiriyorsun. Bir örnekle açıklamak gerekirse, insanlar tatile Yunanistan’a, Arjantin’e, İspanya’ya gider, ama nasıl bir coğrafi şekli olduğunu bilmezler oysa İtalya’ya gidenler, ülkenin şeklini bilirler çünkü İtalya, spesifik bir şekle, bir çizmeye benziyor. O nedenle hatırlama ilişkilendirmeyle alakalı, hatırlamak istediğin bir şeyi zaten bildiğin birşey ile ilişkilendiriyorsun, onu görselleştiriyorsun.

Bir insan hafızasını nasıl güçlendirebilir?

Hafıza tekniklerini öğrenmek gerekir. Eski Yunan’dan bu yana uygulanan 4 sistem var, biri chain (zincir) sistemi, bu liste halindeki bilgileri ezberlemenizi sağlar, alışveriş listesi veya matematik formülleri gibi. İkinci teknik peg (mandal) bilgileri, listeleri sırası ile hatırlamayı sağlar. Mesela Amerika başbakanlarının isim listesini ele alırsak, 37. başkan sorulunca Nixon’un bilinmesi gibi. Hatırlamaya yardımcı olan bir diğer teknik isimleri ve yüzleri hatırlamada kullanılan teknik. Dördüncüsü ise fonetik indeks. 3 bin yıldır var olan bu sistemler ne yazık ki çok az kişi tarafından biliniyor.

Örneğin insanlar en çok tanıştıkları kişinin adlarını hatırlamamaktan şikayet eder. Bu konuda tüyolar verebilir misiniz?

İsimlerin hatırlanmaması hem iş hayatında hem de özel hayatta çok büyük bir problem. Pek çok zaman insanlar isimlerini unuttuklarını söylerler ama aslında ilk seferde söylenen ismi duymamışlardır, dinlememişlerdir. O nedenle ilk olarak ilk tanışmada söylenen bir ismi ’duymak’ gerek. İsmi işit ve beyninde hecele. Daha sonra eğer sıradan bir isimse, onu hatırlanabilir hale getir, ismini nasıl hecelediğini, isminin nerden geldiğini, anlamını sor. Mesela ben sana sordum. Kafamda bir imaj canlandı. Daha sonra karşı taraftakinin ismini bir iki kez kullan konuşma sırasında. Ve ayrılırken ismi tekrarla. Türkiye’de ise yeni tanıştığınız insanların isimlerini kolayca hatırlamak ve bu şekilde sosyal ilişkilerde ve iş hayatında başarılı olmak üzere, isimleri, çağrışımları ve anlamları ile insanların yüzlerini karşılaştırarak bir sunum yapacağım. 8 isim üzerinde çalışıyorum aralarında Türk isimleri de olacak.

Türk isimlerini hatırlamak zor mu?

Türk isimlerinin anlamları var, anlamı olunca bir imajları da olacak. Yani beynin sağ tarafıyla bağdaştırmak daha kolay.

Bir yönetici için çalışanların isimlerini hatırlamak ne kadar önemli?

Sadece çalışanlar değil, müşteriler hakkında da bilgi sahibi olmak önemli. Çünkü rekabet artıyor ve siz de kendinizi satmak zorundasınız. İki satış uzmanı var diyelim ikisi de bir konferansta potansiyel bir müşteri ile karşılaştılar. Bir ay sonra ikisi de aynı kişiyle farklı bir konferansta tekrar bir araya geldiler. Birisi potansiyel gördüğü müşteriye gidip Merhaba Sam der, ama adamın adı aslında Jim. Diğeri ise merhaba Jim, nasılsın, futbol nasıl gidiyor gibi ilgi alanları ve bir önceki konuşmalarından referans vererek konuşmayı sürdürdü diyelim. İşi kim alır? İşi bir yana bırakın hangisi kişiye kendini daha iyi hissettirir? Bu şekilde konuşmak karşı tarafa onunla ilgilendiğinizi gösterir, kendini özel hissettirir. Karşı taraf beni dinliyor, benimle ilgileniyor diye düşünür. Adını yanlış söylemek benimle ilgilenmiyorsun demek. Ürün numaralarını, ürün bilgilerini ezberlemek de aynı şekilde. Biri size ürün hakkında bilgi sorduğunda ’dur bir saniye bakayım’ demek yerine hemen o bilgiyi verebilmek güven ve inanırlık verir. Hafıza muazzam bir şey. Eğer karşınızdakinin ismini bilir, çocuklarını, eşinin ismini kullanarak hal ve hatırlarını sorarsanız, iki hafta önce konuştuğunuz konudan bahsedebilirseniz bunun etkisi devasa olur. Çünkü çok az insan bunu yapabiliyor. Harika bir hafıza bir hazine değerindedir. Ürünü satmadan önce kendinizi satmanız gerekir. Bu tüm sektörlerde, tüm işlerde aynı.

Ne zaman kurdunuz Memory Egde’i?

(Hatırlamaya çalışıyor) Hmmm Tanrım ne zamandı?

Hatırlamıyor musunuz yoksa?

(Kahkahalar) Bu iyi bir nokta. İnsanlar benim hiç bir şeyi unutmadığımı düşünüyorlar. Eğer hafıza tekniğini uygulamazsam benim beynimin diğerlerinden herhangi bir farkı olmaz. Herkes hafıza tekniklerini kullanarak her şeyi hafızaya alabilir, o yüzden bunu öğretiyorum. Eğer doğuştan gelen bir şey olsaydı zaten öğretemezdim. Bazıları bugün gazeteyi okudun mu, 17’nci sayfada ne vardı diye soruyor. Bilmiyorum, ama ben o gazeteyi hafızaya almak maksadıyla okumadım en başından. Eğer birisi ’seni sonra test edeceğim’ deseydi, evet o zaman hafızaya alacak şekilde okurdum. Ben hafıza sistemleri hakkında çok bilgiliyim, ve bunu uygulayabilirim, herkes de bunu yapabilir, öğrettiğim şey bu. Memory Edge’i ne zaman kurduğuma dönersek, 20 yılı aşkın bir süre önce.

Peki örneğin kaç telefon numarası ezberleyebilirsiniz? Kapasiteniz ne kadar?

3.000 haneye kadar sayı ezberleyebilirim.

İspatlayacağım. Doğum tarihin?

22 Ekim 1980

Çarşamba günü doğmuşsun.

Doğru.

Bu numaraların hafızaya alınması aslında. Workshop’larımda insanlara 30 numara verip ezberlemelerini istiyorum. Fonetik indeks sayesinde bunu herkes yapabilir.

Bir limit var mı hafıza için?

İngiltere’den bir adam tanıyorum fonetik indeksi kullanarak 22.000 haneli rakamları hafızaya almış. Beyninde rakamları sürekli olarak döndürüyor, durmadan rakamlar içinde seyahat ediyor. Bu alanda, yani çok haneli rakamları hatırlama konusunda numaraları farklı lokasyonlarda görselleştirme tekniği uyguluyor. Mesela evden içeri girdiniz diyelim, bildiğiniz eşyalar var karşınızda. Kapıdan içeri yürüdün ve elini duvara koydun ilk neyi gördün? Belki bir ayna, belki bir masa; bunu bir numara olarak belirlesin. Yukarı çık, gördüğün tüm eşyaları ezbere alabilirsin. 20-40-50 eşya… Rakamları bir obje haline getiriyorsunuz, işte fonetik indeks bu. Karşılaştığın eşyalar sana 2 veya 3 rakamlı numaraları yansıtır. Yani bir numarayı hatırlamak için evde eşyalar arasında hayali bir yolculuk yapıyorsun. Genel anlamda bu teknikte sayılara karşılık birer nesne belirleniyor ve bu şekilde bir tür alfabe oluşturuluyor. Örneğin 92 diyelim, fonetik indekste 9 numarası bo, 2 numarası nü’dür. Bo ve nü’nün bir araya gelmesi bone’u (kemik) oluşturur. 92 hatırlamak istediğimde kemik kelimesi gelir hemen aklıma. Tüm bunlar aslında görselleştirme, beyinde görsel bir imaja büründürmeyle ilgili. Bahsettiğim İngiliz’in evinde 50 eşya varsa 2 numaradan toplam 100 numara eder. Bu yetmez, otele giderken sokakta bir tur atıyor ve o rotayı da hafıza alıyor, numaralarını eşleştirmek için 50 farklı mekana sahip. Kulağa çok mu çılgın geliyor? Sizden aldığım sinyallere bakılırsa evet.

Olağanüstü hafızasıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Bob Gray, geliştirdiği hafıza tekniğiyle istediği herşeyi ezberleyebiliyor. İsimleri ve numaraları beyninde görselleştirerek, onlara özel hikayeler yaratarak veya fonetik indeksi kullanarak yapıyor bunu. Şimdi şirketlere hafıza teknikleri konusunda sunumlar yapan Gray, Soysal Danışmanlık’ın 22-23 Ekim’de Lütfi Kırdar’da yapacağı Perakende Günleri’nin davetlisi olarak Türkiye’ye gelecek.

Kaynak:Hürriyet


Mülakat Sonuçları Hakkında

İşe girmek için gideceğiniz mülakatların iyi geçmesi kadar geri dönüşlerin çabuk olması da önemli. İstediğiniz işten eğer geç dönüş alırsanız daha az istediğiniz bir işe başlamış da olabilirsiniz. Kısacası büyük umutlarla gittiğiniz görüşmelerden sonra geri dönüşlerin yavaş olması mümkün. Bu zaman içerisinde gergin ya da huzursuz olmanız ise çok normal. 
 
Peki, bu sıkıntının giderilmesi için görüşme sonrası nasıl davranmak daha doğru? Öncelikle görüşmeniz başarıyla tamamlandıktan sonra başvurunun ne zaman sonuçlanacağı ile ilgili bilgi almanızda bir sakınca yok. Böylece karşınızdaki de olumlu veya olumsuz yanıtı beklediğinize dair sinyal almış olursunuz.

Eğer yanıt olumsuz ise bazen size bilgi gelmeyebilir. Nasıl ki iş arama süreci ile pek çok ipucu varsa ve şirket yöneticileri de adaylara mutlaka bir yanıt vermesi gerekiyorsa, mülakat sonrasında “sıkıntılı” olarak tabir edebileceğimiz bir dönem yaşayabilirsiniz. Birçok şirket adaya beklediği yanıtı verirken bazı şirketler bu kurala uymayabilir.

Beklediğiniz haber gelmiyorsa;

-Seçme ve yerleştirme süreci uzamış olabilir.

-İşe alım durdurulmuş olabilir.

-Değerlendirmeniz olumsuz sonuçlanmış olabilir.

Yukarıdaki olasılıkları düşünerek hareket edin. Her üç durumda da sizin aramanız bir anlam ifade etmez. Siz bugüne dek yapmanız gereken her şeyi büyük bir özenle yapmış olduğunuzu unutmayın. Evde öylece oturup haber beklemek yerine diğer iş olanaklarını da araştırabilir, diğer iş fırsatlarını değerlendirebilirsiniz. Görüşme sonucunu beklemek zor bir süreç ama bu süreci verimli geçirmek sizin elinizde.
 Kaynak:kariyer.net
 


Yeni Nesil Mülakat Soruları

İş görüşmelerinde yılların deneyimli görüşmecileri ve işe alım uzmanları zamanla kendi tarzını geliştiriyor. İş arayanlara klasik soruların yanı sıra, hatta bazen onların da tamamen dışına çıkarak kendi sorularını yöneltiyor. İş arayanlardan gelen mesajlarda bunu doğrular nitelikte. Kimisi şaşırıyor, kimisi saçma buluyor. Ayrımcılığa yönelik olmadığı sürece işverenden biraz tuhaf ve zorlayıcı sorular gelebilir. ABD ve Avrupa’daki mülakatlarda da bu sorular çıkabiliyor. Cevap verirken şuna dikkat: Sabrınız deneniyor olabilir. İşte bu tuhaf ve zorlu sorulardan bazıları…
 
-Sizden daha az ve bilgisi ve deneyimi olan birinin emrinde çalışsanız ne hissederdiniz?
Çok dikkatlice ve akıllıca bir cevap gerekiyor. Böyle bir şeyi kim ister ki? Öncelikle yöneticinizin sizden daha alt seviyede olduğu nereden belli? Eğer torpille orada bulunmuyorsa mutlaka artı bir özelliği vardır. Yoksa da, böyle bir anlayışı ısrarla sürdüren bir işyerinde çalışmanın, iş anlayışına uygun düşmeyeceğini ifade edebilirsiniz.
-Sizin için ideal şirket hangisi? Örnek verebilir misiniz? Neden?
Sizin idealiniz, yüklü bir maaş ve 2 ay yıllık izin veren bir şirket olabilir! Ancak karşı tarafın duymak istediği bu mu? Başarılı şirketlerin neler yaptığını gözünüzün önüne getirin. Bir şekilde yakından tanıma fırsatı bulduğunuz bir şirket varda o zaman ismini verip örneklendirebilirsiniz.
-Kariyerinizde ilerlemek için en çok neye ihtiyacınız var?
Motivasyon mu, iyi çalışma koşulları mı, birilerinin fırsat vermesi mi? Siz kendi hedeflerinize göre karar vereceksiniz.
-En sevdiğiniz yöneticileriniz kimdi ve neden?
Mesela şöyle bir cevap: “Genelde hiçbir yöneticimle sorun yaşamadım ama özellikle x şirketindeki yöneticiden çok şey öğrendim. Çok tecrübeli bir isimdi ve bunu ekibiyle paylaşmasını çok iyi biliyordu.” 
 


İş hayatındaki hatalı hareketler

21. yüzyıl “rekabet çağı” olarak tanımlanıyor. Bu tanım, özellikle iş dünyasının dişli çarklarında yer almak isteyenlere pek çok sorumluluk yüklüyor. Çünkü sevdiğiniz bir işi yapmak kadar, iş dünyasında yer almak da bir o kadar zor. Peki, zorlu bir dönemden sonra bulduğumuz işte kalıcı olmak için neler yapmamız gerekiyor? 
 
Mesela aşağıda sıraladığımız maddelerden vazgeçmekle işe başlayabilirsiniz! about.com ’dan derlediğimiz ipuçlarına iyi bakın; belki siz de farkında olmadan çevrenize rahatsızlık veriyorsunuzdur…
Yüksek sesle konuşmayın
İş ortamındaki uyumun bir kaynağı da gereksiz seslere maruz kalmamak. Bu yüzden, telefonla konuşurken “yüksek ses”le konuşmaktan kaçının. İş arkadaşlarınızın sizin konuştuklarınızı dinlemesine gerek yok. İş yerinde lavaboya girdiğinizde bile sesli şekilde telefonla konuşmayın. Bunun, iş arkadaşlarınızla aranızda tatsız olaylara sebebiyet vereceğini düşünün. Telefonunuz ya sessizde ya da titreşimde olsun. Mesai bitiminde ise serbestsiniz; istediğiniz kişileri arayabilirsiniz!
Hasta hasta işe gelmeyin
Ağır gripsiniz ve virüs taşıyorsunuz. İlk gün farkında olmadan işe gitseniz bile, eğer hastalığınız daha ağırlaşırsa evde istirahat edin. İş ortamında kalabalık gruplar ve açık ofis şeklinde çalışıldığı için, kimse gribin kendisine bulaşmasını istemez. “Bize de bulaştıracaksın” cümlesini duymaktansa, evde dinlenin!
Mesafeli ilişkiler kurun
İş dünyasında yapılan hatalardan biri de, samimi olmak, ortamda yer almak için iş arkadaşınızla mesafeyi kuramadan kurulan ilişkiler… İş arkadaşlarınız, sizinle ilgili her şeyi bilmek zorunda değil. Özel yaşamınız sadece sizi ilgilendirir; iş dünyasında “iş ile ilgili” kurallar geçerlidir. Unutmayın; ne kadar çok bilgi verirseniz verin; karşınızdaki daha çok ister.
Dinsel ve politik konulara girmeyin
Her iki başlık da hassaslık taşır. İş hayatında çok iyi anlaştığınız bir arkadaşınızla, konu dinsel olaylar ya da politik konular olunca ters düşebilirsiniz. Bu konuları, iş dışında tutmaya özen gösterin. Kimin neyi savunduğunu bilemezsiniz. Hiç olmadık bir yerde tepkiler almaktansa, nu konulara girmeyin.
Kötü şakalardan uzak durun
Bazı insanlar kötü şaka yapmaktan, lafla olsa bile, karşısındaki insana takılmaktan hoşlanır. Ama bunun tam tersi de geçerli… Bu iki farklı tipin hangi koşullar altında ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Kötü şakaların, “eşek şaka”larının, doğru sonuçlar vermeyeceğini unutmayın. Faka basmamak için, bu gibi şakaların özel yaşamınızda yeri olsun.
E-postalardan bıkkınlık getirmeyin
Sürekli gelen e-postalar… Bazı insanlardan gelen e-postalara değil cevap vermek, bakmak bile istemeyiz. İşte, bu gibi bir sıfatla anılmamak istiyorsanız, sürekli e-posta yollayan biri olarak anılmayın. Çok güldüğünüz, beğendiğiniz bir e-postayı tabii ki yollayın; ama saat başı değil!
Sesli sakız çiğnemeyin
Sesli telefonlar kadar, sesli çiğnenen sakızlar da insanı delirtebilir. Özellikle bazı insanların sakız çiğnemeye karşı olduklarını da bilinen bir gerçek. İş saatleri içinde değil de, mesai sonrasına bırakın sakız çiğnemeyi. Bırakamıyorsanız da, başınıza geleceklere hazırlıklı olun.
 
 



Kapat
E-posta ile paylaş