
‘Oyuncular’ Kategorisi Yazıları


Dünyaca ünlü iç giyim markası Victoria’s Secret’ın kadrosuna seçilen ilk Türk manken Lara Sengül Surol’dur.
Antalyalı olan Lara Şengül surol mankenlik kariyerinde zirveye ulaşan ilk manken olarak adını yazdırdı. Lara Şengül Surol 1985 doğumludur.
Etiketler: biyografi-kimdir-lara şengül surol-laraşengül surol-laraşengülsurol-manken-resim-victoria secret-victoriasecret


Doğum
4 Haziran 1975, Los Angeles.
Tam Adı
Angelina Jolie Voight. Soyadı olarak bilinen “Jolie” aslında ikinci ismi.
Aile Durumu
Babası aktör Jon Voight, annesi eski aktris Marcheline Bertrand. Kardeşi yönetmen James Haven Voight.
İlişkiler
1995′ten 99′a kadar İngiliz aktör Johnny Lee Miller ile evli kaldı daha sonra boşandı. Mayıs 2000′de Billy Bob Thornton ile evlendi. 18 Temmuz 2002′de boşanma davası açtılar.
Eğitim
New York Üniversitesinde sinema eğitimi aldı.
İlk Filmi
1982 yılında Hal Ashby’nin yönettiği “Looking to Get Out” adlı komedi filminde ilk rolünü oynadı.
Ödüller
Henüz 25 yaşında olmasına rağmen, ikisi TV dizisi ile olmak üzere üç tane Altın Küre kazanmış durumda. “Girl, Interrupted” ile yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar aldı.
Dövme
Vücudunda birçok dövme var. Bunlar Japonca’da ölüm anlamına gelen bir işaret, iki kızılderili sembolü ve büyük bir siyah haç.
Biliyor musunuz
Bir süre profesyonel modellik yapan Angelina Jolie, aynı zamanda Meat Loaf ve Lenny Kravitz gibi isimlerin video kliplerinde oynadı.
Bunu biliyor musunuz
Babası John Voight 1978′de Vietnam savaşından sakat dönen bir askeri oynadığı “Coming Home” filmi ile en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazanmıştı.
Söz
Terapi mi Buna ihtiyacım yok. Seçtiğim roller benim terapim
Hep kötü kız karakterleri oynadığım için insanlar otomatikman beni gerçekten öyle sanıyorlar. Kötü bir sırrım varmış gibi veya devamlı ölümü düşünen biri olarak görüyorlar. Eğer ölümü bazı insanlardan daha fazla düşünüyorsam, bu hayatı onlardan daha çok sevdiğimden dolayı
Etiketler: Angelina Jolie-Angelina Jolie resim-AngelinaJolie-film-muzik-video


Gerçek Adı: Katherine Noelle Holmes
Doğum Yeri: Toledo, Ohio, ABD
Doğum Tarihi: 18.12.1978
Boy : 1.75 m
Takma Adı : Kate
Onu Ünlü Yapan Ne? “Dawson’s Creek” (1998) adlı diziyle ünlenmişti.
Ailesi:
Babası: Martin Holmes, avukat
Annesi: Kathy Holmes, ev hanımı
Kardeşi: Tamera
Kardeşi: Holly
Kardeşi: Nancy
Kardeşi: Martin Holmes Jr., avukat
Ödüllerinden Bazıları:
1999: MTV Film Ödülü - Başarılı Kadın Oyuncu Performansı, Disturbing Behavior
Eğitim:
- Margaret O’Brien’s Modellik Okulu, Toledo, Ohio
- Notre Dame Akademisi, Toledo, Ohio
Meraklısına…
İsveç Dergisi ‘Expressen Fredag’da “Babe of the Year 98″ seçilmişti
Teen People Dergisinin “21 yaşaltı 21 ateşli yıldız” listesine seçilmişti (1999)
Yılın on ayında Wilmington, North Carolina’da yaşıyor
Haftada birkaç kez kafasını toplamak için koştuğunu söylüyor
İlk izlediği film ‘E.T.’miş.
En sevdiği film My Best Friend’s Wedding (1997).
“Dawson’s Creek” (1998) dizisinde “On My Own” adlı şarkıyı seslendirmişti
Buffy The Vampire Slayer Tv dizisindeki Buffy Summers rolünü oynayacaktı, ancak çok genç olduğu için bu rolü alamadı.
Etiketler: film-Katie Holmes-Katie Holmes kimdir-KatieHolmes-KatieHolmeskimdir-resim


Nüfustaki adı Adile Keskiner olan Türk sinemasının ünlü oyuncusu Adile Naşit, 17 Haziran 1930 yılında İstanbul’da dünyaya geldi.
Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit in kızı olan Adile Naşit, babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım bırakarak, 1944 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu na girdi.
Herşeyden Biraz oyunuyla sahnede olduğu yıl, Halide Pişkin in grubuyla İstanbul da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca nın tiyatrosuna girdi ve 1948 de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz le birlikte kurdukları toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında Lüküs Hayata filmiyle sinema oyunculuğuna başladı.
1950 de, kendisi gibi tiyatrocu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954 te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960 a dek burada çalıştı.
1961 de, eşi Ziya Keskiner ve abisi Selim Nasit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu nu kurdular. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963 te girdiği Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975 e kadar aralıksız olarak çalışmışdı.
Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970 lerde yaptı. 1976 da İşte Hayatı adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Rıfat Ilgaz ın eserlerinden sinemaya aktarılan Hababam Sınıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978 de Uluslararası Sanat Gösterileri nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı
1981 yılında TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslupla yenileyerek karakteristik hale getirdi.
Adile Naşit, 11 Aralık 1987 de İstanbul da öldü.
Etiketler: adile naşit-adilenasit-adilenasşit-türk sineması-türksineması


Türk Müziği’nin yetiştirdiği en büyük seslerin başında gelen Bülent Ersoy, 1952 senesinde İstanbul’da hayata gözlerini açtı. Çok küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmeye başladı. Melahat Pars, Rıdvan Aytan gibi üstadlardan ve belediye konservatuarı hocalarından özel dersler aldı. İstanbul Belediye Konservatuarı’nı bitiren değerli sanatçı, aldığı akademik terbiye vasıtasıyla hem Tanrı vergisi sesini hem de müzikal tecrübelerini geliştirme fırsatı buldu.
1971 yılında Saner Plak’tan çıkan kırkbeşlik plağı ilk albüm çalışması oldu. Bu çalışmada, güfte ve bestesi bestekâr Muzaffer Özpınar’a ait “Lüzûm Lalmadı” ve “Neye Yarar Gelişin” adlı eserleri seslendirdi. Sahneye ilk adımını 1974 yılında Büyük Maksim Müzikholleri’nde attı ve müzik dünyasına bomba gibi düştü. Bu yıllardan itibaren gerek ismi gibi ‘bülend-paye’ sesiyle gerekse hanımefendi kişiliğiyle Türk halkının beğenisini kazandı.
Bülent Ersoy, ‘Müzeyyen Senar Ekolü’nün temsilcisi olarak başladığı sanat hayatında, akademik sanat kariyerinin de yüksek olması hasebiyle olağanüstü bir yorumcu ve büyük bir tavrın sancaktarı oldu. “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi”, “Dert Çekmeye Gidiyorum” gibi her okuduğu şarkıyla grafiği sürekli yukarı tırmandı. O yıllarda TRT’ye, musikimizin bahtsızlığından ötürü kenara itilmiş, klasik makamlarda eski ve kalıcı eserler yorumladı. Yetmişli yılların ortasında daha da ileri giderek; o günkü müzik piyasasında pop, arabesk ve fantezi vb. gibi ticari şarkılar revaçta olmasına karşın Itrî’nin “Tut-î Mucize-I Gûyan”ı gibi eserlerden oluşan koyu klasik bir uzunçalar yaptı. Bu ilk uzunçalar çalışması müzik piyasasında ki tüm hesapları altüst etti ve satış rekoru kırdı.
Yurtiçinde ve yurtdışında yüzlerce konser veren Bülent Ersoy, “Düşkünüm Sana”, “Yaşamak İstiyorum”, “Biz Ayrılamayız” ve “Ablan Kurban Olsun Sana” gibi satış grafiği çok yüksek albümlere imza attı. 1995 tarihini taşıyan “Benim Dünya Güzellerim”, S Müzik etiketiyle çıkan ilk albümü oldu. Selçuk Tekay’ın müzik yönetmenliğini, Özkan Turgay’ın aranjörlüğünü yaptığı albümde on şarkı seslendirdi. Aynı yıl janrına ve yorumuna uygun olarak “Alaturka 95” adında bir albüm yaparak Klasik Türk Musikisi’ne hizmetini de eksik etmedi. Muzaffer Özpınar’ın yönetmenliğini yaptığı albümde Hacı Arif Bey, Münir Nureddin Selçuk, Selahaddin Pınar, Kadri Şençalar, İsmail Hakkı Bey, Kemani Serkis Efendi gibi birçok üstâdın eserlerine yorumuyla hayat verdi. Ondört eserin yeraldığı çalışmada; “Aziz İstanbul”, “Dönülmez Akşamın Ufkundayım”, “Nerelerde Kaldın Ey Servi Nazım” gibi klasik eserlerin yanında “Alıverin Bağlamamı Çalayım” ve “Karam” adlı iki de anonim türküye de yer verdi.
Bülent Ersoy, bir sonraki çalışmasını 1997 yılında yayınladı. “Maazallah” ismini taşıyan albüm, piyasaya sürülmeden dahi yüksek siparişler aldı ve büyük yankı uyandırdı. Albümün hazırlık aşamasında bu sefer Halil Karaduman ve Osman İşmen’le çalışan sanatçı, popüler şarkılardan ve anonim türkülerden oluşan bir repertuar seslendirdi. Albüme ismini veren “Maazallah” adlı şarkısının video klibi ise büyük ses getirdi. Ondört şarkının yeraldığı albümün diğer şarkıları ise şunlar: “Yoruldum”, “Doğduğum Topraklardan”, “Sorma Gitsin”, “Gel”, “Aşk Yetmiyor”, “Dünya Zalim”, “Zalimin Zulmü”, “Karlı Kayın”, “Kırmızı Gül”, “Uzun İnce Bir Yol”, “Dağlar”, “Yüksek Yüksek Tepelere”, “Çayırda Buldum Seni”.
Otuz yıla yaklaşan sanat yaşamında pek çok ilke imza atan Bülent Ersoy, dünyaca ünlü yıldızların sahne aldığı salonlarda konser verdi. 1980 yılında London Palladium’da ve 1983 yılında Madison Square Garden’da sahne alan ilk Türk sanatçısı oldu. 30 Mart 1997′te ise Ümmü Gülsüm’den sonra, etnik müzik sazlarıyla Paris Olympia müzikholünde sahne alan ilk sanatçı oldu. Dario Moreno’dan sonra Olympia’da konser veren ilk Türk sanatçısı olan Bülent Ersoy, elli kişiden oluşan orkestrasıyla dört saat süren bir program sundu.
Bugüne değin otuzun üstünde albüme imzasını atan sanatçı, Türk Müzik Tarihi’ne ismini altın harflerle yazdırdı ve klasik, alaturka şarkılar alanında gelmiş geçmiş en önemli yorumcular arasında yer aldı. Müzik yaşamı boyunca sayısız ödül aldı. Herkesin takdirini kazanan geniş entervalli ve yüksek volümlü sesi, Japonya’da ses laboratuvarlarında yapılan testler sonucu ‘yüzde yüz kusursuz’ bulundu ve 1997 yılında Uluslararası Montu Merid Müzik Doktoru ünvanıyla ödüllendirildi.
Çıkarmış Olduğu Albümler
Konseri 1 (1975)
Konseri 2 (1976)
Toprak Alsın Muradımı (1976)
Konseri 3 (1977)
Orkide 1 (1978)
Orkide 2 (1979)
Orkide 2 (Alman Baskı) (1979)
Meyhaneci
Beddua (Alman Baskı) (1980)
Yüz Karası (1980)
Yüz Karası (Alman Baskı) (1980)
Mahşeri Yaşıyorum (1981)
Mahşeri Yaşıyorum (Alman Baskı) (1981)
Ak Güvercin (1983)
Ne Duamsın Ne De Bedduam (Alman Baskı) (1983)
Düşkünüm Sana (1984)
Düşkünüm Sana (Alman Baskı)
Yaşamak İstiyorum (1985)
Yaşamak İstiyorum (Alman Baskı) (1985)
Konseri (1986)
Suskun Dünyam (1987)
Suskun Dünya (Alman Baskı) (1987)
Biz Ayrılamayız (1988)
Biz Ayrılamayız (Alman Baskı) (1988)
Anılardan Bir Demet (1988)
Anılardan Bir Demet (Alman Baskı) (1988)
Bizim Hikayemiz
Bizim Hikayemiz (Alman Baskı)
Avustralya Konseri
Konseri 4
Unut Gözlerim (Alman Baskı)
Veda (Alman Baskı)
Akşam Dönüşü (Alman Baskı)
Bir Zamanlar (Alman Baskı)
Klasikler 1 (Alman Baskı)
Şiirlerle Şarkılarla
Seçmeler
İstiyorum
İstiyorum (Alman Baskı)
Öptüm (1989)
Bir Sen, Bir De Ben (1991)
Bir Sen, Bir De Ben (Alman Baskı) (1991)
Ablan Kurban Olsun Sana (1992)
Sefam Olsun (1993)
Benim Dünya Güzellerim (1994)
Alaturka (1995)
Akıllı Ol (1996)
Maazallah (1997)
Alaturka 2000 (2000)
Canımsın (2002)
Rol Almış Olduğu Filmler
Şöhretin Sonu (Yüz Karası) (1981)
Acı Ekmek (1984)
Asrın Kadını (1984)
Tövbekar Kadın (1985)
Benim Gibi Sev
Efkarlıyım Abiler
Yaşamak İstiyorum 1 (1986)
Yaşamak İstiyorum 2 (1986)
Kara Günlerim (1987)
Biz Ayrılamayız (1988)
İstiyorum (1989)
Etiketler: bülent ersoy-bülentersoy-diva


Eşref Ziya Terzi - Bir çalışma masası bir fincan kahvesi ve melodisi ölümlü Dünya’da yoğun sanat hayatına teneffüs müzikleri besteleyen Eşref Ziya.
Sabreder, düşünür, sessizleşir ve herkesin ışıkları söndürdüğü akşamlarda açar kitabını sayfalarca sabaha ulaşır. Mütevazıca yaşadığı Dünyanın içinde sağlam bir sanat haritası oluşturmasının sebebi, kendi pusulasını popüler yönlerden uzak tutmasıdır.
Kent soylu bir müzik anlayışına sahip olan sanatçı Eşref Ziya, kentliliği sadece modern zamana değerleriyle tutunma aracı olarak görmüş ve bu felsefesiyle kentliliği basit bir üstünlük hırsı olarak görenleri de yanıltmıştır.
Kentlilik ayakları yere basan aklı taşlanmamış sanatı ayakta tutmak için entelektüel bir savunmadır ona göre..
Sessiz kalmakla sükut etmek arasındaki farkı bilerek müziğe başlayan sanatçı, sadece büyük harflerle yapılan etiket edebiyatından uzak durmuş, felsefesini sadeliğe ve asilliğe dayanan sanat üzerine kurmuştur.
Sanatın fikir estetiği üzerine kurulu olduğunu düşünen Eşref Ziya tek yağmurda boyası akan beyinlere, gözleri hep duvara bakan sabitliğe ve aslını kaybetmiş sığ sanat anlayışı taşıyanlara gülüp geçmiş ve nerde kalmıştık dercesine yoluna devam etmiştir.
Sadece müziği alkışlanan kolaycı bir fikre sahip olmadığını, derinliksiz ve yoz söylemlere sessiz kalmamakla göstermiştir. Alkışı, varlığı yetmeyen yokluğu bitmeyen anlık tutkulara benzetir Eşref Ziya. Önemli olan kalıcı bir sanat dili oluşturmaktır ve özgünlük alkış toplayan en büyük erdemdir.
Dünyanın başlı başına nefes darlığı çeken bir senaryo olduğunu düşünen sanatçı Eşref Ziya, gerçeğin yanıltıcı bir parçası olmaktansa gerçeğin gerçeği olmaya karar vererek “ THE IMAM” filminde gösterdiği oyunculuk performansıyla sanata tek taraflı bakanları şaşırtmış ve iddiasız ama istikrarlı sanat anlayışını da film karelerine sığdırmayı başarmıştır.
Kalbin akıl almaz sonsuzluğundan
Dünyanın akıllanabilir taraflarına..
Bir sanat izi bırakırız..
Dünyası yorgun değil
Sadece Dünya yorgunuyuz.
Omzumuzda dost eli gibi duran gitar.
Elimizde paslanmamış alkışlar.
Güneş batar ayaklarımıza.
Sade bir kahvenin ardında
Bekleriz sabahı.
Eşref Ziya ‘nın ağzından Hayat Hikayesi
69 un kışıymış doğmuşum .Doğum günümü hatta ayını dahi bilmiyorum. Hüviyetimde 20-07-1969 yazar ama önemsiz gerçek tarih değil bu. Annem -oğlum kış ve soğuktu - diyor birde -yılbaşına az bir zaman vardı. 11veya 12. Aylar sanırım benim içinde önemsiz sanırdım ama bugün saatine kadar bilmek istiyorum doğrusu. Çocukluğum İstanbul 4.leventte geçti .Sanayi mahallesinde BAŞARI ilk okulunda başladım ilk okula ,daha sonra BARIŞ ilk okulu oldu adı.3. sınıfa kadar leventte oturduk. Daha sonra İstinye’ye taşındık.,okulumu değiştirmedim .iki yıl kendim gittim geldim okulu bitirdim nihayet .Sanayi mahallesinden taşınmıştık ama alakamız devam ediyordu ,babamın işyeri oradaydı çünkü. İstinye de Sarıyer İ.H.L.’ye başladım. 87-88sezonunda liseden mezun oldum. Hareketli aktif bir öğrencilik hayatım oldu vasat bir öğrenciydim , ders çalışmayı asla sevemedim .kültürel etkinliklere katılırdım. Sosyal ve felsefe dersleri her zaman ilgimi çekerdi .sesimi ilk önce matematik hocamız keşfetmişti ama ben onun dersine bir türlü alışamamıştım .öğrencilik hayatım boyunca matematikle hiç barışık olmadım doğrusu hep bir dersten borçlu geçerdim .arkadaşlar sesimi beğenirlerdi bende Müslüm Gürses dinlerdim. Orhan Gencebay’ı sevenlerle hep münakaşa ederdik. O zamanlar ezgiler vs yoktu son sınıfta dershane ye gittim. sevmedim yine sıkıldım. kendim çalışırım dedim bıraktım dershaneyi bir yere aidiyeti sevemediğimi anladım. Yalnızlığı keşfettim. daha mutlu oluyordum böyle ilk defa ders çalışmaya başladım. Marmara ilahiyat fakültesini kazanmışım. Devam ettim. fakülte zannetmiştim meğerse İHLyüksek okuldan pekte farkı yokmuş sevmedim okulu tekrar imtihana girdim. İstanbul dışını yazmadım İstanbul’da da bir okula giremedim. İstanbul’dan ayrılamayacağımı anlamıştım .İstanbul benim rüyalarımın şehridir 10 dan fazla ülke gezdim, böyle bir şehre rastlamadım. M.G.V ile tanıştım aktiftim idealistim çok çalışır büyük adamlara özenirdim kim bilir ,belki yarın bu ülkeyi ben yönetirdim. Dergi çıkarmaya başladık 3 arkadaştık adını ÇAĞRI koyduk 5 bin basıyorduk bu gün bile buna inanamıyorum meğerse 5 bin çok iyi bir tirajmış. Sonra yalnız kaldım zor işti dergi çıkarmak.3 sayı tek başıma dergiyi çıkardım hemen hemen her yazısını ben yazıyor mahlas kullanıyordum,bunalmıştım daha fazla dayanamadım ÇAĞRI kapandı hem okula gidiyor hem dergi çıkarıyordum. Bunalmıştım.6. sayıda veda ettik. Geceler düzenler oralarda ilahiler söylerdik insanların ilgisini çekerdi bu Dr ramazan uçar bey bir gün bana bir kaset projesinden bahsetti kabul etmedim çünkü müziğe mesafeli yaklaşıyordum. daha sonra ADIM VAR kaseti olarak çıktı bu kaset GRUPSELİKA okudu .daha sonra dr ramazan bey ısrarını sürdürdü ALİMVETAĞUT adlı bant tiyatrosunun içerisine iki eser bestelemiş okumamı istiyordu kabul ettim arkadaşım İbrahim Tanrıkulu ile birlikte iki eseri okuduk ilk stüdyo ile tanışmamız başlamış olmuştu .yıl 1989.islamoğlu yayıncılıktan çıkmıştı bu eser. bugünlerde evliliğimi yapmış bir aile yaşantımda başlamış olmuştu .eşimle M.G.V de tanışmıştık onunda aktif görevleri vardı o zamanlar. Daha sonra KALKSAM ve DİRİLSEM’i yaptık İSLAMOĞLU yayıncılığa. Bu albüm hayatımızda bir dönüm noktası olmuştu .İnanılmaz ilgi görmüştü .yüz binlerce satışa ulaştı. bu arada baba olmuştum oğlum Burak dünyaya geldi ya rabbi inanılmaz bir duyguydu bu. Hakan Aykut la beraberdik artık beraber konserlere gidiyor oldukça ilgi görüyorduk. Daha sonra UYAN ARTIK albümünü yaptık. Bunu İNFİLAK ,DAYAN MÜCAHİDİM,MUHABBET ERİYİZ, albümleri takip etti .çok popüler olmuştuk albümlerimiz yüz binlerce satıyordu .Hakan Aykut la birlikte KÜNUZ AJANSI kurduk .BİR GÜNEŞ DOĞUYOR1 ve BİR GÜNEŞ DOĞUYOR 2 albümlerini çıkardık .Bir güneş doğuyor parçası inanılmaz sevilmişti. ilk defa bostancı gösteri merkezin de okumuştum yer yerinden oynamıştı adeta o gün 3 defa okutmuşlardı bana artık ismim ön plana çıkmaya başlamıştı. her yerden konser teklifleri geliyordu. okulu bitirdim .Bu arada kızım Büşra Sümeyye dünyaya geldi. bir erkek bir kız babasıydım artık üç dört arkadaşla birlikte bir radyo kurmaya karar verdik. Araştırmalar yaptım. G Osman paşa da bir yer tuttuk ve MARMARA FM’i kurduk yıl 1993…. Önceleri İstanbul’a yayın yapan radyomuz Allah’ın yardımı ile uydu aracılığıyla tüm Avrupa’ya yayın yapmaya başladı. Radyonun isim babalığını yapmış olmam bugün dahi bana gurur verir. Yayın Yönetmeni bendim radyo bütün zamanımı alıyordu,müzik çalışmalarım biraz sekteye uğramıştı. yinede bu arada Özgürlüğün Gölgesinde adlı çalışmamı yaptım bir yıl sonra askere gittim yerime de AbdulBaki Kömür beyi bıraktım.12eylül1994 de Amasya ya acemi birliğine teslim oldum 8 ay kısa dönem askerliğim başlamış oldu. Usta birliğine Kars Sarıkamış a gittim .benim için zor aylar başlamıştı doğrusu. Sarıkamış inanılmaz soğuk bir yerdi.1995 Nisanında terhis oldum ve İstanbul a dönmüş oldum….Askerliğimle alakalı paylaşacağım tek şey orada yazdığım şu dizelerdir… Sarıkamış yolların nakış nakış işlerken beynimi özlem hücrelerimin en uç noktasında yer buldu kendine artık sonsuzluğa bir tutkuyla bakıyor gözlerim ve artık üşümüyorum ,üşümüyor bedenim Çünkü ayaklarım söz verdi beynime hissettiği çaresizliği hissettirmesin diye….. Marmara FM e dönmüştüm. Radyoda her şey yolundaydı idari bir görev almadım yönetim kurulu üyesi görevine seçildim. Daha sonra Marmara Ajansı kurdum .Artık müzikle daha yakından ilgilenebilecektim. HASRET GÜLLERİ adlı albümü yaptım. Bu albüm sanki benim tekrar hayata dönüşümü sağladı çünkü gerçekten çok ilgi görmüş ve beni tekrar gündeme getirmişti .Bu arada bir erkek evlat sahibi daha olmuş,oğlum Tarık dünyaya gelmişti .Daha sonra Marmara Ajansı Marmara Müzik Yapım olarak M.Cihat Kılıç’la birikte yeniden oluşturduk M.Cihat hasret gülleri albümünde eserleri olan benim Antalya da tanıştığım yetenekli bir arkadaşımızdı. Sen Ağlama albümünü yaptım bu albüm deki Beyazıt Meydanında adlı eser gerçekten çok beğenildi .Daha sonra Olmadı Dost Albümünü yaptım bu albüm benim diğer albümlerime kıyasla alt yapı itibariyle gerçekten çok zengin olmuştu. Bu albüme bir de klip çekip ulusal TV’lerde gösterimini sağladık. olumlu ve olumsuz çok tepkiler aldım geleneksel dinleyicilerimden bazıları önceleri çok yadırgadılar bu albümü fakat daha sonraları olumlu tepkiler aldım. ve en son olarak dinleyicilerimin de gerçekten yoğun isteği üzerine on yıllık sürecimizi özetleyen EŞREF ZİYA KLASİKLER1 bir albümünü yaptım. İnşallah en kısa zamanda dinleyicilerimin karşısına yeni bir albümle daha çıkacağım. İşte benim hayatım…. . beni yıllardır bağrına basan milyonlara selam olsun……ve bu milyonlara sevdirene şükürler olsun…
Etiketler: eşref ziya terzi-eşrefziya-eşrefziyaterzi-immam-theimam


Kemal Sunal 1944 senesinde İstanbul’da dünyaya geldi. Aslen Malatya’nın Doğanyol ilçesindendir.
Vefa Lisesi’nden mezun oldu. Sanat hayatı, “Zoraki Tabip” adlı tiyatro oyunuyla başladı.
1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu’nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda görev aldı.
1973 yılında Ertem Eğilmez’in yönettiği bir filmle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.
Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7′den 70′e herkesin sevgisini kazandı.
Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peş peşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı. Filmlerde çoğu zaman saf, şanslı ama iyi yürekli karakterlerin rollerine girdi.1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977′de Antalya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi.
1990′lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı.
12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi
Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve yüksek lisans yapmaya başladı.
Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon’a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.
Etiketler: inek şaban-inekşaban-kemal sunal-kemalsunal-şaban


Al Pacino 25 Nisan 1940 yılında New York’ta dünyaya geldi. Orjinal adı Alfredo James Pacino’dur.Takma Adı ise ‘Sonny’dir. Bu gençliğindeki takma adı. Daha sonra “Dog Day Afternoon”da bu isimde bir karakteri canlandırdı. Ayrıca “Scent of A Woman”ın yönetmeni ona İspanyolca ‘Şeytan’ anlamına gelen ‘El Diablo’ adını taktı.
Aile Durumu: Salvatore (sigorta satıcısı) ve Rose Pacino’nun tek oğlu olan Al, 2 yaşındayken anne babası boşanınca büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütüldü. Öyle çok üstüne titriyorlardı ki başına birşey gelmesin diye 7 yaşına kadar evden dışarı çıkmasına izin vermediler. Küçük Al, daha üç yaşındayken büyükannesini eğlendirmek için TV’de gördüğü ünlü insanların taklitlerini yapıyordu.
İlişki: İlk eşi Jan Tarant’tan Julie Marie adında bir kızı var. Penelope Ann Miller, Debra Winger, Diane Keaton, Kathleen Quinlan gibi ünlülerle beraberlikleri oldu. Şu anda aktris Beverly D’Angelo ile evli.
Eğitim: Sahne Sanatları Lisesi’nden ayrıldı. New York’ta Actors Studio ve Herbert Berghof Studio’da oyunculuk eğitimi aldı.
Önceki İşleri: Liseden sonra gazete dağıtıcılığı ve sinemada yer göstericilik gibi bir çok küçük işte çalıştı.
İlk Filmi: Fred Coe’nin yönettiği 1969 yapımı “Me, Natalie” adlı filmde James Farentino ve Patty Duke ile birlikte oynadı.
Ödül: 1972′de The Godfather’daki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar’a aday oldu. 1973′de “Serpico”daki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar’a aday oldu ve Altın Küre kazandı. 1974′de The Godfather Part II’daki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında yine Oscar’a aday oldu, bu kez BAFTA ödülünü aldı. “Dog Day Afternoon”(1975) filmindeki rolü en iyi erkek, “And Justice For All”(1979) filmiyle yine en iyi erkek ve “Dick Tracy”(1989) filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında Oscar’a aday olan Pacino nihayet 1992′de “Scent of A Woman”la en iyi erkek oyuncu Oscar’ını aldı. 1992′de “Glengarry Glen Ross” filmindeki rolüyle tekrar en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar’a aday oldu, ama kazanamadı. Oyuncunun aynı zamanda iki tane de Tony ödülü var.
Yönetmenlik: 1990 “The Local Stigmatic” filmini yönetti ve prodüktörlüğünü yaptı. 1996′daysa senaryosunu da yazdığı “Looking For Richard” adlı filmin yine hem yönetmeni hem prodüktörüydü.
Suç: 1961 yılında ruhsatsız silah bulundurmak suçundan tutuklandı.
İlginç: Orjinal ismi Blink olan müzik grubu İrlanda’da aynı isimde bi tekno grubu olduğunu öğrendikten sonra isimlerini “Blink 182″ olarak değiştirirler. Bunun Pacino ile ne ilgisi var derseniz, grup 182 sayısını Al Pacino’nun “Scarface”de ‘fuck’ kelimesini tekrarladığı sayıdan almış.
Biliyor musunuz?: 1997′de Hollywood ünlüler kaldırımında yer alan yıldızlar arasına girdi.
Bunu biliyor musunuz?: Bir gün takma bıyık ve güneş gözlüğü takarak Beverly D’Angelo ile birlikte bir Yankees maçına giden Pacino, tüm bu önlemlere karşın tanınmasına engel olamadı.
Söz: “Oyuncu duygusal bir atlet gibidir. Ve bu uygulama çok acı verici-benim kişisel hayatım bundan zarar görüyor.”
Rol Almış Olduğu Filmler
Torch (2006)
88 Minutes (2005)
2 for the Money (2005)
The Merchant of Venice (2004)
“Angels in America” (2003)
Gigli (2003)
The Recruit (2003)
People I Know (2002)
S1m0ne (2002)
Insomnia (2002)
Chinese Coffee (2000)
Any Given Sunday (1999)
The Insider (1999)
The Devil’s Advocate (1997)
Donnie Brasco (1997)
City Hall (1996)
Heat (1995)
Two Bits (1995)
Carlito’s Way (1993)
Scent of a Woman (1992)
Glengarry Glen Ross (1992)
Frankie and Johnny (1991)
The Godfather: Part III (1990)
Dick Tracy (1990)
The Local Stigmatic (1990)
Sea of Love (1989)
Revolution (1985)
Scarface (1983)
Author! Author! (1982)
Cruising (1980)
…And Justice for All (1979)
Bobby Deerfield (1977)
Dog Day Afternoon (1975)
The Godfather: Part II (1974)
Serpico (1973)
Scarecrow (1973)
The Godfather (1972)
The Panic in Needle Park (1971)
Me, Natalie (1969)
Etiketler: 2 for the Money-88 Minutes-Al Pacino-AlPacino-baba-mafya-The Merchant of Venice-Torch



Okan Bayülgen, 23 Mart 1964 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Bayülgen okul hayatına, İstanbul Göztepe’deki Taş Mektep’te başladı. Daha sonra İstanbul Şişli 19 Mayıs İlkokulu’nda ilkokula devam ederek oradan mezun oldu. Eğitimine Galatasaray Lisesi’nde devam eden Bayülgen müzik, edebiyat, folklor gibi kollarda etkinlik gösterdi. Ardından Bodrum Lisesi’nde en son olarak da Şişli Lisesi’nde okuyarak, 1984 yılında mezun oldu. Lise hayatından sonra Fransa Tours Üniversitesi - Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi’nde Hukuk okumaya başladı. Daha sonra fikir değiştiren Bayülgen, aynı üniversitenin Ekonomi bölümüne geçti.Orada bir yıl okudu.Ardından Ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye’ye döndü ve Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Sınavları’nda başarılı oldu. 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde okumakta olduğu bölümü bitirdi ve aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi’nde master yaptı. Okan Bayülgen, 1989 yılında Devlet Tiyatroları’nda yönetmen olarak çalışmaya başladı. Bu sıralarda “Genç Indiana Jones” dizisinin Türkiye’de çekilen bölümünde rol aldı. 1993 yılının sonunda ise Trabzon Devlet Tiyatrosu’na tayini çıktı. 1994 yılında ise Devlet Tiyatroları’ndan ayrıldı. Radyoculuk hayatına ilk olarak 1991 yılında Kent FM’de başladı. Burada “Son Saatler” adlı programı sundu.Ardından 1995 yılında Radyo Contact’ta çalıştı.1997 yılında Kiss FM’de “Okan Bayülgen On Air” programını sundu. Radyo D’de drive time’da “Hayat Bilgisi” programını yapan Okan Bayülgen en son 2001 yılında Radio Contact’ta drive time’da “Yol” programı ile karşımıza çıktı.
Televizyon hayatına Satel TV’de klipler sunarak başlayan Bayülgen, 83 gece boyunca yaptığı “Gece Kuşu” adlı program ile tanındı. Daha sonra televizyon hayatına 100 gece “Televizyon Çocuğu” olarak devam etti. Gece şovlarından sonra “Utanmaz Adam” adlı televizyon dizisinde Şeref Haktanır’ı canlandırdı. Uzun bir aradan sonra “Zaga” ile geri döndü. Bu arada 2004 Eylül ayında ise “Size Baba Diyebilir miyim?” adlı dizide Aziz’i canlandırdı. 2005 yılı sezon sonunda, yedi yıldır ekranlarda olan “Zaga” ve bir yıldır ekranlarda olan “Herkes Bunu Konuşuyor” bitti. 2005 - 2006 yılları arasında “Televizyon Makinası”, 2006 - 2007 yılları arasında ise “Makina” ile ekranlardaydı. 2007 Seçimlerine NTV’den “Bu sizi ilgilendiriyor” ile başka bir açıdan baktı.
Sinema hayatına 1996 yılında “İstanbul Kanatlarımın Altında” filminde Lagari rolü ile başladı ve ilk kez bir film için kafasını kazıttı. 1997 yılında “Ağır Roman” adlı filmde Gli Gli Salih’i canlandırdı ve “Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu” Ödülünü aldı. 1999 yılında “Romantik” adlı filmde Ömer karakterini canlandırdı fakat film gösterime girmedi. 2000 yılında “Oyunbozan” adlı filmde Metin Kahraman karakterini canlandırdı ve ikinci defa bir film için kafasını kazıttı. 2001 yılında “Hemşo” ve “Komser Şekspir” filmlerinde başrol oynadı. Son olarak da 2002 yılında “Gülüm” adlı filmde rol aldı… 2006 yapımı olan “Sınav” adlı filmde ise Levent Lemi karakteri ile konuk oyuncu olarak yer aldı.
Birçok firmaya katolog çekimi yapan Okan Bayülgen, çekimlerini Zekai Demir ile Madagaskar’da gerçekleştirdiği “Baobab Yolu” adındaki ilk fotoğraf sergisini 02 Mayıs 2006 tarihinde Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi’nde açtı. Doğuş Power Center için çektiği “Yaşam Gücü” konseptli fotoğraflar ise 9 Kasım 2006 itibariyle Doğuş Power Center’da sergilendi. Okan Bayülgen, yaşları 70′e, 80′e dayanmış 22 ünlü tiyatrocunun fotoğraflarını çekti. Bayülgen, bu fotoğrafları hem “Pudra-Zamanın Tozu” adlı bir antoloji kitabında topladı hem de EKAV sanat merkezinde 20-31 Mart 2007 tarihlerinde sergilendi. Okan Bayülgen, ilk olarak “Ataları da Vururlar” oyununda rol aldı. “Hangisi Karısı” adlı oyunu yöneten Bayülgen, yaklaşık iki sene Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda “Kiralık Oyun”da rol aldı.
Garfield ve Shrek gibi sinema projelerini, Alptekin Baloğlu’nun “Sualtı Yıldızları” adlı belgeselini seslendirdi. Bir çok reklam Okan Bayülgen’in sesi ile ekranlara geldi. Okan Bayülgen’in genel koordinatörlüğünde, Makina Medya Yapımevi’nin yapımcılığı üstlendiği projeler izleyiciyle buluşuyor.
Hiçbiri


Carmen Electra 20 Nisan 1972 yılında Ohio, ABD’de dünyaya geldi.Carmen Electra bir çok alanda kendine yer bulmuştur. Electra;model, aktris ve şarkıcıdır.
Rol Almış Olduğu Filmler
An American Vampire Story, (1997)
Good Burger, (1997)
Starstruck, (1998)
The Chosen One: Legend of the Raven, (1998)
The Mating Habits of the Earthbound Human, (1999)
Christmas Vacation 2000, (1999)
The Great White Dope, (2000) (kısa içerikli)
Scary Movie, (2000)
Welcome to Hollywood, (2000) (belgesel)
Sol Goode, (2001)
Perfume, (2001)
Get Over It, (2001)
Rent Control, (2002)
Naked Movie, (2002)
Whacked!, (2002)
Uptown Girls, (2003)
My Boss’s Daughter, (2003)
Starsky & Hutch, (2004)
Mr. 3000, (2004) (Cameo)
Max Havoc: Curse of the Dragon, (2004)
Dirty Love, (2005)
Lil’ Pimp, (2005) (voice)
Searching for Bobby D, (2005)
Getting Played (2005)
Cheaper by the Dozen 2, (2005)
Date Movie, (2006)
Scary Movie 4, (2006)
American Dreams, (2006) (Cameo)
I Want Candy, (2007)
Etiketler: American Dreams-carmen-Carmen Electra-carmenelecktra-CarmenElectra-I Want Candy









