
‘Liderler’ Kategorisi Yazıları



Yeni YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, 15 Mart 1951′de Polatlı’da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden 1973′te mezun olan Özcan, yüksek lisans (1978) ve doktora (1981) derecelerini ABD’de Chicago Üniversitesi’nde yaptı. Özcan, 1981′de ODTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1981 yılında ODTÜ’den yardımcı doçent, 1989′da doçentlik derecesini alan Özcan, yine ODTÜ’de 2003 yılında profesör oldu.
Bir süre ODTÜ Sosyoloji Bölüm Başkanlığı görevini de yürüten Özcan, TÜBİTAK Başkan Danışmanlığı görevinde bulunuyordu. Çerkes kökenli bir astsubay emeklisi babanın oğlu olan Özcan, sosyoloji, araştırma metotları, oy verme davranışı, polis, emniyet teşkilatı, sosyal istatistik, istatistik, sosyal kontrol ve sapma, sosyal tabakalaşma ve hareketlilik konularında uluslararası ve ulusal düzeyde çok sayıda kitap, makale ve çalışma yayımladı.
Polis Akademisi’nde de sosyoloji dersleri veren Özcan’ın, Gül’e başbakanlığı döneminde dış politika danışmanlığı yapan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı olan Ahmet Davutoğlu’nun çok yakın arkadaşı olduğu öne sürüldü.
2. Turgut Özal hükümetinde Ulaştırma Bakanlığı yapan Ekrem Pakdemirli’nin danışmanlığını yapan Özcan’ın, zaman zaman NATO’ya da danışmanlık hizmetinde bulunduğu kaydedildi. Özcan’ın, DTCF’de öğrenciyken dolmuşlarda şoförlük yaparak hayatını kazandığı öğrenildi.
Ekşi Sözlük adlı internet sitesinde Özcan ile öğrencileri arasındaki diyaloglara yer verildi. Özcan’ın askılı giyen bir öğrenciye “Kızım bugün halka açılmışsın” şeklinde espriler yaptığı anlatılırken, şunlar kaydedildi:
# Sosyoloji’nin sevimli ve delibozuk hocası.
# Türkiye’de akademide adam gibi bir adam arıyorsanız hiç aramayın boşuna, Yusuf Ziya hocanın yanına gidin.
# Öğrencilerini çok tutar, hem de hiç ayırım yapmaksızın. Cumhurbaşkanı olsa az gelir diye muhabbetler bile döner hakkında. Sevilen bir insandır.
# Bölüm başkanlığının ilk günlerinde üçüncü oğlunu kucağına almış baba. Söz konusu günlerden birinde sekreterimiz peşinden koşarken ‘olmaz kızım şimdi, bebeğin banyosu var, gidip onu seyredeceğim’ demiş ve hepimizi affallatmıştır.
# Dersleri süper eğlenceli ve komik olan, yaptığı araştırmalarla paraya para demeyen önemli bir şahsiyettir kendileri.
Cep telefonu araştırması
Özcan, 2003 yılında Konya’da 18 yaş ve üstü 630 kişiye yönelik cep telefonu seçimiyle ilgili bir araştırma yaptı. Araştırmaya göre, markanın cep telefonu seçiminde önemli bir unsur olduğu ortaya çıkarken statü ve kolaylık güdüsünün cep telefonu satın alınmasında olumsuz, sosyallik ve güvenlik güdüsünün ise olumlu etkisi olduğu belirlendi.
Malezya’daki İslam Üniversitesi’nde çalıştı
İslami araştırmalarıyla dikkat çeken yeni YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Malezya’daki Uluslararası İslam Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı.
Ankara merkezli düşünce kuruluşu USAK’ın (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) Bilim ve Danışma Kurulu Başkanı ve UHP’nin (Uluslararası Hukuk ve Politika dergisi) yazı kurulu üyesi de olan Özcan’ın İslami Araştırmalar dergisinde de makaleleri yayımladı.
‘İslam Ekonomik Gelişmeye Engel midir: Karşıt Delil ve Bazı Metodolojik Düşünceler’, ‘Türkiye’de Polis ve Politika İlişkisi’, ‘Polis Akademisi’ndeki Müfredat Sorunu’, ‘Kanada’daki Müslümanlar’, ‘Ülkemizdeki Cami Sayıları Üzerine Sayısal Bir İnceleme’ başta olmak üzere çok sayıda makalesi ve kitabı olan Özcan, ‘Yükseköğretim reformu’ başlıklı bir de araştırma hazırladı.
Özcan, ODTÜ kampusunda konuşlandırılacak, “Uluslararası Güvenlik ve İnsan Hakları Araştırma Merkezi”nin çalışmalarına, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı ile birlikte başkanlık yaptı.
Malezya’daki Uluslararası İslam Üniversitesi’nde 1992-1994 arasında misafir öğretim üyesi olarak çalışan
Özcan, burada “İslami Perspektif İçinde Sosyoloji ve Antropoloji” ile “Geleneksel Müslüman Toplumlar” başlıklı çalışmalara imza attı. Özcan; İbrahim Dalmış, Ertan Aydın, İhsan Dağı ile birlikte 2003′te piyasa ve kamuoyu araştırma şirketi Pollmark’ı kurdu. AKP’ye yakınlığı ile bilinen şirket, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde AKP için anket yaptı.


Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, 1938 yılında Nahçıvanın Keleki kasabasında dünyaya geldi.
Asıl adı, Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev olan Elçibey, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.
Elçibey, 1970li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycanın bağımsızlığı için mücadele etmeye başladı. 1976 yılında Sovyetlere karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı ve 1978 yılında şartlı olarak serbest bırakıldı.
Ebulfez Elçibey, 1988-1989 yıllarında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük ederek, halkından büyük destek gördü. Elçibey, aktif siyasi hayatına 1989 yılında, Azerbaycan Halk Cephesi Partisinin (AHCP) başına geçerek başladı.
Azerbaycan, SSCBnin 1990da dağılmasının ardından 18 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını resmen ilan etti. Ayaz Muttalibovun kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, Ebulfez Elçibey 7 Haziran 1992de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetinin ikinci Cumhurbaşkanı oldu.
Elçibey, daha önce “Milli Kahramanlık Ödülü”nü verdiği Suret Hüseyinovun Haziran 1993de ayaklanmasından sonra cumhurbaşkanlığı görevini terkederek doğum yeri olan Kelekiye döndü. Azerbaycanın eski Cumhurbaşkanı, 31 Ekim 1997de Kelekiden Baküye döndü ve AHCPnin başında aktif siyasi hayatına devam etti. Elçibey, 1998 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine, “demokratik ve adil olmadığı” gerekçesiyle boykot ederek katılmadı.
Elçibey, zaman zaman Haydar Aliyev iktidarına karşı verdiği sert demeçlerle kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekti.
Azerbaycanda 5 Kasımda yapılacak 2. dönem parlamento seçimlerine katılma kararı alan Elçibey, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetinin parlamentosuna girebilmek için ilk defa milletvekilliğine adaylığını koydu.
Hayatı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap çıkardı.
62 yaşında ölen Ebulfez Elçibey, iki çocuk babasıydı. GATAda bir süredir tedavi gören Azerbaycanın eski Devlet Başkanı Ebulfez Elçibey vefat etti.
Elçibey, yaklaşık 2 aydır sağlık nedenleriyle Türkiyede tedavi altında tutuluyordu.
Prostat tümörü nedeniyle önce Ankara Hastanesinde tedavi altına alınan Elçibey, hastalığının belirli bir evreye ulaşması ve kemik tutulumu nedeniyle radyoterapi gerektiği için 9 Ağustos Çarşamba günü GATAya radyoterapi görmek üzere kaldırılmıştı.
Eski Cumhurbaşkanının Türkiyeye “metabolik durumunun çok bozuk ve septik komada, şuuru kapalı olarak” geldiği, Türkiyede kaldığı sürece durumunun iyiye gittiği, ancak nefes darlığı, akciğer enfeksiyonu, prostat kanseri hastalıklarını birarada taşıdığı belirtilmişti.


13 Ağustos 1926 doğumlu olan Fidel Alejandro Castro Ruz, Marksist, devrimci ve Küba devriminin önderlerinden biridir.
Orta halli İspanyol göçmeni bir toprak sahibi olan Angel Castro y Argiz’in, aşçısı Lina Ruz’dan doğan evlilik dışı beş çocuğundan ikincisidir.Çocukluğu yoksul bir yöre olan Mayari’de geçmiştir.Oriente ilinin merkezi Santiago’daki Katolik okullarında ve Havana’daki Cizvit lisesi Belen İlahiyat Okulu’nda öğrenim gördü.1950′de Havana Üniversitesi’nden hukuk doktoru olarak mezun oldu.Öğrenciyken, 1947′de Dominik Cumhuriyeti’ne karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948′de Bogota’daki kent ayaklanmalarına katıldı.1947′de Küba Halk Partisi’ne girdi.1950-52 arasında avukatlık yaptıktan sonra Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi’nden adaylığını koydu.Ama 10 Mart 1952′de iktidardaki Carlos Prio Socarras hükümetini deviren Küba’nın eski başkanlarından General Fulgencio Batista seçimleri iptal etti.
1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro, 26 Temmuz’da Santiago’daki Moncada Kışlasına 125 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi.Ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı.16 Ekim 1953′te Santiago’daki Küba Yüksek Mahkemesi’nde yapılan yargılamada Tarih beni aklayacaktır (La Historia Me Absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı.Mahkeme sonunda 16 yıla mahkum oldu.Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra, Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı.
1955′te Küba’dan ayrılarak Meksika’ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu.İspanya İç Savaşı’na katılmış olan Kübalı Alberto Bayo’nun yönetiminde gerilla savaşı eğitimi gören örgüt üyeleri 2 Aralık 1956′da Granma yatıyla Küba’ya dönerek Oriente’de karaya çıktı.Burada hükümet kuvvetleriyle girişilen çatışmalarda arkadaşlarının çoğunu yitiren Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve Ernesto Che Guevara’nın da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Oriente’nin güneybatısındaki Maestra Dağlarına çekildi.Bu dağlarda iki yıl boyunca Batista’nın kuvvetlerine karşı başarılı bir gerilla savaşı yürüttü.Giderek siyasi desteğini yitiren ve bir dizi askeri yenilgiye uğrayan Batista, 31 Aralık 1958′de Dominik Cumhuriyeti’ne kaçtı.Castro 1959′un ilk günlerinde Havana’ya girdi.Hukukçu Dr. Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.
Castro hükümeti ilk olarak fiyatları ve kiralarıdüşürdü.Ardından köklü bir toprak reformu başlattı; 40 hektarı geçen toprak bedelleri 20 yılda ödenmek üzere kamulaştırıldı ve halk çiftlikleri olarak işletilmeye başlandı.Önceleri Castro’ya karşı çıkmakla beraber 1959′a doğru gerilla hareketini desteklemeye başlayan Küba Sosyalist Halk Partisi (PSP) Castro ile ilişkilerini geliştirerek etkili bir konum kaxandı.Bu durumdan tedirgin olan Urrutia’nın toprak reformunun ertelenmesi yönündeki baskıları üzerine, Castro istifa etti.Ama halkın yoğun tepkisi karşısında Urrutia görevinden çekilmek zorunda kaldı.Yerine Osvaldo Doticos getirilirken Castro yeniden başbakan oldu.
Bu sırada toprakların kamulaştırılmasından zarar gören ABD şirketlerinin baskısıyla ABD hükümeti Küba’ya karşı ekonomik ambargo uygulamaya başladı.Ekonomisi tek ürüne dayalı bir ülke olan Küba, öteden beri ABD’ye sattığı şekeri SSCB’ye satmaya başladı.ABD şirketlerinin elindeki rafineriler, şeker karşılığında SSCB’den alınan ham petrolü işlemeyi reddedince, Castro bu rafinerileri devletleştirdi.Bu gelişme ABD ile Küba’nın arasını daha da açtı.Devrimden sonra ABD’ye kaçan ve John F. Kennedy yönetiminden silah ve mali destek sağlayan Kübalıların Nisan 1961′de giriştiği Domuzlar Körfezi Çıkartması başarısızlıkla sonuçlandı.Castro çıkarmanın ardından yayımladığı Havana Bildirisi ile ilk kez, Küba’nın sosyalist politikalar izleyeceğini dünyaya duyurdu.1962′de SSCB’nin Küba’ya balistik füzeler yerleştirmesi ve John F. Kennedy’nin Küba’yı deniz ablukasına almasıyla dünya bir nükleer savaşın eşiğine geldi.Bunalım ancak ABD’nin Küba’da hükümeti devirmek için artık girişimde bulunmayacağına söz vermesi ve SSCB’nin Türkiye’deki Amerikan füze rampalarının kaldırılması karşılığında nükleer silahlarını Küba’dan geri çekmeyi kabul etmesiyle atlatılabildi.Bununla birlikte Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) Castro’yu öldürmeye yönelik suikast planları düzenlemeyi sürdürdü.
Eğitimini hukuk alanında yapmıştır.
Mayari’de doğmuştur. 1952′de Batista’ya karşı giriştiği mücadele sonucunda hapsedilmiştir (1953-1955) ve ardından da sürgüne gönderilmiştir. 1956′da Küba’ya dönerek 26 Temmuz Hareketi’ni başlatmıştır ve 2 Ocak 1959′da iktidarı ele geçirmiştir.
Fidel Castro 31 Temmuz 2006 tarihinde sağlık problemleri nedeniyle yetkilerini geçici olarak Başkan yardımcısı ve kardeşi Raúl Castro’ya devretmiştir.


Mihail Sergeyeviç Gorbaçov (Rusça Михаи́л Серге́евич Горбачёв), 2 Mart 1931 Kuzey Kafkasya’nın Stawropol bölgesinde Privolye köyünde dünyaya geldi.
SSCB devlet adamı. 1985′den 1991′e kadar Sovyetler Birliği’ni yöneten lider. Gorbaçov’un perestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) adını verdiği reform çalışmaları Soğuk Savaş’ı bitirdi ancak bu reformlar Sovyetler Birliği Komünist Partisinin ülkede politik üstünlüğünü kaybetmesine ve sonrasında da Sovyetler Birliğinin dağılmasına neden oldu. Gorbaçov, 1990′da Nobel Barış Ödülünü kazandı.
İlk tahsilini köyünde yaptı. 1952 senesinde ***’ye girdi. 1955′te Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Stawropol, Genç Komünistler Birliğinde görev aldı. 1970′de KPSS Stawropol teşkilatı birinci sekreteri oldu. 1971′de KPSS Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1978′de tarım sorumlusu olarak sekreteryaya girdi. 1979′da politbüro yedek üyesi, 1980′de asil üyeliğe seçildi. Çernenko’nun 1985′te ölümü üzerine KPSS genel sekreteri oldu. Glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılanma) politikalarıyla dünyada büyük yankılar uyandırdı. Ekim 1988′de devlet başkanlığı görevini de üstlendi.
Mihail Gorbaçov, ülke ekonomisinde gözle görülür bir ilerleme sağlayamadığı için, KPSS (Sovyetler Birliği Komünist Partisi)nin reformcu üyeleri tarafından eleştirilmeye başlandı. Ancak çeşitli ülkelere yaptığı gezilerle dıştaki itibarını artırdı. Çin Halk Cumhuriyetine giderek bu ülkeyi 30 yıldır ilk ziyaret eden Sovyet lideri oldu. Federal Almanya, İngiltere, Finlandiya’yı ziyaret etti.
Gorbaçov iktidara gelince, aşırı alkol tüketimine ve yolsuzluklara karşı kampanya açtı. Halk ve Sovyet yöneticileri ile ilişkileri daha sıklaştırdı. Yönetici kadroyu gençleştirdi. Dış siyasette batı ile daha yakın ilişkiler kurdu. ABD başkanı Reagan ile Cenevre’de zirve toplantısı yaptı. Silahsızlanma, bilim, kültür, eğitim alanlarında bilgi alış verişi için anlaştı (1985).
1986′da Reykjavik’te, yeniden yapılan zirve görüşmesinde, silahların denetimi görüşüldü. Fakat ABD başkanı Reagan Yıldız Savaşları projesinden taviz vermediği için silahsızlanma görüşmesinden bir netice alınamadı.
1987 senesinin başında, yönetimde iktisadi reformlardan, dış siyasete verilecek yeni yönleri açıkladı. Glasnost, perestroikaya gidileceği tasarısı yüksek Sovyet meclisinde oybirliğiyle kabul edildi. Temmuz 1987′de Avrupa ve Asya’da yerleştirilmiş olan orta ve kısa menzilli füzelerin imha edilmesini kabul etti. 1987′de yayımladığı kitabında reformları geniş açıkladı. Ekim devriminin 70. yıl dönümündeki konuşmasında Stalin ve Troçki’yi eleştirdi. Başkan Reagan ile orta menzilli füzelerin imhası için antlaşma imzaladı (8 Aralık 1987).
Gorbaçov’un en önemli meseleleri SSCB’ye bağlı cumhuriyetlerdeki milliyetçi hareketler ve bağımsızlıklarını ilan etmeleri ile maden işçilerinin grevleri oldu. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Türkistan’da silahlı çatışmalar oldu. Doğu ve Batı Almanya birleşmesini kabul ederek ses çıkarmadı.
ABD başkanı George Bush ile 2-3 Aralıkta Malta açıklarındaki bir savaş gemisinde görüştü. 9 Eylül 1990′da Helsinki’de George Bush ile tekrar görüştü ve Amerika’dan ekonomik yardım istedi. Aralık 1990′da Nobel Barış Ödülünü kazandı. Ancak Gorbaçov aşırı komünizm rejimi istiyenler ile demokrasi ve yenilikler istiyenler arasında zor günler geçirmekteydi. 19 Ağustos 1991 sabaha karşı komünizm rejimini yeniden yeşertmek isteyen KGB ve ordunun desteğini alan en yakın arkadaşı olan Yanayev ve 8 arkadaşından meydana gelen İhtilal Komitesi, Gorbaçov’a karşı darbe yaptılar. Yapılan darbe başarısızlıkla sonuçlandı. Darbecilerin bazıları yurtdışına kaçtılar. 22 Ağustos 1991 tarihinde Gorbaçov devlet başkanlığını tekrar eline geçirdi. Daha önce kendisine karşı en büyük rakip olarak bilinen Rusya Federasyonuna seçilen Yeltsin ise, darbede Gorbaçov’u en çok destekliyenlerden olarak darbenin kısa sürede bastırılmasına yardımcı oldu. Ancak bu durum Yeltsin’in güçlenmesine, Gorbaçov’un gücünü kaybetmesine yol açtı. Bu durum 1991 yılı sonuna doğru hız kazandı. Sovyetlerden ayrılan 11 devlet 8 Aralıkta biraraya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğunu (BDT) oluşturdular. Bu durum Gorbaçov’u tamamen yetkisiz bıraktı. Bunun üzerine 25 Aralık 1991′de televizyona çıkarak; Görevimi kaygı içinde ama umutla bırakıyorum. Herkese iyi şanslar diliyorum. dedi. Bundan sonra emekliye ayrılarak çeşitli basın yayın organlarında yorumculukla meşgul oldu (1993).


Varna Savaşı’nda vurulduğundan dolayı Varnalı olarak da anılan Vladislas, 1423′de dünyaya geldi..
1434′de babası Ladislas Jagellon’un yerine Polonya Kralı oldu. İmparator II. Albert’in ölümü üzerine Polonya’dan ayrıldı ve Macar Krallığına seçildi. 1440 yılında tekrar Polonya’ya döndü.
II. Murad zamanında Osmanlı Türkleri’ne karşı meşhur kumandan Jean Hunyade’ın idaresinde bir Haçlı Seferi düzenlenmesine neden olmuştur. Varna’da büyük bir bozguna uğramış ve başı kesilerek bir kaç ay önce imzaladığı musalahanamenin asılı bulunduğu mızrağa takılmıştır.









