Nis
18
2008
0

80 Yaşında Ama Hayalleri Bitmedi

“80 Yaşındayım Ama Düşlerimi Hâlâ Yeni Fabrikalar Süslüyor”
İsmet YORGANCILAR
Türkiye’nin sanayileşme atağına öncülük edenler arasında yer alıyor İsmet Yorgancılar. Bugün 80 yaşında ama yatırımdan vazgeçmiyor. Yorgancılar’ın son projesi kağıt fabrikası kurmak.

Türkiye’nin sanayileşme hamlesine öncülük yapan kuşağın bir ferdi İsmet Yorgancılar. 80 yaşında ama hâlâ yeni projeler üretmeye devam ediyor. İzeltaş gibi el aletleri sektöründe Türkiye’nin en büyük firmasını kuran, cam sektöründe Yorcam markasını yaratan Yorgancılar, sürekli proje üretmenin, yeni işlere girmenin ve yatırım yapmanın en büyük tutkusu olduğunu belirtiyor.

Yorgancılar, şimdi Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki arazisinde hem üzüm yetiştiriyor hem de 15.000 metrekare büyüklüğünde kümese sahip olan çiftliğinde tavuk yetiştiriyor. Yorgancılar, “Bende proje bitmez. Sırada kâğıt fabrikası kurma planım var. Bunun için araştırmalarım devam ediyor” dedi.

Nazilli’de 1927 yılında doğan, ortaokulu bitirdikten hemen sonra iş hayatına atılan Yorgancılar, çocukluk yıllarında pazara mal getiren köylülerin atlarına yer kiralamış. 1945 yılında İzmir’e yerleşmiş ve iş yaşamına yorgan dikerek başlamış. Kardeşleriyle kerestecilik işine giren Yorgancılar, 1968 yılında Dalan ailesi ile beraber İzeltaş’ın temellerini atarak, el aletleri, döküm ve otomotiv yedek parça üremine girer. Bir yandan da cam sektörüne el atarak, 20’nin üzerinde şirketin kuruluşuna öncülük yapar. Bugün İzeltaş, 100.000 metrekare açık alana sahip fabrikada yılda 10 milyon adet ve 3 bin çeşit el aleti üretiyor. Dövsa, Elburg, Elpaş İzeltaş Grubu’nun diğer şirketleri arasında yer alıyor. Yorsan Grubu ise Yorsan, Yorglas, Yorim şirketlerinden oluşuyor. Yorgancılar sadece sanayi sektörleriyle de sınırlı kalmadı. Kuşadası’nda Sunset Tatil Köyü’nü kurarak turizm sektörüne de girdi.

Sanayicilikten Tarıma
2002’de işlerini çocukları Ender, Semavi ve Gülfem’e bırakarak şirketlerin yönetim kurulu başkanlığı görevinden ayrılan İsmet Yorgancılar, geleneksel bir emeklilik hayatı yerine yeni projeler üreteceği bir yaşam tarzını seçti. Hâlâ İzeltaş ve Yorsan’ın faaliyetlerini yakından takip eden, çocuklarına ve şirket yöneticilerine gönüllü danışmanlık yapan Yorgancılar, zamanını hobilerini ticaret ve sanayi projelerine dönüştürmeye harcıyor. Hayatında hiç boşluk hissetmediğini söyleyen, yaşamının önemli bölümü sanayicilikle geçen Yorgancılar, emeklilik yaşamında ilk önce madencilik sektörüne merak sardı. Türkiye’deki maden kaynakları üzerine araştırma yaptı, Ödemiş’te altın kaynaklarını araştırdı. Bu projeyi şimdilik rafa kaldıran Yorgancılar’ın yeni gözdesi ise tarım ve hayvancılık.

Temellerini 1968’de attığı İzeltaş’ın bugün dünya şirketi olduğunu, 1974’te kurduğu Yorsan’ın da cam konusunda Türkiye’de önemli konuma ulaştığını belirten Yorgancılar gelişimi şöyle anlatıyor: “Şirketlerde onur kurulu başkanlığım devam ediyor. Yatırım yapılırken daima bana danışılıyor. Ben ise asıl uğraşımı Yorbağ şirketine verdim.

Turgutlu’da 60 dönüm arazide seracılık, çiçekçilik ve bağcılık yapıyorum. Yılda 10-12.000 ton çekirdeksiz kuru üzüm alıyorum. Yer geniş olduğu için orada tavukçuluğu da geliştirdim. Ege’de birçok çiftliğe göre oldukça büyük bir tavuk çiftliği kurdum. 15.000 metrekare tavuk kümesi yaptım. 35 günde 200.000 adet etlik tavuk yetiştiriyorum. Yılda yaklaşık 2.000 ton tavuk eti üretiyoruz. Üretimi Banvit’e veriyoruz. Şu an işin geldiği noktadan memnunum. Dünya nüfusu arttıkça besin kaynaklarına, özellikle de ete yönelik talep artıyor. Kendi markamı yaratmayı düşünmüyorum. Çünkü tavukçuluk yapmak kolay değil. İlk önce civciv elde etmek için kuluçkahane kurmak zorundasınız. Bu civcivleri yumurtalık veya etlik olarak büyütmek gerekiyor. Üçüncü etapta ise kesimhanede kesilen hayvanlar pazarlanıyor. Ben bu işin sadece tavukları büyütme kısmını yapıyorum.”

Hayali 120 Yaşına Kadar Yaşamak
Çok sayıda insanın emeklilik hayali olan deniz kıyısında bir yaşam yerine üzüm bağıyla ve tavuklarıyla yaşamayı tercih eden Yorgancılar, “Çeşme’ye yılın iki ayı gidiyoruz. Ama yılın geri kalan bölümünü Turgutlu’da geçirmek istiyorum. Bu nedenle güzel bir yaşama yeri yaptım. Hayalim 120 yaşına kadar burada yaşamak. Ama burada yaşarken yine boş durmayacağım. Şimdiki yatırım projem kâğıt fabrikası kurmak. Bu projenin araştırmalarını yapıyorum” diye konuştu.

Genç kuşağın daima yeni araştırmalar yapması ve bu doğrultuda yeni sanayi tesisleri kurması gerektiğini ifade eden Yorgancılar, kendisinin hayatı boyunca kazandığını yatırıma harcadığını belirtiyor ve ekliyor: “Türkiye’nin sanayi sektörlerine ihtiyacı var. Sanayi olacak ki para kazanılacak. Gençlerin de bu ilkeler doğrultusunda çalışmasını arzu ediyorum” dedi.Kazandığını yatırımın yanı sıra hayırseverlik işlerine de harcayan İsmet Yorgancılar, Buca’da 21 dershanenin bulunduğu İsmet Yorgancılar İlköğretim Okulu’nu ve Uzundere’de eşinin adını taşıyan Sabiha Yorgancılar İlköğretim Okulu’nu yaptırdı. Yorgancılar, bir SSK dispanseri kurarak sağlık alanında da hayırseverlik yaptı.

Yaziyi gonderen in: Başarı Öyküleri,İŞ DÜNYASI |
Nis
18
2008
0

Hurdalıktan Holdinge

Hurdalıktan Doğan Dev Şirket: Ege Soğutmacılık A.Ş.
Elektrik teknisyenliğinden soğutmacılığa uzanan yaşam öyküsünde Atilla Üner, kendi deyimiyle cahillikten doğan cesaretle bugün 50 milyon Dolar’lık ciroya sahip Ege Soğutmacılık A.Ş.’yi yarattı. Bundan 28 yıl önce İstanbul’da bir hurdalıkta bulduğu Alman yapımı iki kamyon soğutucuyla bu sektöre adım atan Üner’in fabrikasından çıkan ürünler bugün dünyanın dört bir yanındaki araçlarda kullanılıyor.

Türkiye’nin ilk otobüs klima ihracatçısı, ilk ambulans kliması, ilk frigorifik kasa soğutucu üreticisi, Safkar ve Penguen markalarına sahip Ege Soğutmacılık A.Ş’nin 56 yaşındaki Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Üner’in, ortaokulda ikinci sınıfta tarih öğretmeninden işittiği azar hayatının dönüm noktası oldu. Okulu bırakan ve kuyumcu atölyesinde iş hayatına atılan Üner’i, elektrikçilikte yetki belgesine sahip babası daha sonra bir elektrik atölyesine çırak olarak verdi. Askerlik dönüşü, babasıyla kurduğu elektrik atölyesi Üner’i bugün 50 milyon Dolar’lık ciroya sahip Ege Soğutmacılık A.Ş’nin sahibi yaptı.

Üner, elektrikçilikten soğutmacılığa geçişlerini şöyle anlattı: “Babamla birlikte elektrikçilikte yetki belgesine sahiptik. Çiğli’de Sasalı’dan Kaklıç, Ulukent’e kadar elektrik sorumlulukları bizdeydi. O dönemde Tanör Tavukçuluk’un sahibi Reha Tanör ile tanıştık. Çiftliğin elektrik işlerini yapıyorduk. Irak’a ihracata başladılar. Ancak yumurtaların yarısı Irak’a giderken sıcaktan bozuluyordu. Reha Bey ’Kamyonlarımıza soğutucu bulun’ dedi. 1979 yılında İstanbul’a gittik ama ne aradığımızı doğru düzgün bilmiyoruz. Bir hafta sonra umudumuzu kesmiştik ki benim eski otomobilime sinyal lambası ararken, dükkân sahibinin yönlendirmesiyle bir hurdalıkta iki kamyon soğutucusu bulduk. Onları satın alıp geldik. Cihazı ancak bir haftada monte ettik. Elektrik devresini bağlarken içinden Almanca yazılı garanti kartı çıktı. Almanca bilen mahalledeki arkadaşlarımıza doldurttuk, gönderdik. Ama bizim cihazlar da çalışıyor. 15 gün sonra Türkiye masasına bakan kişi geldi elimizi sıkıp tebrik ettiler. Ertesi gün bize bayilik teklif ettiler. Buzdolapçı bir arkadaşımla ortak olduk ve şirketimizi kurduk.

Teklifler Geliyor
Cezayir’de Safkar Algerie S.A.R.L. adlı bir şirkette değişik tipte nakliye soğutucuları ve ticari araç klimaları ürettiklerini de belirten Atilla Üner, Malezya’da 2.000 otobüs kliması montaj kapasiteli istasyon kuracaklarını söyledi.

Üner, “Bu yılki hedefimiz ciroyu artırmaktan çok, ihracat. Direkt ihracatımız yüzde 15–20. Dolaylı ihracatımız yüzde 35’lerde. Otobüsün ihraç edildiği yere bizim de ürünümüz gidiyor. Türkiye’de bu yıl otomotiv sektöründe yüzde 15–20 arasında gerileme bekleniyor. Aradaki bu daralmayı ihracatla kapatacağız. Bizim sektörde dünyada üretici firma sayısı 20’yi geçmez. Biz de Türkiye’de tek yerli firmayız” dedi. Üner teklifler geldiğini, ortaklığa açık olduklarını da söyledi.

Yaziyi gonderen in: Başarı Öyküleri,İŞ DÜNYASI |
Nis
18
2008
0

Başarı Öyküleri-Nazım Uyar

İhracatı ve Tasarımı Öğrendi, Babasının İşine Çağ Atlattı”
Nazım UYAR
Eskişehirli İbrahim Uyar’ın 10 kişilik imalathanesi, oğlu Nazım’ın ihracat ve tasarım bilgisi devreye girince bir anda büyüdü. 150 kişilik istihdama ve 7,5 milyon dolarlık ihracata ulaşan Termosan Isı Sistemleri Dış Ticaret A.Ş. paslanmaz çelik ve özgün tasarımlara sahip ısı panelleri üretiyor ve Paris, Milano ve Moskova’da da showroom açtı.

Eskişehir doğumlu ve geleneksel sanat okulu, tekniker okulu ve Yıldız Üniversitesi üçlemesinin yetiştirdiği elektrik mühendisi İbrahim Uyar, üretim ve kalite bilgisini oğlu Nazım’ın ihracat ve tasarım becerisiyle birleştirince şirketini kısa sürede büyüttü, alanında küresel oyuncu yapmayı başardı. Termosan Isı Sistemleri ve Dış Ticaret A.Ş.’nin (Termosan) ürettiği paslanmaz çelikten ve her biri özgün tasarım ürünü ısı panelleri 46 ülkeye ihraç ediliyor. Geçen yıl 9,5 milyon YTL ciro yapan ve bu cironun 7,5 milyon dolarlık kısmını ihracattan sağlayan Termosan’ın Carisa markalı ürünleri için Paris, Milano ve Moskova’da showroom’lar açıldı. Termosan’ın kurucusu İbrahim Uyar şöyle başlıyor anlatmaya: “Eskişehirliyim ve sanat okulu, tekniker okulu ve Yıldız Elektrik geleneğinde eğitim aldım. Yıldız’da okurken de demiryollarının elektrifikasyon sürecinde yaklaşık 10 yıl çalıştım. 1973’te Fransızların projesi olarak yürütülen elektrifikasyon kapsamında Fransa’ya ve Macaristan’a eğitime de gittim. Daha sonra da Sincan Ankara şantiyesinde 3 sene şef olarak çalıştım.”

Devletten ayrıldıktan sonra bir arkadaşının önerisiyle Profilo Mecidiyeköy fabrikasında başmühendis olarak 1 yıl daha çalıştığını anlatan İbrahim Uyar, “Sonra da bir ortağım ve kardeşimle birlikte kendimiz şirket kurduk ve piyasaya atıldık. Önce konfeksiyona ütü makineleri sistemleri kurduk. Sonra elektrikli termosifonlar, kazanlar v.s yaptık. Bu 15-20 yıl sürdü. Küçük bir atölyede üretim yapıyorduk daha çok mühendislik hizmeti vererek para kazanıyorduk. Atölyemizde 8-10 kişi çalışıyordu” diyor.

Oğlu Nazım’ın üniversiteyi bitirdikten sonra bir ihracat firmasına girdiğini ve orada ihracatı öğrendikten sonra ayrılıp kendi başına piyasada ihracat yapmaya başladığını anlatan İbrahim Uyar şöyle devam ediyor: “Kendisi önce çorap ürettirip ihraç etti. Sonra da havlupan ürünler ihraç etti. Annesinden bir daire parası aldı sermaye yaptı ve başarılı oldu. Sonra da havlupan işinde kaliteli üretim bulamayınca bize yani babasıyla ortağına iş teklif etti. Biz de pazarı hazır olan bu teklife evet dedik. Kısa sürede makine parkımızı havlupan üretimi için düzenledik ve üretime başladık. O zamana kadar 10 kişilik bir atölyeydik. Nazım’ın ihracat gücüyle bulunduğum yer yetmez oldu ve Gebze’de 1.100 metrekarelik bir fabrika kurduk. Sonra Gebze’de de bir yatırım yaptık.”

Nazım Uyar da şunları söylüyor: “Ben yaz tatillerinde zaten babamın imalathanesinde çalışırdım. İmalatı ve fabrikayı sevmiştim. Kendi başıma dış ticareti öğrenince kaliteli ürünün önemini daha iyi anladım ve babamın işine döndüm. Çünkü ürünlerini ihraç ettiğim firma bana kalite sorunu yaşatmıştı. Türkiye’de, o dönemde, sadece bir firma havlupan üretiyordu. Ben babamların şirketine ortak oldum ve biz de havlupan üretmeye başladık. Yunanistan, İngiltere, İtalya derken şu anda 46 ülkeye ihracat yapıyoruz.”

12 Bin Euro’ya Arp Kalorifer Paneli Yaptık
Termosan Satış direktörü Nazım Uyar, Termosan’da paslanmaz çelikten tasarım ağırlıklı çok özel ısı birimleri üretmeye başladıklarını bu ürünlerle bir anda Avrupa’da çok yüksek talep bulduklarını anlatıyor. Uyar, “Hatta şirketimizi satın almak için de çok iyi teklifler geliyor. Ancak birçok iyi bir çıkış trendi tutturduk ve şimdilik şirketimizi satmayı düşünmüyoruz. Bizim ürünler Avrupa’da çok tercih ediliyor çünkü Avrupalı tüketici tasarıma çok önem veriyor. Fiyat o kadar önemli olmuyor. Mesela arp şeklinde altın kaplama çok özel bir ısı paneli yaptık ve 12 bin Euro fiyat koyduk. Diğer müzik aletlerinden de esinlendik. Swarovski taşlı ısı paneli tasarımlar da yaptık. Hemen siparişler gelmeye başladı. Çok modern farklı tasarımlar da ürettik. Klasik ve normal üretimlerimiz de var tabii ki. Alüminyum paneller de üretmeye başladık ama bunlarda da tasarımımızla farklı olacağız. Farklı olmak gerekiyor çünkü rekabette ancak bu şekilde öne geçebilirsiniz.”

Yaziyi gonderen in: Başarı Öyküleri,İŞ DÜNYASI |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel