Ara
31
2007
0

Ceza Keskinkılıç Kimdir?

Nüfustaki ismi Bilgin Özçalkan olan Ceza (Keskinkılıç) 1977′de İstanbul’da dünyaya geldi. Birkaç yıl sonra televizyonda, uzun yıllar hatta belki de hayatı boyunca unutamayacağı görüntülerle karşılaştı. TRT’nin tek kanal olduğu dönemlerde televizyonda break dans filmleri oynuyordu. O filmlerdeki müziklerden ve danslardan çok etkilendi. Gelecekte ona hayatını kazandıracak olan bu müziğin adının rap olduğunu bile henüz bilmiyordu…

İlkokulda bir arkadaşı aracılığıyla Run DMC’yi tanıdı. Birkaç yıl onu dinleyerek bu tarza ısındı. Farklı materyaller aldı, araştırmalar yaptı ancak 90′ların başında tek tük albümlerle idare etmekten başka çaresi yoktu. Sonra 93-94′te Grup Vitamin fırtınası esmeye başladı. O dönemde Amerika’daki rap anlayışı da Grup Vitamin’in mizah için yaptığı müzikle aynıydı. Ceza bu yüzden onu rap olarak dinledi. Artık kendisi de bir şeyler üretebilirdi. 1995 yılında Cartel’in çıkıp büyük beğeni toplamasıyla kendini motive etti ve Türkçe rap icrasının mümkün olduğunu görüp stüdyo çalışmalarına başladı.

97-98 yılında konserler verdi. Uluslararası bir partide Tarık Gamert (Dr. Fuchs ‘Sihirbaz’) ile tanıştı ve 1998′de Nefret grubunu kurdu. Ertesi yıl Tunç Dindaş’ın çıkardığı Yeraltı Operasyonu’nda yer aldı. 2000 yılında Hammer Müzik’le anlaşıp “Meclisi Ala – İstanbul” albümünü çıkardı. 2001 yılında “Anahtar” albümü geldi.

Dr. Fuchs’un askerlik görevini yerine getirmek için ayrılmasıyla Ceza ilk solo albümü olan “Med Cezir”i çıkarttı. Albümle aynı adı taşıyan parçaya profesyonel bir video klip çekildi. Sirhot, Funky C ve Mic Check gibi önemli isimlerle birlikte şarkı söylediği albümle iyi bir çıkış yakaladı. Bu süreç içinde sayısız konserler verdi, Yabancı MClerle çalıştı. kısa sürede tarzın dinleyecilerinin ve organizatörlerin aradığı bir rap icracısı oldu.

J&B Techno Festival, Massive Attack Konseri ve H2000 gibi büyük organizasyonlara katılan Ceza, Hip Hop Oscarları’nda ‘En İyi Albüm’, ‘En İyi Şarkı’ ve ‘En İyi Rap İcracısı’ dallarında 3 ödül birden alarak büyük başarı elde etti.

Ceza en büyük çıkışlarından birini de 2004 yılında gerçekleştirdi. En büyük rock müzik organizasyonlarından biri olan RockIstanbul’da sahne almasının yanısıra popüler müziğin önemli isimlerine rap vokalleriyle katılma başarısını gösterdi. Burcu Güneş’in “Ay Şahit” adlı yeni albümünde yer alan “Sahilden” şarkısında Güneş’e eşlik eden Ceza, etkileyici sesi ve başarılarla dolu geçmişiyle Türkiye’nin en iyi kadın vokallerinden biri olan Candan Erçetin ile birlikte de şarkı söyleme şansına erişti. Sanatçının “Melek” albümünde bulunan “Şehir” adlı parçada Ceza’nın başarılı vokallerini duymak mümkün…

Bu iki önemli ismin ardından ünlü müzisyen Mercan Dede’nin albümünde de yer aldı genç rapçi. Özgün tarzıyla büyük beğeni toplayan Mercan Dede, “Su” albümünde Ceza’ya da yer verdi.

Ceza’nın “Anahtar” albümünde iki şarkıya gitarıyla katılan Comma’nın gitaristi Barış, grubun yeni albüm çalışmasında Ceza ile birlikte bir şarkı seslendirecek.

Ceza, sözlerinde hayatın gerçeklerini, insanların yaşadığı problemleri ve devletin olumsuz hareketlerini anlatıyor. Genellikle protest ve politik… Politikacıların davranışlarıyla ilgili eleştiriler, Türkiye’de magazinin ön plana çıkmasıyla ilgili üstü kapalı göndermeler ve dahası, tepki toplumu olmanın çok uzağında gördüğümüz ülke insanının sesini yükseltmesi gerektiğine de işaret ediyor aslında.

Ceza, Esquire dergisiyle yaptığı röportajda birbirinden ilginç açıklamalar yaptı. Albümlerinde şarkı sözlerini, müzikal çalışmalar tamamlandıktan sonra yazdığını ve bunun çok kısa bir sürede gerçekleştiğini söyleyen Ceza, hip hop ve rap’in aynı olarak algılanmasına da tepki gösteriyor, “Hip hop’u bir ağaç olarak düşünürseniz, rap onun dallarından biridir” diyor…

Yurtdışındaki sonsuz imkanların burada olmamasını üzülerek anlatsa da sahip olduğu şartlarda çok iyi işler yaptığını düşünüyor ve Türkiye’de rap müziğin bir numarası olduğunu iddia ediyor. Aldığı tepkiler ve kısa sürede elde ettiği büyük başarılar bunun kanıtı niteliğinde…

Türkiye’de kendi alanında büyük başarılara imza atan Ceza, uluslararası alanda da başarıyı hedefliyor. Disiplinli çalışıp tarzındaki özgünlüğü korursa onu daha iyi yerlerde izlememiz kaçınılmaz görünüyor…

Yaziyi gonderen in: Ses Sanatçıları |
Ara
31
2007
0

Ogün Sanlısoy Kimdir?

Mimar Sinan Üniversitesi’nde endüstri ürünleri tasarımı okurken aynı zamanda da müzik çalışmalarını yürüten Ogün Sanlısoy, ilk sahne deneyiminlerine akustik gitarıyla gerçekleştirdiği performansı ile 1989 yılında başladı. Bunu takip eden yıllarda farklı amatör gruplarda  solistlik yaptı ve ilk demo kaydını gerçekleştirdi..

1992 yılında Pentagram’a katıldı ve aynı yıl çıkan “Trail Blazer” albümünde vokaliyle yer aldı. Türkiye’de ve yurtdışında Pentagram’la pek çok konser gerçekleştirdi.

1994-95 yıllarında Gür Akad’ın kurduğu Klips grubunda solist olarak yer aldı ve bu grupla çeşitli konserler verdi. 1995 yılında Pentagram grubundan ayrılarak ilk solo albümünün çalışmalarına başladı.  ‘Korkma’ albümünü 1999 yılında Tempo Müzik’ten Ümit Kuzer prodüktörlüğünde yayınladı.
2004 yılında Sony Music’ten yayınlanan  ikinci solo albümü ‘O Gün’ ile birlikte Türkiye’nin farklı pek çok ilinde çok sayıda konserle izleyicisi ile buluştu. Aynı yıl Atina’da yapılan olimpiyatlar bünyesinde bir konser gerçekleştirdi.
2005 yılı sonunda hazırlıklarına başlanan ‘ÜÇ’ albümü yoğun bir çalışmanın ardından  SONY BMG  etiketiyle 2006’nın Mart ayında yayınlandı.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
27
2007
0

Bülent Ersoy Kimdir?

Türk Müziği’nin yetiştirdiği en büyük seslerin başında gelen Bülent Ersoy, 1952 senesinde İstanbul’da hayata gözlerini açtı. Çok küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmeye başladı. Melahat Pars, Rıdvan Aytan gibi üstadlardan ve belediye konservatuarı hocalarından özel dersler aldı. İstanbul Belediye Konservatuarı’nı bitiren değerli sanatçı, aldığı akademik terbiye vasıtasıyla hem Tanrı vergisi sesini hem de müzikal tecrübelerini geliştirme fırsatı buldu.

1971 yılında Saner Plak’tan çıkan kırkbeşlik plağı ilk albüm çalışması oldu. Bu çalışmada, güfte ve bestesi bestekâr Muzaffer Özpınar’a ait “Lüzûm Lalmadı” ve “Neye Yarar Gelişin” adlı eserleri seslendirdi. Sahneye ilk adımını 1974 yılında Büyük Maksim Müzikholleri’nde attı ve müzik dünyasına bomba gibi düştü. Bu yıllardan itibaren gerek ismi gibi ‘bülend-paye’ sesiyle gerekse hanımefendi kişiliğiyle Türk halkının beğenisini kazandı.

Bülent Ersoy, ‘Müzeyyen Senar Ekolü’nün temsilcisi olarak başladığı sanat hayatında, akademik sanat kariyerinin de yüksek olması hasebiyle olağanüstü bir yorumcu ve büyük bir tavrın sancaktarı oldu. “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi”, “Dert Çekmeye Gidiyorum” gibi her okuduğu şarkıyla grafiği sürekli yukarı tırmandı. O yıllarda TRT’ye, musikimizin bahtsızlığından ötürü kenara itilmiş, klasik makamlarda eski ve kalıcı eserler yorumladı. Yetmişli yılların ortasında daha da ileri giderek; o günkü müzik piyasasında pop, arabesk ve fantezi vb. gibi ticari şarkılar revaçta olmasına karşın Itrî’nin “Tut-î Mucize-I Gûyan”ı gibi eserlerden oluşan koyu klasik bir uzunçalar yaptı. Bu ilk uzunçalar çalışması müzik piyasasında ki tüm hesapları altüst etti ve satış rekoru kırdı.

Yurtiçinde ve yurtdışında yüzlerce konser veren Bülent Ersoy, “Düşkünüm Sana”, “Yaşamak İstiyorum”, “Biz Ayrılamayız” ve “Ablan Kurban Olsun Sana” gibi satış grafiği çok yüksek albümlere imza attı. 1995 tarihini taşıyan “Benim Dünya Güzellerim”, S Müzik etiketiyle çıkan ilk albümü oldu. Selçuk Tekay’ın müzik yönetmenliğini, Özkan Turgay’ın aranjörlüğünü yaptığı albümde on şarkı seslendirdi. Aynı yıl janrına ve yorumuna uygun olarak “Alaturka 95” adında bir albüm yaparak Klasik Türk Musikisi’ne hizmetini de eksik etmedi. Muzaffer Özpınar’ın yönetmenliğini yaptığı albümde Hacı Arif Bey, Münir Nureddin Selçuk, Selahaddin Pınar, Kadri Şençalar, İsmail Hakkı Bey, Kemani Serkis Efendi gibi birçok üstâdın eserlerine yorumuyla hayat verdi. Ondört eserin yeraldığı çalışmada; “Aziz İstanbul”, “Dönülmez Akşamın Ufkundayım”, “Nerelerde Kaldın Ey Servi Nazım” gibi klasik eserlerin yanında “Alıverin Bağlamamı Çalayım” ve “Karam” adlı iki de anonim türküye de yer verdi.

Bülent Ersoy, bir sonraki çalışmasını 1997 yılında yayınladı. “Maazallah” ismini taşıyan albüm, piyasaya sürülmeden dahi yüksek siparişler aldı ve büyük yankı uyandırdı. Albümün hazırlık aşamasında bu sefer Halil Karaduman ve Osman İşmen’le çalışan sanatçı, popüler şarkılardan ve anonim türkülerden oluşan bir repertuar seslendirdi. Albüme ismini veren “Maazallah” adlı şarkısının video klibi ise büyük ses getirdi. Ondört şarkının yeraldığı albümün diğer şarkıları ise şunlar: “Yoruldum”, “Doğduğum Topraklardan”, “Sorma Gitsin”, “Gel”, “Aşk Yetmiyor”, “Dünya Zalim”, “Zalimin Zulmü”, “Karlı Kayın”, “Kırmızı Gül”, “Uzun İnce Bir Yol”, “Dağlar”, “Yüksek Yüksek Tepelere”, “Çayırda Buldum Seni”.

Otuz yıla yaklaşan sanat yaşamında pek çok ilke imza atan Bülent Ersoy, dünyaca ünlü yıldızların sahne aldığı salonlarda konser verdi. 1980 yılında London Palladium’da ve 1983 yılında Madison Square Garden’da sahne alan ilk Türk sanatçısı oldu. 30 Mart 1997′te ise Ümmü Gülsüm’den sonra, etnik müzik sazlarıyla Paris Olympia müzikholünde sahne alan ilk sanatçı oldu. Dario Moreno’dan sonra Olympia’da konser veren ilk Türk sanatçısı olan Bülent Ersoy, elli kişiden oluşan orkestrasıyla dört saat süren bir program sundu.

Bugüne değin otuzun üstünde albüme imzasını atan sanatçı, Türk Müzik Tarihi’ne ismini altın harflerle yazdırdı ve klasik, alaturka şarkılar alanında gelmiş geçmiş en önemli yorumcular arasında yer aldı. Müzik yaşamı boyunca sayısız ödül aldı. Herkesin takdirini kazanan geniş entervalli ve yüksek volümlü sesi, Japonya’da ses laboratuvarlarında yapılan testler sonucu ‘yüzde yüz kusursuz’ bulundu ve 1997 yılında Uluslararası Montu Merid Müzik Doktoru ünvanıyla ödüllendirildi.
Çıkarmış Olduğu Albümler

Konseri 1 (1975)

Konseri 2 (1976)

Toprak Alsın Muradımı (1976)

Konseri 3 (1977)

Orkide 1 (1978)

Orkide 2 (1979)

Orkide 2 (Alman Baskı) (1979)

Meyhaneci

Beddua (Alman Baskı) (1980)

Yüz Karası (1980)

Yüz Karası (Alman Baskı) (1980)

Mahşeri Yaşıyorum (1981)
Mahşeri Yaşıyorum (Alman Baskı) (1981)

Ak Güvercin (1983)

Ne Duamsın Ne De Bedduam (Alman Baskı) (1983)

Düşkünüm Sana (1984)
Düşkünüm Sana (Alman Baskı)

Yaşamak İstiyorum (1985)
Yaşamak İstiyorum (Alman Baskı) (1985)

Konseri (1986)

Suskun Dünyam (1987)

Suskun Dünya (Alman Baskı) (1987)

Biz Ayrılamayız (1988)
Biz Ayrılamayız (Alman Baskı) (1988)

Anılardan Bir Demet (1988)
Anılardan Bir Demet (Alman Baskı) (1988)

Bizim Hikayemiz
Bizim Hikayemiz (Alman Baskı)

Avustralya Konseri
Konseri 4

Unut Gözlerim (Alman Baskı)

Veda (Alman Baskı)

Akşam Dönüşü (Alman Baskı)

Bir Zamanlar (Alman Baskı)

Klasikler 1 (Alman Baskı)

Şiirlerle Şarkılarla

Seçmeler

İstiyorum
İstiyorum (Alman Baskı)

Öptüm (1989)

Bir Sen, Bir De Ben (1991)

Bir Sen, Bir De Ben (Alman Baskı) (1991)

Ablan Kurban Olsun Sana (1992)

Sefam Olsun (1993)

Benim Dünya Güzellerim (1994)

Alaturka (1995)

Akıllı Ol (1996)

Maazallah (1997)

Alaturka 2000 (2000)

Canımsın (2002)
Rol Almış Olduğu Filmler

Şöhretin Sonu (Yüz Karası) (1981)

Acı Ekmek (1984)

Asrın Kadını (1984)

Tövbekar Kadın (1985)

Benim Gibi Sev

Efkarlıyım Abiler

Yaşamak İstiyorum 1 (1986)

Yaşamak İstiyorum 2 (1986)

Kara Günlerim (1987)

Biz Ayrılamayız (1988)

İstiyorum (1989)

Yaziyi gonderen in: Oyuncular,Ses Sanatçıları |
Ara
27
2007
0

Eşref Ziya Terzi Kimdir?

Eşref Ziya Terzi – Bir çalışma masası bir fincan kahvesi ve melodisi ölümlü Dünya’da yoğun sanat hayatına teneffüs müzikleri besteleyen Eşref Ziya.
Sabreder, düşünür, sessizleşir ve herkesin ışıkları söndürdüğü akşamlarda açar kitabını sayfalarca sabaha ulaşır. Mütevazıca yaşadığı Dünyanın içinde sağlam bir sanat haritası oluşturmasının sebebi, kendi pusulasını popüler yönlerden uzak tutmasıdır.

Kent soylu bir müzik anlayışına sahip olan sanatçı Eşref Ziya, kentliliği sadece modern zamana değerleriyle tutunma aracı olarak görmüş ve bu felsefesiyle kentliliği basit bir üstünlük hırsı olarak görenleri de yanıltmıştır.
Kentlilik ayakları yere basan aklı taşlanmamış sanatı ayakta tutmak için entelektüel bir savunmadır ona göre..

Sessiz kalmakla sükut etmek arasındaki farkı bilerek müziğe başlayan sanatçı, sadece büyük harflerle yapılan etiket edebiyatından uzak durmuş, felsefesini sadeliğe ve asilliğe dayanan sanat üzerine kurmuştur.

Sanatın fikir estetiği üzerine kurulu olduğunu düşünen Eşref Ziya tek yağmurda boyası akan beyinlere, gözleri hep duvara bakan sabitliğe ve aslını kaybetmiş sığ sanat anlayışı taşıyanlara gülüp geçmiş ve nerde kalmıştık dercesine yoluna devam etmiştir.

Sadece müziği alkışlanan kolaycı bir fikre sahip olmadığını, derinliksiz ve yoz söylemlere sessiz kalmamakla göstermiştir. Alkışı, varlığı yetmeyen yokluğu bitmeyen anlık tutkulara benzetir Eşref Ziya. Önemli olan kalıcı bir sanat dili oluşturmaktır ve özgünlük alkış toplayan en büyük erdemdir.

Dünyanın başlı başına nefes darlığı çeken bir senaryo olduğunu düşünen sanatçı Eşref Ziya, gerçeğin yanıltıcı bir parçası olmaktansa gerçeğin gerçeği olmaya karar vererek “ THE IMAM” filminde gösterdiği oyunculuk performansıyla sanata tek taraflı bakanları şaşırtmış ve iddiasız ama istikrarlı sanat anlayışını da film karelerine sığdırmayı başarmıştır.

Kalbin akıl almaz sonsuzluğundan
Dünyanın akıllanabilir taraflarına..
Bir sanat izi bırakırız..
Dünyası yorgun değil
Sadece Dünya yorgunuyuz.
Omzumuzda dost eli gibi duran gitar.
Elimizde paslanmamış alkışlar.
Güneş batar ayaklarımıza.
Sade bir kahvenin ardında
Bekleriz sabahı.

Eşref Ziya ‘nın ağzından Hayat Hikayesi

69 un kışıymış doğmuşum .Doğum günümü hatta ayını dahi bilmiyorum. Hüviyetimde 20-07-1969 yazar ama önemsiz gerçek tarih değil bu. Annem -oğlum kış ve soğuktu – diyor birde -yılbaşına az bir zaman vardı. 11veya 12. Aylar sanırım benim içinde önemsiz sanırdım ama bugün saatine kadar bilmek istiyorum doğrusu. Çocukluğum İstanbul 4.leventte geçti .Sanayi mahallesinde BAŞARI ilk okulunda başladım ilk okula ,daha sonra BARIŞ ilk okulu oldu adı.3. sınıfa kadar leventte oturduk. Daha sonra İstinye’ye taşındık.,okulumu değiştirmedim .iki yıl kendim gittim geldim okulu bitirdim nihayet .Sanayi mahallesinden taşınmıştık ama alakamız devam ediyordu ,babamın işyeri oradaydı çünkü. İstinye de Sarıyer İ.H.L.’ye başladım. 87-88sezonunda liseden mezun oldum. Hareketli aktif bir öğrencilik hayatım oldu vasat bir öğrenciydim , ders çalışmayı asla sevemedim .kültürel etkinliklere katılırdım. Sosyal ve felsefe dersleri her zaman ilgimi çekerdi .sesimi ilk önce matematik hocamız keşfetmişti ama ben onun dersine bir türlü alışamamıştım .öğrencilik hayatım boyunca matematikle hiç barışık olmadım doğrusu hep bir dersten borçlu geçerdim .arkadaşlar sesimi beğenirlerdi bende Müslüm Gürses dinlerdim. Orhan Gencebay’ı sevenlerle hep münakaşa ederdik. O zamanlar ezgiler vs yoktu son sınıfta dershane ye gittim. sevmedim yine sıkıldım. kendim çalışırım dedim bıraktım dershaneyi bir yere aidiyeti sevemediğimi anladım. Yalnızlığı keşfettim. daha mutlu oluyordum böyle ilk defa ders çalışmaya başladım. Marmara ilahiyat fakültesini kazanmışım. Devam ettim. fakülte zannetmiştim meğerse İHLyüksek okuldan pekte farkı yokmuş sevmedim okulu tekrar imtihana girdim. İstanbul dışını yazmadım İstanbul’da da bir okula giremedim. İstanbul’dan ayrılamayacağımı anlamıştım .İstanbul benim rüyalarımın şehridir 10 dan fazla ülke gezdim, böyle bir şehre rastlamadım. M.G.V ile tanıştım aktiftim idealistim çok çalışır büyük adamlara özenirdim kim bilir ,belki yarın bu ülkeyi ben yönetirdim. Dergi çıkarmaya başladık 3 arkadaştık adını ÇAĞRI koyduk 5 bin basıyorduk bu gün bile buna inanamıyorum meğerse 5 bin çok iyi bir tirajmış. Sonra yalnız kaldım zor işti dergi çıkarmak.3 sayı tek başıma dergiyi çıkardım hemen hemen her yazısını ben yazıyor mahlas kullanıyordum,bunalmıştım daha fazla dayanamadım ÇAĞRI kapandı hem okula gidiyor hem dergi çıkarıyordum. Bunalmıştım.6. sayıda veda ettik. Geceler düzenler oralarda ilahiler söylerdik insanların ilgisini çekerdi bu Dr ramazan uçar bey bir gün bana bir kaset projesinden bahsetti kabul etmedim çünkü müziğe mesafeli yaklaşıyordum. daha sonra ADIM VAR kaseti olarak çıktı bu kaset GRUPSELİKA okudu .daha sonra dr ramazan bey ısrarını sürdürdü ALİMVETAĞUT adlı bant tiyatrosunun içerisine iki eser bestelemiş okumamı istiyordu kabul ettim arkadaşım İbrahim Tanrıkulu ile birlikte iki eseri okuduk ilk stüdyo ile tanışmamız başlamış olmuştu .yıl 1989.islamoğlu yayıncılıktan çıkmıştı bu eser. bugünlerde evliliğimi yapmış bir aile yaşantımda başlamış olmuştu .eşimle M.G.V de tanışmıştık onunda aktif görevleri vardı o zamanlar. Daha sonra KALKSAM ve DİRİLSEM’i yaptık İSLAMOĞLU yayıncılığa. Bu albüm hayatımızda bir dönüm noktası olmuştu .İnanılmaz ilgi görmüştü .yüz binlerce satışa ulaştı. bu arada baba olmuştum oğlum Burak dünyaya geldi ya rabbi inanılmaz bir duyguydu bu. Hakan Aykut la beraberdik artık beraber konserlere gidiyor oldukça ilgi görüyorduk. Daha sonra UYAN ARTIK albümünü yaptık. Bunu İNFİLAK ,DAYAN MÜCAHİDİM,MUHABBET ERİYİZ, albümleri takip etti .çok popüler olmuştuk albümlerimiz yüz binlerce satıyordu .Hakan Aykut la birlikte KÜNUZ AJANSI kurduk .BİR GÜNEŞ DOĞUYOR1 ve BİR GÜNEŞ DOĞUYOR 2 albümlerini çıkardık .Bir güneş doğuyor parçası inanılmaz sevilmişti. ilk defa bostancı gösteri merkezin de okumuştum yer yerinden oynamıştı adeta o gün 3 defa okutmuşlardı bana artık ismim ön plana çıkmaya başlamıştı. her yerden konser teklifleri geliyordu. okulu bitirdim .Bu arada kızım Büşra Sümeyye dünyaya geldi. bir erkek bir kız babasıydım artık üç dört arkadaşla birlikte bir radyo kurmaya karar verdik. Araştırmalar yaptım. G Osman paşa da bir yer tuttuk ve MARMARA FM’i kurduk yıl 1993…. Önceleri İstanbul’a yayın yapan radyomuz Allah’ın yardımı ile uydu aracılığıyla tüm Avrupa’ya yayın yapmaya başladı. Radyonun isim babalığını yapmış olmam bugün dahi bana gurur verir. Yayın Yönetmeni bendim radyo bütün zamanımı alıyordu,müzik çalışmalarım biraz sekteye uğramıştı. yinede bu arada Özgürlüğün Gölgesinde adlı çalışmamı yaptım bir yıl sonra askere gittim yerime de AbdulBaki Kömür beyi bıraktım.12eylül1994 de Amasya ya acemi birliğine teslim oldum 8 ay kısa dönem askerliğim başlamış oldu. Usta birliğine Kars Sarıkamış a gittim .benim için zor aylar başlamıştı doğrusu. Sarıkamış inanılmaz soğuk bir yerdi.1995 Nisanında terhis oldum ve İstanbul a dönmüş oldum….Askerliğimle alakalı paylaşacağım tek şey orada yazdığım şu dizelerdir… Sarıkamış yolların nakış nakış işlerken beynimi özlem hücrelerimin en uç noktasında yer buldu kendine artık sonsuzluğa bir tutkuyla bakıyor gözlerim ve artık üşümüyorum ,üşümüyor bedenim Çünkü ayaklarım söz verdi beynime hissettiği çaresizliği hissettirmesin diye….. Marmara FM e dönmüştüm. Radyoda her şey yolundaydı idari bir görev almadım yönetim kurulu üyesi görevine seçildim. Daha sonra Marmara Ajansı kurdum .Artık müzikle daha yakından ilgilenebilecektim. HASRET GÜLLERİ adlı albümü yaptım. Bu albüm sanki benim tekrar hayata dönüşümü sağladı çünkü gerçekten çok ilgi görmüş ve beni tekrar gündeme getirmişti .Bu arada bir erkek evlat sahibi daha olmuş,oğlum Tarık dünyaya gelmişti .Daha sonra Marmara Ajansı Marmara Müzik Yapım olarak M.Cihat Kılıç’la birikte yeniden oluşturduk M.Cihat hasret gülleri albümünde eserleri olan benim Antalya da tanıştığım yetenekli bir arkadaşımızdı. Sen Ağlama albümünü yaptım bu albüm deki Beyazıt Meydanında adlı eser gerçekten çok beğenildi .Daha sonra Olmadı Dost Albümünü yaptım bu albüm benim diğer albümlerime kıyasla alt yapı itibariyle gerçekten çok zengin olmuştu. Bu albüme bir de klip çekip ulusal TV’lerde gösterimini sağladık. olumlu ve olumsuz çok tepkiler aldım geleneksel dinleyicilerimden bazıları önceleri çok yadırgadılar bu albümü fakat daha sonraları olumlu tepkiler aldım. ve en son olarak dinleyicilerimin de gerçekten yoğun isteği üzerine on yıllık sürecimizi özetleyen EŞREF ZİYA KLASİKLER1 bir albümünü yaptım. İnşallah en kısa zamanda dinleyicilerimin karşısına yeni bir albümle daha çıkacağım. İşte benim hayatım…. . beni yıllardır bağrına basan milyonlara selam olsun……ve bu milyonlara sevdirene şükürler olsun…

Yaziyi gonderen in: Oyuncular,Ses Sanatçıları |
Ara
26
2007
0

İlhan İrem Kimdir

1955 – Bursa’da 1 Nisan günü dünyaya geldi.
1969 – …Ortaokul son sınıf… 14 yaşındaydı. Okulun lise bölümünde okuyan müzisyenlerin çağrısıyla, okul orkestrasına solist olarak
girdi.
1970 – Meltemler. Milliyet gazetesinin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışmasında Marmara Bölgesi birincisi oldu. Aynı kadro ile 1972
senesine kadar Bursa Çelik Palas Otelinde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü.
1973 – Besteci, söz yazarı, yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. İlk 45′lik;
“Birleşsin Bütün Eller \ Bazen Neşe Bazen Keder”.
1974 – İlk hit: “Yazık Oldu Yarınlara \ Haydi Sil Gözlerini” İkinci 45′lik.
1975 – “Anlasana \ Ne Güzel Bak Yaşamak” Üçüncü 45′lik.
1976 – “Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca) \ Hasretim Sana”. Dördüncü 45′lik. Tanrı’yı sorguladığı, metafizik bağlamdaki ilk yapıtı
30.000 Adet basıldıktan sonra gelen baskılar sonucu plak şirketi tarafından toplatıldı.
1975 – “Ver Elini \ Üzülme Dostum”. Beşinci 45′lik.
1976 – “İlhan İrem 1973-1976″. İlk 33′lük.
1976 – “Havalar Nasıl \ Gözünü Seveyim”. Altıncı 45′lik.
1977 – “Sensizde Yaşanıyor (İşte Hayat) \ Son Selam”. Yedinci 45′lik.
1978 – “Ayrılık Akşamı (Konuşamıyorum) \ Sen Bilirsin”. Sekizinci 45′lik.
1979 – “Bir Zamanlar \ Yeni Bir Şarkı”. Dokuzuncu 45′lik.
1979 – İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın da yer aldığı çok kalabalık bir müzisyen kadrosu eşliğinde doldurduğu senfonik anlamdaki
ve kalıcı müzikaliteye doğru ilk adımı olan albüm çalışması: “Sevgiliye”. (Bu uzunçalarında ilk kez akademik bir çalışmaya girmiştir
Esin Engin’in aranjörlüğünde ve yine ilk kez kendisine ait olmayan bir şiir besteler: Nazım Hikmet – Hoşgeldin..) Bu albümün
şarkılarından “Bir Yıldız” ile 1979 Eurovision Türkiye finaline kalan sanatçı, yarışamadan askere alındı.
1980 – Eylül ayında döndü. 70′li yıllar boyunca aşk baladları söyledikten sonra bu tarihten itibaren bir değişim sürecine girdi. 80′lerin i
ikinci yarısında iyice belirginleşen bu yeni çizgi, yeni bir dinleyici kitlesi ile bütünleşti. Bu arada düşünceleriyle, görüntüsüyle,
ürettikleriyle bambaşka bir İlhan İrem doğdu. Sanatçının anlatımıyla bu değişim 12 Eylül sonrası gördüğü Türkiye manzaralarında
yaşadıklarıyla, birikimleriyle şekillenen bir değişimdi. İrem’in anladığı manadaki Pop Müziğin erimesi, Arabesk’in krallığı, ardından
gelen piyanist ve udi şantörler, kısacası müziğin el değiştirmesi bir yana, asıl devrimi başlatan, insan olarak, sanatçı olarak çok
farklı bir çizgiye yönelişini ateşleyen olgu, en yakınların başlayarak sevdiklerinde, arkadaşlıklarında, müzik dünyasında ve
neredeyse tüm Türkiye genelinde hissettiği duyarsızlık, kalınlıktı. İnsanların birbirinden uzaklaşması, ilişkilerin, sevgilerin
şekilciliğe, sahteciliğe dönüşmesi, göçler ve Arabesk yaşamın teknoloji transferi ile reaksiyona girip pop çağını patlatması. Böyle
bir ortamda insan olarak, sanatçı olarak hayatının anlamını sorgulamaya başladı. 1980 yılına kadar ki hayatını gözden geçirince,
içtensizlik, soluk, günü yaşayan anlamsız kalabalıklar olduğuna karar verdiği insanların hepsinden ve ürettiklerinden çok
şekillerle ilgilenen popüler kültürden uzaklaştı. Bir anlamda yabancılaşarak 87′ye kadar sürecek bir inziva için evine kapandı.
Kalın perdeleri sıkı sıkıya örtülü Tarabya’daki evinde bugünkü İlhan’ı oluşturan uzun yalnızlıklar yaşadı. Kendi içine, iç uzaylarına
derin yolculuklar yapmayı öğrendi. Bu kapanış 70′lerin şarkılarındaki iyileşmez hüzünden mistik huzura, metafiziğe uzanan bir
serüven başlattı.
1981 – Döneme göndermeler içeren onuncu ve son 45′lik. “Er Mektubu Görülmüştür \ Bal Ağızlım” ve askerde yaptığı bestelerinden
oluşan bir albüm : “Bezgin”. Yedi yıllık bir çalışmanın ürünü olan kesintisiz 148 dakikalık bir Rock Senfoni: “Pencere… Köprü… Ve
Ötesi…”
1982 -
1983 – Yaşam, ölüm ve ölüm ötesinin anlatıldığı üçlemenin ilk ayağı olan “Pencere”. Şarkı sözlerindeki evrensel örgü ve derinlik,
metafizik çıkışlı kozmik açılımlar ve dünyadaki Senfonik Rock ekiplerinde bile az görülen yüksek müzikalite.
1984 -Bulgaristan’da düzenlenen Altın Orfe yarışmasında, İlk önce Bulgar şarkıları dalında “Merhaba Komşu” yu söyler ardından da
uluslararası şarkıcı dalında “Konuşamıyorum”u. Ama ne yazık ki dereceye giremez Türkiye. Ama İlan İrem yine de 20 ülkeden 130
gazetecinin büyük bir kısmının oyu ile “Gazeteciler Özel Ödülü”nü alır.
1985 – “Köprü”: Enerji dönüşümü bağlamında ölümün anlatımı. Yayınlanan ilk kitap: “Pencere… Köprü… Ve Ötesi… (Hikaye)” Yıllardır
çizgiyle yaşayan ilk kez bir plağın öyküsünü çizgileriyle anlatacaktı.
Aynı yıl İlhan İrem’in üretimlerindeki titreşimleri algılayan, “Işık ve sevgiyle” felsefesini hayatlarına geçiren dinleyicileri tarafından
İrem Bağı adlı birliktelik kuruldu.
1986 – Türkiye’ye Eurovision’da en iyi ikinci dereceyi getiren “Halley” projesini kurgulayıp, sözlerini yazdı, besteci Melih Kibar’a teslim
etti. TRT ile olan sorunları yüzünden yurt dışındaki yarışmaya gitmedi. Resim çalışmaları ve Bursa’da ilk sergi.
1987 – İrem müziğinin evrensel huzura ve meditasyon boyutlarına ulaştığı albüm: “Ve Ötesi”. Yayınlanan ikinci kitap:
“Uzaklarda Biri Var (Denemeler)”.
1988 – Eski ve yeni dinleyicileri buluşturmak adına bir albüm: “Dünden Yarına”.
1989 – “Uçun Kuşlar Uçun” albümü. Bandrol kuruluna takılan ve albüme alınmayan, yayını ve çalınması yasak şarkı “Blues For Molla”
1990 – Üçüncü kitap: “Katastrof (Şiirler)”.
1991 – Hansu ile evlendi (1 Ekim).
1992 – “İlhan-ı Aşk” albümü.
1994 – “Koridor”: 8 yılda tamamlanan yapıt bir anlamda ulaşılan şiirsel ve müzikal yetkinliğin, İlhan İrem felsefesinin manifestosu
niteliğinde. “Delirium (Denemeler)”: Dördüncü kitap. Ayrıca sert ritimli şarkılar ayıklanarak ve bazı ilavelerle Koridor albümünün
meditasyon versiyonu “Romans” albümü.
1995 – “Sevgililer Günü \ The Best Of İlhan İrem1″ albümü.
1997 – “Aşk İksiri & Cadı Ağacı \ The Best Of İlhan İrem2″ albümü.
1998 – “Hayat Öpücüğü \ The Best Of İlhan İrem3″ albümü ve “Millenium/Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar Ve Diğerleri (Denemeler)”
kitabı.
2000 – İlhan İrem sevecenlerden gelen yoğun istek üzerine 1980′li yıllarda çıkardığı Bezgin, Pencere, Köprü, Ve Ötesi isimli albümlerini
tekrardan orijinal olarak dört yeni albümde çıkardı. Bunlar “Bezginin Gizli Mektupları”, “Uçuk Mavi Pencere”, “Bulutlara Köprü”,
“Düşler ve Ötesi” isimleriyle 2000 yılında tekrar piyasaya çıktı.
2000 – 5 Aralık 2001 İlhan İrem’in babası 75 yaşındaki Nahit Aldatmaz, önceki akşam Bursa’da vefat etti.
2001 – İlhan İrem uzun süredir üzerinde çalıştığı albümü altı yıldan sonra tamamladı ve piyasaya çıkardı.Albümün adı Seni Seviyorum.2006 – 14 yıllık hasretin ardından 29 Eylül İstanbul konseri ile başlayan, İzmir ve Ankara ile devam edecek konser organizasyonu düzenlendi.

2006- 7 Ekim tarihinde gerçekleşecek olan İzmir konseri sanatçının üst solunum yollarından rahatsızlanması sonucu 17 Ekim tarihine ertelendi.

2006- Sanatçının konser turnesinin Ankara ayağı 14 Ekim 2006 tarihinde gerçekleşti. Konser esnasında sanatçının “Bunlar sadece bir şarkı, yaşadığımız sadece bir konser değildi” söylemi dikkate değerdi…

2006- 17 Ekim tarihinde yoğun yağmur yağışı nedeniyle İzmir konseri 2. kez iptal edildi-İlhan İrem:”İleri bir tarihte tekrar İzmir’e geleceğim” dedi

2007- Sanatçının 6. kitabı Siyah Kuğunun Şarkısı Nisan 2007 de Sevecenlerle buluştu…

2007- Sanatçı 20 Mayıs 2007 Saat 20.30′da İzmir Fuar’da İsmet İnönü Sanat Merkezinde Sevecenleriyle buluştu

2007- 25 Ağustos 2007, saat 21:15′te İstanbul Kuruçeşme Arena’da “Yürek Büyüsü” Konseri

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Burhan Öcal Kimdir?

Bir müzisyen ailenin çocuğu olarak Kırklareli’nde doğan dünyaca ünlü perküsyon ustası Burhan Öçal,müzik çalışmalarına çok genç yaşta başladı. Türkiye’de sürdürdüğü profesyonel müzik yaşamını yirmidört yaşından itibaren İsviçre’de sürdüren sanatçı, halen 2 ülke arasında gidip gelmekte. Müzik çalışmalarında, Klasik Türk Müziği’nin yanısıra, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki saray müziği ve halk müziğinden etkiler bulunan Burhan Öçal’ın çaldığı enstrümanlar da tıpkı müziği gibi çeşitlilik göstermekte. Darbuka, kös ve her tür perküsyon enstrümanının yanısıra, divan-saz, tanbur ve ud gibi telli Türk çalgılarının da ustası olan sanatçı, çoğu kez özgün müziğine güçlü sesi ile eşlik etmekte. Müziğine hakim olan atak enerjik, çoşkulu ve mükemmelliyetçi yapısıyla, müzikteki tüm sınırları sonuna dek zorlayan sanatçı, aynı konserde hem vurmalı hem de telli çalgıları birarada çalarak eleştirmenleri ve izleyicileri şaşırtmakta.

Müzik aracılığıyla zamanın ve kültürlerin sınırlarını aştığına inanan Burhan Öçal, sürekli olarak ilgi çekici bir “kaynaşım müziğinin” peşinden koşmakta. Klasik Türk Müziği’ni, caz, funk, roman, batı müziği ve Avrupa klasik müziği ile harmanlayarak bir doğu-batı sentezi yaratan sanatçı, müziğinde mutlak içtenlik ve gerçekliği yakalamaya çalıştığını ısrarla vurguluyor ve yaratıcılığının ve derin müziksel anlatımının temelinde Türk geleneksel formlarının olduğunu belirtiyor.

1979 yılında katıldığı Zürih Şiir Festivali’nde ilk kez Batı Avrupa izleyicisinin karşısına çıkan Burhan Öçal, o tarihten bu yana dünyanın çeşitli ülkelerinde solo konserler vermekte.
1986 yılında, tanınmış piyanist Maria Joao Pires ve gitarist Elliot Fisk ile sahneye çıkan sanatçı, bu iki konseriyle klasik batı müziğine de başarılı bir giriş yaptı. Eleştirmenlerden büyük övgüler toplayan bu girişimini 1992′de Joe Zawinul ve Senfonik Orkestrası ile sürdürdü ve halen sürdürmekte. Sanatçı, ses ve ritmin heyecanlı ve uzlaşmaz bir girişim içinde buluşarak müziğin çeşitli elemanlarına katıldığı bu tür projelerin müzikteki enstrümantal birlikteliğin ufuklarını genişlettiğini ve bu nedenle bu tür projelere çok sıcak baktığını belirtiyor. Sanatçı, bu kapsamda, son olarak Avusturya’lı ünlü piyanist Peter Waters ile Bach’ın “Goldberg Variations”larını piyano ve perküsyon ile yorumladıkları projeyi gerçekleştirdi.

Burhan Öçal, 1995 yılında İstanbul Oriental Ensemble ismini verdiği projesini gerçekleştirdi ve aynı yıl bu proje çerçevesinde çıkardığı “Gypsy Rum” albümüyle Almanya’da “German Record Critics” ödülüne layık görüldü. İstanbul Oriental Ensemble ile gerçekleştirdiği ikinci albümü “Sultan’s Secret Door” ise Şubat 1997′de piyasaya çıktı ve aynı yıl Almanya’da tekrar “German Record Critics” ödülünü kazandı. Sanatçı, 1996 senesinde ise Fransa’da çıkardığı “Jardin Ottoman” isimli saray müziği albümü ile “Le Monde de la Musique” dergisinin “Choc” ödülünü kazandı.

Burhan Öçal, 2000 senesinde önemli projelerde yer aldı: Mart 2000′de, Türkiye ve Avrupa’da “George Gruntz Concert Jazz Band special guest Burhan Öçal” turnesinin ardından, Haziran 2000′de, İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde, Aya İrini’de dünyaca ünlü Kronos Quartet ile konser veren sanatçı, Temmuz 2000′de ise İstanbul Caz Festivali’ne “Andreas Vollenweinder with special guest Djivan Gasparian and Burhan Öçal” ve kendi projesi olan “Burhan Öçal’s Meditroni/ KS featuring DJ Jali, DJ Kayalik & DJ Kaffa, olmak üzere iki konsere katıldı. Burhan Öçal, Ekim 2000′de Berlin’de düzenlenen, dünyanın en önemli müzik fuarlarından biri olan Womex’e, İstanbul Oriental Ensemble ile katıldı.

Burhan Öçal’ın, Amerikalı bascı Jamaaladeen Tacuma ile beraber yaptığı Natacha Atlas’ın da konuk sanatçı olarak katıldığı “Groove Alla Turca” (1999-Doublemoon) albümü, önce Fransa’da Birds and Blues (2001) etiketiyle, ardından Night & Day etiketiyle Kuzey Amerika ülkelerinde piyasaya çıktı ve Avrupa Dünya Müziği listelerinde 2. sıraya kadar yükseldi. Sanatçı, bu projeyle, 2001′de Avrupa’da çeşitli ülkeleri kapsayan iki turne gerçekleştirdi.

“Groove Alla Turca” projesiyle Temmuz ‘de, dünyanın en önemli müzik festivallerinden biri olan Uluslararası Montreal Jazz Festivali’nin General Motors Big Event sahnesinde gerçekleşen “Doğu ile Batı Buluşuyor” başklıklı konserde, İstanbul Oriental Ensemble ve konuk sanatçı Mercan Dede ile 100.000 kişiyi aşan bir izleyici kitlesine seslenen Burhan Öçal, yine Temmuz ayında, İstanbul Caz Festivali’nde dünyaca ünlü İngiliz sanatçı Sting’e beş parçasında eşlik etti.

1999 ve 2001′de, dünyanın en önemli artist ajanslarından olan ICM ile Amerika’da seri konserler veren Burhan Öçal, 2002 Nisan ayında, İstanbul Oriental Ensemble ile ABD’de turneye çıkacak.

Avrupa’da verdiği solo konserler, katıldığı uluslararası festivaller, ortak projeler ve çıkardığı albümler ile çeşitli ülkelerin eleştirmenlerinden övgü dolu sözler alan Burhan Öçal, yurtdışında Türkiye’yi başarıyla temsil eden uluslararası sanatçılarımızdan biridir

Albümleri [değiştir]

* Oynamaya Geldik (2006)
* Yeni Rüya (2005)
* Trakya All Star-Kırklareli İl Sınırı
* Sultan Orhan
* Sultan Secret Door
* Caravaneseria
* Oient Secret
* Grand Bazar
* Sultan
* Grove Alla Turca (Türkiye)
* 1001 Nacht Musik
* Dervis Mustafa
* Black Sea – Karadeniz
* Sultan Osman

Yaziyi gonderen in: Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Nev Kimdir?

 

Nev 24 Aralık 1968 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokul 1′de Bilgiç rolünü kaparak, Pamuk Prenses’le danseden tek cüce olama şansını yakaladı. Müziğe her sağlıklı Türk çocuğu gibi mandolinle başladı. Sonraki yıllar üretim boyutuna zemin hazırlayan; dinleyerek, yeni müzikler keşfederek, koleksiyon yaparak geçirdiği ve müzikal kimliğinin temelinin atıldığı yıllardı. Bu arada erkeklerin de alındığı bir sene, Çamlıca Kız Lisesi’nde okurken ileride şarkılarına konu olacak olan “Küçük Kız” ve “19 yaşında koca bir kadın” psikolojilerini gözlemleme fırsatı buldu.
Üniversite 2. sınıfta bir elektro gitar aldı ve gitar eğitimine başladı. 5. ayın sonunda sahnelerdeydi. Üniversite eğitimi boyunca yaz aylarında güneyde müzik yaptı. Onu bugünkü duruşuna hazırlayan bu süreç, müzikal gelişiminde ciddi bir yer tuttu.

Üniversite bittikten sonra kendisinden beklendiği üzere iş hayatına atıldı ama ama bu süreç müzikle bir arada devam etti. 1995 yılında Hakan Özer, Kıvanch K. ve Tolga İnci’den oluşan Chantage’la Cool Bar’da müzik yaptı. Zamanla bestecilik kimliği ağır basmaya başlayınca, artık bir yol ayrımında olduğunu farketti ve tamamen müziğe konsantre oldu, çünkü artık birikimi üretime dönüşme noktasına gelmişti.
2000 yılında, Teoman’ın daveti üzerine katıldığı Türkiye turnesinde, Ege ve Akdeniz şeridinde 100.000′e yakın kişinin kendi müziğine verdiği olumlu ve heyecan verici reaksiyonu deneyimleme fırsatı buldu.

Üç yıla yayılan özenli bir stüdyo çalışmasının ardından, tüm beste ve sözleri kendisine, Kıvanch K.’nın bir parçadaki remix’i dışında düzenlemeleri Hakan Özer’e ait olan; Özkan Uğur, Göksel, Tuba Önal gibi isimlerin yer aldığı ilk albümü ‘Herşeye Rağmen” müzik marketlerde yerini aldı.

2004 Yılının Temmuz ayında müzik marketlere sunduğu “Sen Gibi” albümünde tıpkı ilk albümünde ki gibi tüm beste ve şarkı sözleri kendisine aittir. Üçüncü Albümü “Işığım ve Gölgem” 2007 yılında 28 Ağustosta müzik marketlerdeki yerini aldı, Pasaj Müzik etiketi ile dinleyicilere sunulan albümde yine tüm şarkıların söz ve besteleri Nev’e ait. Bu albümün ilk klibi ‘Sükut-u Hayal’ isimli parçaya çekildi.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Pentagram Kimdir?

Pentagram ilk olarak 1986 yılında gitar ve vokalde Hakan Utangaç ve davulda Cenk Ünnü tarafından kuruldu. Tabii ki Hakan ve Cenk’in bundan önce başka bir grubu vardı. O da “Thunders”. Bu grup 1984 yılında elemanların lise çağlarında kurduğu bir gruptu. Grup da Hakan ve Cenk’e Kenan Bozoğlu isminde bir de arkadaşları eşlik ediyordu. Şimdi biz tekrar Pentagram’ın 86′lı yıllarına geri dönelim. 86′da grup iki kişi ile kurulduktan sonra 1987′de bas gitarist olarak Tarkan Gözübüyük’ü gruba dahil ettiler. Tarkan gruba girene kadar onun yerini Kaan adında ki bir başka basçı arkadaşları doldurmaktaydı. Tarkan gruba girdikten sonra ise grubun çekirdek kadrosu oluşmuş oldu. Ardından Ümit Yılbar gruba katıldı solo gitarist olarak. Kadro tamamlandıktan sonra Pentagram İstanbul Moda’da bir düğün salonunda ilk konserine çıktı. Konser sonunda ne yazık ki etrafta kırılmamış masa ve sandalye kalmamıştı. Bu konserden sonra konsere “Efsanevi Moda Konseri” ismini verdiler.

Grup Üyeleri:
Vokal: Murat İlkan
Vokal & Gitar: Hakan Utangaç
Gitar: Metin Türkcan
Bas Gitar: Tarkan Gözübüyük
Davul: Cenk Ünnü
Kuruluş aşamasını grubun elemanlarindan olan Cenk şöle anlatıyor: “O yıllarda şimdiki kadar rock – metal dinleyen insanlar çok çok azdı. Öyle 14 -15 kişi bir araya gelip beraber müzik dinlerdik, müzik yapmaya çalışırdık genellikle. Bakırköy tayfası, Avcılar tayfası gibi kodlamalar vardı. Üstümüze o zamana göre çok ters sayılacak şeyler giyerdik; bilekliklerimizi kendimiz hazırlardık Mercan’dan piramitler alıp. Çok laf yedik, tepki çektik. Öyle bir dönemdi, hatta kolsuz thsort giymenin bile homosexüellik sayıldığı yıllardı. Sonra Rambo çıktı da insanlar alıştılar buna 80′ler güzeldi ama Türkiye için zor yıllardı. Dünya’ da da heavy metalin sıçrama yaptığı; enstrümanların kalitesinin arttığı heavy metalin en güzel günlerini yaşadığı dönemlerdi. Türkiye’ de, devrim sonrası, yasakların olduğu,; insanlara yapılan baskıların getirmiş olduğu stress ve zorlukları yaşadık bizler. Öyle bir nesil olarak yetiştik…

İlk konserimizi Moda’da verdik bir düğün salonunda. O zamanlar eski Vitamin grubunun solisti Gökhan vardı ( allah rahmet eylesin trafik kazasinda öldü…) işte onun vokal yaptığı şu an ismini hatırlayamadığım Ac/Dc tarzında Türkçe sözlü müzik yapan bir gruba konuk olduk. 5 parça çalıp inecektik ama biz daha 5. parçaya gelemeden birden her şey yıkıldı salonda. Sandalyeler, masalar her şey kırıldı. Türkiye’de verilen ilk speed metal konseriydi ve yaklaşık 150 -200 kişi koskoca düğün salonunu yıkmıştı. Daha sonra düğün salonun sahibi geldi “ne oluyor” filan dedi. Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını

Daha sonra işte Tarkan’la tanışma fırsatı bulduk. Bursa’ da konserler verdik. O zamanlar Bursa’ da “Hakimiyet Gazetesi” vardı rock konserlerine çok büyük destek olurdu, sponsor olurdu. O yıllar da gerçekten Bursa Rock City’di. İstanbul’ dan filan daha iyiydi. İnanılmaz iyi gruplar vardı. Bunu da yapan Sedat Sarıcı’ dır. Şu an kendisi İngiltere ‘de yaşıyor. O adamın stüdyosu vardı ve gruplara ücretsiz çalışma fırsatı verirdi. Elinden gelen her şeyi yapardı. Ama o gidince, Bursa bence Rock City ünvanını kaybetti. Bu dediğim olaylar 88′ e kadar olanlar.

Daha sonra Grinder’la konser verdik. O zamanların en iyi gruplarından biriydi. Hatta şu an orda çalan davulcu Grave Digger’ın davulcusu. İşte onlarla öyle 2- 3 gün geçirdik çok güzel şekilde. Maç yaptık, o zaman ki imkanlarımız dahilinde “Tekel birası” ikram etmiştik Bende hala plakları var o grubun gerçekten çok sıkıydılar. Hatta o konser TRT’ ye de çıkmıştı. Ondan sonra Protector geldi. Onlarla çıktık.” Evet, okuduğunuz gibi o ilk yıllardaki paylaşımlar, ilk dostluklar ve ilk konserlerin heyecanı ve atmosferi gerçekten bambaşkaydı. Şimdi biz kaldığımız yerden devam edelim ve grubun ilk albümünün çıkışına yavaş yavaş uzanalım…

Pentagram Ümit Yılbar ile Açık Hava tiyatrosundaki son konserden sonra yollarını ayırdı. Ümit Yılbar, albüm kayıtlarına başlanmadan önce gruptan ayrıldı ve ondan boşalan yere de Murat Net geldi. Bu yeni kadroyla “Sound stüdyosu” na kapanan grup toplam 9 ayda kayıtları bitirdiler. 23 Nisan 1990 yılında vokalde Hakan ile birlikte kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini çıkarttılar. Albümün yapımcısı Nezih Kılıçkını; NEPA Müzik Yapım ile birlikte albümü piyasaya sürdüler. Albüm yurtdışında da tanıtılmak istendiği için tüm şarkı sözleri İngilizce idi. Albüme gelen eleştiriler inanılmaz iyiydi. Herkes (tüm metalseverler) albümden 2şer- 3er tane alarak o zamana kadar hiç önemsenmeyen bir kitle olan rock-metal camiasının ne kadar birbirine bağlı ve içten olduklarını cümle aleme kanıtladılar. Ki bunu sadece albümü almakla değil; albümü alıp kimseye vermemeleriyle de kanıtlamış oldular. Böylece kimse başkasından bir Pentagram albümünün çekimini yapmamış oldu. Albümün ilk baskısı 5000 tane yapıldı ve gruptan Hakan eline aldığı bir koli ile albümü daha vapurdan inip Akmar’ a gidene kadar yarısını sattı! Daha sonraki baskılarla albümün satışı 30 000 civarında olmuştur ve bu rakam gün geçtikçe artmaktadır. Son yıllarda ise albümün cd olarak da basıldığını eklememiz gerekir aslında. Bu albüm belki de Türkiye’ye metal yolunu açan albümdür çünkü albümün bu kadar çok satmasından sonra Dr. Skull, Objektif, Akbaba gibi isimler albüm yapma fırsatını yakalayacaklardı. Zaten eski bir Boom Müzik dergisine verdikleri röportajda da “Türkiye’de yapılabilecek en sert müziği yapıp, daha yumuşak müzik türlerinin önünü açtık” dediler.

Speed metalin sınırlarını zorlayan albümden “Rotten Dogs, Dimensions Of Death, Los Magandos, Powerstage” gibi bir çok hit çıkmıştı. Özellikle “Powerstage” o zaman ki “bıçkın” Pentagram fanlarına ithaf edilmiş ve kurulacak olan fan cluba bu isim verilmişti. Demin de dediğimiz gibi ilk albümün çıkmasıyla tüm Pentagram Fanları’nı bir araya toplamak amacıyla bir fan club kuruldu. Ve fan cluba ilgi çok büyük oldu.

Albümün çıkışıyla o zamana kadar hiçbir metal-rock grubunun veremediği konserlere çıktılar. Çeşmeden, Bodrum’a; İnci Sineması’ndan, Açıkhava’ya kadar bir çok konserde sahne aldılar. Fanlarıyla o kadar bütünleştiler ki bunu ölümsüzleştirmek istediler.(Bu arada grubun bu konserlerden birkaç da sabıkası olmuştu: İnci sinemasını yakıp, yıkıp bir daha kullanıma sürdürmemek gibi Derken Pentagram bir konser kaydı olan “Live At The Trail” albümünü piyasaya çıkardı. Bu o zamana kadar kimsenin yapmamış olduğu bir şeydi. Grup yine ilklere imza atmakla kalmıyor aynı zamanda Türk Metal fanlarının ne kadar ateşli ve çılgın olduklarını kanıtlıyorlardı. Bir de yasal bir albüm çıkartıp üstüne demo yapan ilk Türk grubu olarak da yine tarihe geçiyorlardı. İlk albümde Hakan hem gitarı çalıyordu hem de vokal bu onun için gerçekten çok zor oluyordu ve gruba bir vokalistin gelmesi kararlaştırıldı. Bu da Bartu Toptaş’dan başkası değildi. Murat Net bu albümde yer almıyordu. İlk albümden sonra gruptan ayrıldı. Onun yerine solo gitar işinde gerçekten çok ustalaşmış biri olan Demir Demirkan geldi.

Albümde ilginç bir şey daha vardı o da ilk albümü ellerine geçiren Kolombiya’lı bir rock programı, grubun ve bizim de hala çözemediğimiz bir ağızla Pentagram’ı anlatıyorlar ve ardından da “Rotten Dogs” adlı parçalarını çalıyorlar. Ne diyelim ilginç ama ne anlattıklarını çözeceğiz :=)) Albüm Trail Blazer albümünün açılışı olan “Secret Missile” adlı parça ile son buluyor. Bu parçanın hepsi o an tamamlanmamıştı ve sonunda “to be continue” deniyordu. Bu albümdeki parçalar grubun Blue Jean ve Yamaha ortaklığıyla düzenlenen “Bodrum Top Rock 3″, “Lenetli Konser 1″, “Pangaltı İnci Live” konserlerinde kaydedilen parçalarıyla, 88′de kaydedilen “Trail Blazer Part 1″, yeni çalışması “Secret Missile” ve Colombia Radyo Show’da yayınlanan bir parçasından oluşuyor.

İkinci albümleri olan Trail Blazer 1992 yılında Nuclear Blast fiması tarafından piyasaya sürüldü. Bu albümün çıkmadan önce Bartu gruptan ayrılıp İsveç’e gitti ve Bartu’nun yerine vokale Ogün Şanlısoy geçti. Pentagram bu albümüyle birlikte kendine yeni ufuklar açmış ve amatörlükten profesyonelliğe doğru hızlı bir şekilde yol almaya başlamıştır. Bu albümde anlatılanlar Türkiye’deki birçok grubunda anlatmaya çalıştığı anateması savaşa hayır, günümüzün dünyasının gittiği kötü yoldu. Bu da albümü üstün kılan bir başka noktaydı tabii ki. Albümün çıkışından sonra birçok konser verildi ve Pentagram’ın fan kitlesi giderek genişlemeye başladı. Bu arada Demir Demirkan 2 yıllığına Amerika’ya gitti. Ogün’de bir süre sonra gruptan ayrılarak kendi solo alüm albümünü yapmak için çalışmalara koyuldu. Ogün’ün yerine 1995 yılında grubun vokaline daha önce Cherokee ve Saw Dust gruplarında vokalistlik yapmış olan Murat İlkan geldi. Murat ile birlikte grubun çekirdek kadrosuna bir eleman daha dahil olmuş oldu. Tarkan, Hakan ve Cenk, Murat için “O artık bizden biri” diye konuşuyorlar.

Grubun üçüncü ve en ses getiren albümleri Anatolia 1997 yılında Raks Müzik tarafından piyasaya çıktı. Bu albümle birlikte Pentagram Türkiye’de ve kendi çapında bir devrim gerçekleştirmiş oldu. Albüm dediğimiz gibi bugüne kadar yaptıkları albümler arasında en ses getiren albüm olmuştu. 2 yıllık sıkı bir çalışmanın ardından böyle bir albüm piyasaya çıktı. Bu albümde Pentagram ilk defa Türkçe sözlü parçalar yapmıştı ve albümde toplam 3 tane Türkçe sözlü parça bulunuyordu.

Anatolia’nın soundu çok sertti tabii parçaların Türk motifleri ile süslü olması da cabası. Murat’ı ilk kez bu albümde dinledik. Murat kendini Pentagram dinleyicisine çok iyi kanıtladı ve o muhteşem vokaliyle grubu zirve denecek yere taşıdı. Ne derler Rock ile gürültü arasında ince bir çizgi vardır işte Pentagram Anatolia albümüyle o ince çizgiyi tutturmuştu. Anatolia albümü Pentagram’ın en çok satan albümü oldu.

Anatolia albümünde yer alan birkaç parçaya klip çekildi fakat sadece Anatolia ve Gündüz Gece isimli parçaların klipleri yayınlandı. Bu kliplerin yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak yaptı.

Albümün çıkmasından sonra Pentagram’da konserlerle boy göstermeye başladı. Pentagram 5 Temmuz 1997′de Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda bir konser verdi ve yer yerinden oynadı. Pentagram 1998 yılında Açık Hava Tiyatrosu’nda yapılan bu konseri bir albüme çevirme kararı aldı ve bunu yapdı da. Albümün ismini ise konserde bulunan fanlar belirledi: “Popçular Dışarı”. Bu konserde eski parçalara da yer verilmişti. Bir de cover vardı: Slayer – Black Magic. İtiraf etmek gerekirse Pentagram bu parçayı Slayer’dan daha iyi yorumluyor. Tabii bunda Hakan Utangaç’ın vokalide bir etki bence. Bu konser albümünün sahne performansı mükemmeldi. Murat Pentagram ile birlikte ilk defa böyle bir ortama ateşli Pentagram Fanları’nın karşısına çıkıyordu. Konsede yaklaşık 5000 izleyici vardı.

Popçular Dışarı konserinden bir süre sonra grubun solo gitaristi Demir Demirkan gruptan ayrıldı. Grup ile yaptığımız söyleşide sözü Demir Demirkan’a getirdiğimizde şu cevabı aldık: “Bizden farklı bir tarzda solo albüm yaptı ve ayrıldı. Tabii herkesin kendine has bi tarzı vardır. O’da kendi tarzını seçti”. Demir Demirkan’ın yerine de Pentagram’da gitar teknisyenliği yapmakta olan Onur Pamukçu geldi. Aslında Onur Pamukçu yeni çıkacak olan albüm için konuk olarak Pentagram’a yardım amacıyla grupla birlikte çalacaktı ama bizim gördüğümüz kadarıyla artık Onur’da Pentagram’ın bir üyesi. Onur’un da gruba dahil olmasıyla birlikte Pentagram yeniden konser vermeye başladı ve Popçular Dışarı’dan ile başlayan konser serisine Bostancı, Rock House ve Bodrum konserleri ile devam edildi. Kemancı’da “Dolunaylı Geceler” adı altında 5 konser vereceklerdi fakat konsere 2 gün kala yaşadığımız deprem bu konserlerin iptal olmasına neden oldu.

Pentagram bu konserler ve albümlerden sonra durakladı derken, 17 Kasım 1999′da AGİT Zirvesi’ndeki üyeleri ve aralarında Clinton’ın da bulunduğu 62 devlet başkanını Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda “Gündüz Gece” ile coşturdu.

Sonrasında Pentagram bir EP çıkarmaya karar verdi. “Neden albüm değil de bir EP?” diyeceksiniz şimdi hemen hatırlatalım. Sanırım 1999 sonu gibiydi ve tüm Rock camiasının karalanmasına neden olan bir cinayet işlenmişti. Halk arasında “Satanist olayları” diye geçiyordu. Bir kaç serseri yüzünden uzun saçlı, siyah giyen ve küpeli kişiler satanist ilan edilmişti. Bu olaylardan en çok adı nedeniyle Pentagram etkilenmişti ve bu yaşadığımız olaylara cevap olarak hemen bir EP çıkarmaya karar vermişlerdi. Bu EP 5 parçadan oluşacak ve tamamı Türkçe olacaktı. EP içinde 2 tane de entrumantel parça yer alacaktı. Hatta Radyo dinleyicileri özellikle de Maximum Rock dinleyicileri hatırlayacaklar Güven Erkin Erkal Pentagram’dan Tarkan’ın katıldığı bir program yaptı bu programda EP den de bir parça çalınmıştı: “BİR” program sırasında baya eleştiri ve tartışmalara neden olmuştu. Elemanlarımızın askerliklerini de tamamlamalarıyla EP’yi albüme çevirme fikri ortaya çıktı. Sonra da albümden iki albüme dönme kararı alındı. Albümün bas gitar ve bateri kayıtları Yunanistan’da Sierra adında bir stüdyoda yapıldı. Pentagram dünyanın en ünlü gruplarından Iced Earth ve grubun asistanları ile birlikte bu stüdyoda çalıştı.

Pentagram’ın çıkaracağı albümlerden biri tamamıyla İngilizce sözlü diğeri ise Türkçe sözlü olacaktı. İngilizce sözlü olan albüm Noise Records firması tarafından çıkacak ve tüm dünyada satışa sunulacaktı. Yalnız Pentagram’ın ilk albümü çıkarışndan bu yana yurt dışı için bir isim sorunu vardı. Yurt dışında Pentagram isimli başka bir grubun olması sıkıntı yaratıyordu. Trail Blazer’dan Popçular Dışarı albümüne kadar bu böyleydi. Bu albümlerin çıktığı zaman isme ufak bir ek yaparak olayı halletmeye çalıtılar ve grup o zamanlar “The Pentagram” olmuştu. Ama artık değil çünkü grup yurt dışındaki ismini Mezarkabul olarak belirledi. Mezarkabul (Pentagram)’ın “UNSPOKEN” adlı albümü 24 Eylül 2001 günü Noise Records firması tarafından tüm dünyada satışa sunuldu. Albüm dünyanın ünlü en ünlü Rock dergilerinden olumlu notlar aldı.

Pentagram Anatolia albümüyle Pentagram kendi soundunu oturttu diyenler, bu albümü dinlediklerinde oturan bu soundun ne kadar da ilerilere gittiğini gördüler. Artık bana göre Trash, Heavy, Hard diye sınıflandırdığımız müzik türleri arasında Pentagram’da vardı.

Türkiye’deki albümün çıkışı ekonomik kriz vs. vs. yüzünden hep ileri tarihlere atıldı. Ama en sonunda 14 Kasım Çarşamba günü Türkiye’deki İngilizce albüm yani “UNSPOKEN” piyasaya çıktı. Albüm Böcek Yapım tarafından piyasaya sürüldü, dağıtıcı firma ise Universal Müzik. Albümün çıkışıyla birçok Pentagram fanı muradlarına ermiş oldular. Pentagram “Bir” adını verdiği ful Türkçe albümünü 13 Ağustos 2002 Salı günü Türkiye’de satışa sunarak “ne zaman Türkçe albüm çıkartcaklar” sorusuna da bi anlamda cevap vermiş oldu. Albüm yine Böcek Yapım tarafından piyasaya sürüldü, dağıtıcı firma ise Universal Müzik oldu.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Fuat Saka Kimdir?

Müziğine `Lazca-caz’ yakıştırması yapılan Fuat Saka, Trabzone ilind başladığı müzik yaşamını 20 yıl Avrupa´da sürdürdü. Saka yaklaşık dört yıldan bu yana da Türkiye´de albümler çıkarıyor. Karadeniz´de, kemençe seslerine eşlik eden horonlarla büyümüş, tipik bir Karadenizli olan Fuat Saka. 1980´li yılların başında Türkiye´den giden ve artık 50´li yaşlarına merdiven dayamış bu sanatçıyı, son yıllarda Türk müzikseverler de yakından tanımaya başladı. Hatta birbiri ardına gelen `Lazutlar’ çalışmalarıyla fanatik bir hayran kitlesi bile oluştu. Bu projeden önce Karadeniz müzikleri tarzında çalışma yapmayan ama önceki albümlerine de birer tane Karadeniz türküsü mutlaka koyan Saka, 40´lı yaşlardan sonra insanlarda biraz geriye dönüş başladığını düşünüyor. Yaptığı müziklerle bir kültür elçisi gibi çalışıyor Fuat Saka, Yunanistan´da festivallere katılıyor ve turnelere gidiyor. Türkiye´de müzik yapmayı seviyor ama diğer yandan da uzun yıllar yaşadığı Avrupa ile bağlarını kültürel anlamda kesmeyi asla düşünmüyor. Tiyatro ve film müziklerinin yanı sıra Fuat Saka uluslar arası bir çok solo konser verdi, Almanya, Fransa, Danimarka ve Türkiye’den birçok müzisyenle çalıştı. Müzik hayatını İstanbul – Hamburg – Paris üçgeninde sürdüren sanatçının grubu Alman, Amerikalı, Gürcü ve Azerbaycan’lı müzisyenlerden oluşuyor.

Diskografi:

1982 Yıkılır Zulmün Son Kaleleri
1983 Ayrılık Türküsü
1984 Kerem Gibi (Nazım Hikmet Şiirleri)
1987 Sevdalı Türküler
1988 Nebengleis (Kenardaki Ray)
1989 Askaros
1991 Semahlar ve Deyişler
1993 Şiirce
1994 Torik Balıklar Ülkesinde (Çocuklar Için)
1996 Arhavılı Ismail (Demir Gökgöl ile Birlikte)
1997 Lazutlar
1998 Sen
2000 Lazutlar II
2001 Perçem Perçem
2002 Lazutlar III

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
19
2007
0

Orhan Gencebay Kimdir?

Orhan Gencebay 4 Ağustos 1944 yılında Samsun’da dünyaya geldi.   Gencebay Müziğe 6 yaşında Klasik Batı Müzikçi Emin Tarakçı Hoca’dan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında Türk Müziği’ni ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle Türk Sanat Müziği ve tamburla tanıştı.
Samsun’daki ve İstanbul’daki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul Belediye Konservatuarı’na girdi ve icra heyetinde bulundu.16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. Batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.
20 ve 22 yaşlarında Ankara ve İstanbul Radyo Evi TRT sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul Radyo Evi’nde bir süre çalıştı ve ayrıldı.
1000′e yakın bestesi olan Orhan GENCEBAY, 400′e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.
90′a yakın filmde Müzik Direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve Show programları yaptı…
Orhan GENCEBAY’a göre Türk Müziği’nin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. Türk Müziği’nin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.
Orhan GENCEBAY, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. Bu yaptığı çalışmalara başkaları “Arabesk” ismini verdiyse de Orhan GENCEBAY, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.
Orhan GENCEBAY’a 1999 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45’lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan Orhan GENCEBAY’ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.
Orhan GENCEBAY’ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası Montu Doktorası var. Orhan GENCEBAY’ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.
GENCEBAY besteleri Akdeniz ülkelerinde, Orta Doğu’da, Orta Asya’da, Avrupa’da Türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. GENCEBAY hakkında 20’ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede GENCEBAY’la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır.
Şu an Türkiye’de internet üzerine en fazla web sayfası bulunan ve en çok ziyaret edilen sanatçıların başında gelmektedir.

ALBÜMLERİ

CENNET GÖZLÜM

Parçalar: 1-Dünya Dönüyor 2-Canın Sağolsun 3-Diyemem ki 4-Kal Sağlıcakla 5-Cennet Gözlüm 6-Benim Değil 7-Nerdesin Sevgilim 8-Niye 9-Ne Oldu Gülüm 10-Dön

AŞKI BEN YARATMADIM
Parçalar: 1-Zaman Akıp Gidiyor 2-Nereden Bileceksin 3-En Büyük Dert 4-Vazgeç Gönül 5-Ne Geçti ki Eline 6-Kır Gönlümün Zincirini 7-Yokluk 8-Bulamadık ki 9-Kara Toprak 10-Vaktinde Gel Sevgilim

LEYLA İLE MECNUN

Parçalar: 1-Al Senin Olsun 2-Kolay Değil 3-Allah Bizimledir 4-Bir Yudum Mutluluk 5-Beklemek İbadet Kalmak Zulumdur 6-Leyla İle Mecnun 7-Ziyankar 8-Haberin Varmı 9-Öyle Bir Aşk 10-Nazar Boncuğu

KÖRDÜĞÜM

Parçalar: 1-Kördüğüm 2-Veda Edecesen Et 3-Dalga Dalga 4-Vazgeç Gönlüm 5-Ne Geçti ki Eline 6-Üç Günlük Dünya 7-Dönmeyen Yıllar 8-Yokluk 9-Vaktinde Gel Sevgilim 10-Felekle Sohbet

AKMA GÖZLERİMDEN

Parçalar: 1-Sendin 2-O Benim 3-Akma Gözlerimden 4-Eyvallah 5-Oldu Mu yavrum Oldu Mu 6-Giderim 7-Zalimden Öte 8-Ha Varsın Ha Yoksun 9-Yıldız Falı 10-Dünya Dünya

SARHOŞUN BİRİ

Parçalar: 1-Seni Buldum Ya 2-Bağrımda Bir Ateş 3-Bunca Yıl Habersiz 4-Beni Böyle Sev 5-Boynu Bükük Sevgililer 6-Sarhoşun Biri 7-Yaşamak Bu Değil 8-Kader Diye Diye 9-Nerede 10-Sende Bizdensin

KLASİKLERİ =1=

Parçalar: 1-Batsın Bu Dünya 2-Hatasız Kul Olmaz 3-Bir Teselli Ver 4-Yarabbim 5-Meyhaneci (Musalla Taşı) 6-Kır Gönlünün Zincirini 7-Ümit Şarkısı 8-Bunca Yıl Habersiz 9-Beni Böyle Sev 10-Kaderimin Oyunu 11-Dertler Benim Olsun 12-Yorgun Gözler 13-Çilekeş 14-Bir Görüşte Aşık Oldum 15-Hor Görme Garibi 16-Vazgeç Gönlüm 17-Aşk Pınarı 18-Sende Bizdensin 19-Akşam Güneşi 20-Dönmeyen Yıllar 21-Benim Dünyam 22-Kabahat Seni Sevende 23-Ziyankar 24-Bitecek Dertlerimiz

KLASİKLERİ =2=

Parçalar: 1-Dil Yarası 2-Bir Araya Gelemeyiz 3-Bilmesin O Felek 4-Dünya Dönüyor 5-Yaşamak Bu Değil 6-Tanrıya Feryat 7-Ayşen 8-Kahrolayım 9-Dilenci 10-Güle Güle Sevdiğim 11-Seni Buldum Ya 12-Leyla İle Mecnun 13-Ben Topraktan Bir Canım 14-Sarhoşun Biri 15-Ben Doğarken Ölmüş 16-Gönül Fırtınası 17-Felekle Sohbet 18-Duyun Beni 19-Ben O Zaman Ölürüm 20-Bana Çok Mu Görüyorsun 21-Sevenlerin Kaderi 22-Zelzele 23-Sevgilim Dinle 24-Goca Dünya 25-Gencebay Oryantal 26-Nihavent Üvertür

YÜREKTEN OLSUN

Parçalar: 1-Ben Kendim Bir Alemim 2-Seven Affeder 3-Yürekten Olsun 4-Bozamazsın Beni Dünya 5-İdam Mahkumu 6-Aşk Mezarı 7-Hey Yabancı 8-Hep Böyle Kalalım 9-Güloylom 10-Cana Doğru 11-İpek Böceği 12-Arıyorum (Enst.)

YARABBİM

Parçalar: 1-Yarabbim 2-Çilekeş 3-Doğan Bir Pişman 4-Dalga Dalga 5-Felekle Sohbet 6-Aşk Değil 7-Acı Gözyaşlarım 8-Bir Görüşte Aşık Oldum 9-Öldürdün Beni 10-Vaktinde Gel Sevgilim 11-Nerede

BİR DAMLA MUTLULUK

Parçalar: 1-Ziyankar 2-Öyle Bir Aşk 3-Doğan Bir Pişman 4-Seveceksin 5-Sende Seversen 6-Bir Damla Mutluluk 7-Bilmez İnsan Kadrini 8-Gitme 9-Bırakında Yaşayalım 10-Bağlama Solo

HATASIZ KUL OLMAZ

Parçalar: 1-Hatasız Kul Olmaz 2-Karaçalı 3-En Büyük Sır 4-Sevmenin Zamanı Yok 5-Sev Dedi Gözlerim 6-Akşam Güneşi 7-Kimi Sarsın Ellerim 8-Uğrunda Bir Ölmek Kaldı 9-Aşkımızın Duası 10-Aşk Pınarı

YA EVDE YOKSAN
(A:ya evde yoksan,seni arıyorum,nazar değmez,bahçevan,uyu ey gönlümBÖLÜM(B:gözüm sende,hep böyle kal,iç benim için,değişmem gerek,sev gönlünce yaşa

SENDE HAKLISIN

Parçalar: 1-Tek Hece (…Aşk) 2-Gücün Yeterse 3-Kime Ne 4-Sen de Haklısın 5-Hep O Yerdesin 6-Yasak Resim 7-İki Elin Kanda Olsa 8-İlah Gözlerin 9-Unutulmaz 10-Resminle Ağladım 11-Ayşen

YANLIZ DEĞİLSİN

Parçalar: 1-Aklım Takıldı 2-Al Hançeri 3-Yalnız Değilsin 4-Ayrılık Nikahı 5-Gönülden Gönüle 6-Nihavent Üvertür 7-Çoban Kızı 8-Gönül Dağı 9-Bir Özürle Dil Aşınmaz 10-Demedimmi 11-En Nihayet Bir İnsansın 12-Gencebay Oryantal

GÖNÜL DOSTU

Parçalar: 1-Neyi Değiştirdik ki 2-Yanar Yine Bu Yürek 3-Bulunur 4-Çakmak Çakmak Gözler 5-Gidecek Yerim Olsaydı 6-Gelin Birlik Olalım 7-Almina 8-Sadakan Olsun 9-Sen Bilirsin 10-Ne Çıkarsa Bahtına

KİRALIK DÜNYA

Parçalar: 1-Bir De Sen Vurma 2-Müsaaden Olursa Ben Gidiyorum 3-Kiralık Dünya 4-Küstüm Çiçeği 5-Bakırköy’den Mektup Var 6-Sevme Bensiz 7-Sıra Sende 8-Aşk Sensiz Olmaz 9-Ne Değişti? 10-Çok Görme Bana

CEVAP VER

Parçalar: 1-Cevap Ver 2-Deryada Bir Salım Yok 3-Yakılacak Yara (İçtim) 4-Sevda Borcun Var 5-Eski Kavak Yelleri 6-Sen Farklı Birisin 7-Ayşe 8-Giden Gelmez Yerine 9-Sevenlere Saygı Kalmamış 10-Kaçırcem Seni 11-Kader Çıkmazı

İDEAL AŞK

Parçalar: 1-İdeal Aşk 2-İdeal Aşk Remix 3-İdeal Aşk Enstrumantal 4-Batsın Bu Dünya Remix 6-Batsın Bu Dünya Enstrumantal

BASKALARI TARAFINDAN SESLENDIRILEN ESERLERI

ORHAN GENCEBAY’IN DİĞER SANATÇILAR TARAFINDAN İCRA EDİLEN VE YAYINLANAN ESERLERİ:

Klipler
1-Sevemedim Kara Gözlüm Muazzez Ersoy(Nostalji1)
2-Severek Ayrılalım Muazzez Ersoy(Nostalji 2)
3-Dertler Benim Olsun Yılmaz Morgül
4-Yarabbim Hüner Coşkuner
5-Dil Yarası Filiz(Dil Yarası)
Kaset,Radyo Ve Tv Konserlerinde Kullanılan Şarkılar
1-Sevemedim Kara Gözlüm Muazzez Ersoy
2-Severek Ayrılalım Muazzez Ersoy
3-Sabır Taşı Muazzez Ersoy
4-Sevenler Mesut Olmaz Muazzez Ersoy
5-Batsın Bu Dünya Linet
6-Sevenlerin Kaderi Linet
7-Neyleyim Linet
8-Kaderimin Oyunu Linet
9-Gönül Linet
10-Dertler Benim Olsun Yılmaz Morgül
11-Yarabbim Hüner Coşkuner
12-Yarabbim Nurdan Torun
13-Zaman Akıp Gider Mine Koşan
14-Koca Dünya Ebru Gündeş
15-Hor Görme Garibi İbrahim Tatlıses
16-Bir Teselli Ver Muazzez Abacı
17-Kaderimin Oyunu ***** Şenses
18-Kime Ne Sibel Can
19-Gücün Yeterse Sibel Can
20-Akşam Güneşi Sibel Can
21-Aşk Pınarı Kibariye
22-Benim Dünyam Kibariye
23-Elhamdülillah Kibariye
24-Gitti De Gitti Kibariye
25-Gönül Zerrin Özer
26-Aşk Pınarı ***** Şenses
27-Asla Sibel Can
28-Batsın Bu Dünya ***** Şenses
29-Aşk Pınarı Mine Koşan
30-Bilmesin O Felek Semra Türel
31-Bağrıma Taş Bastım Emel Sayın (Tövbeler Olsun)
32-Dünya Dönüyor Sibel Can
33-Dön Ahmet Özhan
34-Dil Yarası Filiz
35-Hayat Kavgası Filiz
36-Sevmiyorum Deme Filiz
37-Gider Ağrıma Filiz
38-Haciz Koydular Filiz
39-Gurbet Filiz
40-Nerede Filiz
41-Dilenci Sibel Can
42-Dokunma Sibel Can
43-Dertler Benim Olsun Ferdi Özbeğen
44-Batsın Bu Dünya Ferdi Özbeğen
45-Kaderimin Oyunu Ferdi Özbeğen
46-Tanrıya Feryat Ferdi Özbeğen
47-Koca Dünya Ferdi Özbeğen
48-Sevedim Karagözlüm Gökhan Güney
49-Farkında Mısın Seda Sayan
50-İç Benim İçin Seda Sayan
51-Gurbet Ahmet Özhan
52-Gözüm Kesmiyor Sibel Can
53-Gücün Yeterse Sibel Can
54-Hatasız Kul Olmaz Selçuk Ural
55-Kader Diye Diye Seda Sayan
56-Niye Ahmet Özhan
57-Niye Semra Türel
58-Sev Dedi Gözlerim Bülent Ersoy
59-Zaman Akıp Gider Bülent Ersoy
60-Tövbe Sibel Can
61-Uğrunda Bir Ölmek Kaldı Ferdi Özbeğen
62-Üç Günlük Dünya Mine Koşan
63-Vaktinde Gel Sevgilim Ahmet Özhan
64-Vaktinde Gel Sevgilim Ferdi Özbeğen
65-Vicdan Azabı Mine Koşan
66-Vicdan Azabı Müslüm Gürses
67-Sen De Bizdensin Müslüm Gürses
68-Yorgun Gözler Kamuran Akkor
69-Ziyankar Mine Koşan
70-Çöpçatan Semiramis Pekkan
71-Zelzele Sezen Aksu
72-Aşk Mezarı Yüksel Özkasap
73-Deryada Bir Salım Yok Ahmet Sezgin
74-Ben O Zaman Ölürüm Sibel Can
75-Ben O Zaman Ölürüm Ferdi Özbeğen
76-Ben O Zaman Ölürüm Biricik
77-Bilemezsin Ferdi Özbeğen
78-Ayrılıkta Ne Buldun Bedia Akartürk
79-Ne Olur Bu Aşkı Öldürmeyelim Biricik
80-Sevgilim Dinle Ahmet Özhan
81-Sevgilim Dinle Mustafa Sağyaşar
82-Ana Kalbi Yüksel Özkasap
83-Bir Teselli Ver Ferdi Özbeğen
84-Beni Böyle Sev Ferdi Özbeğen
85-Beni Böyle Sev Azize Gencebay
86-Yarabbim Azize Gencebay
87-Kabahat Seni Sevende Azize Gencebay
88-Başa Gelen Çekilirmiş Müşerref Akay
89-Hor Görme Garibi Erkin Koray
90-Hor Görme Garibi Zafer Peker
91-Duyun Beni Neşe Karaböcek
92-Dönmeyen Yıllar Ahmet Özhan
93-Dönmeyen Yıllar Azize Gencebay
94-Akşam Güneşi Ahmet Özhan
95-Gönül Neşe Karaböcek
96-Kabahat Seni Sevende Kamuran Akkor
97-Batsın Bu Dünya Hüseyin Altın
98-Al Senin Olsun Bicik
99-Bulamadık Ki Nil Burak
100-Kır Gönlünün Zincirini Biricik
101-Bulamadık Ki Biricik
102-Her Günüm Gamlı Geçer ***** Şenses
103-Hatıralar ***** Şenses
104-Bir Zaman Ağlayıp ***** Şenses
105-Hor Görme Garibi Gamze Bulut
106-Hey Gidi Koca Dünya Safiye Soyman
107-Bir Teselli Ver Muazzez Ersoy
108-Gurbet Kubat
109-Yorgun Gözler Pasaporte Latıno
110-Sarhoşun Biri Devran Çağlar
111-Kahrolayım Kibariye
112-Sabır Taşı Zeki Müren

Almış Olduğu Ödüller

* Magazin gazetecileri derneği altın objektif ödülü arabesk Müzik dalında onur ödülü.yıl 1993

* Abd- mısır-israil’in önde gelen üniversiteleriyle ,hacettepe üniversitesi’nin ortaklaşa vermiş olduğu montu merit doktorası (fahri müzik doktoru) ödülü.yıl 1990.

* İntermedia ekonomi dergisi tarafından verile ekonomide yılın yıldızları ödülü yıl 1998.

* Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen devlet sanatçısı ünvanı .Cumhurbaşkanı sayın Süleyman Demirel tarafından 1999 Yılında verilmiştir.

*Ses dergisi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1985.

*Müzik yapımcıları derneği tarafında dokunma1 adlı albümünün göstermiş olduğu yüksek satış başarısından dolayı Verilen yüksek tiraj ödülü yıl 1990.

*İstanbul plak tarafından ,yüksek tiraj başarısından dolayı verilen altın taç ödülü yıl 1970.

*Hürriyet gazetesi tarafından verilenaltın kelebek ödüller Platin onur ödülü.yıl 2000.

*Tercüman inci gazetesi tarafından verilen ilk beşe giren sanatçı ödülü yıl 1974.

*Bulvar gazetesi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1987.

*Mehmetçik vakfı tarafından verilen altın madalya ödülü yıl 8 mart 1995.

*Bulvar gazetesi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1986.

*Magazin gazetecileri derneği tarafından verilen yılın sanatçısı Ödülü yıl 1999.

*Hürriyet gazetesi’nin düzenlemiş olduğu hürriyetin 50.yılı dolayısı ile verilen 50 yıl içinde başarılı olan sanatçılar platin ödülü yıl 1998.

*Magazin dergisi tarafından verilen yılın sanatçısıödülü yıl 1997.

*Tercüman gazetesi tarafından verilen 8217;yılın sanatçısı ödülü Yıl 1984.

*Balıkesir belediyesi tarafından verilen fahri hemşerilik beratı Yıl 1996.

*Samsun valiliği tarafından verilen şükran plakı yıl 27 şubat 2000.

*Cumhurbaşkanlığı tarafından , türk milli eğitimine katkılarında dolayı verilen onur ödülü yıl 2000.

*Merhaba dergisi tarafından verilen ılın sanatçısı ödülü yıl 1984.

*Ayna dergisi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1986.

*Mehmetçik vakfı,polis vakfı,lösemili çocuklar derneği,birçok Kuruluş,üniversite tarafından verilen sayısız onur ve şükran plaketleri.

*Şöhret hayatına adım attığından itibaren yapmış olduğu her albüm için altın ve platin plak ödüllerine layık görülmüştür.

Kadar.(sanatçı 1973 yılında kendi plak firmasını kurduğundan dolayı bu yıldan itibaren yapmış olduğu albümler için kendi kendine altın plak ödülü vermeyeceğinden bu albümler için

Altın plak almamıştır.bu albümler zamanın yüksek trajlarını yakalamış,listelerde uzun zaman bir numara kalmıştır).

*1970 li yıllardan itibaren çok miktarda yılın sanatçısı,yılın bestecisi ödülleri.çeşitli gazete ve dergilerden türk müziğine katkılarından dolayı belgeler aldı.

*Çeşitli okul ve sağlık kuruluşlarında kurucu olarak yer aldı , Bunlardan onur ve şükran plaketleri aldı.

ROL ALMIŞ FİLMLER

· Bir Teselli Ver – 1971

· Sev Dedi Gözlerim – 1972

· Ben Doğarken Ölmüşüm – 1973

· Dertler Benim Olsun – 1974

· Batsın Bu Dünya – 1975

· Bir Araya Gelemeyiz – 1975

· Bıktım Bu Hayattan – 1976

· Bıktım Her Gün Ölmekten – 1976

· Şoför – 1976

· Hatasız Kul Olmaz – 1977

· Çilekeş – 1978

· Derdim Dünyadan Büyük – 1978

· Aşkı Ben Mi Yarattım – 1979

· Ben Topraktan Bir Canım – 1980

· Kır Gönlünün Zincirini – 1980

· Vazgeç Gönlüm – 1980

· Yarabbim – 1980

· Feryada Gücüm Yok – 1981

· Bir Yudum Mutluluk – 1982

· Leyla İle Mecnun – 1982

· Kördüğüm – 1982

· Tahir – 1983

· Zulüm – 1983

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel