Son Eklenenler

advertisement


‘BİYOGRAFİ’ Kategorisi Yazıları


Hakan Peker Biyografi

1963 yilinda Istanbul’da dogdu…
Dans onun için, çocuklugunun ilk yillarindan beri bir tutkuydu.
Gene Kelly, Fred Astaire, John Travolta ve Michael Jackson’un danslari onu çok etkiliyordu. Sürekli onlarin danslarini taklit eden çalismalar yapiyordu.
Ilk gençligi, discolarda geçti. Bu arada profesyonel çalismalar dönemi de basladi. Seyyal Taner, Deniz Erkanat’in dansçisi olarak çalisti.
1981′de Türkiye Dans Yarismasi’nda aldigi birincilik ona, söhret kapilarinin açýimasini sagladi.
Bu tarihten sonra, TRT’nin eglence programlarinda ve çesitli yurtiçi ve yurtdisi konser organizasyonlarinda “Hakan Peker Dans Grubu” kendini göstermeye basladi…
Hakan Peker için dans önemliydi, ama asil ilgi alani müzikti. Özellikle Türk Sanat Müzigine tutkundu. Halk müzigini de çok seviyordu.
En büyük hayali, ismini sarkici olarak da duyurmakti. Ama sarkiciligini, dansciligiyla da bütünlestirmek istiyordu. Bunun için de sevdigi müzik türleri uygun degillerdi. O da pop müzik söylemeye karar verdi.
Hayallerinde, o Gün de, bugün oldugu gibi, Michael Jackson’un “Thriller’i, John Travolta’nin “Grease”i gibi projelerin bas kahramani olmak vardi.
Önceleri dans ederek, Ingilizce sarkilar söylemeye basladi. Özellikle genç kizlar ona bayildilar.
O da bu begeniden güç alarak ilk albümünü yapmaya karar verdi.
1989 yilinda ilk albümü piyasaya çikti. “Bir Efsane” ismini tasiyan albüm çok begenildi. Üzerinden 10 yili askin bir süre geçmesine ragmen, özellikle albüme ismini veren parça “Bir Efsane” best of çalismasinin da destegiyle hala ilgi görmeye devam ediyor.
1990 yilinda çikan “Camdan Cama”da, sanatçiya istedigi basariyi ve parayi getirdi.
Albümlerinin elde ettigi basarunin ardindan, Hakan Peker kendi prodüksiyon sirketini kurarak hem kendi albümlerini bu sirketten çikarmaya basladi, hem de yeni sanatçilarin müzige kazandirilmasini sagladi.
Hakan Peker’in müzik dünyasina kazandirdigi sanatçilari sayacak olursak, Su isimlere rastliyoruz; Burak Kut, Zafer Peker, Özlem Tekin, Ali Güven, hatta ve hatta Ayna Grubu’nun meshur Erhan Güleryüz’ü de ilk albümünü Hakan Peker’in destegiyle çikarmisti.
“Hey Corc”, “Amma ve Lakin” albümleri kendi sirketinden çikardigi ve kariyerini saglamlastirdigi albümler oldu.
1995 yilinda çikardigi “Atesini Yolla” albümü, onun farkli bir döneme girmesine de yol açti. Bu albümde sarkilarin klip yönetmenliklerini de üstlendi…
Bir röportajda, “Basaridan sikildim. Biraz basarisizligi deneyimlemek istiyorum,” demisti. Ama görünen o ki Hakan Peker’in basarisizligi; basarisizligi deneyimleyememek.
Çünkü, son albümü “Illaki Hakan Peker”deki sarkilar yine çok söyleniyor ve albüm yine en çok satan albümler arasinda yer aliyor.
Yine bir röportajda, basariya giden yollari anlatirken sunlari söylemisti; ” Herseyi, daha dansçiligim dönemimde, ince ince planladim. Her tasi uygun yere yerlestirdim ve uygulamaya basladim. Asla taviz vermedim. Her zaman duygularimin önüne mantigimi koydum ve sonunda basariyi yakaladim.”
Hakan Peker basariya giden yolda, dostluklarin çok önemli oldugunun da bilincinde, sanat dünyasindan en siki dostlari ise, Eda- Metin Özülkü, Ercan Saatçi, Izel, Aykut Gürel, Ferda Anil Yarkin.
“Illaki Hakan Peker” albümünde, Hakan Peker’i en çok etkileyen sarki “Karam” olmus. Özellikle Özkan Ugur’un bu parçada yaptigi vokal onu derinden etkiliyormus.
Hakan Peker için evlilik su siralar uzak bir ihtimal. Evlenmeyi düsünmedigini ama bu konuda büyük konusmanin, “kesinlikle” demenin yanlis oldugunun da bilincinde. Herseyi akisina birakmis. Sanatçi evliliklerinin uzun olmayacagi konusuna ise pek katilmiyor, “Sanatçi için evliligin sürmesi zor ama, imkansiz degil” diyor.
Hakan Peker, medyatik asklari sevmiyor.
Onun da hayalinde idealize ettigi bir kadin var. Ama bu kadin, fiziksel özellikleriyle degil, kisiligiyle onun hayallerinde yer aliyor. Hakan Peker’in ideallerindeki kadinin, özverili, dogal, uyumlu olmasi gerekiyor. Ayrica onun yaninda gölge gibi kalmamasi ve kisiligini ortaya koymasi da çok önemli.
Hakan Peker için dogallik çok önemli. Birlikte oldugu kadinlarda bu özelligi arayan sanatçi, kendisi konusunda da ayni özelligi uyguluyor. Konusmalarinda olabildigince dogal ve dobra. Fiziksel bakim konusunda da dogalliktan yana, “Benim için temizlik çok önemlidir. Ama bakim konusunda öyle özel ürünler kullanmam,” diyor.
Su siralar ilk gençligini yasayan ogluyla da arasi çok iyi. 16 yasindaki bu genç adamla, babasi, birlikte çok iyi vakit geçiriyorlarmis. Balik tutuyor, futbol oynuyor, bol bol sohbet ediyorlarmis. Bu arada oglu, onun en siki hayranlarindan biriymis. Küçük Peker’in en büyük tutkularindan birisi ise Basketbolmus.
Hakan Peker özellikle Aileler tarafindan çok begenilen bir sanatçi. O ise, bu konuda söyle diyor; “Ben elektrigimi insanlara olumlu yansitmayi basarabiliyorum. Insanlarin yüreklerinde Pozitif duygular uyandirabiliyorum. Aileler tarafindan çok sevildigimi hissedebiliyorum. Beni benimsiyorlar, göz önünde olmadigim zaman özlüyorlar. Ama su da bir gerçek ki hersey karsiliklidir. Ben de beni seven herkese söyle seslenmek istiyorum “Hepinizi çok seviyorum.”


SEKSENDÖRT (hacettepeliler) Biyografi

Bir süredir “Hacettepe” ismiyle de bilinen “Ölürüm Hasretinle” şarkısıyla, günümüzün en önemli iletişim aracı olan internette ünlenerek hayatımıza giren “Seksendört”ün, merakla beklenen ve kendileriyle aynı adı taşıyan ilk albümü, Pasaj Müzik etiketiyle 07 Aralık 2005 Çarşamba Günü müzik marketlerdeki yerini aldı.

Albümle ilgili diğer yorumları okumak ve albümü satın almak için:
***Gruplar İlgili Bazı Bilgiler
* “seksendört” Ankaralı 4 gençten kurulu.
* Grupta Tuna solist ve Gitar, Okan bas gitar, Erdem gitar, Serter ise davul çalıyor.
* Grubun yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi var. En son Okan’ın da katılımı ile son halini 4 yıl önce aldı.
* Grubun yaş ortalaması 23.
* Seksendört kurulduğu Günden bu yana özellikle üniversitelerde 500′e yakın konser vererek Cem Karaca, Moğollar gibi türk rock müziğinin kilometre taşları ile aynı sahneyi paylaştılar. Grup, sahnedeki ilk yıllarında İngilizce cover ve bestelerini çaldı. Sonrasında ise türkçe coverlar ve sanat müziğindeki önemli şarkıları yorumladı.
* 2001 yılında “Değiştir Kendini” isimli ilk Türkçe bestelerini yaptılar.
* 2003 yılında “Ölürüm Hasretinle” yi bestelediler.
* Yaklaşık 1 yıldır ilk albümlerinin hazırlıkları için Ankara’da çalışan grubun çıkış parçası olan ” Ölürüm Hasretinle” ilk demo kayıtlardan sonra internet ortamında yayılmaya başladı.
* Özellikle şarkının sözleri nedeniyle insanlar grup hakkında bir çok hikaye üretmeye ve bu hikayeleri açtıkları forumlar yoluyla internette yayınlamaya başladı.
* Çeşitli internet sitelerindeki forumlardaki yorumların sayısı şu anda yaklaşık 3000 adet.
* Ulusal ve yerel birçok Radyo, internetteki bu haberleşme ve gelen istekler nedeniyle yayın politikalarını değiştirerek demo halindeki “Ölürüm Hasretinle” yi yayınlamaya başladılar. 2005 Aralık’ın ilk haftası Pasaj Müzik tarafından radyolara dağıtılan albüm versiyonu ile şarkının stüdyo kaydı Radyo dinleyicileriyle buluştu.
* “seksendört”ün kendisiyle aynı taşıyan ilk albümlerinde yer alan 10 şarkının söz ve besteleri kendilerine ait.
* Pasaj Müzik ile yolları kesişen “seksendört”ün ilk albümü 07 Aralık 2005 Çarşamba günü müzik marketlerdeki yerini aldı.


Bengü Biyografi

Bengü, İzmir’de 1979 yılında dünyaya geldi. Müzikle ilk olarak İzmir Devlet Senfoni Orkestrası vasıtasıyla tanıştı. Orta ve lise eğitimini İzmir Özel Amerikan Lisesi’nde yaptı. Oliver Twist müzikalinde başrol oynadı ve müzikal sırasında tanıştığı İzmir Devlet Konservatuarının Genel Müdürü Müfit Bayrasa Bengü’ye 1 yıl boyunca şan dersleri verdi.

Müfit Bayrasa’nın bir bestesiyle 1996 yılında katıldığı Müyap ve Show TV tarafından organize edilen Pop Show Şarkı Yarışması’nda 2. oldu. Bu yarışma, jüride bulunan Kenan Doğulu ile tanışmasına vesile oldu. Kenan Doğulu’nun teklifi üzerine hem albüm çalışmalarını sürdürmek, hem de Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’ndeki eğitimini sürdürmek için İstanbul’a yerleşti.

Bengü’nün albüm çalışmaları üç buçuk yıl devam etti. Bu çalışmalar sürerken, üç yıl boyunca Kenan Doğulu’ya vokalistlik yaptı. Akademi İstanbul, Şan bölümünde müzik eğitimi aldı. Bengü’yü ilk olarak Kenan Doğulu’nun vokalisti olarak tanıdık. İlk solo albümü Hoşgeldin ile çok beğenildi. Beş yıl sonra, 2005 yılında Bağlasan Durmam isimli ikinci albümünü çıkardı.


Erkin Koray Biyografi

Erkin Koray Rock müzik etrafında uzun süre tartışılmış konulardan birisi İngilizce dışında rock müzik yapılıp yapılamayacağıdır. Aynı tartışma 1960â??ların sonunda Türkiyeâ??de de yapılmış ve dönemin genç müzisyenleri Türkçe ile dünya standardında rock müzik yapılabileceğini göstermişlerdir.

Erkin Koray, Türkçe Rock müziğin kurucularındandır. Koray müzisyen bir Aileden gelmektedir ve genç yaşta piyano eğitimiyle müzikle tanışır. Alman Liseâ??sinde okuduğu yıllarda başladığı müzik çalışmalarını 1990â??ların sonuna kadar devam ettirir. Dönem dönem Arabesk denilebilecek nitelikte müzikler yapmış olsa da Türkçe Rock müziğe kazandırdığı â??Öyle Bir Geçerâ?, â??Estarabimâ?, â??Arap Saçıâ? ve â??FesuphanAllahâ? gibi klasikler uzun yıllardır dinleniyor.

ESKİ PLAKLARI SERVET DEĞERİNDE
Erkin Korayâ??ın eski plakları son yıllarda sadece Türkler tarafından değil, yabancılar tarafından da aranır oldu. EBay sayesinde dünyanın dört bir tarafından alıcılarla buluşulabilecek platformlar oluşunca, plakların değeri de yükseldi. Son bir yıldır İstanbul sahaflarında Erkin Koray plakları (özellikle LP’ler) ya bulunmaz oldu, ya da 250 YTL gibi Astronomik fiyatlara satılmaya başlandı.

Elinizde Erkin Koray veya o dönemden kalan Barış Manço, Ersen, Moğollar veya Fikret Kızılok plakları varsa farkında olmadan büyük bir servetin üzerinde oturuyor olabilirsiniz. Yanlız bu plakları satmak için sahaflara gitmek yerine Türkiyeâ??nin eBayâ??i www.gittigidiyor.com u kullanmanızı tavsiye ederim. Sahaflar tipik tüccar mantığıyla 250â??ye sattıklarını 20â??ye almaya çalışıyorlar.

Gittigidiyorâ??da açık artırma yoluyla satışa koyduğunuz plaklar az bulunan koleksiyon malzemesiyse çok iyi fiyatla satılabiliyor. Ben de bir süredir sahaf gezmeyi bıraktım, plak alım satımı mı Gittigidiyorâ??da yapıyorum.

Yazımın başına dönersem eğer, www.anadolurock.com sitesini bulunca Erkin Koray ile ilgili yeni bir özgeçmiş yazmaktan vazgeçtim ve aşağıdaki alıntıyı yaptım. Sadece Erkin Koray değil, Türkçe rock müzik konusunda daha detaylı bilgi almak www.anadolurock.com ‘a bakabilirsiniz.

***

ERKİN KORAY, HAYATI VE MÜZIKLERİ
Elektro bağlamanın yaratıcısı, ilginç sentez adamı, Türk Rock müziğinin babası Erkin Koray, 24 Haziran 1941′de İstanbul’da dünyaya gelir. Enver beyle Vehice hanımın ilk oğludur. Annesi Vecihe Koray, Belediye Konservatuarında piyano öğretmeni olarak çalışıyordur ve müzisyen bir anneye sahip olmak, kendisinin ve kardeşi Korkut Koray’ın ufak yaşlarda müzikle tanışmalarında önemli rol oynar.

5 yaşında piyano dersi almaya başlar. Daha sonra Gitara ilgi duyar. Kardeşi Korkut’la beraber sıkı bir müzik eğitiminden geçerler. Annesinden almaya başladığı piyano dersleri ile müzikle ilgilenmeye başlayan Erkin Koray’ın rock’n'roll’a karşı olan yakın ilgisi, ortaöğrenimini gerçekleştirdiği Alman Lisesi sıralarındayken başlamıştır. Dönemim ünlü Rock’n Roll parçalarını arkadaşlarıyla birlikte çalmaya başlar. Bu dönem içinde Türkiye’de bu tarz müzik yapan ilk ve tek grup Deniz Harp Okulu Orkestrasıdır.

Erkin Koray ve arkadaşları çalışmalarını amatörce sürdürürken karşılarına büyük bir fırsat çıkar. 1957 yılında Galatasaray Lisesinde bir konser verirler. Seyirciler arasında o zaman orta ikiye gitmekte olan Barış Manço da vardır.

LİSE SONRASI PROFESYONEL MÜZİK HAYATI BAŞLAR
Erkin Koray ve arkadaşlarından çok etkilenen Manço, bir Gün kendisinin de böyle konserler vereceğini hayal ederek müzik çalışmalarını sürdürür. Bu konser Erkin Koray’ın müzik hayatına start verir. Liseyi bitirince Atom Mühendisi olma gibi düşünceleri olan Koray’ın bir yandan da rock’n'roll tutkusu peşini bırakmıyordur. Sonunda müzik daha ağır basar ve okulu bitirir bitirmez hayatını müzikten kazanmak üzere yola koyulur.

Bu dönemlerde Türkiye’de müzisyenlerin elinde Gitar bulunması, hele bir de elektrogitar bulunabilmesi zor ve nadir rastlanan bir olaydır ve Erkin Koray bir şekilde eline geçen ilk gitarlarla kendi kendine çalışmaya başlar.

1960′ların ilk dönemlerinde Erkin Koray, aralarında davulda kardeşi Korkut Koray’ın da bulunduğu Erkin Koray ve Ritmcileri isimli grubuyla, kendisinin gitar çalıp söylediği ve rock’n'roll çaldığı bar ve klüp programları yapıyordur. Daha sonra kendisine gelen 45′lik doldurma teklifini kabul eden Koray, ilk 45′liği ‘Bir Eylül Akşamı/It’s So Long’u kaydeder. Bu plağın özellikle B yüzünde bulunan It’s So Long’un, İngiltere’de Beatles’ın öncülük ettiği Beat müziği özelliklerini taşıması ve Beatles’ın ilk plağı ‘Love Me Do’ ile hemen hemen aynı tarihte piyasaya sürülmüş olması, yani Koray’ın bu tarzı Beatles’tan hiç bir şekilde etkilenmeden kendi içinden geldiği gibi ortaya çıkarmış olması bir hayli ilginçtir.

â??KIZLARI DA ALIN ASKEREâ? İLE GELEN ŞÖHRET
Bu 45′likten sonra Askere giden Erkin Koray Vatani görevini Eskişehir Hava Kuvvetleri Caz Orkestrasında yerine getirir. Bu dönemde türkülerimizi tanır ve bunları Batı müziği tınılarıyla yorumlamaya başlar. Askerden döndükten sonra bir süre daha İngilizce çalışmalarına ve klüp programlarına devam eder. Bu programların birine seyirci olarak gelmiş olan İstanbul Plak yetkililerince fark edilen Koray, 1967 yılında ülke çapında üne kavuşmasında büyük rol oynayan ‘Kızları da Alın Askere’ isimli 45′liğini yayımlar.

Bu plakta çalan grup, Erkin Koray Dörtlüsü, başka çalışmalarda da bulunur; hatta 1968 yılında Altın Mikrofon yarışmasına girip dördüncülük alır.

ERKİN KORAY VE YERALTI DÖRTLÜSÜ
Bu dönemler Koray, uzun süreden beri saçına makas vurdurmadığı için Türkiye’ye göre marjinal görünen davranıştan ötürü oldukça tepki alıyordur. Sene 1970′e geldiğinde, çok daha ciddi anlamda rock ve â??Undergroundâ? olarak adlandırılan bir müzik yaptıkları Yeraltı Dörtlüsü’nü kurar. Aslında Erkin Koray’ın bu grupla beraber çaldığı şarkılar dönemin popüler şarkı ve türkülerinin aranjmanlarından başka birşey değildir.

Koray dönemin türkü, türk sanat müziği gibi eserlerini Underground tarzda yorumluyordur. Bunu yaparken grubuyla kiraladığı komün evlerinde batı rock müziği ve doğu müziği hakkında ciddi araştırmalar yaparlar ve ortaya çıkan sonuç iki kültürün müziğini sentezler.

1970 yılında aranjmanını yaptığı dönemin popüler Neşet Ertaş türküsü ‘Kendim Ettim Kendim Buldum’ (Bu parçanın aranjmanını aynı sene içerisinde Cem Karaca da yapmıştı), türk sanat müziği olarak ‘Nihansın Dideden’,'Kıskanırım’, ‘İstemem’, Anadolu Rock olarak ‘Köprüden Geçti Gelin’ dönemin güzel örneklerindendir.

Bu aranjmanların yanısıra, grubun tamamen kendilerine ait olan ve batının psychedelic rock grupları ile yarışacak nitelikte olan ‘Meçhul’, ‘Gel Bak Ne Söyliycem’, ‘Gün Doğmuyor’, ‘İlahi Morluk’ gibi çalışmaları da mevcuttur. Bu dönem Erkin için parlak bir dönemdir. Yapmacıksız , kendi yorumuna yeni motifler katarak yapar müziğini. Yaşam tarzına hippy felsefesini uygular.

Dönemin Avrupalı çoğu rock müzisyeninin doğu mistisizmine ve de özellikle Hindistan’a merakı vardır ve bu merakı müziklerine de bol miktarda yansıtıyorladır. Bunun en önemli örneklerinden birisi Beatles’ın önce ‘Norwegian Wood’ adlı 45′liklerinde, daha sonra da ‘Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band’ albümlerinin ‘Within You Without You’ parçasında ‘Sitar’ kullanmasıdır.

ORHAN GENCEBAY İLE ARKADAŞLIK
Sitar kökeni doğudan gelen bir enstrümandı ve bu enstrümanı İngiltere’de Beatles; Türkiye’de ise o dönemlerde Rock Müziği ile oldukça ilgili bir müzisyen olan ‘Orhan Gencebay’ kullanıyordur. O dönemlerde Erkin Koray ve Orhan Gencebay birbirlerinin müziklerinden ve fikirlerinden son derece etkilenmiş oldukça iyi iki arkadaştır ve bol miktarda fikir alışverişleri yapıyorlardır. Zaten Erkin Koray’ın 1974 ve sonrası doğu müziği etkileşimli çalışmaları da bu fikir alışverişlerinin meyvalarıdır.

Yeraltı Dörtlüsü macerasını 1971′e kadar sürdüren Koray, 1971′de grubu dağıtıp John Lennon’la olan efsanevi görüşmesini gerçekleştirmek ve orada bir süre macera yaşamak amacıyla Fransa’ya gider. Fransa dönüşünde yeni bir grup arayışına giren Koray, 70′lerdeki ikinci grubu ‘Erkin Koray Supergroup’u kurar. Bu grupla rock müzik piyasasına iki adet çok sağlam 45′lik kazandırır.

Grubun dağılmasından çok kısa bir süre sonra Koray, ‘TER’ adlı yeni bir grup kurar. Erkin Koray bu grupla daha önce yapmadığı kadar underground çalışmalara yönelmek ister. Bunu da bu grupla çıkarttığı ‘Hor Görme Garibi’ isimli 45′likle gösterir. Ancak ne yazık ki yaşadığı ülkenin plak yapımcılarının underground müzik anlayışına pek de Sıcak bakmamaları nedeniyle bu grupla başka plak yapamaz. TER grubu da dağıldıktan sonra 45′lik çıkarmadığı ‘STOP!’ isimli bir grup kuran Erkin Koray, daha sonra tamamen solo çalışır ve enfes bir psychedelic rock şaheseri olan ‘Mesafeler’ isimli parçayı yapar.

YURTDIŞI SEYAHATLERİ VE DOĞU MİSTİZMİ
Bu çalışmadan sonra Erkin Koray uzun süreliğine yurtdışına gider. Erkin’nin müziği artık yeni bir boyut almaya başlamıştır. Orhan Gencebay’la olan beraberlik ve yıllardır ilgisini çeken Doğu mistizmi meyvesini vermeye başlamıştır. Ve Erkin Koray’ın icat ettiği ‘Elektro bağlama’ nın nağmeleri sarar ortalığı. Arabesk Erkin Koray’ın müziğinde yerini almaya başlamıştır. Bu sırada da felsefe gezilerine ara vermez. Yolculuk bu sefer Doğu mistizminin ve hippy felsefesinin kaynağınadır. Hindistan , Nepal , İran , Kuzey Afrika uğradığı yerlerdir.

Yurtdışından döndükten sonra doğu etkilenimli çalışmalarına yer vermeye başlar. Bunlardan en önemlileri, hemen hemen bütün Türkiye’nin çok iyi bildiği ‘Şaşkın’, ‘Arap Saçı’, ‘Fesuphanallah’ gibi çalışmalardır. ‘Krallar’, ‘Hadi Hadi Oradan’ gibi rock çalışmaları, hatta başlı başına rock parçalarından oluşan ‘Elektronik Türküler’ adında bir tane de LP yapan Koray, 1974-1977 yılları arasını böyle geçirir.

1977 yılında,70′lerde Türkiye’de kurduğu son rock grubu olan ‘Erkin Koray Tutkusu’ isimli grubunu kurup, bu grupla aynı adı taşıyan bir rock LP’si çıkarttıktan sonra uzun süreler ortadan kaybolur.

12 Eylül Darbesinin haberini yurdışındayken alır. 1981 sonlarında yurda dönmeye karar verir. Bu dönemdeki Orhan Gencebay - Erkin Koray arabesk-pop çalışmaları Türkiye gerçeğini vurgular. Bu çalkantılı dönemde politikaya soyunmaya karar verir. Ama kıyısından döner. Yurtdışından döndükten sonra uzun bir süre tamamen solo çalışmalar yapan Erkin Koray’ın bu dönemdeki en ünlü çalışması şüphesiz ‘Çöpçüler’dir.

90′larda zaman zaman çalışır, ama daha çok kızıyla ilgilenir. Israrla okula yollamaz. Sisteme tavrını birkezde burda koyar. Uzun süre İstanbul’a uğramayan Erkin Bodrum’da Estarabim adlı bir bar açar. Hem işletir, hemde şarkı söyler. Bu dönemde yayın hayatına başlayan binlerce özel radyo’da Erkin Koray klasikleri yayınlanmaktadır.

Yeni nesil yeni seçim’ dönemidir. Pop müziğinde patlamalar yaşanmaktadır. 1996 yılında tüm bu patlamaların ortasında uzun bir suskunluk dönemi sonrası ‘Gün Ola Harman Ola’ albümüyle Erkin Koray yeni şarkılarını yeni nesil için söyler. 59 sene kolay geçmemiştir Erkin Baba için. Sokak kavgaları, konserler, turneler, seyehatler, hastalıklar… Fakat bu Güne kadar ilk günkü çizgisini sürdürmüştür. Erkin koray için ‘ Rock bir müzik türü değil, bir hayat tarzıdır.’ Devlerin nefesi isimli son albümünü Haziran 1999′da çıkaran Erkin Koray, şu an İzmir’de yaşamaktadır….


Tarkan Biyografi

Tarkan, 17 Ekim 1972;de Almanyanın Alzey kasabasında, altı çocuklu bir Ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Müzik aşkı daha 3 yaşlarında başlayan Tarkan, 6. sınıfa geçerken, 14 yaşında Türkiyeye döndüğünde, müziğe duyduğu bu büyük ilgi onu lise eğitiminin yanısıra Türk Sanat Müziği dersleri almaya yöneltti. 1990-92 yılları arasında devam ettiği Üsküdar Musiki Cemiyetinde, kendisini müzik dünyasına katılma konusunda cesaretlendiren, Türkiyenin saygın bestekarları ile çalışma fırsatını buldu.

Lise yılları bitip, üniversite sınav sonuçları açıklandığında Almanyaya dönüş kararı alan Tarkanın, tam bu sırada Mehmet Söğütoğlu ile tanışması kaderini büyük ölçüde değiştirdi ve müzik dünyasına profesyonel anlamda girişinin temellerini atan ilk albümü Yine Sensiz, 1993 yılında İstanbul Plak tarafından çıkarıldı. Konserleriyle ilk olarak sevenleriyle buluşan Tarkan kısa sürede 700 bin albüm satarak müzik piyasasına sağlam bir temel attı.

Tarkan ikinci albümünün hazırlık aşamasında, Türkiyenin en önemli seslerinden Sezen Aksu ile tanıştı. Müzikal anlamda ilk kez buluşan iki sanatçının çalışmaları sonucunda Şıkıdım şarkısı ikinci albüme dahil oldu.

1995 yılında çıkan ikinci albümü Aacayipsin ile Türkiye ve Avrupada tam 74 konser verdi. Bu konserlerin 25 tanesi, o ana kadar ulusal çapta gerçekleştirilen en büyük sponsorlu turne kapsamında, Tarkanı Türkiyenin farklı illerinde yaklaşık 750 bin seyirci ile buluşan stadyum konserleriydi. Bunlarla birlikte Tarkan çok önemli bir başarıya daha imzasını attı ve albüm 2.5 milyona yakın sattı.
Bunun ardından dil eğitimi almak üzere New Yorka gitti. Bu dönemde tanıştığı Ahmet Ertegün ve Atlantic Recordsla yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı.

1994-97 yılları arasında İsviçre, Hollanda ve Almanyada toplam 12 şehri kapsayan 3 büyük Avrupa turnesine çıktı. 1995 yılında New York Palladiumda verdiği konser, Türkiyede Canlı yayınlandı.

Tarkan, 1997 yılının Temmuz ayında, üçüncü albümü Ölürüm Sana ile müzik dünyasında yine bir Sezen Aksu parçasıyla büyük bir çıkış yaptı. Bu albüm için yaklaşık 2 yıl boyunca hazırlanan Tarkan, Sezen Aksunun da katkılarıyla istenilen başarıya ulaştı ve ilk kez uluslararası müzik sektöründe kendini tanıttı. Üçüncü albümüyle tüm dünyaya sesini duyuran Tarkanın bu albümü 3.5 milyon sattı.
Tarkan bu başarının ardından hiç ara vermeden konserlere başladı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalyada verilen stadyum konserlerini, 10 ili daha kapsayan bir Türkiye turnesi izledi.

Güney Amerikada verdiği konserlerde, seyirci Tarkana şarkılarında eşlik ederek büyük bir coşkuyla izledi.

Tarkan, yine 1997nin Aralık ayında bu kez 17 ayrı şehirde 18 konserden oluşan yeni bir Avrupa turnesine çıktı.

Bu sırada, sanatçılarla yapılan çalışmaların albüm ve kliplerle sınırlı kalmaması vizyonu ve kendine ait bir müzik prodüksiyon şirketine sahip olma hedefi, Hitt Müzik projesinin çıkış noktası oldu.

1998de ise İstanbul Plakın, Ölürüm Sana albümünün Avrupadaki lisans haklarını ünlü Fransız firması Polgrama devretmesi ile Tarkanın Avrupadaki tanınırlığı önemli ölçüde arttı.

Böylece Tarkan, başta Şımarık singleı olmak üzere, ;Ölürüm Sana albümü ile tüm Avrupaya Türkçe şarkı söyletmeyi başardı. Ve yine aynı albümle, Meksika;da Platin, Fransa, Hollanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsveç ve Kolombiya&da da Altın Plak ödülleri kazandı.

1999 yılının baharında başlayan ve Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya, Portekiz, Ukrayna, Fas, Avustralya ve Tunus gibi pek çok farklı ülkeyi kapsayan bir başka turne ise, aynı yılın yaz aylarında son buldu.

2000 yılının Şubat ayında askerliğini yapmak üzere Türkiye&ye dönen Tarkan, teslim olmadan hemen önce 14 Ocak&ta, 17 Ağustos depreminde zarar görmüş depremzedeler yararına İstanbul Mydonose Showlandde Türkiyede ilk kez özel bir ses ve ışık sisteminin kullanıldığı bir konser verdi.

Dünya çapında bir sanatçı olmasıyla, sorumluluğunu daha da artan Tarkan, Askerlik dönüşünde yeni albümünün çalışmalarına iyice hız verdi. 2 yıl süren titiz çalışmaların ürünü olan Karma albümü, Amerika, Fransa ve Mısırdaki stüdyolarda kaydedildi ve Mayıs 2001de Kuzu Kuzu singleı 5 değişik versiyonuyla tüm müzik marketlere sunuldu.

Kuzu Kuzunun hemen ardından Ağustos ayı başında çıkan Karma albümü, 7 Ağustosta İstanbulda başlayan bir konserler zinciri ile seyircisi ile buluşmaya devam ediyor.

Tarkan Kimlik

Doğum Tarihi : 17.10.1972
Doğum Yeri : Almanya
Anne Adı : Neşe
Baba Adı : Ali
Medeni Hali : Bekar
Kan Grubu : A Rh Pozitif
Göz Rengi : Yeşil
Saç Rengi : Siyah
Boy : 1.74 m.
Kilo : 70 kg.
Ayakkabı No : 42
Burcu : Terazi



Kapat
E-posta ile paylaş