
‘BİYOGRAFİ’ Kategorisi Yazıları


Dünyaca ünlü iç giyim markası Victoria’s Secret’ın kadrosuna seçilen ilk Türk manken Lara Sengül Surol’dur.
Antalyalı olan Lara Şengül surol mankenlik kariyerinde zirveye ulaşan ilk manken olarak adını yazdırdı. Lara Şengül Surol 1985 doğumludur.
Etiketler: biyografi-kimdir-lara şengül surol-laraşengül surol-laraşengülsurol-manken-resim-victoria secret-victoriasecret


Doğum
4 Haziran 1975, Los Angeles.
Tam Adı
Angelina Jolie Voight. Soyadı olarak bilinen “Jolie” aslında ikinci ismi.
Aile Durumu
Babası aktör Jon Voight, annesi eski aktris Marcheline Bertrand. Kardeşi yönetmen James Haven Voight.
İlişkiler
1995′ten 99′a kadar İngiliz aktör Johnny Lee Miller ile evli kaldı daha sonra boşandı. Mayıs 2000′de Billy Bob Thornton ile evlendi. 18 Temmuz 2002′de boşanma davası açtılar.
Eğitim
New York Üniversitesinde sinema eğitimi aldı.
İlk Filmi
1982 yılında Hal Ashby’nin yönettiği “Looking to Get Out” adlı komedi filminde ilk rolünü oynadı.
Ödüller
Henüz 25 yaşında olmasına rağmen, ikisi TV dizisi ile olmak üzere üç tane Altın Küre kazanmış durumda. “Girl, Interrupted” ile yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar aldı.
Dövme
Vücudunda birçok dövme var. Bunlar Japonca’da ölüm anlamına gelen bir işaret, iki kızılderili sembolü ve büyük bir siyah haç.
Biliyor musunuz
Bir süre profesyonel modellik yapan Angelina Jolie, aynı zamanda Meat Loaf ve Lenny Kravitz gibi isimlerin video kliplerinde oynadı.
Bunu biliyor musunuz
Babası John Voight 1978′de Vietnam savaşından sakat dönen bir askeri oynadığı “Coming Home” filmi ile en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazanmıştı.
Söz
Terapi mi Buna ihtiyacım yok. Seçtiğim roller benim terapim
Hep kötü kız karakterleri oynadığım için insanlar otomatikman beni gerçekten öyle sanıyorlar. Kötü bir sırrım varmış gibi veya devamlı ölümü düşünen biri olarak görüyorlar. Eğer ölümü bazı insanlardan daha fazla düşünüyorsam, bu hayatı onlardan daha çok sevdiğimden dolayı
Etiketler: Angelina Jolie-Angelina Jolie resim-AngelinaJolie-film-muzik-video


Gerçek Adı: Katherine Noelle Holmes
Doğum Yeri: Toledo, Ohio, ABD
Doğum Tarihi: 18.12.1978
Boy : 1.75 m
Takma Adı : Kate
Onu Ünlü Yapan Ne? “Dawson’s Creek” (1998) adlı diziyle ünlenmişti.
Ailesi:
Babası: Martin Holmes, avukat
Annesi: Kathy Holmes, ev hanımı
Kardeşi: Tamera
Kardeşi: Holly
Kardeşi: Nancy
Kardeşi: Martin Holmes Jr., avukat
Ödüllerinden Bazıları:
1999: MTV Film Ödülü - Başarılı Kadın Oyuncu Performansı, Disturbing Behavior
Eğitim:
- Margaret O’Brien’s Modellik Okulu, Toledo, Ohio
- Notre Dame Akademisi, Toledo, Ohio
Meraklısına…
İsveç Dergisi ‘Expressen Fredag’da “Babe of the Year 98″ seçilmişti
Teen People Dergisinin “21 yaşaltı 21 ateşli yıldız” listesine seçilmişti (1999)
Yılın on ayında Wilmington, North Carolina’da yaşıyor
Haftada birkaç kez kafasını toplamak için koştuğunu söylüyor
İlk izlediği film ‘E.T.’miş.
En sevdiği film My Best Friend’s Wedding (1997).
“Dawson’s Creek” (1998) dizisinde “On My Own” adlı şarkıyı seslendirmişti
Buffy The Vampire Slayer Tv dizisindeki Buffy Summers rolünü oynayacaktı, ancak çok genç olduğu için bu rolü alamadı.
Etiketler: film-Katie Holmes-Katie Holmes kimdir-KatieHolmes-KatieHolmeskimdir-resim


Kopernik (Nicolaus Copernicus (d.1473 - ö. 1543)) Polonyalı astronomi âlimi.
1473 yılında Prusya’da doğan Kopernik normal tahsilini yaptıktan sonra 1491 yılında Krakov’daki okula devam ederek matematik ve astronomi öğrenimini bitirdi. 1494 yılında evine dönen Kopernik, başpiskopos olan amcasının tesiriyle dini eğitim için İtalya’ya gitti. Orada astronom Domenico Noworra (1454-1504) ile beraber çalıştı. 1497′de memleketine dönüp, kilisede görev aldı fakat bu uzun sürmedi, 1501′de tekrar İtalya’ya geri döndü. Burada, çalışmalarına devam etti.
Kopernik, dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri kuralını açıklamıştır. Bu teori bugün Kopernik teorisi olarak’ta adlandırılır. Yeni astronominin kurucusu kabul edilen Kopernik, ileri sürdüğü fikirleri ancak ömrünün sonlarında açıklayabilmiştir. Sebebleri ise kendisinin bunların doğru olduğuna tam emin olmaması ve kendisi papaz olduğu için kiliseden çekinmesi. O zamanki Hıristiyanlık inancına göre Peygamber İsa (a.s.) güneşe sabit durması için emir vermişti ve güneş de sabit durmaktaydı. Yine genel inanca göre dünya düz tepsi gibiydi. Aksini düşünenler ise cehennemlikti. Avrupa’nın on altıncı yüzyılda durumu buydu.
Ömrünün sonlarına doğru sıhhati bozulan Kopernik’in kiliseden korkusu kalmamıştı. Artık fikirlerini rahatça açıklayabilir, yazdığı kitabını ortaya çıkarabilirdi. Papaya kitabını göndererek şu mektubu yazdı: “Aziz peder, kitabta yazılanları okyanların hemen reddedeceklerini biliyorum. Ben ömrüm boyunca çevremin düşüncelerine aldırmayan, fikirlerini savunan biri olamamışımdır. Etrafın tepkisinden, başladığım hususlardan vazgeçmeye niyetlendiğim olmuştur. Fakat çekingenliği üzerimden atarak çalışmalara devam ettim. Yazdıklarımı tenkit edenler olursa onlara aldırmayacağım ve saçma kabul edeceğim…”
Bazı (İslami) kaynaklara göre Kopernik bundan üç asır önce yaşıyan Nureddin Batruci’nin kitaplarından çok istifade etmiş ve dünyanın güneş etrafında döndüğü kuralını buradan okuyarak kendine maletmiş. İddalara göre Avrupalıların Kopernik’e malettikleri güneş merkezli sistem teorisini ilk ve esas kurucusu, Endülüs İslâm Üniversitesi profesörü Batruci idi.
1530 yılında Kopernik fikirlerini özetleyen küçük bir eser yayınladı. 1540′da ise butün fikirlerini içine alan kitabın basılması için müsaade çıkmıştı. Eserlerinde izah edilen konular; dünyanın yuvarlak ve hareket eden bir cisim olduğu, ekliptik sistemin tartışılması, güneşin görünen hareketi, ay’ın ve gezegenlerin incelenmesiydi. Astronom, doktor ve rahip olan Kopernik, Yunanlı astronom Batlamyus’un yanlış olan teorisini Avrupalılara anlatarak ilme hizmette bulunmuş, kara bulut gibi Avrupa’nın üzerindeki cehaletin aydınlanması için kapı aramıştı. 1543 yılında öldü.
Hiçbiri

Niccolò di Bernado dei Machiavelli (Makyavel olarak da bilinir) (3 Mayıs 1469 – 21 Haziran 1527) Tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. En ünlü eseri Prens’te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi. Tüm yaşamı boyunca İtalya’nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, “Makyavelizm” terimi bir düşünce sisteminden çok “amaç için her yolu mübah gören” politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel’e göre “Machiavelli’nin gayesi, yani İtalya’nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır.” Hegel O’nun yöntemini şöyle özetler: “kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez.” İtalyan komünist filozof Antonio Gramsci ise O’nu “erken gelmiş Jakoben” olarak tanımlar.
Machiavelli, İtalyan halk dilini birleştirici bir ulusal temel olarak neredeyse yeniden yaratan Dante’nin eseriyle, Romalı sanatsal ve politik ideallerine büyük hayranlık besledi.
Eserleri
Politika ve Tarih
* Prens
* Floransa’da Komplolar ve Karşı-komplolar Tarihi
* Savaş Sanatı
* Titus Livius’un İlk On Yılı Üzerine Söylev
* Castruccio Castracani da Luca’nın Yaşamı (Daha çok roman özellikleri taşımaktadır)
Edebi eserleri
* Adamotu (Kitap)
* Altın Eşek
* Başdiyakoz Belfagor


Thomas More, (7 Şubat 1478 - 6 Temmuz 1535) İngiliz yazar ve devlet adamı.
7 Şubat 1478′de, Londra’da doğmuştur. Babası dönemin önemli bir yargıcı olan Sir John More’dur. Eğitim için Oxford Üniversitesi’ne girdi. Oxford’da geçirdiği 2 yılda yazmaya başladı. Antik Yunan ve Latin edebiyatına ilgisi de bu dönemde oldu. Daha sonra Londra’ya geri döndü ve 1496 yılında hukuk öğrenimi görmeye başladı. 1501 yılında avukat oldu. Hukuk öğrenimi gördüğü yıllarda manastır yaşamı yaşamakta ve bir rahip olmak isteğiyle yanıp tutuşmaktaydı. Yine de zamanla bu duygusu söndü ve ruhu ülkesine hizmet etmek isteğiyle doldu. Bunun üzerine 1504 yılında parlementoya girdi. Bu sıralarda ünlü Hollandalı yazar Erasmus ile olan arkadaşlığı iyice gelişti ve Erasmus 1509′da basılan ünlü eseri Encomium Moriae`yi (Deliliğe Övgü) Thomas More’a adadı. 1517′de Kral’ın hizmetine girdi. Giriştiği başarılı bir diplomatik görev ardından şövalye unvanı verildi ve yardımcı veznedar ilan edildi. Kralın kişisel danışmanı olarak kariyeri parlamaya devam etti. 1525′de Lancaster Düklüğü’nün bakanı oldu. Kral Henry VIII’in evlilikleriyle ilgili konularda ona yeterince yardım edemeyen Lordlar Kamarası başkanı Kardinal Wolsey’i istifaya zorladıktan sonra yerine Thomas More’u Lordlar Kamarası başkanı ilan etti. Başlarda Kralın düşüncelerini paylaşan More, zamanla Kralın protestanlığa olan artan ilgisi ve kiliseye olan negatif düşüncelerinden rahatsız oldu. Kişisel olarak protestanlığı sevmiyor ve doğru bulmuyor, dönemin katolik kilisesini benimsiyor ve önemsiyordu. Protestanlığı eleştiren kitaplarıyla Kral ile olan ilişkisini gerdikten sonra 1531′de Krala bağlılık yemini etmeyi reddetti. Daha sonra hastalığı bahane ederek 1532′de görevlerinden ayrıldı. 1533′de Anne Boleyn’in İngiltere Kraliçesi olarak ilan edildiği taç giydirme törenine katılmayı reddedince şimşekleri üzerine çekti. Yalan davalar ve dedikodular başladı. Parlementonun Anne Boleyn’i İngiltere’nin kraliçesi olarak ilan edebileceğini kabul etmesine rağmen, bağlılık yemini etmeyi reddetti zira bu Papa’ya karşı bir davranış olurdu. Bu yüzden tutuklandı. Daha sonraları Kralı kilisenin başkanı olarak görmediği yönünde bir yalan da önüne işlemiş olduğu bir suç olarak getirildi. Ölüm cezasına çarptırıldı. 6 Temmuz 1535′de idam edildi.
Başlıca Eserleri
* Kral Richard III’ün Tarihi (1513-1518)
* Ütopya (1516)
* Tyndals’ın Yanıtlarına Tekzip (1532)
* Savunma (1533)
* Fatih (1533)
* Acıya Karşı Bir Yatıştırma Diyaloğu (1534)


Roger Bacon (d. 1220 - ö. 1292) İngiliz bilim adamı ve filozof.
“Deneysel bilim” yolunda çaba harcamış olan Bacon, çağdaş bilimin deneysel yaklaşımının tarihsel bakımdan erken olgunlaşmış bir temsilcisi olarak kabul edilir. İnsanın bilgisizliğinin nedenleri üzerinde duran Bacon, otoriteye dayanmanın, geleneğin etkisinin, önyargıların ve kişinin cehaletini saklayan sözde bilgeliğin, insanı hakikate ulaşmaktan alıkoyduğunu söylemiştir.
Felsefenin görevinin insanı Tanrı’nın bilgisine götürmek ve O’nun hizmetine koşmak olduğunu dile getiren Bacon, matematiğe özel bir önem vermiş ve matematiği tüm bilimlerin anahtarı olarak kabul etmiştir. Zamanının bilimiyle ahlakına yoğun eleştiriler yöneltmiş olan Bacon, tümevarım ve tümdengelimden meydana geldiğini söylediği bilimsel yöntem konusunda önemli katkılar yapmıştır.
Hiçbiri

Ockhamlı William 1285-1347 yılları arasında yaşamış ünlü bir filozoftur. Ockham’ın Usturası, gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, O’nun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.
Ockhamlı’nın bu ilkesi, hem modern bilimin, hem de felsefenin önemli ilkelerinden biri olarak geniş kabul görmüştür. Bu ilke sayesinde “zihnimizde ve dilimizde var olanlar” ile “gerçekte var olanları” ayırt etmeyi öğrenir, gereksiz ve yararsız izahlarla uğraşmaktan korunuruz. Bu ilkenin usturadan söz etmesinin nedeni, gereksiz olanı kopartıp atmaya yaramasıdır.
Teorik fizikte, Ockhamlı’nın usturasının hışmına uğraması gereken birçok spekülasyon vardır. Bu spekülasyonların usturanın hışmına uğramalarını gerektiren ortak nedenler şunlardır:
1- Bu iddialar hiçbir delile dayanmamaktadır.
2- Bu iddialar evrendeki hiçbir olguyu açıklamamakta ve bilgimize katkıda bulunmamaktadır.
3- Bu iddialar sadece bilim-kurgu filmlerinin işlevini görmekte ve tartışarak vakit kaybına sebep olmaktadır.
Hiçbiri

Yalçın Küçük, baba tarafından, bugün Toroslar”da Abacılı adıyla bir de köyleri bulunan Türkmen bir aileye mensuptur: “Biz Akkoyunluyuz, yerleşmiş, Yörük. Akkoyunlular isyancı olur.” İskenderunlu bir aile olan Yalçın Küçük”ün ailesi, yörede Küçükefendiler olarak tanınmaktadır. Kendisi de Küçükefendi”nin Yalçın”ı olarak bilinmektedir. Özellikle baba tarafı, zamanın varlıklı ailelerindendir. Ticaret ve kereste tüccarlığı yapan dedesi Hüseyin Küçükefendi”nin Teslime Hanım”la evliliğinden doğan dört çocuğundan biri, Yalçın Küçük”ün de babası olan Hakkı Bey, diğer erkek kardeşi ile birlikte ailenin mal varlığını batırmış biri olarak aile tarihine geçmiştir: “Halep”te para yemişler, lüks içinde yaşamışlar.”
Hakkı Bey, İskenderun”a Halep”ten gelip yerleşmiş Sabuni ailesinden Şerife Hanım”la evlenmiştir. Şerife Hanım, İskenderun Belediye Reisliği de yapmış olan Ahmet Sabuni”nin torunudur: “Annemle babam, İskenderun”un Sabuniler ile Küçükefendiler adlı iki konağının evliliğidir.” Şerife Hanım, Ahmet Sabuni”nin kızı olan Behiye Hanım”ın, yörede ihtilâlci olarak bilinen Osman Yanuçoğlu ile evliliğinden dünyaya gelmiştir. Ailesi Kafkasyalı olan Osman Yanuçoğlu”nun, Kurtuluş Savaşı yıllarında Hatay ve civarında çete reisliği yaptığı bilinmektedir: “Hüseyin Kıvrıkoğlu zamanında Genelkurmay, Hatay/Dörtyol”un düşmana ilk kurşun atılan yer olduğunu kabûl etti. İlk kurşunu atanlardan biri deseler ben buna inanmam; ama bizim bildiğimiz, dedemiz orada çete reisi idi. İskenderun”da CHP”den belediye başkanlığı yapmış dayım Orhan Yanuçoğlu da, babasının Teşkilat-ı Mahsusa”dan olduğunu söyledi. Dolayısıyla benim anne tarafım ihtilâlci, baba tarafım işbirlikçi idi.”


Sir Isaac Newton (Zikir anmak, Allah’ı hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.1642 - 1727), tarihin yetiştirdiği en büyük bilim adamlarından biridir. matematik, Matematik, sayma, ölçme, cisimlerin şekillerini tanımlama gibi temel işlemlerden ortaya çıkan ve yapı, düzen ve ilişkileri inceleyen bilim dalı. Mantıksal irdeleme ve nicel hesaplamaları konu alan matematik, idealleştirme ve soyutlamalara dayanır.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.astronomi ve Astronomi (Yunanca: astron “yıldız” ve nomos “yasa”), GÖKBİLİM olarak da bilinir, bütün gökcisimlerinin ve evrende dağılmış olan yıldızlararası maddenin kökenini, evrimini, bileşimini, uzaklığını ve hareketini inceleyen bilim. Gökcisimlerinin ve evreni oluşturan maddenin fiziksel ve kimyasal özelliklerini konu edinen astrofizik bu bilimin bir dalıdır.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.fizik alanlarındaki buluşları göz kamaştırıcı niteliktedir; Fizik, gözlenebilir evrenin temel bileşenleri arasındaki etkileşmelere ve maddenin yapısına ilişkin temel sorunlarla ilgilenen bilim. Fizik sözcüğü, Eski Yunancada “doğa” anlamına gelen physis’ten türemiştir. Uzun süre doğa felsefesi olarak anılan fizik, doğanın makroskopik ve mikroskopik tüm görünümlerini inceleme konusu olarak seçmiştir.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.klasik fizik onunla doruğa erişmiştir. Bilime yaptığı temel katkılar, diferansiyel ve entegral hesap, evrensel çekim kanunu ve Güneş ışığının yapısı olarak sıralanabilir. Çalışmalarını Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri (Principia) ve Optik adlı eserlerinde toplamıştır.
Newton, diferansiyel integral hesabı bulmuştur ve bu buluşu Işıkla ilgili olayları inceleyen fizik dalı. Optik, ışıkla ilgili olayları üç değişik modelde inceler. Buna göre optik üç kısma ayrılır: 1) Geometrik optik, 2) Fizik optik (Dalga optiği), 3) Kuvantum optiği.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.17. yüzyılda ortaya çıkan ve çözümlenmek istenen bazı problemlerden kaynaklanmaktadır.
Bu problemlerden ilki, bir cismin yol formülünden, herhangi bir andaki hız ve ivmesini, hız ve ivmesinden ise aldığı yolu bulmaktı. Bu problem ivmeli hareketin incelenmesi sırasında ortaya çıkmıştı; buradaki güçlük, 17. yüzyılda ilgi odağı haline gelen ansal hız, ansal ivmenin hesaplanması (hızın veya ivmenin bir andan diğer bir ana değişmesini belirlemek) idi. Örneğin, ansal hız bulunurken, ortalama hız durumunda olduğu gibi, alınan yol geçen süreye bölünerek hesaplanamaz, çünkü verilen bir an içinde alınan yol ve süre sıfırdır; sıfırın sıfıra oranı ise anlamsızdır. Bu biçim hız ve ivme değişimleri diferansiyel hesap ile bulunabilir.
İkinci problem, bir eğrinin teğetini bulmaktı. Bu problem hem bir
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.geometri problemiydi, hem de çeşitli alanlardaki uygulamalarda çok önemliydi. Bu problemlerin çözümü için diferansiyel hesabı uygulamak gerekir.
Üçüncü problem de, bir Geometri eski adı Hendese, Alm. Geometrie (f), Fr. Geometrie (f), İng. Geometry. Uzayı ve uzayda tasarlanabilen şekilleri ve cisimleri inceleyen matematik dalı. Yunanca bir kelime olan geometri, kelime anlamı olarak yerin ölçülmesi demektir. Geometri çok eski çağlardan beri vardı. Ancak geometri ismi, bu ilmin ilk sistematik hâle gelmeye başladığı eski Yunanlılarda verilmiş olup, aksiyomatik bir ilim hâline gelmesine rağmen, halen kullanılmaktadır.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.fonksiyonun maksimum veya minimum değerlerinin bulunması sorunuydu. Örneğin, gezegen hareketlerinin incelenmesinde, bir gezegenin Güneş’ten en büyük ve en küçük mesafelerinin bulunması gibi maksimum ve minimum problemleri ile karşılaşılmaktaydı.
Dördüncü problem ise, bir gezegenin verilen bir süre içinde aldığı yol, eğrilerin sınırladığı alanlar, yüzeylerin sınırladığı hacimler gibi problemlerdi. Bunların çözümleri integral hesap yardımıyla bulunur.
Newton Bir nesnenin, bir şeyin ya da bir kişinin ait olduğu bütün ya da bir sis*tem içindeki kendine özgü faaliyeti. Bir şeyin, ait olduğu sınıfa özgü olan tarzda ey*lemde bulunma yetisi ya da gücü. Bir organın, parçaları birbirine bağımlı bir bütün içinde oynadığı kendisine özgü ve belirleyi*ci, karakteristik rol
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.1665 yılında uzunluklar, alanlar, hacimler, sıcaklıklar gibi sürekli değişen niceliklerin değişme oranlarının nasıl bulunacağı üzerinde düşünmeye başlamıştı. Bir niceliğin diğer birine göre ansal değişme oranını (dx/dy) diferansiyel hesap ile bulmuş ve bu işlemin tersiyle de (integral hesap) sonsuz küçük alanların toplamı olarak eğri alanların bulunabileceğini göstermiştir. Newton, iki mekanik problemin çözümünü bulmaya çalışırken diferansiyel entegral hesabı geliştirmiştir. Bu problemler:
1) Gezegenin hareketi sırasında yörüngesi üzerinde katettiği yoldan, herhangi bir andaki hızını bulmak,
2) Gezegenin hızından, herhangi bir anda yörüngesinin neresinde bulunacağını hesap etmekti.
Bu problemlerin çözümüne hazırlık olarak Newton, y = x2 denkleminde herhangi bir andaki yolu y, ve düzgün bir dx hızı ile alınan başka bir andaki yolu da x ile göstererek, 2xdx’in aynı anda y yolunu alan hızı temsil edeceğini söylemiştir.
Newton diferansiyel-integral hesabı bulduğunu 1669 yılına kadar kimseye haber vermemiş ve ancak 42 yıl sonra yayınlamıştır. Bundan dolayı da Leibniz ile aralarında öncelik problemi söz konusu olmuştur. Leibniz, Newton’dan daha iyi bir notasyon kullanmış, x ve y gibi iki değişkenin mümkün olan en küçük değişimlerini dx ve dy olarak göstermiştir. 1684 yılında yayımladığı kitabında dxy= xdy+ ydx, dxn= nxn-1, ve d(x/y)=(ydx-xdy)/y2 formüllerini vermiştir.
Newton matematiğin başka alanlarına da katkıda bulunmuştur. Binom ifadelerinin tam sayılı kuvvetlerinin açılımı çok uzun zamandan beri biliniyordu. Pascal, katsayıların birbirini izleme kuralını bulmuştu; ancak kesirli kuvvetler için binom açılımı henüz yapılmamıştı. Newton (x-x2)1/2 ve (1-x2)1/2 açılımlarını sonsuz diziler yardımıyla vermiştir.
Principia’da Newton,
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Galilei ile önemli değişime uğrayan hareket problemini yeniden ele alır. Uzun yıllar Aristoteles’in görüşlerinin etkisinde kalmış olan bu problemi Galilei, eylemsizlik ilkesiyle kökten değiştirmiş ve artık cisimlerin hareketinin açıklanması problem olmaktan çıkmıştı. Ancak, problemin gök mekaniğini ilgilendiren boyutu hala tam olarak açıklanamamıştı. Galilei’nin getirdiği eylemsizlik problemine göre dışarıdan bir etki olmadığı sürece cisim durumunu koruyacak ve eğer hareket halindeyse düzgün hızla bir doğru boyunca hareketini sürdürecektir. Aynı kural gezegenler için de geçerlidir. Ancak gezegenler doğrusal değil, dairesel hareket yapmaktadırlar. O zaman bir problem ortaya çıkmaktadır. Niçin gezegenler Güneş’in çevresinde dolanırlar da uzaklaşıp gitmezler?
Newton bu sorunun yanıtını, Aristoteles MÖ 384 - MÖ 7 Mart 322 tarihleri arasında yaşamış Yunanlı filozof ve bilim adamı. Platon ile birlikte Batı düşüncesini en çok etkileyen en önemli iki kişiden biri olarak düşünülür.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Platon’dan beri bilinmekte olan ve miktarını Galilei’nin ölçtüğü gravitasyonda bulur. Ona göre, Platon M.Ö. 427-347 yılları arasında yaşa*mış olan ve düşünce tarihinin tanıdığı ilk ve en büyük sistemin kurucusu olan ünlü Yunan filozofu. 20 yaşında Sokrates’le karşılaşınca felsefeye yönelmiş ve hocasının ölümüne kadar (M.Ö. 399) sekiz yıl boyunca öğrencisi olmuştur; hocası ölünce, diğer öğrencilerle birlikte Megara’ya gitmiş ama burada uzun süre kalmayarak önce Mısır’a, oradan da ythagorasçıların etkili oldukları Sicilya ve Güney İtalya’ya geçmiştir.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Yer’in çevresinde dolanan Dünya’nın yörüngesinde herhangi bir olağandışılık yok. Dünya’nın Güneş’ten ortalama uzaklığı 149.597.000 kilometre; Güneş etrafında dolanım süresi 3651/4 gün; yörüngesel hızı saniyede ortalama 29,8 kilometre, yani saatte 107.000 kilometredir. Dünya’nın Güneş etrafında izlediği yol kusursuz bir daire değildir; Ocak’ta günberi, Temmuz’da günöte noktalarına ulaşırız.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Ay’ı yörüngesinde tutan kuvvet yeryüzünde bir taşın düşmesine neden olan kuvvettir. Daha sonra Ay’ın hareketini mermi yoluna benzeterek bu olayı açıklamaya çalışan Newton, şöyle bir varsayım oluşturur:
Bir dağın tepesinden atılan mermi yer çekimi nedeniyle A noktasına düşecektir. Daha hızlı fırlatılırsa, daha uzağa örneğin A’ noktasına düşer. Eğer ilk atıldığı yere ulaşacak bir hızla fırlatılırsa, yere düşmeyecek, kazandığı merkez kaç kuvvetle, yer çekim kuvveti dengeleneceği için, tıpkı doğal bir uydu gibi Yer’in çevresinde dolanıp duracaktır
Böylece yapay uydu kuramının temel prensibini de ilk kez açıklamış olan Newton, çekimin matematiksel ifadesini vermeye girişir. Kepler kanunlarını göz önüne alarak gravitasyonu F = M.m /r olarak formüle eder. Daha sonra gözlemsel olarak da bunu kanıtlayan Newton, böylece bütün evreni yöneten tek bir kanun olduğunu kanıtlamıştır. Bundan dolayı da bu kanuna evrensel çekim kanunu denmiştir.
Newton’un diğer bir katkısı da fizikte kuramsal evreyi gerçekleştirmiş olmasıdır. Kendi zamanına kadar bilimde gözlem ve deney aşamasında bir takım kanunların elde edilmesiyle yetinilmişti. Newton ise bu kanunlar ışığında, o bilimin bütününde geçerli olan prensiplerin oluşturulduğu kuramsal evreye ulaşmayı başarmış ve fiziği, tıpkı Ay Alm. Mond (m), Fr. Lune, İng. Moon. Dünyanın tek doğal uydusu. Dünyanın çapının dörtte birinden biraz fazla olan çapı ile güneş sistemi içinde en büyük uydulardan biridir. Dünya etrafında her kameri ayda bir eliptik yörünge etrafında dönüşünü tamamlar. Dünya ve güneşe kıyasla yerine bağlı olarak ayın şekli birçok zamanlarda (devrelerde) değişerek, tam bir daire veya ince uzun bir hilal şeklinde gözükür. Her ayda birkaç gün, yeni ay denilen zamanda, ay dünyadan bakıldığında tamamen karanlıktır, gözükmez.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Eukleides’in geometride yaptığına benzer şekilde, aksiyomatik hale getirmiştir. Dayandığı temel prensipler şunlardır:
1. Eylemsizlik prensibi: Bir cisme hiçbir kuvvet etki etmiyorsa, o cisim hareket halinde ise hareketine düzgün hızla doğru boyunca devam eder, sükûnet halindeyse durumunu korur.
2. Bir cisme bir kuvvet uygulanırsa o cisimde bir ivme meydana gelir ve ivme kuvvetle orantılıdır (F = m.a).
3. Etki tepki prensibi: Bir A cismi bir B cismine bir F kuvveti uyguluyorsa, B cismi de A cismine zıt yönde ama ona eşit bir F kuvveti uygular.
Newton’un ağırlıkla ilgilendiği bir diğer bilim dalı da optiktir. Optik adlı eserinde ışığın niteliğini ve renklerin oluşumunu ayrıntılı olarak incelemiştir ve ilk kez güneş ışığının gerçekte pek çok rengin karışımından veya bileşiminden oluştuğunu, deneysel olarak kanıtlamıştır. Bunun için karanlık bir odaya yerleştirdiği prizmaya güneş ışığı göndererek renklere ayrılmasını ve daha sonra prizmadan çıkan ışığı ince kenarlı bir mercekle bir noktaya toplamak suretiyle de tekrar beyaz ışığı elde edebilmiştir. Ayrıca her rengin belirli bir kırılma indisi olduğunu da ilk bulan Newton’dur.
…Detaylı bilgi için linke tıklayınız.









