Ara
31
2007
0

Ogün Sanlısoy Kimdir?

Mimar Sinan Üniversitesi’nde endüstri ürünleri tasarımı okurken aynı zamanda da müzik çalışmalarını yürüten Ogün Sanlısoy, ilk sahne deneyiminlerine akustik gitarıyla gerçekleştirdiği performansı ile 1989 yılında başladı. Bunu takip eden yıllarda farklı amatör gruplarda  solistlik yaptı ve ilk demo kaydını gerçekleştirdi..

1992 yılında Pentagram’a katıldı ve aynı yıl çıkan “Trail Blazer” albümünde vokaliyle yer aldı. Türkiye’de ve yurtdışında Pentagram’la pek çok konser gerçekleştirdi.

1994-95 yıllarında Gür Akad’ın kurduğu Klips grubunda solist olarak yer aldı ve bu grupla çeşitli konserler verdi. 1995 yılında Pentagram grubundan ayrılarak ilk solo albümünün çalışmalarına başladı.  ‘Korkma’ albümünü 1999 yılında Tempo Müzik’ten Ümit Kuzer prodüktörlüğünde yayınladı.
2004 yılında Sony Music’ten yayınlanan  ikinci solo albümü ‘O Gün’ ile birlikte Türkiye’nin farklı pek çok ilinde çok sayıda konserle izleyicisi ile buluştu. Aynı yıl Atina’da yapılan olimpiyatlar bünyesinde bir konser gerçekleştirdi.
2005 yılı sonunda hazırlıklarına başlanan ‘ÜÇ’ albümü yoğun bir çalışmanın ardından  SONY BMG  etiketiyle 2006’nın Mart ayında yayınlandı.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
26
2007
0

İlhan İrem Kimdir

1955 – Bursa’da 1 Nisan günü dünyaya geldi.
1969 – …Ortaokul son sınıf… 14 yaşındaydı. Okulun lise bölümünde okuyan müzisyenlerin çağrısıyla, okul orkestrasına solist olarak
girdi.
1970 – Meltemler. Milliyet gazetesinin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışmasında Marmara Bölgesi birincisi oldu. Aynı kadro ile 1972
senesine kadar Bursa Çelik Palas Otelinde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü.
1973 – Besteci, söz yazarı, yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. İlk 45′lik;
“Birleşsin Bütün Eller \ Bazen Neşe Bazen Keder”.
1974 – İlk hit: “Yazık Oldu Yarınlara \ Haydi Sil Gözlerini” İkinci 45′lik.
1975 – “Anlasana \ Ne Güzel Bak Yaşamak” Üçüncü 45′lik.
1976 – “Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca) \ Hasretim Sana”. Dördüncü 45′lik. Tanrı’yı sorguladığı, metafizik bağlamdaki ilk yapıtı
30.000 Adet basıldıktan sonra gelen baskılar sonucu plak şirketi tarafından toplatıldı.
1975 – “Ver Elini \ Üzülme Dostum”. Beşinci 45′lik.
1976 – “İlhan İrem 1973-1976″. İlk 33′lük.
1976 – “Havalar Nasıl \ Gözünü Seveyim”. Altıncı 45′lik.
1977 – “Sensizde Yaşanıyor (İşte Hayat) \ Son Selam”. Yedinci 45′lik.
1978 – “Ayrılık Akşamı (Konuşamıyorum) \ Sen Bilirsin”. Sekizinci 45′lik.
1979 – “Bir Zamanlar \ Yeni Bir Şarkı”. Dokuzuncu 45′lik.
1979 – İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın da yer aldığı çok kalabalık bir müzisyen kadrosu eşliğinde doldurduğu senfonik anlamdaki
ve kalıcı müzikaliteye doğru ilk adımı olan albüm çalışması: “Sevgiliye”. (Bu uzunçalarında ilk kez akademik bir çalışmaya girmiştir
Esin Engin’in aranjörlüğünde ve yine ilk kez kendisine ait olmayan bir şiir besteler: Nazım Hikmet – Hoşgeldin..) Bu albümün
şarkılarından “Bir Yıldız” ile 1979 Eurovision Türkiye finaline kalan sanatçı, yarışamadan askere alındı.
1980 – Eylül ayında döndü. 70′li yıllar boyunca aşk baladları söyledikten sonra bu tarihten itibaren bir değişim sürecine girdi. 80′lerin i
ikinci yarısında iyice belirginleşen bu yeni çizgi, yeni bir dinleyici kitlesi ile bütünleşti. Bu arada düşünceleriyle, görüntüsüyle,
ürettikleriyle bambaşka bir İlhan İrem doğdu. Sanatçının anlatımıyla bu değişim 12 Eylül sonrası gördüğü Türkiye manzaralarında
yaşadıklarıyla, birikimleriyle şekillenen bir değişimdi. İrem’in anladığı manadaki Pop Müziğin erimesi, Arabesk’in krallığı, ardından
gelen piyanist ve udi şantörler, kısacası müziğin el değiştirmesi bir yana, asıl devrimi başlatan, insan olarak, sanatçı olarak çok
farklı bir çizgiye yönelişini ateşleyen olgu, en yakınların başlayarak sevdiklerinde, arkadaşlıklarında, müzik dünyasında ve
neredeyse tüm Türkiye genelinde hissettiği duyarsızlık, kalınlıktı. İnsanların birbirinden uzaklaşması, ilişkilerin, sevgilerin
şekilciliğe, sahteciliğe dönüşmesi, göçler ve Arabesk yaşamın teknoloji transferi ile reaksiyona girip pop çağını patlatması. Böyle
bir ortamda insan olarak, sanatçı olarak hayatının anlamını sorgulamaya başladı. 1980 yılına kadar ki hayatını gözden geçirince,
içtensizlik, soluk, günü yaşayan anlamsız kalabalıklar olduğuna karar verdiği insanların hepsinden ve ürettiklerinden çok
şekillerle ilgilenen popüler kültürden uzaklaştı. Bir anlamda yabancılaşarak 87′ye kadar sürecek bir inziva için evine kapandı.
Kalın perdeleri sıkı sıkıya örtülü Tarabya’daki evinde bugünkü İlhan’ı oluşturan uzun yalnızlıklar yaşadı. Kendi içine, iç uzaylarına
derin yolculuklar yapmayı öğrendi. Bu kapanış 70′lerin şarkılarındaki iyileşmez hüzünden mistik huzura, metafiziğe uzanan bir
serüven başlattı.
1981 – Döneme göndermeler içeren onuncu ve son 45′lik. “Er Mektubu Görülmüştür \ Bal Ağızlım” ve askerde yaptığı bestelerinden
oluşan bir albüm : “Bezgin”. Yedi yıllık bir çalışmanın ürünü olan kesintisiz 148 dakikalık bir Rock Senfoni: “Pencere… Köprü… Ve
Ötesi…”
1982 -
1983 – Yaşam, ölüm ve ölüm ötesinin anlatıldığı üçlemenin ilk ayağı olan “Pencere”. Şarkı sözlerindeki evrensel örgü ve derinlik,
metafizik çıkışlı kozmik açılımlar ve dünyadaki Senfonik Rock ekiplerinde bile az görülen yüksek müzikalite.
1984 -Bulgaristan’da düzenlenen Altın Orfe yarışmasında, İlk önce Bulgar şarkıları dalında “Merhaba Komşu” yu söyler ardından da
uluslararası şarkıcı dalında “Konuşamıyorum”u. Ama ne yazık ki dereceye giremez Türkiye. Ama İlan İrem yine de 20 ülkeden 130
gazetecinin büyük bir kısmının oyu ile “Gazeteciler Özel Ödülü”nü alır.
1985 – “Köprü”: Enerji dönüşümü bağlamında ölümün anlatımı. Yayınlanan ilk kitap: “Pencere… Köprü… Ve Ötesi… (Hikaye)” Yıllardır
çizgiyle yaşayan ilk kez bir plağın öyküsünü çizgileriyle anlatacaktı.
Aynı yıl İlhan İrem’in üretimlerindeki titreşimleri algılayan, “Işık ve sevgiyle” felsefesini hayatlarına geçiren dinleyicileri tarafından
İrem Bağı adlı birliktelik kuruldu.
1986 – Türkiye’ye Eurovision’da en iyi ikinci dereceyi getiren “Halley” projesini kurgulayıp, sözlerini yazdı, besteci Melih Kibar’a teslim
etti. TRT ile olan sorunları yüzünden yurt dışındaki yarışmaya gitmedi. Resim çalışmaları ve Bursa’da ilk sergi.
1987 – İrem müziğinin evrensel huzura ve meditasyon boyutlarına ulaştığı albüm: “Ve Ötesi”. Yayınlanan ikinci kitap:
“Uzaklarda Biri Var (Denemeler)”.
1988 – Eski ve yeni dinleyicileri buluşturmak adına bir albüm: “Dünden Yarına”.
1989 – “Uçun Kuşlar Uçun” albümü. Bandrol kuruluna takılan ve albüme alınmayan, yayını ve çalınması yasak şarkı “Blues For Molla”
1990 – Üçüncü kitap: “Katastrof (Şiirler)”.
1991 – Hansu ile evlendi (1 Ekim).
1992 – “İlhan-ı Aşk” albümü.
1994 – “Koridor”: 8 yılda tamamlanan yapıt bir anlamda ulaşılan şiirsel ve müzikal yetkinliğin, İlhan İrem felsefesinin manifestosu
niteliğinde. “Delirium (Denemeler)”: Dördüncü kitap. Ayrıca sert ritimli şarkılar ayıklanarak ve bazı ilavelerle Koridor albümünün
meditasyon versiyonu “Romans” albümü.
1995 – “Sevgililer Günü \ The Best Of İlhan İrem1″ albümü.
1997 – “Aşk İksiri & Cadı Ağacı \ The Best Of İlhan İrem2″ albümü.
1998 – “Hayat Öpücüğü \ The Best Of İlhan İrem3″ albümü ve “Millenium/Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar Ve Diğerleri (Denemeler)”
kitabı.
2000 – İlhan İrem sevecenlerden gelen yoğun istek üzerine 1980′li yıllarda çıkardığı Bezgin, Pencere, Köprü, Ve Ötesi isimli albümlerini
tekrardan orijinal olarak dört yeni albümde çıkardı. Bunlar “Bezginin Gizli Mektupları”, “Uçuk Mavi Pencere”, “Bulutlara Köprü”,
“Düşler ve Ötesi” isimleriyle 2000 yılında tekrar piyasaya çıktı.
2000 – 5 Aralık 2001 İlhan İrem’in babası 75 yaşındaki Nahit Aldatmaz, önceki akşam Bursa’da vefat etti.
2001 – İlhan İrem uzun süredir üzerinde çalıştığı albümü altı yıldan sonra tamamladı ve piyasaya çıkardı.Albümün adı Seni Seviyorum.2006 – 14 yıllık hasretin ardından 29 Eylül İstanbul konseri ile başlayan, İzmir ve Ankara ile devam edecek konser organizasyonu düzenlendi.

2006- 7 Ekim tarihinde gerçekleşecek olan İzmir konseri sanatçının üst solunum yollarından rahatsızlanması sonucu 17 Ekim tarihine ertelendi.

2006- Sanatçının konser turnesinin Ankara ayağı 14 Ekim 2006 tarihinde gerçekleşti. Konser esnasında sanatçının “Bunlar sadece bir şarkı, yaşadığımız sadece bir konser değildi” söylemi dikkate değerdi…

2006- 17 Ekim tarihinde yoğun yağmur yağışı nedeniyle İzmir konseri 2. kez iptal edildi-İlhan İrem:”İleri bir tarihte tekrar İzmir’e geleceğim” dedi

2007- Sanatçının 6. kitabı Siyah Kuğunun Şarkısı Nisan 2007 de Sevecenlerle buluştu…

2007- Sanatçı 20 Mayıs 2007 Saat 20.30′da İzmir Fuar’da İsmet İnönü Sanat Merkezinde Sevecenleriyle buluştu

2007- 25 Ağustos 2007, saat 21:15′te İstanbul Kuruçeşme Arena’da “Yürek Büyüsü” Konseri

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Nev Kimdir?

 

Nev 24 Aralık 1968 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokul 1′de Bilgiç rolünü kaparak, Pamuk Prenses’le danseden tek cüce olama şansını yakaladı. Müziğe her sağlıklı Türk çocuğu gibi mandolinle başladı. Sonraki yıllar üretim boyutuna zemin hazırlayan; dinleyerek, yeni müzikler keşfederek, koleksiyon yaparak geçirdiği ve müzikal kimliğinin temelinin atıldığı yıllardı. Bu arada erkeklerin de alındığı bir sene, Çamlıca Kız Lisesi’nde okurken ileride şarkılarına konu olacak olan “Küçük Kız” ve “19 yaşında koca bir kadın” psikolojilerini gözlemleme fırsatı buldu.
Üniversite 2. sınıfta bir elektro gitar aldı ve gitar eğitimine başladı. 5. ayın sonunda sahnelerdeydi. Üniversite eğitimi boyunca yaz aylarında güneyde müzik yaptı. Onu bugünkü duruşuna hazırlayan bu süreç, müzikal gelişiminde ciddi bir yer tuttu.

Üniversite bittikten sonra kendisinden beklendiği üzere iş hayatına atıldı ama ama bu süreç müzikle bir arada devam etti. 1995 yılında Hakan Özer, Kıvanch K. ve Tolga İnci’den oluşan Chantage’la Cool Bar’da müzik yaptı. Zamanla bestecilik kimliği ağır basmaya başlayınca, artık bir yol ayrımında olduğunu farketti ve tamamen müziğe konsantre oldu, çünkü artık birikimi üretime dönüşme noktasına gelmişti.
2000 yılında, Teoman’ın daveti üzerine katıldığı Türkiye turnesinde, Ege ve Akdeniz şeridinde 100.000′e yakın kişinin kendi müziğine verdiği olumlu ve heyecan verici reaksiyonu deneyimleme fırsatı buldu.

Üç yıla yayılan özenli bir stüdyo çalışmasının ardından, tüm beste ve sözleri kendisine, Kıvanch K.’nın bir parçadaki remix’i dışında düzenlemeleri Hakan Özer’e ait olan; Özkan Uğur, Göksel, Tuba Önal gibi isimlerin yer aldığı ilk albümü ‘Herşeye Rağmen” müzik marketlerde yerini aldı.

2004 Yılının Temmuz ayında müzik marketlere sunduğu “Sen Gibi” albümünde tıpkı ilk albümünde ki gibi tüm beste ve şarkı sözleri kendisine aittir. Üçüncü Albümü “Işığım ve Gölgem” 2007 yılında 28 Ağustosta müzik marketlerdeki yerini aldı, Pasaj Müzik etiketi ile dinleyicilere sunulan albümde yine tüm şarkıların söz ve besteleri Nev’e ait. Bu albümün ilk klibi ‘Sükut-u Hayal’ isimli parçaya çekildi.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Pentagram Kimdir?

Pentagram ilk olarak 1986 yılında gitar ve vokalde Hakan Utangaç ve davulda Cenk Ünnü tarafından kuruldu. Tabii ki Hakan ve Cenk’in bundan önce başka bir grubu vardı. O da “Thunders”. Bu grup 1984 yılında elemanların lise çağlarında kurduğu bir gruptu. Grup da Hakan ve Cenk’e Kenan Bozoğlu isminde bir de arkadaşları eşlik ediyordu. Şimdi biz tekrar Pentagram’ın 86′lı yıllarına geri dönelim. 86′da grup iki kişi ile kurulduktan sonra 1987′de bas gitarist olarak Tarkan Gözübüyük’ü gruba dahil ettiler. Tarkan gruba girene kadar onun yerini Kaan adında ki bir başka basçı arkadaşları doldurmaktaydı. Tarkan gruba girdikten sonra ise grubun çekirdek kadrosu oluşmuş oldu. Ardından Ümit Yılbar gruba katıldı solo gitarist olarak. Kadro tamamlandıktan sonra Pentagram İstanbul Moda’da bir düğün salonunda ilk konserine çıktı. Konser sonunda ne yazık ki etrafta kırılmamış masa ve sandalye kalmamıştı. Bu konserden sonra konsere “Efsanevi Moda Konseri” ismini verdiler.

Grup Üyeleri:
Vokal: Murat İlkan
Vokal & Gitar: Hakan Utangaç
Gitar: Metin Türkcan
Bas Gitar: Tarkan Gözübüyük
Davul: Cenk Ünnü
Kuruluş aşamasını grubun elemanlarindan olan Cenk şöle anlatıyor: “O yıllarda şimdiki kadar rock – metal dinleyen insanlar çok çok azdı. Öyle 14 -15 kişi bir araya gelip beraber müzik dinlerdik, müzik yapmaya çalışırdık genellikle. Bakırköy tayfası, Avcılar tayfası gibi kodlamalar vardı. Üstümüze o zamana göre çok ters sayılacak şeyler giyerdik; bilekliklerimizi kendimiz hazırlardık Mercan’dan piramitler alıp. Çok laf yedik, tepki çektik. Öyle bir dönemdi, hatta kolsuz thsort giymenin bile homosexüellik sayıldığı yıllardı. Sonra Rambo çıktı da insanlar alıştılar buna 80′ler güzeldi ama Türkiye için zor yıllardı. Dünya’ da da heavy metalin sıçrama yaptığı; enstrümanların kalitesinin arttığı heavy metalin en güzel günlerini yaşadığı dönemlerdi. Türkiye’ de, devrim sonrası, yasakların olduğu,; insanlara yapılan baskıların getirmiş olduğu stress ve zorlukları yaşadık bizler. Öyle bir nesil olarak yetiştik…

İlk konserimizi Moda’da verdik bir düğün salonunda. O zamanlar eski Vitamin grubunun solisti Gökhan vardı ( allah rahmet eylesin trafik kazasinda öldü…) işte onun vokal yaptığı şu an ismini hatırlayamadığım Ac/Dc tarzında Türkçe sözlü müzik yapan bir gruba konuk olduk. 5 parça çalıp inecektik ama biz daha 5. parçaya gelemeden birden her şey yıkıldı salonda. Sandalyeler, masalar her şey kırıldı. Türkiye’de verilen ilk speed metal konseriydi ve yaklaşık 150 -200 kişi koskoca düğün salonunu yıkmıştı. Daha sonra düğün salonun sahibi geldi “ne oluyor” filan dedi. Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını

Daha sonra işte Tarkan’la tanışma fırsatı bulduk. Bursa’ da konserler verdik. O zamanlar Bursa’ da “Hakimiyet Gazetesi” vardı rock konserlerine çok büyük destek olurdu, sponsor olurdu. O yıllar da gerçekten Bursa Rock City’di. İstanbul’ dan filan daha iyiydi. İnanılmaz iyi gruplar vardı. Bunu da yapan Sedat Sarıcı’ dır. Şu an kendisi İngiltere ‘de yaşıyor. O adamın stüdyosu vardı ve gruplara ücretsiz çalışma fırsatı verirdi. Elinden gelen her şeyi yapardı. Ama o gidince, Bursa bence Rock City ünvanını kaybetti. Bu dediğim olaylar 88′ e kadar olanlar.

Daha sonra Grinder’la konser verdik. O zamanların en iyi gruplarından biriydi. Hatta şu an orda çalan davulcu Grave Digger’ın davulcusu. İşte onlarla öyle 2- 3 gün geçirdik çok güzel şekilde. Maç yaptık, o zaman ki imkanlarımız dahilinde “Tekel birası” ikram etmiştik Bende hala plakları var o grubun gerçekten çok sıkıydılar. Hatta o konser TRT’ ye de çıkmıştı. Ondan sonra Protector geldi. Onlarla çıktık.” Evet, okuduğunuz gibi o ilk yıllardaki paylaşımlar, ilk dostluklar ve ilk konserlerin heyecanı ve atmosferi gerçekten bambaşkaydı. Şimdi biz kaldığımız yerden devam edelim ve grubun ilk albümünün çıkışına yavaş yavaş uzanalım…

Pentagram Ümit Yılbar ile Açık Hava tiyatrosundaki son konserden sonra yollarını ayırdı. Ümit Yılbar, albüm kayıtlarına başlanmadan önce gruptan ayrıldı ve ondan boşalan yere de Murat Net geldi. Bu yeni kadroyla “Sound stüdyosu” na kapanan grup toplam 9 ayda kayıtları bitirdiler. 23 Nisan 1990 yılında vokalde Hakan ile birlikte kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini çıkarttılar. Albümün yapımcısı Nezih Kılıçkını; NEPA Müzik Yapım ile birlikte albümü piyasaya sürdüler. Albüm yurtdışında da tanıtılmak istendiği için tüm şarkı sözleri İngilizce idi. Albüme gelen eleştiriler inanılmaz iyiydi. Herkes (tüm metalseverler) albümden 2şer- 3er tane alarak o zamana kadar hiç önemsenmeyen bir kitle olan rock-metal camiasının ne kadar birbirine bağlı ve içten olduklarını cümle aleme kanıtladılar. Ki bunu sadece albümü almakla değil; albümü alıp kimseye vermemeleriyle de kanıtlamış oldular. Böylece kimse başkasından bir Pentagram albümünün çekimini yapmamış oldu. Albümün ilk baskısı 5000 tane yapıldı ve gruptan Hakan eline aldığı bir koli ile albümü daha vapurdan inip Akmar’ a gidene kadar yarısını sattı! Daha sonraki baskılarla albümün satışı 30 000 civarında olmuştur ve bu rakam gün geçtikçe artmaktadır. Son yıllarda ise albümün cd olarak da basıldığını eklememiz gerekir aslında. Bu albüm belki de Türkiye’ye metal yolunu açan albümdür çünkü albümün bu kadar çok satmasından sonra Dr. Skull, Objektif, Akbaba gibi isimler albüm yapma fırsatını yakalayacaklardı. Zaten eski bir Boom Müzik dergisine verdikleri röportajda da “Türkiye’de yapılabilecek en sert müziği yapıp, daha yumuşak müzik türlerinin önünü açtık” dediler.

Speed metalin sınırlarını zorlayan albümden “Rotten Dogs, Dimensions Of Death, Los Magandos, Powerstage” gibi bir çok hit çıkmıştı. Özellikle “Powerstage” o zaman ki “bıçkın” Pentagram fanlarına ithaf edilmiş ve kurulacak olan fan cluba bu isim verilmişti. Demin de dediğimiz gibi ilk albümün çıkmasıyla tüm Pentagram Fanları’nı bir araya toplamak amacıyla bir fan club kuruldu. Ve fan cluba ilgi çok büyük oldu.

Albümün çıkışıyla o zamana kadar hiçbir metal-rock grubunun veremediği konserlere çıktılar. Çeşmeden, Bodrum’a; İnci Sineması’ndan, Açıkhava’ya kadar bir çok konserde sahne aldılar. Fanlarıyla o kadar bütünleştiler ki bunu ölümsüzleştirmek istediler.(Bu arada grubun bu konserlerden birkaç da sabıkası olmuştu: İnci sinemasını yakıp, yıkıp bir daha kullanıma sürdürmemek gibi Derken Pentagram bir konser kaydı olan “Live At The Trail” albümünü piyasaya çıkardı. Bu o zamana kadar kimsenin yapmamış olduğu bir şeydi. Grup yine ilklere imza atmakla kalmıyor aynı zamanda Türk Metal fanlarının ne kadar ateşli ve çılgın olduklarını kanıtlıyorlardı. Bir de yasal bir albüm çıkartıp üstüne demo yapan ilk Türk grubu olarak da yine tarihe geçiyorlardı. İlk albümde Hakan hem gitarı çalıyordu hem de vokal bu onun için gerçekten çok zor oluyordu ve gruba bir vokalistin gelmesi kararlaştırıldı. Bu da Bartu Toptaş’dan başkası değildi. Murat Net bu albümde yer almıyordu. İlk albümden sonra gruptan ayrıldı. Onun yerine solo gitar işinde gerçekten çok ustalaşmış biri olan Demir Demirkan geldi.

Albümde ilginç bir şey daha vardı o da ilk albümü ellerine geçiren Kolombiya’lı bir rock programı, grubun ve bizim de hala çözemediğimiz bir ağızla Pentagram’ı anlatıyorlar ve ardından da “Rotten Dogs” adlı parçalarını çalıyorlar. Ne diyelim ilginç ama ne anlattıklarını çözeceğiz :=)) Albüm Trail Blazer albümünün açılışı olan “Secret Missile” adlı parça ile son buluyor. Bu parçanın hepsi o an tamamlanmamıştı ve sonunda “to be continue” deniyordu. Bu albümdeki parçalar grubun Blue Jean ve Yamaha ortaklığıyla düzenlenen “Bodrum Top Rock 3″, “Lenetli Konser 1″, “Pangaltı İnci Live” konserlerinde kaydedilen parçalarıyla, 88′de kaydedilen “Trail Blazer Part 1″, yeni çalışması “Secret Missile” ve Colombia Radyo Show’da yayınlanan bir parçasından oluşuyor.

İkinci albümleri olan Trail Blazer 1992 yılında Nuclear Blast fiması tarafından piyasaya sürüldü. Bu albümün çıkmadan önce Bartu gruptan ayrılıp İsveç’e gitti ve Bartu’nun yerine vokale Ogün Şanlısoy geçti. Pentagram bu albümüyle birlikte kendine yeni ufuklar açmış ve amatörlükten profesyonelliğe doğru hızlı bir şekilde yol almaya başlamıştır. Bu albümde anlatılanlar Türkiye’deki birçok grubunda anlatmaya çalıştığı anateması savaşa hayır, günümüzün dünyasının gittiği kötü yoldu. Bu da albümü üstün kılan bir başka noktaydı tabii ki. Albümün çıkışından sonra birçok konser verildi ve Pentagram’ın fan kitlesi giderek genişlemeye başladı. Bu arada Demir Demirkan 2 yıllığına Amerika’ya gitti. Ogün’de bir süre sonra gruptan ayrılarak kendi solo alüm albümünü yapmak için çalışmalara koyuldu. Ogün’ün yerine 1995 yılında grubun vokaline daha önce Cherokee ve Saw Dust gruplarında vokalistlik yapmış olan Murat İlkan geldi. Murat ile birlikte grubun çekirdek kadrosuna bir eleman daha dahil olmuş oldu. Tarkan, Hakan ve Cenk, Murat için “O artık bizden biri” diye konuşuyorlar.

Grubun üçüncü ve en ses getiren albümleri Anatolia 1997 yılında Raks Müzik tarafından piyasaya çıktı. Bu albümle birlikte Pentagram Türkiye’de ve kendi çapında bir devrim gerçekleştirmiş oldu. Albüm dediğimiz gibi bugüne kadar yaptıkları albümler arasında en ses getiren albüm olmuştu. 2 yıllık sıkı bir çalışmanın ardından böyle bir albüm piyasaya çıktı. Bu albümde Pentagram ilk defa Türkçe sözlü parçalar yapmıştı ve albümde toplam 3 tane Türkçe sözlü parça bulunuyordu.

Anatolia’nın soundu çok sertti tabii parçaların Türk motifleri ile süslü olması da cabası. Murat’ı ilk kez bu albümde dinledik. Murat kendini Pentagram dinleyicisine çok iyi kanıtladı ve o muhteşem vokaliyle grubu zirve denecek yere taşıdı. Ne derler Rock ile gürültü arasında ince bir çizgi vardır işte Pentagram Anatolia albümüyle o ince çizgiyi tutturmuştu. Anatolia albümü Pentagram’ın en çok satan albümü oldu.

Anatolia albümünde yer alan birkaç parçaya klip çekildi fakat sadece Anatolia ve Gündüz Gece isimli parçaların klipleri yayınlandı. Bu kliplerin yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak yaptı.

Albümün çıkmasından sonra Pentagram’da konserlerle boy göstermeye başladı. Pentagram 5 Temmuz 1997′de Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda bir konser verdi ve yer yerinden oynadı. Pentagram 1998 yılında Açık Hava Tiyatrosu’nda yapılan bu konseri bir albüme çevirme kararı aldı ve bunu yapdı da. Albümün ismini ise konserde bulunan fanlar belirledi: “Popçular Dışarı”. Bu konserde eski parçalara da yer verilmişti. Bir de cover vardı: Slayer – Black Magic. İtiraf etmek gerekirse Pentagram bu parçayı Slayer’dan daha iyi yorumluyor. Tabii bunda Hakan Utangaç’ın vokalide bir etki bence. Bu konser albümünün sahne performansı mükemmeldi. Murat Pentagram ile birlikte ilk defa böyle bir ortama ateşli Pentagram Fanları’nın karşısına çıkıyordu. Konsede yaklaşık 5000 izleyici vardı.

Popçular Dışarı konserinden bir süre sonra grubun solo gitaristi Demir Demirkan gruptan ayrıldı. Grup ile yaptığımız söyleşide sözü Demir Demirkan’a getirdiğimizde şu cevabı aldık: “Bizden farklı bir tarzda solo albüm yaptı ve ayrıldı. Tabii herkesin kendine has bi tarzı vardır. O’da kendi tarzını seçti”. Demir Demirkan’ın yerine de Pentagram’da gitar teknisyenliği yapmakta olan Onur Pamukçu geldi. Aslında Onur Pamukçu yeni çıkacak olan albüm için konuk olarak Pentagram’a yardım amacıyla grupla birlikte çalacaktı ama bizim gördüğümüz kadarıyla artık Onur’da Pentagram’ın bir üyesi. Onur’un da gruba dahil olmasıyla birlikte Pentagram yeniden konser vermeye başladı ve Popçular Dışarı’dan ile başlayan konser serisine Bostancı, Rock House ve Bodrum konserleri ile devam edildi. Kemancı’da “Dolunaylı Geceler” adı altında 5 konser vereceklerdi fakat konsere 2 gün kala yaşadığımız deprem bu konserlerin iptal olmasına neden oldu.

Pentagram bu konserler ve albümlerden sonra durakladı derken, 17 Kasım 1999′da AGİT Zirvesi’ndeki üyeleri ve aralarında Clinton’ın da bulunduğu 62 devlet başkanını Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda “Gündüz Gece” ile coşturdu.

Sonrasında Pentagram bir EP çıkarmaya karar verdi. “Neden albüm değil de bir EP?” diyeceksiniz şimdi hemen hatırlatalım. Sanırım 1999 sonu gibiydi ve tüm Rock camiasının karalanmasına neden olan bir cinayet işlenmişti. Halk arasında “Satanist olayları” diye geçiyordu. Bir kaç serseri yüzünden uzun saçlı, siyah giyen ve küpeli kişiler satanist ilan edilmişti. Bu olaylardan en çok adı nedeniyle Pentagram etkilenmişti ve bu yaşadığımız olaylara cevap olarak hemen bir EP çıkarmaya karar vermişlerdi. Bu EP 5 parçadan oluşacak ve tamamı Türkçe olacaktı. EP içinde 2 tane de entrumantel parça yer alacaktı. Hatta Radyo dinleyicileri özellikle de Maximum Rock dinleyicileri hatırlayacaklar Güven Erkin Erkal Pentagram’dan Tarkan’ın katıldığı bir program yaptı bu programda EP den de bir parça çalınmıştı: “BİR” program sırasında baya eleştiri ve tartışmalara neden olmuştu. Elemanlarımızın askerliklerini de tamamlamalarıyla EP’yi albüme çevirme fikri ortaya çıktı. Sonra da albümden iki albüme dönme kararı alındı. Albümün bas gitar ve bateri kayıtları Yunanistan’da Sierra adında bir stüdyoda yapıldı. Pentagram dünyanın en ünlü gruplarından Iced Earth ve grubun asistanları ile birlikte bu stüdyoda çalıştı.

Pentagram’ın çıkaracağı albümlerden biri tamamıyla İngilizce sözlü diğeri ise Türkçe sözlü olacaktı. İngilizce sözlü olan albüm Noise Records firması tarafından çıkacak ve tüm dünyada satışa sunulacaktı. Yalnız Pentagram’ın ilk albümü çıkarışndan bu yana yurt dışı için bir isim sorunu vardı. Yurt dışında Pentagram isimli başka bir grubun olması sıkıntı yaratıyordu. Trail Blazer’dan Popçular Dışarı albümüne kadar bu böyleydi. Bu albümlerin çıktığı zaman isme ufak bir ek yaparak olayı halletmeye çalıtılar ve grup o zamanlar “The Pentagram” olmuştu. Ama artık değil çünkü grup yurt dışındaki ismini Mezarkabul olarak belirledi. Mezarkabul (Pentagram)’ın “UNSPOKEN” adlı albümü 24 Eylül 2001 günü Noise Records firması tarafından tüm dünyada satışa sunuldu. Albüm dünyanın ünlü en ünlü Rock dergilerinden olumlu notlar aldı.

Pentagram Anatolia albümüyle Pentagram kendi soundunu oturttu diyenler, bu albümü dinlediklerinde oturan bu soundun ne kadar da ilerilere gittiğini gördüler. Artık bana göre Trash, Heavy, Hard diye sınıflandırdığımız müzik türleri arasında Pentagram’da vardı.

Türkiye’deki albümün çıkışı ekonomik kriz vs. vs. yüzünden hep ileri tarihlere atıldı. Ama en sonunda 14 Kasım Çarşamba günü Türkiye’deki İngilizce albüm yani “UNSPOKEN” piyasaya çıktı. Albüm Böcek Yapım tarafından piyasaya sürüldü, dağıtıcı firma ise Universal Müzik. Albümün çıkışıyla birçok Pentagram fanı muradlarına ermiş oldular. Pentagram “Bir” adını verdiği ful Türkçe albümünü 13 Ağustos 2002 Salı günü Türkiye’de satışa sunarak “ne zaman Türkçe albüm çıkartcaklar” sorusuna da bi anlamda cevap vermiş oldu. Albüm yine Böcek Yapım tarafından piyasaya sürüldü, dağıtıcı firma ise Universal Müzik oldu.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
24
2007
0

Fuat Saka Kimdir?

Müziğine `Lazca-caz’ yakıştırması yapılan Fuat Saka, Trabzone ilind başladığı müzik yaşamını 20 yıl Avrupa´da sürdürdü. Saka yaklaşık dört yıldan bu yana da Türkiye´de albümler çıkarıyor. Karadeniz´de, kemençe seslerine eşlik eden horonlarla büyümüş, tipik bir Karadenizli olan Fuat Saka. 1980´li yılların başında Türkiye´den giden ve artık 50´li yaşlarına merdiven dayamış bu sanatçıyı, son yıllarda Türk müzikseverler de yakından tanımaya başladı. Hatta birbiri ardına gelen `Lazutlar’ çalışmalarıyla fanatik bir hayran kitlesi bile oluştu. Bu projeden önce Karadeniz müzikleri tarzında çalışma yapmayan ama önceki albümlerine de birer tane Karadeniz türküsü mutlaka koyan Saka, 40´lı yaşlardan sonra insanlarda biraz geriye dönüş başladığını düşünüyor. Yaptığı müziklerle bir kültür elçisi gibi çalışıyor Fuat Saka, Yunanistan´da festivallere katılıyor ve turnelere gidiyor. Türkiye´de müzik yapmayı seviyor ama diğer yandan da uzun yıllar yaşadığı Avrupa ile bağlarını kültürel anlamda kesmeyi asla düşünmüyor. Tiyatro ve film müziklerinin yanı sıra Fuat Saka uluslar arası bir çok solo konser verdi, Almanya, Fransa, Danimarka ve Türkiye’den birçok müzisyenle çalıştı. Müzik hayatını İstanbul – Hamburg – Paris üçgeninde sürdüren sanatçının grubu Alman, Amerikalı, Gürcü ve Azerbaycan’lı müzisyenlerden oluşuyor.

Diskografi:

1982 Yıkılır Zulmün Son Kaleleri
1983 Ayrılık Türküsü
1984 Kerem Gibi (Nazım Hikmet Şiirleri)
1987 Sevdalı Türküler
1988 Nebengleis (Kenardaki Ray)
1989 Askaros
1991 Semahlar ve Deyişler
1993 Şiirce
1994 Torik Balıklar Ülkesinde (Çocuklar Için)
1996 Arhavılı Ismail (Demir Gökgöl ile Birlikte)
1997 Lazutlar
1998 Sen
2000 Lazutlar II
2001 Perçem Perçem
2002 Lazutlar III

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
19
2007
0

Orhan Gencebay Kimdir?

Orhan Gencebay 4 Ağustos 1944 yılında Samsun’da dünyaya geldi.   Gencebay Müziğe 6 yaşında Klasik Batı Müzikçi Emin Tarakçı Hoca’dan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında Türk Müziği’ni ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle Türk Sanat Müziği ve tamburla tanıştı.
Samsun’daki ve İstanbul’daki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul Belediye Konservatuarı’na girdi ve icra heyetinde bulundu.16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. Batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.
20 ve 22 yaşlarında Ankara ve İstanbul Radyo Evi TRT sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul Radyo Evi’nde bir süre çalıştı ve ayrıldı.
1000′e yakın bestesi olan Orhan GENCEBAY, 400′e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.
90′a yakın filmde Müzik Direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve Show programları yaptı…
Orhan GENCEBAY’a göre Türk Müziği’nin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. Türk Müziği’nin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.
Orhan GENCEBAY, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. Bu yaptığı çalışmalara başkaları “Arabesk” ismini verdiyse de Orhan GENCEBAY, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.
Orhan GENCEBAY’a 1999 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45’lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan Orhan GENCEBAY’ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.
Orhan GENCEBAY’ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası Montu Doktorası var. Orhan GENCEBAY’ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.
GENCEBAY besteleri Akdeniz ülkelerinde, Orta Doğu’da, Orta Asya’da, Avrupa’da Türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. GENCEBAY hakkında 20’ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede GENCEBAY’la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır.
Şu an Türkiye’de internet üzerine en fazla web sayfası bulunan ve en çok ziyaret edilen sanatçıların başında gelmektedir.

ALBÜMLERİ

CENNET GÖZLÜM

Parçalar: 1-Dünya Dönüyor 2-Canın Sağolsun 3-Diyemem ki 4-Kal Sağlıcakla 5-Cennet Gözlüm 6-Benim Değil 7-Nerdesin Sevgilim 8-Niye 9-Ne Oldu Gülüm 10-Dön

AŞKI BEN YARATMADIM
Parçalar: 1-Zaman Akıp Gidiyor 2-Nereden Bileceksin 3-En Büyük Dert 4-Vazgeç Gönül 5-Ne Geçti ki Eline 6-Kır Gönlümün Zincirini 7-Yokluk 8-Bulamadık ki 9-Kara Toprak 10-Vaktinde Gel Sevgilim

LEYLA İLE MECNUN

Parçalar: 1-Al Senin Olsun 2-Kolay Değil 3-Allah Bizimledir 4-Bir Yudum Mutluluk 5-Beklemek İbadet Kalmak Zulumdur 6-Leyla İle Mecnun 7-Ziyankar 8-Haberin Varmı 9-Öyle Bir Aşk 10-Nazar Boncuğu

KÖRDÜĞÜM

Parçalar: 1-Kördüğüm 2-Veda Edecesen Et 3-Dalga Dalga 4-Vazgeç Gönlüm 5-Ne Geçti ki Eline 6-Üç Günlük Dünya 7-Dönmeyen Yıllar 8-Yokluk 9-Vaktinde Gel Sevgilim 10-Felekle Sohbet

AKMA GÖZLERİMDEN

Parçalar: 1-Sendin 2-O Benim 3-Akma Gözlerimden 4-Eyvallah 5-Oldu Mu yavrum Oldu Mu 6-Giderim 7-Zalimden Öte 8-Ha Varsın Ha Yoksun 9-Yıldız Falı 10-Dünya Dünya

SARHOŞUN BİRİ

Parçalar: 1-Seni Buldum Ya 2-Bağrımda Bir Ateş 3-Bunca Yıl Habersiz 4-Beni Böyle Sev 5-Boynu Bükük Sevgililer 6-Sarhoşun Biri 7-Yaşamak Bu Değil 8-Kader Diye Diye 9-Nerede 10-Sende Bizdensin

KLASİKLERİ =1=

Parçalar: 1-Batsın Bu Dünya 2-Hatasız Kul Olmaz 3-Bir Teselli Ver 4-Yarabbim 5-Meyhaneci (Musalla Taşı) 6-Kır Gönlünün Zincirini 7-Ümit Şarkısı 8-Bunca Yıl Habersiz 9-Beni Böyle Sev 10-Kaderimin Oyunu 11-Dertler Benim Olsun 12-Yorgun Gözler 13-Çilekeş 14-Bir Görüşte Aşık Oldum 15-Hor Görme Garibi 16-Vazgeç Gönlüm 17-Aşk Pınarı 18-Sende Bizdensin 19-Akşam Güneşi 20-Dönmeyen Yıllar 21-Benim Dünyam 22-Kabahat Seni Sevende 23-Ziyankar 24-Bitecek Dertlerimiz

KLASİKLERİ =2=

Parçalar: 1-Dil Yarası 2-Bir Araya Gelemeyiz 3-Bilmesin O Felek 4-Dünya Dönüyor 5-Yaşamak Bu Değil 6-Tanrıya Feryat 7-Ayşen 8-Kahrolayım 9-Dilenci 10-Güle Güle Sevdiğim 11-Seni Buldum Ya 12-Leyla İle Mecnun 13-Ben Topraktan Bir Canım 14-Sarhoşun Biri 15-Ben Doğarken Ölmüş 16-Gönül Fırtınası 17-Felekle Sohbet 18-Duyun Beni 19-Ben O Zaman Ölürüm 20-Bana Çok Mu Görüyorsun 21-Sevenlerin Kaderi 22-Zelzele 23-Sevgilim Dinle 24-Goca Dünya 25-Gencebay Oryantal 26-Nihavent Üvertür

YÜREKTEN OLSUN

Parçalar: 1-Ben Kendim Bir Alemim 2-Seven Affeder 3-Yürekten Olsun 4-Bozamazsın Beni Dünya 5-İdam Mahkumu 6-Aşk Mezarı 7-Hey Yabancı 8-Hep Böyle Kalalım 9-Güloylom 10-Cana Doğru 11-İpek Böceği 12-Arıyorum (Enst.)

YARABBİM

Parçalar: 1-Yarabbim 2-Çilekeş 3-Doğan Bir Pişman 4-Dalga Dalga 5-Felekle Sohbet 6-Aşk Değil 7-Acı Gözyaşlarım 8-Bir Görüşte Aşık Oldum 9-Öldürdün Beni 10-Vaktinde Gel Sevgilim 11-Nerede

BİR DAMLA MUTLULUK

Parçalar: 1-Ziyankar 2-Öyle Bir Aşk 3-Doğan Bir Pişman 4-Seveceksin 5-Sende Seversen 6-Bir Damla Mutluluk 7-Bilmez İnsan Kadrini 8-Gitme 9-Bırakında Yaşayalım 10-Bağlama Solo

HATASIZ KUL OLMAZ

Parçalar: 1-Hatasız Kul Olmaz 2-Karaçalı 3-En Büyük Sır 4-Sevmenin Zamanı Yok 5-Sev Dedi Gözlerim 6-Akşam Güneşi 7-Kimi Sarsın Ellerim 8-Uğrunda Bir Ölmek Kaldı 9-Aşkımızın Duası 10-Aşk Pınarı

YA EVDE YOKSAN
(A:ya evde yoksan,seni arıyorum,nazar değmez,bahçevan,uyu ey gönlümBÖLÜM(B:gözüm sende,hep böyle kal,iç benim için,değişmem gerek,sev gönlünce yaşa

SENDE HAKLISIN

Parçalar: 1-Tek Hece (…Aşk) 2-Gücün Yeterse 3-Kime Ne 4-Sen de Haklısın 5-Hep O Yerdesin 6-Yasak Resim 7-İki Elin Kanda Olsa 8-İlah Gözlerin 9-Unutulmaz 10-Resminle Ağladım 11-Ayşen

YANLIZ DEĞİLSİN

Parçalar: 1-Aklım Takıldı 2-Al Hançeri 3-Yalnız Değilsin 4-Ayrılık Nikahı 5-Gönülden Gönüle 6-Nihavent Üvertür 7-Çoban Kızı 8-Gönül Dağı 9-Bir Özürle Dil Aşınmaz 10-Demedimmi 11-En Nihayet Bir İnsansın 12-Gencebay Oryantal

GÖNÜL DOSTU

Parçalar: 1-Neyi Değiştirdik ki 2-Yanar Yine Bu Yürek 3-Bulunur 4-Çakmak Çakmak Gözler 5-Gidecek Yerim Olsaydı 6-Gelin Birlik Olalım 7-Almina 8-Sadakan Olsun 9-Sen Bilirsin 10-Ne Çıkarsa Bahtına

KİRALIK DÜNYA

Parçalar: 1-Bir De Sen Vurma 2-Müsaaden Olursa Ben Gidiyorum 3-Kiralık Dünya 4-Küstüm Çiçeği 5-Bakırköy’den Mektup Var 6-Sevme Bensiz 7-Sıra Sende 8-Aşk Sensiz Olmaz 9-Ne Değişti? 10-Çok Görme Bana

CEVAP VER

Parçalar: 1-Cevap Ver 2-Deryada Bir Salım Yok 3-Yakılacak Yara (İçtim) 4-Sevda Borcun Var 5-Eski Kavak Yelleri 6-Sen Farklı Birisin 7-Ayşe 8-Giden Gelmez Yerine 9-Sevenlere Saygı Kalmamış 10-Kaçırcem Seni 11-Kader Çıkmazı

İDEAL AŞK

Parçalar: 1-İdeal Aşk 2-İdeal Aşk Remix 3-İdeal Aşk Enstrumantal 4-Batsın Bu Dünya Remix 6-Batsın Bu Dünya Enstrumantal

BASKALARI TARAFINDAN SESLENDIRILEN ESERLERI

ORHAN GENCEBAY’IN DİĞER SANATÇILAR TARAFINDAN İCRA EDİLEN VE YAYINLANAN ESERLERİ:

Klipler
1-Sevemedim Kara Gözlüm Muazzez Ersoy(Nostalji1)
2-Severek Ayrılalım Muazzez Ersoy(Nostalji 2)
3-Dertler Benim Olsun Yılmaz Morgül
4-Yarabbim Hüner Coşkuner
5-Dil Yarası Filiz(Dil Yarası)
Kaset,Radyo Ve Tv Konserlerinde Kullanılan Şarkılar
1-Sevemedim Kara Gözlüm Muazzez Ersoy
2-Severek Ayrılalım Muazzez Ersoy
3-Sabır Taşı Muazzez Ersoy
4-Sevenler Mesut Olmaz Muazzez Ersoy
5-Batsın Bu Dünya Linet
6-Sevenlerin Kaderi Linet
7-Neyleyim Linet
8-Kaderimin Oyunu Linet
9-Gönül Linet
10-Dertler Benim Olsun Yılmaz Morgül
11-Yarabbim Hüner Coşkuner
12-Yarabbim Nurdan Torun
13-Zaman Akıp Gider Mine Koşan
14-Koca Dünya Ebru Gündeş
15-Hor Görme Garibi İbrahim Tatlıses
16-Bir Teselli Ver Muazzez Abacı
17-Kaderimin Oyunu ***** Şenses
18-Kime Ne Sibel Can
19-Gücün Yeterse Sibel Can
20-Akşam Güneşi Sibel Can
21-Aşk Pınarı Kibariye
22-Benim Dünyam Kibariye
23-Elhamdülillah Kibariye
24-Gitti De Gitti Kibariye
25-Gönül Zerrin Özer
26-Aşk Pınarı ***** Şenses
27-Asla Sibel Can
28-Batsın Bu Dünya ***** Şenses
29-Aşk Pınarı Mine Koşan
30-Bilmesin O Felek Semra Türel
31-Bağrıma Taş Bastım Emel Sayın (Tövbeler Olsun)
32-Dünya Dönüyor Sibel Can
33-Dön Ahmet Özhan
34-Dil Yarası Filiz
35-Hayat Kavgası Filiz
36-Sevmiyorum Deme Filiz
37-Gider Ağrıma Filiz
38-Haciz Koydular Filiz
39-Gurbet Filiz
40-Nerede Filiz
41-Dilenci Sibel Can
42-Dokunma Sibel Can
43-Dertler Benim Olsun Ferdi Özbeğen
44-Batsın Bu Dünya Ferdi Özbeğen
45-Kaderimin Oyunu Ferdi Özbeğen
46-Tanrıya Feryat Ferdi Özbeğen
47-Koca Dünya Ferdi Özbeğen
48-Sevedim Karagözlüm Gökhan Güney
49-Farkında Mısın Seda Sayan
50-İç Benim İçin Seda Sayan
51-Gurbet Ahmet Özhan
52-Gözüm Kesmiyor Sibel Can
53-Gücün Yeterse Sibel Can
54-Hatasız Kul Olmaz Selçuk Ural
55-Kader Diye Diye Seda Sayan
56-Niye Ahmet Özhan
57-Niye Semra Türel
58-Sev Dedi Gözlerim Bülent Ersoy
59-Zaman Akıp Gider Bülent Ersoy
60-Tövbe Sibel Can
61-Uğrunda Bir Ölmek Kaldı Ferdi Özbeğen
62-Üç Günlük Dünya Mine Koşan
63-Vaktinde Gel Sevgilim Ahmet Özhan
64-Vaktinde Gel Sevgilim Ferdi Özbeğen
65-Vicdan Azabı Mine Koşan
66-Vicdan Azabı Müslüm Gürses
67-Sen De Bizdensin Müslüm Gürses
68-Yorgun Gözler Kamuran Akkor
69-Ziyankar Mine Koşan
70-Çöpçatan Semiramis Pekkan
71-Zelzele Sezen Aksu
72-Aşk Mezarı Yüksel Özkasap
73-Deryada Bir Salım Yok Ahmet Sezgin
74-Ben O Zaman Ölürüm Sibel Can
75-Ben O Zaman Ölürüm Ferdi Özbeğen
76-Ben O Zaman Ölürüm Biricik
77-Bilemezsin Ferdi Özbeğen
78-Ayrılıkta Ne Buldun Bedia Akartürk
79-Ne Olur Bu Aşkı Öldürmeyelim Biricik
80-Sevgilim Dinle Ahmet Özhan
81-Sevgilim Dinle Mustafa Sağyaşar
82-Ana Kalbi Yüksel Özkasap
83-Bir Teselli Ver Ferdi Özbeğen
84-Beni Böyle Sev Ferdi Özbeğen
85-Beni Böyle Sev Azize Gencebay
86-Yarabbim Azize Gencebay
87-Kabahat Seni Sevende Azize Gencebay
88-Başa Gelen Çekilirmiş Müşerref Akay
89-Hor Görme Garibi Erkin Koray
90-Hor Görme Garibi Zafer Peker
91-Duyun Beni Neşe Karaböcek
92-Dönmeyen Yıllar Ahmet Özhan
93-Dönmeyen Yıllar Azize Gencebay
94-Akşam Güneşi Ahmet Özhan
95-Gönül Neşe Karaböcek
96-Kabahat Seni Sevende Kamuran Akkor
97-Batsın Bu Dünya Hüseyin Altın
98-Al Senin Olsun Bicik
99-Bulamadık Ki Nil Burak
100-Kır Gönlünün Zincirini Biricik
101-Bulamadık Ki Biricik
102-Her Günüm Gamlı Geçer ***** Şenses
103-Hatıralar ***** Şenses
104-Bir Zaman Ağlayıp ***** Şenses
105-Hor Görme Garibi Gamze Bulut
106-Hey Gidi Koca Dünya Safiye Soyman
107-Bir Teselli Ver Muazzez Ersoy
108-Gurbet Kubat
109-Yorgun Gözler Pasaporte Latıno
110-Sarhoşun Biri Devran Çağlar
111-Kahrolayım Kibariye
112-Sabır Taşı Zeki Müren

Almış Olduğu Ödüller

* Magazin gazetecileri derneği altın objektif ödülü arabesk Müzik dalında onur ödülü.yıl 1993

* Abd- mısır-israil’in önde gelen üniversiteleriyle ,hacettepe üniversitesi’nin ortaklaşa vermiş olduğu montu merit doktorası (fahri müzik doktoru) ödülü.yıl 1990.

* İntermedia ekonomi dergisi tarafından verile ekonomide yılın yıldızları ödülü yıl 1998.

* Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen devlet sanatçısı ünvanı .Cumhurbaşkanı sayın Süleyman Demirel tarafından 1999 Yılında verilmiştir.

*Ses dergisi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1985.

*Müzik yapımcıları derneği tarafında dokunma1 adlı albümünün göstermiş olduğu yüksek satış başarısından dolayı Verilen yüksek tiraj ödülü yıl 1990.

*İstanbul plak tarafından ,yüksek tiraj başarısından dolayı verilen altın taç ödülü yıl 1970.

*Hürriyet gazetesi tarafından verilenaltın kelebek ödüller Platin onur ödülü.yıl 2000.

*Tercüman inci gazetesi tarafından verilen ilk beşe giren sanatçı ödülü yıl 1974.

*Bulvar gazetesi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1987.

*Mehmetçik vakfı tarafından verilen altın madalya ödülü yıl 8 mart 1995.

*Bulvar gazetesi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1986.

*Magazin gazetecileri derneği tarafından verilen yılın sanatçısı Ödülü yıl 1999.

*Hürriyet gazetesi’nin düzenlemiş olduğu hürriyetin 50.yılı dolayısı ile verilen 50 yıl içinde başarılı olan sanatçılar platin ödülü yıl 1998.

*Magazin dergisi tarafından verilen yılın sanatçısıödülü yıl 1997.

*Tercüman gazetesi tarafından verilen 8217;yılın sanatçısı ödülü Yıl 1984.

*Balıkesir belediyesi tarafından verilen fahri hemşerilik beratı Yıl 1996.

*Samsun valiliği tarafından verilen şükran plakı yıl 27 şubat 2000.

*Cumhurbaşkanlığı tarafından , türk milli eğitimine katkılarında dolayı verilen onur ödülü yıl 2000.

*Merhaba dergisi tarafından verilen ılın sanatçısı ödülü yıl 1984.

*Ayna dergisi tarafından verilen yılın sanatçısı ödülü yıl 1986.

*Mehmetçik vakfı,polis vakfı,lösemili çocuklar derneği,birçok Kuruluş,üniversite tarafından verilen sayısız onur ve şükran plaketleri.

*Şöhret hayatına adım attığından itibaren yapmış olduğu her albüm için altın ve platin plak ödüllerine layık görülmüştür.

Kadar.(sanatçı 1973 yılında kendi plak firmasını kurduğundan dolayı bu yıldan itibaren yapmış olduğu albümler için kendi kendine altın plak ödülü vermeyeceğinden bu albümler için

Altın plak almamıştır.bu albümler zamanın yüksek trajlarını yakalamış,listelerde uzun zaman bir numara kalmıştır).

*1970 li yıllardan itibaren çok miktarda yılın sanatçısı,yılın bestecisi ödülleri.çeşitli gazete ve dergilerden türk müziğine katkılarından dolayı belgeler aldı.

*Çeşitli okul ve sağlık kuruluşlarında kurucu olarak yer aldı , Bunlardan onur ve şükran plaketleri aldı.

ROL ALMIŞ FİLMLER

· Bir Teselli Ver – 1971

· Sev Dedi Gözlerim – 1972

· Ben Doğarken Ölmüşüm – 1973

· Dertler Benim Olsun – 1974

· Batsın Bu Dünya – 1975

· Bir Araya Gelemeyiz – 1975

· Bıktım Bu Hayattan – 1976

· Bıktım Her Gün Ölmekten – 1976

· Şoför – 1976

· Hatasız Kul Olmaz – 1977

· Çilekeş – 1978

· Derdim Dünyadan Büyük – 1978

· Aşkı Ben Mi Yarattım – 1979

· Ben Topraktan Bir Canım – 1980

· Kır Gönlünün Zincirini – 1980

· Vazgeç Gönlüm – 1980

· Yarabbim – 1980

· Feryada Gücüm Yok – 1981

· Bir Yudum Mutluluk – 1982

· Leyla İle Mecnun – 1982

· Kördüğüm – 1982

· Tahir – 1983

· Zulüm – 1983

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
18
2007
0

Fatih Kısaparmak Kimdir?

Fatih Kısaparmak 1961 yılında Elazığ ilinde dünyaya geldi. Annesi Yıldız Hanım, ülkemizin birçok il ve ilçesinde binlerce aydın insan yetiştirmiş, emekli bir ilkokul öğretmeni; babası Necip Bey ise, sırasıyla ortaokul ve öğretmen okulu müdürü, il milli eğitim müdürü, ortaöğretim genel müdürü ve bakanlık teftiş kurulu başkanı olarak hizmetler vermiş; basılı beş eseri de bulunan bir bürokrattır.

Fatih Kısaparmak, 1991 yılında, şiir kitabı ve albümleriyle yüksek tirajlara imza atmasının yanısıra; TRT, Kanal 6 ve Kanal 7 televizyonlarının ana haber spikerliği görevini de başarıyla yürüten, ekonomist Şebnem Ergür’le evlendi. Bu evlilikten, Ozan ve Kaan adlı iki erkek çocukları dünya’ya geldi.

Fatih Kısaparmak, temel eğitim döneminden itibaren, Ankara Devlet Konservatuvarı ve TRT Ankara Radyosu’nda müzik; Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde ise resim çalışmalarında bulundu. Ankara Deneme Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında, Tasvir Gazetesi adına TBMM foto muhabirliği yaptı. Üniversite döneminde ise, başta Varlık olmak üzere çeşitli edebiyat-sanat dergilerinde şiirleri, röportajları ve araştırmaları yayımlandı. Yukarı Fırat Havzası’ndaki inceleme ve derlemelerini topladığı “Dil Folkloru Açısından Harput Ağzı” isimli bilimsel çalışma, basılı ilk eseridir.

Ayrıca, “Ve Ağır Sevdam” adını taşıyan bir şiir kitabı da bulunmaktadır. 1985 yılında besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak profesyonel sanat yaşamına atıldı. İlk çalışması olan “Kilim” ile milyonluk bir satış grafiğine ve büyük kitlelere ulaştı.

Bu başarısını daha sonra ürettiği 15 müzik albümüyle de sürdüren Kısaparmak, 200’den fazla besteye imza attı. “Çağdaş Ozan”, “Bay Kilim” ve “Türkü Baba” olarak da tanınan sanatçı, inançla tekrarladığı “Çağdaş Halk Müziği” kavramını, yıllarca süren mücadelesi sonunda yaygın bir ekol haline getirmesinin yanısıra, “Özgün Müzik” akımının kurucuları arasında da yer aldı.

TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı bakımından “türkü formunda beste” çığırının açılmasını sağlamak suretiyle, geleneksel Anadolu müzik kültürünün genç kuşaklara aktarılmasında önemli bir işlev ve görev üstlendi. Kısaparmak, sırasıyla “Grup Kilim”, “Grup Mozaik” ve “Grup Avrasya” adlı üç ayrı konser orkestrası kurdu. Erzincan ve Gölcük depremzedeleri ile Zonguldak grizu faciasında hayatını kaybedenlerin yanısıra Darülaceze, Unicef vb. kurumlar yararına “Toplumsal Dayanışma Konserleri” düzenledi.

Türkiye’nin yanısıra ABD, Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, Belçika, KKTC, Bosna, Venezuela, Kazakistan ve Özbekistan’da, büyük izdihamların yaşandığı çok sayıda resital ve konser verdi.

Malatyaspor ve Elazığspor’da, toplam 3 dönem yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan Fatih Kısaparmak, İstanbul-Elazığ Kültür Vakfı’ndaki kurucu üyeliğinin yanısıra, Elazığlılar Dayanışma Derneği’nde de yönetici ve genel sekreter olarak çalıştı.

Ülkemizin önde gelen kurum ve kuruluşlarınca 70’e yakın ödüle layık görülen sanatçı, 2000 yılında ise, halk müziğimize ve folklorumuza katkılarından dolayı, Fırat Üniversitesi Senatosu tarafından “Fahri Doktora” unvanıyla onurlandırıldı…

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
18
2007
0

Erol Parlak Kimdir?

Erol Parlak 1964 senesinde Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde dünyaya geldi. Parlak  İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Müziğe küçük yaşta bağlama ile başladı. Ankara’da ki ustaları izledi, etkilendi ve bağlama çalmayı öğrendi. 1982 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’na girdi.

Parlak 1985-1986 öğretim yılında öğrenimini tamamladıktan sonra aynı kurumda dört yıl süreyle öğretim görevlisi olarak çalışmalarına devam etti. İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1987 yılında başladığı Yüksek Lisans eğitimini 1990’da “Bozlaklar” konulu tezi ile tamamladı. Aynı yıl TRT İstanbul Radyosu’na sınavla “yetişmiş sanatçı” olarak girdi. Sekiz yıl sürdürdüğü bu görevinden 1998’ de istifa ederek ayrıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1992 yılında başlamaya hak kazandığı ‘‘sanatta doktora’’ eğitimini 1998 de tamamladı.

Anadolu’nun değişik yörelerinde özellikle “bağlama çalış teknikleri, saz ve ses tavırları” konusunda araştırma incelemeler yaparak yurt içi ve yurt dışında katıldığı konferans, seminer ve konserlerde tanıttı. 1000’e yakın halk ezgisi derledi. Anadolu’ da unutulmaya yüz tutmuş “el ile bağlama çalma tekniği” (şelpe) nin yeniden gündeme getirilmesi konusunda başta Ramazan Güngör, Nesimi Çimen olmak üzere birçok usta üzerinde çalışmalar yaptı. Özellikle Batı, Güneybatı Anadolu ve Türki Cumhuriyetlerde yaptığı araştırmalarla Anadolu ve Orta Asya müziği arasındaki temel benzerliklere bağlı olarak çeşitli sesler üzerinde yoğunlaştı.1993 yılında Arif Sağ ve Erdal Erzincan ile birlikte bağlama üçlüsü oluşturarak dünyanın çeşitli yerlerinde konserler verdi. 1996 yılında Köln Filarmoni Orkestrası eşliğinde Köln Filarmoni salonunda verilen ve büyük ilgi gören konser bunlardan biridir.

Neşet Ertaş’dan Davut Sulari’ye kadar Anadolu’nun önemli birçok ustasını yorumlamasıyla tanınan sanatçının müzik dinleyicilerine sunduğu bir adet Arif Sağ ve Erdal Erzincan’ la üçlü, iki sözlü, bir enstrümantal olmak üzere üç solo albümü bulunmaktadır. “Bozlaklar” kitabı yayınlanmak üzeredir. “Türkiye’ de el ile (tezenesiz ) saz çalma geleneği ve çalış teknikleri” ve “Şelpe Tekniği Metodu-1 El ile Bağlama Çalma”adlı iki kitabı yayınlanmıştır.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler |
Ara
18
2007
0

Jimi Hendrix Kimdir?

Okuma ve yazması olmayan Hendrix’in ünü, sadece gitarı değil, kendisine ait muzik dilini ve kulağını geliştirmesiyle parladı. Johnny Allen Hendrix adıyla 27 Kasım 1942 dünyaya geldi sonra babası James ‘Al’ Hendrix oğlunun adını James Marshall olarak değiştirdi. Jimi ise Young Jimmy ismini tercih etti. B.B. King, Muddy Waters, Howlin’ Wolf, Buddy Holly, Robert Johnson gibi zamanın muzik devlerinden etkilenerek muzikle uğraştı vakat notaları okyamaması ya da yazaması onu bu işte çok zorlamasına rağmen daha çok hırslandırdı. Odasında hep uzun sopalı süperge olmasına rağmen hiç temizlik yapmaması annesinin onun esasında gitar çalma taklidi yaptığını anlamasıyla babasına 5 dolarlık ikinci el akustik bir gitar almasını sağladı. Hemen sonra Hendrix Velvetones adlı gruba katıldı. Para biriktirerek ilk elektronik gitarı Supro Ozark 1560S aldı ve Rocking Kings’e katıldı.

1961 askere yazıldı 1962 ‘Screaming Eagles’ armasını haketti. Orada Bascı Billy Cox ile King Casuals grubunu kurdu. Paraşüt atlaması sırasında sakatlanarak askerlikten ayrılarak Jimmy James adı altında Tina Turner, Sam Cooke, the Isley Brothers, ve Little Richard gibi büyük isimlerin yanında alt-grup olarak Blue Flames ile çaldı.

1966′da Animals grubunun basçısı Chas Chandler, Hendrix’ten etkilenerek, anlaşma imzalatarak yeni bir grup kurması için Londra’ya getirtdi. Basçılıktan Hendrix’in menerjerliğine geçen Chandler, Hendrix’e Jimi sahne ismini verdi. Ve baterist Mitch Mitchell ve basçı Noel Redding, Jimi Hendrix Experience grubunu kurdular. İlk single (parçaları) Hey Joe ile hemen dikkat çektiler. En ünlü albümlerden ‘Are You Experienced’ çıkartmalarıyla çok büyük başarı kazandılar. Albümde ki baba şarkılar halen daha ünlüdür:’Purple Haze, ‘ ‘The Wind Cries Mary, ‘ ‘Foxey Lady, ‘ ‘Fire, ‘ ‘Are You Experienced? ‘…

İngilteredeki ününden sonra 1967′de ABD’ye dönerek konserde ‘Wild Thing’ şarkısının performasıyla dünyaca tanınan şöhret oldu…

Kendini müziğe veren Jimi,1968′de Axis: Bold As Love adlı kaliteli bir albüm çıkardı Kendi vizyonunu oluşturan Jimi, Electric Lady Studios adında kendi muzik sütudyosunu açtı ve Electric Ladyland adında muhteşem bir projeye imzasını attı. Bu ağır çalışmalar grubun 1969 dağılmasına sebeb oldu.

Woodstock festivalinden sonra Mitch Mitchell, Billy Cox, Juma Sultan, veJ erry Velez oluşan Gypsy Sun & Rainbows ile güçlerini, birleştirdi. ‘Star Spangled Banner’ adlı firarcı versiyonu ile dinleyenleri çılgına çevirdiler. Bu başarı 1970 de konser albümü Live At The Fillmore East in 1999 çıkardı. Mitch Mitchell geri dönerek ve Billy Cox’la dahil yeniden Jimi Hendrix Experience kurdular.28 yaşında,18 Eylül 1970 tur sırasında aşırı dozdan trajik bir şekilde ölmesi son bestesi First Rays Of The New Rising Sun ölmesinin anısına olmuş oldu. Gariptir ki cenazesini getirme çalışmaları çok masraf tuttuğundan babası Jimi için cenaze fonu oluşturdu ve First Rays Of The New Rising Sun albümünü Electric Lady sütüdyosunun çalışanlarının emeği çıkarılabilindi…

Rock müziğini babalarından sayılan Jimi Hendrix, halen daha gitarıyla herkesi büyülüyor…

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |
Ara
17
2007
0

Prodigy Kimdir?

Dört İngiliz genç adamın oluşturduğu dünyaca ünlü dans müzik grubu Prodigy, 1990 yılının sonlarında kuruldu. Arkalarındaki en önemli müzikal güç, Liam Howlett’a aitti. Kariyerine “Cut To Kill” isimli bir grupta DJ olarak başlayan Howlett, bir süre sonra ayrılarak house ve rave türleriyle ilgilenmeye başladı. The Barn isimli bir kulüpte, iki metre boyunda bir James Brown hayranı olan Leeroy Thornhill ve seyahat için orada bulunan Keith Flint ile tanıştı. Keith ve Leeroy, Liam’a, yanında kayıtlarının bulunduğu bir kaset olup olmadığını sordular. Birkaç parça dinledikten sonra canlı performans yapmaları halinde dans ederek Liam’a eşlik edebileceklerini söylediler.

Ziggy isimli bir arkadaşları 1990 yılında Labyrinth adlı bir yerde canlı program organize etti. Dansçılar Keith, Leeroy, Keith’in arkadaşı Sharky ve Liam, performans için hazırdılar. Maxim Reality’nin (Keith “Keeti” Palmer) de katılmasıyla ilk canlı performanslarını 250 dinleyene sunmuş oldular. Bu beş yetenekli adam, bir süre sonra “Prodigy” adını verdikleri gruplarıyla müzik yolculuklarına başladılar.

Sharky’nin gruptan ayrılmasının ve XL Records kayıt şirketiyle anlaşmalarının ardından 1991 yılının Şubat ayında, dört parçadan oluşan “What Evil Lurks” isimli ilk çalışmalarını piyasaya sürdüler ve 7.000 kopya satmayı başardılar. Albümün yükselen grafiği sayesinde çeşitli kulüplerde sayısız canlı program yapma şansı bulan grup, bir sonraki single çalışması “Charly” ile yeniden dinleyicilerinin karşısına çıktı. İnanılmaz bir ilgiyle karşılanan parça; İngiltere single listesine üç, dans listesine ise birinci sıradan giriş yaptı.

“Charly”den sonra “Everybody In The Place” ile yeniden gündeme oturdular. Müzik listelerinde uzun süre ikinci sıradaki yerini koruyan çalışmaya zirve keyfini yaşatmayan, dünyaca ünlü Queen grubunun “Bohemian Rhapsody” şarkısının yeniden düzenlemesiydi. Grubun büyük ilgi gören bu albümünde “Fire” ve “Out of Space” gibi gelecekte birer Prodigy klasiği olarak anılacak parçalar yer alıyordu. 1992 yılının Kasım ayında Prodigy, ilk uzun albümlerini piyasaya çıkardılar. “Experience” (Tecrübe) adını taşıyan çalışma, özgün tarzı ve tazeliğiyle dikkate değer kalitedeydi. Ancak Paul Oakenfold ve Moby ile birlikte gerçekleştirilen tanıtım turları çeşitli sorunları beraberinde getirdi. Yaşanan bazı sıkıntılı gelişmelerle güç kaybeden topluluk, 1993 yılında kaydettiği “One Love” ile toparlanmaya çalıştı.

Farklı tarzı ve hissettirdiği yenilik duygusuyla dikkatleri üzerine çeken “One Love”, gruptaki değişim rüzgarlarının etkilerinden biriydi. “No Good (Start The Dance)”i çıkarmalarıyla birlikte Liam yeni bir albüm üzerinde çalışmaya başladı. 1994 yılının Temmuz ayında raflardaki yerini alan “Music For The Jilted Generation” (Yüzüstü Bırakılan Nesil İçin Müzik) ile kariyerlerinin en büyük başarısını elde ettiler. Listelerde bir numaraya yükselen ve İngiltere En İyi 10 sıralamasında tam 4 ay boyunca kendisine yer bulan albüm, bir milyondan fazla satıldı. Bu gelişmelerin ardından grup, uluslararası alanda başarıyı yakalamak için harekete geçti. 20′den fazla ülkede müzikseverlerle buluşan Prodigy, “Voodoo People” ve “”Poison” isimli singlelarıyla başarısını pekiştirdi.

“Music For The Jilted Generation”ın gördüğü olağanüstü ilginin ardından tüm Amerika’yı, Avustralya’yı ve Avrupa’yı kapsayan uzun bir turneye çıktılar. En büyük dans festivallerinden biri olan Tribal Gathering’de de sahne alan grup, Glastonbury 95′te de boy gösterdi. Keith bu turnede saçını boyadı ve imajını değiştirdi. Prodigy tarihindeki bir diğer mihenk taşı da, 1996 yılının Mart ayında sunulan “Firestarter” isimli çalışmaydı. Yarım milyon kopyanın satıldığı İngiltere de dahil olmak üzere altı Avrupa ülkesindeki müzik listelerinde birinci sıraya yükselen ve zirveyi uzun süre kimseye bırakmayan şarkı, video klip çalışmasıyla da büyük ilgi gördü.

“Firestarter” adlı şarkıyı, gruba başarıların en büyüğünü getirecek olan “Breathe” izledi. Kısa sürede dünya çapında 700.000 satış rakamına ulaşan ve grubun en görkemli hisler uyandıran parçalarından biri olarak dikkat çeken “Breathe”in tarzı, Prodigy’nin isyankar değişiminin de göstergelerinden biriydi. Ancak bu durumun en güzel örneği, sıradaki çalışma olan “Smack My Bitch Up” oldu. Şarkının video klibinin yayını çok sayıda televizyon kanalında yasaklandı. Prodigy’nin üçüncü uzun albümü olan “The Fat of The Land”, 1997 yılının ortalarında yayınlandı. Grup, yine müthiş bir uluslararası başarıya ulaştı. İçinde Amerika’nın da bulunduğu 22 ülkenin müzik listelerini altüst eden albümün, tüm dünyada bir yıl içinde tam 7 milyon kopyası satıldı.

Ünü bütün dünyaya yayılan Prodigy’nin dahi elemanları, 1998 ila 1999 yıllarında biraz rahatlamayı ve kendilerine zaman ayırmayı tercih ettiler. Zaman zaman birlikte sahne aldılarsa da bu iki senenin çoğunu kendi çalışmalarına ayırdılar. Bu dönemde ön plana çıkan işler; Liam’ın canlı DJ performansları, Maxim’in “My Web” isimli solo single çalışması ve Leeroy’un “Leave Me Alone” remixi (yeniden düzenleme) oldu. “Smack My Bitch Up”tan sonra çıkan ilk resmi Prodigy albümü, “Dirtchamber Sessions Volume I” oldu. 1999 yılının Şubat ayında müzik marketlerdeki yerini alan çalışma, gerçekten mükemmel parçalar içeriyordu. Ancak grup elemanlarının ayrı ayrı yaptıkları işlerin etkisinden olsa gerek, daha önceki Prodigy klasikleri kadar beğeni kazanmadı.

2000 yılında yeni albümün sinyallerini vermeye başladılar. Ancak beklenen olmadı ve yalnızca albümün ismi duyurulabildi: “Always Outnumbered, Never Outgunned”… Çıkan haberler, Prodigy elemanlarının zamanlarının büyük bölümünü dinlenerek ve grupla ilgili olmayan işler yaparak geçirdikleri yönündeydi. Ancak 2000 yılı, grup için tümüyle sessiz sakin geçmedi. En azından Maxim ve Leeroy, oldukça önemli bir işe imza attılar. Yeni solo çalışmalarını oluşturan ikili, “Carmen Queasy” ve “Scheming” ile yaptıkları çıkışı “Hell’s Kitchen” ile sürdürdüler. Leeroy, takma adı olan Longman’i Flightcrank ile değiştirdi ve üç yeni şarkı içeren ikinci solo single çalışması “Flightcrank EP”yi beğeniye sundu. 2001 yılında ise resmi olarak yayınlanan “Beyond All Reasonable Doubt” ile dinleyenlerinin karşısına çıktı.

Prodigy hayranları, solo çalışmalardan tam anlamıyla memnun olmadı. Klasikleşmiş, baştan çıkarıcı Prodigy tarzını hissetmek isteyen dinleyenler, aynı havayı yakalayamamaktan şikayetçiydiler. Tarzı gruptan farklı da olsa gerçek olan; bu iki başarılı müzisyenin, kazandıkları tecrübeyle kimseye bağlı kalmadan da göz kamaştırıcı işler yapabileceklerini göstermiş olmalarıydı. Yaklaşık dokuz yıl boyunca bozulmayan ve efsaneleşen dört kişilik Prodigy kadrosu, 2001 yılının Nisan ayında ilk kaybını verdi. Leeroy Thornhill, kendi çalışmalarına yoğunlaşmak için gruptan ayrıldı. Yaptığı açıklamada “Dokuz yıl boyunca Prodigy’nin bir üyesi olmaktan hep mutluluk duydum. Birlikte çok güzel şeyler yaşadık. Ancak artık ben de Flightcrank gibi tümüyle kendi müziğime konsantre olmak istiyorum. Gruba gelecekte daha büyük başarılar dilerim.” ifadesini kullanan Leeroy’a Liam’dan aynı olgunlukta, arkadaşça bir yanıt geldi: “Leeroy’un, solo kariyerinde de büyük başarılar kazanmasını temenni ederim.” Ayrıca Prodigy’nin dahi müzisyeni, toplulukla ilgili çıkan asılsız haberleri de şu sözüyle yanıtlamıştı: “Bu olay grubun ilerleyişini veya müzikal tarzını değiştirmeyecektir.

2001 yılının devamında “Trigger” ve “Nuclear” isimli 2 şarkı daha kaydeden grup, 2002′de Avustralya’daki Big Day Out festivalinde de 6 yeni çalışmayla dinleyicilerini coşturdu. Ancak yalnızca “Baby’s Got A Temper” adlı parça ortaya çıkarıldı. İçinde “Firestarter”dan da bir bölümün yer aldığı şarkı, video klibi ve klasikleşmiş Prodigy tarzına olan yakınlığıyla büyük ilgi gördü. Prodigy’nin geleceği kimse tarafından kestirilemiyor olsa da, geçmişteki kusursuz işleri ve her biri birer müzikal deha olan elemanlarıyla, yapacakları her işin büyük yankı uyandıracağı, şüphe götürmeyen bir gerçek gibi görünüyor.

Yaziyi gonderen in: Müzisyenler,Ses Sanatçıları |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel