
‘Bilim Adamları’ Kategorisi Yazıları


Kopernik (Nicolaus Copernicus (d.1473 - ö. 1543)) Polonyalı astronomi âlimi.
1473 yılında Prusya’da doğan Kopernik normal tahsilini yaptıktan sonra 1491 yılında Krakov’daki okula devam ederek matematik ve astronomi öğrenimini bitirdi. 1494 yılında evine dönen Kopernik, başpiskopos olan amcasının tesiriyle dini eğitim için İtalya’ya gitti. Orada astronom Domenico Noworra (1454-1504) ile beraber çalıştı. 1497′de memleketine dönüp, kilisede görev aldı fakat bu uzun sürmedi, 1501′de tekrar İtalya’ya geri döndü. Burada, çalışmalarına devam etti.
Kopernik, dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri kuralını açıklamıştır. Bu teori bugün Kopernik teorisi olarak’ta adlandırılır. Yeni astronominin kurucusu kabul edilen Kopernik, ileri sürdüğü fikirleri ancak ömrünün sonlarında açıklayabilmiştir. Sebebleri ise kendisinin bunların doğru olduğuna tam emin olmaması ve kendisi papaz olduğu için kiliseden çekinmesi. O zamanki Hıristiyanlık inancına göre Peygamber İsa (a.s.) güneşe sabit durması için emir vermişti ve güneş de sabit durmaktaydı. Yine genel inanca göre dünya düz tepsi gibiydi. Aksini düşünenler ise cehennemlikti. Avrupa’nın on altıncı yüzyılda durumu buydu.
Ömrünün sonlarına doğru sıhhati bozulan Kopernik’in kiliseden korkusu kalmamıştı. Artık fikirlerini rahatça açıklayabilir, yazdığı kitabını ortaya çıkarabilirdi. Papaya kitabını göndererek şu mektubu yazdı: “Aziz peder, kitabta yazılanları okyanların hemen reddedeceklerini biliyorum. Ben ömrüm boyunca çevremin düşüncelerine aldırmayan, fikirlerini savunan biri olamamışımdır. Etrafın tepkisinden, başladığım hususlardan vazgeçmeye niyetlendiğim olmuştur. Fakat çekingenliği üzerimden atarak çalışmalara devam ettim. Yazdıklarımı tenkit edenler olursa onlara aldırmayacağım ve saçma kabul edeceğim…”
Bazı (İslami) kaynaklara göre Kopernik bundan üç asır önce yaşıyan Nureddin Batruci’nin kitaplarından çok istifade etmiş ve dünyanın güneş etrafında döndüğü kuralını buradan okuyarak kendine maletmiş. İddalara göre Avrupalıların Kopernik’e malettikleri güneş merkezli sistem teorisini ilk ve esas kurucusu, Endülüs İslâm Üniversitesi profesörü Batruci idi.
1530 yılında Kopernik fikirlerini özetleyen küçük bir eser yayınladı. 1540′da ise butün fikirlerini içine alan kitabın basılması için müsaade çıkmıştı. Eserlerinde izah edilen konular; dünyanın yuvarlak ve hareket eden bir cisim olduğu, ekliptik sistemin tartışılması, güneşin görünen hareketi, ay’ın ve gezegenlerin incelenmesiydi. Astronom, doktor ve rahip olan Kopernik, Yunanlı astronom Batlamyus’un yanlış olan teorisini Avrupalılara anlatarak ilme hizmette bulunmuş, kara bulut gibi Avrupa’nın üzerindeki cehaletin aydınlanması için kapı aramıştı. 1543 yılında öldü.


Niccolò di Bernado dei Machiavelli (Makyavel olarak da bilinir) (3 Mayıs 1469 – 21 Haziran 1527) Tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. En ünlü eseri Prens’te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi. Tüm yaşamı boyunca İtalya’nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, “Makyavelizm” terimi bir düşünce sisteminden çok “amaç için her yolu mübah gören” politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel’e göre “Machiavelli’nin gayesi, yani İtalya’nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır.” Hegel O’nun yöntemini şöyle özetler: “kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez.” İtalyan komünist filozof Antonio Gramsci ise O’nu “erken gelmiş Jakoben” olarak tanımlar.
Machiavelli, İtalyan halk dilini birleştirici bir ulusal temel olarak neredeyse yeniden yaratan Dante’nin eseriyle, Romalı sanatsal ve politik ideallerine büyük hayranlık besledi.
Eserleri
Politika ve Tarih
* Prens
* Floransa’da Komplolar ve Karşı-komplolar Tarihi
* Savaş Sanatı
* Titus Livius’un İlk On Yılı Üzerine Söylev
* Castruccio Castracani da Luca’nın Yaşamı (Daha çok roman özellikleri taşımaktadır)
Edebi eserleri
* Adamotu (Kitap)
* Altın Eşek
* Başdiyakoz Belfagor


Thomas More, (7 Şubat 1478 - 6 Temmuz 1535) İngiliz yazar ve devlet adamı.
7 Şubat 1478′de, Londra’da doğmuştur. Babası dönemin önemli bir yargıcı olan Sir John More’dur. Eğitim için Oxford Üniversitesi’ne girdi. Oxford’da geçirdiği 2 yılda yazmaya başladı. Antik Yunan ve Latin edebiyatına ilgisi de bu dönemde oldu. Daha sonra Londra’ya geri döndü ve 1496 yılında hukuk öğrenimi görmeye başladı. 1501 yılında avukat oldu. Hukuk öğrenimi gördüğü yıllarda manastır yaşamı yaşamakta ve bir rahip olmak isteğiyle yanıp tutuşmaktaydı. Yine de zamanla bu duygusu söndü ve ruhu ülkesine hizmet etmek isteğiyle doldu. Bunun üzerine 1504 yılında parlementoya girdi. Bu sıralarda ünlü Hollandalı yazar Erasmus ile olan arkadaşlığı iyice gelişti ve Erasmus 1509′da basılan ünlü eseri Encomium Moriae`yi (Deliliğe Övgü) Thomas More’a adadı. 1517′de Kral’ın hizmetine girdi. Giriştiği başarılı bir diplomatik görev ardından şövalye unvanı verildi ve yardımcı veznedar ilan edildi. Kralın kişisel danışmanı olarak kariyeri parlamaya devam etti. 1525′de Lancaster Düklüğü’nün bakanı oldu. Kral Henry VIII’in evlilikleriyle ilgili konularda ona yeterince yardım edemeyen Lordlar Kamarası başkanı Kardinal Wolsey’i istifaya zorladıktan sonra yerine Thomas More’u Lordlar Kamarası başkanı ilan etti. Başlarda Kralın düşüncelerini paylaşan More, zamanla Kralın protestanlığa olan artan ilgisi ve kiliseye olan negatif düşüncelerinden rahatsız oldu. Kişisel olarak protestanlığı sevmiyor ve doğru bulmuyor, dönemin katolik kilisesini benimsiyor ve önemsiyordu. Protestanlığı eleştiren kitaplarıyla Kral ile olan ilişkisini gerdikten sonra 1531′de Krala bağlılık yemini etmeyi reddetti. Daha sonra hastalığı bahane ederek 1532′de görevlerinden ayrıldı. 1533′de Anne Boleyn’in İngiltere Kraliçesi olarak ilan edildiği taç giydirme törenine katılmayı reddedince şimşekleri üzerine çekti. Yalan davalar ve dedikodular başladı. Parlementonun Anne Boleyn’i İngiltere’nin kraliçesi olarak ilan edebileceğini kabul etmesine rağmen, bağlılık yemini etmeyi reddetti zira bu Papa’ya karşı bir davranış olurdu. Bu yüzden tutuklandı. Daha sonraları Kralı kilisenin başkanı olarak görmediği yönünde bir yalan da önüne işlemiş olduğu bir suç olarak getirildi. Ölüm cezasına çarptırıldı. 6 Temmuz 1535′de idam edildi.
Başlıca Eserleri
* Kral Richard III’ün Tarihi (1513-1518)
* Ütopya (1516)
* Tyndals’ın Yanıtlarına Tekzip (1532)
* Savunma (1533)
* Fatih (1533)
* Acıya Karşı Bir Yatıştırma Diyaloğu (1534)


Roger Bacon (d. 1220 - ö. 1292) İngiliz bilim adamı ve filozof.
“Deneysel bilim” yolunda çaba harcamış olan Bacon, çağdaş bilimin deneysel yaklaşımının tarihsel bakımdan erken olgunlaşmış bir temsilcisi olarak kabul edilir. İnsanın bilgisizliğinin nedenleri üzerinde duran Bacon, otoriteye dayanmanın, geleneğin etkisinin, önyargıların ve kişinin cehaletini saklayan sözde bilgeliğin, insanı hakikate ulaşmaktan alıkoyduğunu söylemiştir.
Felsefenin görevinin insanı Tanrı’nın bilgisine götürmek ve O’nun hizmetine koşmak olduğunu dile getiren Bacon, matematiğe özel bir önem vermiş ve matematiği tüm bilimlerin anahtarı olarak kabul etmiştir. Zamanının bilimiyle ahlakına yoğun eleştiriler yöneltmiş olan Bacon, tümevarım ve tümdengelimden meydana geldiğini söylediği bilimsel yöntem konusunda önemli katkılar yapmıştır.


Ockhamlı William 1285-1347 yılları arasında yaşamış ünlü bir filozoftur. Ockham’ın Usturası, gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, O’nun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.
Ockhamlı’nın bu ilkesi, hem modern bilimin, hem de felsefenin önemli ilkelerinden biri olarak geniş kabul görmüştür. Bu ilke sayesinde “zihnimizde ve dilimizde var olanlar” ile “gerçekte var olanları” ayırt etmeyi öğrenir, gereksiz ve yararsız izahlarla uğraşmaktan korunuruz. Bu ilkenin usturadan söz etmesinin nedeni, gereksiz olanı kopartıp atmaya yaramasıdır.
Teorik fizikte, Ockhamlı’nın usturasının hışmına uğraması gereken birçok spekülasyon vardır. Bu spekülasyonların usturanın hışmına uğramalarını gerektiren ortak nedenler şunlardır:
1- Bu iddialar hiçbir delile dayanmamaktadır.
2- Bu iddialar evrendeki hiçbir olguyu açıklamamakta ve bilgimize katkıda bulunmamaktadır.
3- Bu iddialar sadece bilim-kurgu filmlerinin işlevini görmekte ve tartışarak vakit kaybına sebep olmaktadır.









