Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (Ö) Harfi

öğe     [İng. element; member ] [Alm. Element; Mitglied ] [Fra. element ] : Bir kümeyi veya bir sınıfı oluşturan nesnelerden her biri. anlamdaşı: eleman.

Öklit algoritması    [İng. Euclidean algorithm ] [Alm. euklidischer Algorithmus ] [Fra. algorithme euclidieh ] : İki tamsayının en büyük ortak bölenini bulma yöntemi.

Öklit beşinci postulatı    [İng. Euclides' fifth postulate ] [Alm. ] [Fra. ] : Öklit paralellik beliti.

Öklit geometrisi    [İng. Euclidean geometry ] [Alm. euklidische Geometrie ] [Fra. géométrie euclidienne ] : Bir Öklit uzayındaki geometrik şekillerleri inceleyen geometri dalı.

Öklit küresi    [İng. Euclidean sphere ] [Alm. euklidische Sphäre ] [Fra. sphère euclidienne ] : Rn uzayında bir a noktası merkez olmak üzere r yarıçaplı küre: ||x – a|| = r eşitliğini sağlayan bütün x noktalarının oluşturduğu küme. anlamdaşı: Öklit küresi.

Öklit metriği    [İng. Euclidean metric ] [Alm. euklidische Metrik ] [Fra. métrique euclidienne ] : Öklit uzayında uzaklık fonksiyonu.

Öklit normu    [İng. Euclidean norm ] [Alm. euklidische Norm ] [Fra. norme euclidienne ] : Öklit metriğinin belirlediği norm.

Öklit paralellik beliti    [İng. Euclid's parallel postulate ] [Alm. Parallelenaxiom von Euklid ] [Fra. postulai des parallèles d'Euclide ] : Bir doğruya dışındaki bir noktadan tek paralel doğru çizilebileceğini varsayan belit.

Öklit postülatı    [İng. Euclid's postulate ] [Alm. euklidische Postulat ] [Fra. postulat d'Euclide ] : Öklit paralellik beliti.

Öklit uzayı    [İng. Euclidean space ] [Alm. Eudidischer Raum ] [Fra. espace de Euclid ] : n-boyutlu gerçel vektör uzayı ile eşlenen ve üzerine Öklit metriği konulan uzay.

Öklitçi olmayan geometri    [İng. non-euclidean geometry ] [Alm. nichteuklidische Geometrie ] [Fra. géométrie non euclidienne ] : Öklit’in paralelik belitini yadsıyan geometrilerden herbiri.

ölçüm kuramı    [İng. measure theory ] [Alm. ] [Fra. ] : Ölçümleri konu edinen matematik kuramı.

ölçüm uzayı    [İng. measurable space ] [Alm. ] [Fra. ] : X kümesi ile üzerindeki bir M sigma cebirinden oluşan (X,M) sıralı ikilisi. anlamdaşı: ölçülebilir uzay.

önerme    [İng. proposition ] [Alm. Behauptung; Satz ] [Fra. proposition ] : 1- bkz. teorem. 2- Ya doğru ya yanlış olan bir ifade öne süren bildirim.

önermeler cebiri    [İng. algebra of propositions ] [Alm. ] [Fra. algèbre des propositions ] : Önermeler ve bunlar arasındaki işlemlerle uğraşan cebir dalı.

önermeler mantığı     [İng. propositional logic ] [Alm. Aussagenlogik ] [Fra. logique des propositions ] : Önermeler arasında mantıksal bağlaçları kullanılarak yeni önermeler çıkaran bilim dalı.

öngörüntü    [İng. preimage ] [Alm. Urbild ] [Fra. ] : Bir f : X → Y dönüşümü ile Y nin bir B altkümesi için, f altındaki resmi B içine düşen x noktalarının oluşturduğu altüme. Simgesi : f -1(B), f -1 [B], anlamdaşı: ters görüntü.

önküme    [İng. source ] [Alm. Quelle ] [Fra. ensemble source ] : Bir f = (G,A,B) bağıntısı için A kümesi.

önsel bilgi    [İng. a priori knowledge ] [Alm. ] [Fra. connaissance à priori ] : önsel usavurma yöntemiyle varılan bilgi.

önsıralama bağıntısı    [İng. pre-order relation ] [Alm. ] [Fra. relation de préordre ] : Bir küme üzerinde yansımalı ve geçişli olan ikili bağıntı.

önsıralı küme    [İng. preordered set ] [Alm. ] [Fra. ensemble préordonné ] : Bir önsıralama bağıntısıyla donatılmış küme.

örgü    [İng. lattice ] [Alm. Gitter; Verband ] [Fra. treillis ] : bkz. latis.

örneklem    [İng. sample ] [Alm. Stichprobe ] [Fra. échantillon ] : Bir topluluğun sonlu bir altkümesi.

örnekleme    [İng. sampling ] [Alm. Auswahl; Teilerhebung; Stichprobenerhebung ] [Fra. ] : Bir topluluktan örneklem seçme.

örten dönüşüm    [İng. onto mapping ] [Alm. Abbildung auf ] [Fra. ] : f (A)=B eşitliğini gerçekleyen f : A → B dönüşümü. anlamdaşı: üzerine fonksiyon.

örtü    [İng. covering; cover ] [Alm. überdeckung ] [Fra. recouvrement ] : X kümesinin bir A altkümesi için, bileşimi A yı örten kümeler takımı.

öteleme    [İng. translation ] [Alm. Translation ] [Fra. translation ] : Öklit uzayında, a bir sabit olmak üzere, f(x) = x + a dönüşümü.

özdeğer    [İng. characteristic value; eigen value; proper value; secular value; latent value; latent root ] [Alm. Eigenwert ] [Fra. valeur caractéristique; valeur propre ] : Bir doğrusal uzaydan kendisine tanımlı T doğrusal dönüşümü için, T(x) = ax eşitliğini sağlayan a sayısı. anlamdaşı: karakteristik değer, eigen değer.

özdenklem    [İng. characteristic equation ] [Alm. charakteristische Gleichung; Säkulargleichung ] [Fra. équation caractéristique ] : 1- A bir doğrusal dönüşüm olmak üzere Ax = cx denklemi. 2- Sonlu boyutlu bir doğrusal uzayda bir doğrusal dönüşümün karakteristik polinomunun sıfıra eşitliği. anlamdaşı: karakteristik denklem.

özdeş    [İng. identical ] [Alm. identisch ] [Fra. identique ] : Biçimleri, değerleri veya işlevleri eş olan.

özdeş şekiller     [İng. identical figures ] [Alm. kongruente Figuren ] [Fra. figures identiques ] : bkz. kongrüent geometrik şekillerler.

özdeşlik    [İng. identity ] [Alm. Identität ] [Fra. identité ] : Değişkenlerin bütün değerleri için sağlanan .

özdeşlik dönüşümü    [İng. identity mapping ] [Alm. identische Abbildung ] [Fra. application d'identité ] : bkz. özdeşlik fonksiyonu.

özdeşlik elemanı    [İng. identity element ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. birim öğe.

özdeşlik fonksiyonu    [İng. identity function ] [Alm. identische Funktion ] [Fra. fonction d'identité ] : Bir E kümesi için i : E → E, I(x)=x olarak tanımlanan fonksiyon. anlamdaşı: özdeşlik dönüşümü, birim dönüşüm.

özel çözüm    [İng. particular solution ] [Alm. partikuläre Lösung; besondere Lösung ] [Fra. solution particulière ] : 1- Çözüm kümesinin öğelerinden biri. 2- Bir diferensiyel denklemin genel çözümündeki parametrelere verilen özel değerlere karşılık gelen çözümden elde edilen çözüm.

özel integral    [İng. particular integral ] [Alm. partikuläres Integral; Partikularintegral ] [Fra. integrale particulière ] : Bir diferensiyel denklemin özel çözümü, özel integral.

özpolinom    [İng. characteristic polynomial ] [Alm. charakteristische Polynom ] [Fra. polynôme caractéristique ] : Karesel A matrisi için, I birim matris olmak üzere, f(c) = |(cI – A) | polinomu. anlamdaşı: özpolinom.

özuzay    [İng. eigenspace ] [Alm. Eigenraum ] [Fra. ] : T bir doğrusal uzaydan kendisine tanımlı bir doğrusal dönüşüm ve a bir özdeğer olmak üzere, T(x) = ax eşitliğini sağlayan bütün x öğelerinin oluşturduğu altuzay. anlamdaşı: eigen uzay, karakteristik uzay.

özvektör    [İng. eigen vector ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- E normlu uzay, T : E → E bir doğrusal dönüşüm ve a sayısı T nin bir eigendeğeri olmak üzere T(x) = ax eşitliğini gerçelleyen x öğesi. 2- a sayısı T doğrusal dönüşümünün bir özdeğeri olduğunda T(x) = ax eşitliğini sağlayan x vektörü. anlamdaşı: eigen vektör, karakteristik vektör.

özyapı dönüşümü    [İng. automorphism ] [Alm. Automorphismus ] [Fra. automorphisme ] : Grup, halka, cisim, doğrusal uzay, doğrusal cebir gibi cebirsel bir yapıdan kendisi üzerine tanımlanan ve söz konusu yapıyı koruyan birebir-örten dönüşüm. anlamdaşı: otomorfizm.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (O) Harfi

o Landau simgesi     [İng. Landau order symbols O and o ] [Alm. Landausche Symbole O bew o ] [Fra. symboles de Landau O et o ] : x →a iken f(x) / g(x) → 0 olduğunu belirten simge.

O Landau simgesi    [İng. Landau order symbols O and o ] [Alm. Landausche Symbole O bew o ] [Fra. symboles de Landau O et o ] : Tanım bölgesinde |f(x)| ≤ C |g(x)| olacak biçimde bir C sabitinin varlığını belirten simge.

obeb    [İng. gcd ] [Alm. ] [Fra. ] : Ortak bölenlerin en büyüğü. anlamdaşı: ebob.

odak    [İng. focus ] [Alm. Brennpunkt; Fokus ] [Fra. foyer ] : Bir konik üzerindeki noktaların kendisine ve doğrultmana olan uzaklıkları oranı dışyarıçapına eşit olan sabit nokta.

odak uzaklığı    [İng. focal length ] [Alm. Brennweite; Brennpunktsabstand ] [Fra. distance focale ] : Bir elipsin veya hiperbolün iki odağı arasındaki uzaklık.

odaktaş konikler    [İng. confocal conics ] [Alm. ] [Fra. coniques confocales; coniques homofocales ] : Odakları çakışan konikler. bkz. birodak.

okek    [İng. lcm ] [Alm. ] [Fra. ] : Ortak katların en küçüğü. anlamdaşı: ekok.

oktant    [İng. octant, coordinate tripod ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sekizlik.

olmayana ergi yöntemi    [İng. method of reductio ad absürdüm ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir T matematik kuramına “A değil” önermesininin eklenmesiyle oluşan T’ kuramı çelişkili olduğunda, A nın doğru bir önerme olduğunu belirten ispat yöntemi.

olumsuzlama    [İng. negation ] [Alm. Negation; Verneinung ] [Fra. négation ] : 1- önermeler cebirinde, verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi. anlamdaşı: yadsıma. 2- önermeler cebirinde, önüne geldiği önermenin doğruluk değerini değiştiren simge: ~ , ¬ .

on tabanlı sayma sistemi    [İng. numeration system to the base 10 ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. onlu sistem.

ondabirler basamağı    [İng. tenths ] [Alm. Zehntel ] [Fra. ] : Onlu sistemde, rakamın 10-1 katını belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ilk basamak.

ondalık açılım    [İng. decimal expansion ] [Alm. Dezimalbruchentwicklung ] [Fra. développement décimal ] : bkz. onlu açılım.

ondalık gösterim    [İng. decimal representation ] [Alm. Dezimahldarstellung ] [Fra. ] : bkz. a-lı sistem, onlu sayma sistemi.

ondalık kesir    [İng. decimal fraction ] [Alm. Dezimalbruch ] [Fra. fraction décimale ] : bkz. onlu kesir.

ondalık virgülü     [İng. decimal point ] [Alm. Dezimalkomma ] [Fra. virgule décimale ] : Onlu sistemde sayının tam kısmı ile kesirli kısmını ayıran virgül. anlamdaşı: onlu çekesi.

ongen    [İng. decagon ] [Alm. Dekagon; Zehneck ] [Fra. décagone ] : On kenarı olan çokgen.

onikigen    [İng. dodecagon ] [Alm. Dodekagon; Zwölfeck ] [Fra. dodécagone ] : On iki kenarı olan çokgen.

onikili sayma sistemi    [İng. duodecimal system of numeration ] [Alm. Zwölf er system; duodezimal Zahlensystem ] [Fra. système de numération duodécimale ] : Taban olarak 12 sayısını kullanan sayma sistemi sistemi, onikili sistem.

onikili sistem    [İng. duodecimal system ] [Alm. Duodezimalsystem ] [Fra. système duodécimal ] : Onikili sayma sistemi.

onikiyüzlü    [İng. dodecahedron ] [Alm. Dodekaeder; Zwölfflach ] [Fra. dodécaèdre ] : On iki yüzü olan çokyüzlü.

onlu    [İng. decimal ] [Alm. Dezimale ] [Fra. décimale ] : 1- On tabanına dayalı olan. 2- Onlu sayma sistemine göre yazılmış. 3- Onlu kesir. bkz. onlu sistem.

onlu çekesi    [İng. decimal point ] [Alm. Dezimalpunkt; Komma ] [Fra. point décimal ] : Bir gerçel sayının onlu sayma sistemine göre yazılışında tüm parçayı kesirde ayıran çeke (virgül).

onlu kesir    [İng. decimal fraction ] [Alm. dezimaler Bruch; Zehnerbruch ] [Fra. fraction dédmaîe ] : Onlu sayı sisteminde, onlu çekesinin (virgülünün) solunda sıfırdan başka rakamı var olmayan sayı. Mutlak değeri 1 den küçük olan kesir. anlamdaşı: ondalık kesir.

onlu parça    [İng. mantissa ] [Alm. Mantisse ] [Fra. mantisse ] : l ≤ b < 10 olmak üzere x=10nb biçiminde yazılan x > 0 sayısı için log10x = n + log10b ifadeindeki log10b sayısı.

onlu sayma sistemi    [İng. decimal system of numeration ] [Alm. Zehnersystem; dekadisches Zahlensystem ] [Fra. système de numération décimale ] : Taban olarak 10 sayısını kullanan sayma sistemi.

onlu sistem    [İng. decimal system; denary system ] [Alm. Dezimalsystem; Zehnersystem; dekadisches Zahlensystem ] [Fra. système décimal ] : 1- Taban olarak 10 sayısını kullanan sayma sistemi. ay. bkz. a-II sistem. anlamdaşı: Hint-Arap sayma sistemi, on tabanlı sayma sistemi. 2- Bir sonraki birimi bir öncekinin 10 katı olan ölçü ve tartı sistemi.

onlu sistem    [İng. decimal system ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- Taban olarak 10 sayısını kullanan sayma sistemi. ay. bkz. a-II sistem. anlamdaşı: Hint-Arap sayma sistemi, on tabanlı sayma sistemi. 2- Bir sonraki birimi bir öncekinin 10 katı olan ölçü ve tartı sistemi.

operatör    [İng. operator ] [Alm. Operator ] [Fra. opérateur ] : 1- Bir normlu uzaydan kendisi içine tanımlı sürekli doğrusal dönüşüm. 2- fonksiyon.

oran    [İng. ratio ] [Alm. Verhältnis; Beziehung ] [Fra. rapport; raison ] : İki sayının veya iki çokluğun birinin ötekine bölümü.

orantı     [İng. proportion ] [Alm. Proportion ] [Fra. proportion ] : İki oranın eşit olma bildirimi. Simgesi : a/b = c/d, a:b=c:d.

ordinat    [İng. Ordinate ] [Alm. Ordinate ] [Fra. ordonnée ] : Düzlemde bir P noktasının konumunu belirleyen {Ox,Oy} dikey koordinat sistemindeki ikinci bileşen. anlamdaşı: düşey koordinat.

ordinatlar ekseni    [İng. ordinale axis ] [Alm. ] [Fra. ] : Dikey koordinat sisteminde ikinci eksen. anlamdaşı: düşey koordinat.

orijin    [İng. origin ] [Alm. Anfangspunkt; Angriffspunkt; Ursprung; Urpunkt ] [Fra. Origine ; point d'attache ] : Bir Dekart koordinat sistemi için, eksenlerin ortak kesişme noktası. anlamdaşı: başnokta.

orta dikme    [İng. perpendicular bisector ] [Alm. Streckensymmetral; Seitensymmetrale ] [Fra. médiatrice ] : Düzlemde veya uzayda bir doğru parçasına orta noktasında dik olan doğru veya düzlem. anlamdaşı: dikortay.

orta nokta    [İng. midpoint ] [Alm. Mittelpunkt ] [Fra. milieu ] : Verilen bir doğru parçasını iki eşit parçaya ayıran nokta.

ortakbölen    [İng. common divisor ] [Alm. gemeinsamer Nenner; gemeinschaftlicher Nenner ] [Fra. diviseur commun ] : Birden çok nicelik için, bunların her birisinin çarpanı olan nicelik.

ortakkat    [İng. common multiple ] [Alm. gemeinsames Vielfaches ] [Fra. multiple commun ] : Birden çok nicelik için, bunlardan her birisinin katı olan ortak nicelik.

ortakoran    [İng. common ratio ] [Alm. Quotient ] [Fra. raison ] : Bir geometrik dizide seçkisiz iki ardışık terimin oranı.

ortalama değer    [İng. mean value ] [Alm. Mittelwert; mittlerer Wert ] [Fra. valeur moyenne ] : 1- bkz. aritmetik ortalama. 2- Bir f fonksiyonu için, [a,b] aralığındaki integralinin (b-a) sayısına bölümü.

ortalar üçgeni    [İng. medial triangle ] [Alm. ] [Fra. triangle médian; complémentaire d'un triangle ] : Köşeleri bir üçgendeki kenarların orta noktalan olan üçgen.

ortogonal    [İng. orthogonale ] [Alm. Orthogonal ] [Fra. orthogonale ] : Dik, dikey, dik olma durumu.

ortogonal dizi    [İng. orthogonal sequence ] [Alm. Orthogonalfolge ] [Fra. suite orthogonale ] : Bir iççarpım uzayında terimleri ikişer ikişer birbirlerine dik olan dizi.

ortogonal dönüşüm    [İng. orthogonal transformation ] [Alm. orthogonale Transformation ] [Fra. transformation orthogonale ] : bkz. dikey dönüşüm.

ortogonal matris    [İng. othogonal matrix ] [Alm. orthogonale Matrix ] [Fra. matrice orthogonale ] : bkz. dikey matris.

ortogonal vektörler     [İng. orthogonal vectors ] [Alm. ortogonale Vektoren ] [Fra. vecteur orthogonale ] : İççarpımlı bir V vektör uzayında iç çarpımları sıfır olan iki vektör, dik vektörler.

ortonormal dizi    [İng. othonormal sequence ] [Alm. Orthonormalfolge ] [Fra. suite orthonormale ] : bkz. birim dikey dizi.

ortonormal sistem    [İng. orthonormal system ] [Alm. Orthonormalsystem ] [Fra. système orthonormal ] : bkz. birim dikey takımı.

ortonormalleştirme    [İng. or-thonormalization ] [Alm. Orthonormierung ] [Fra. orthonormalisation ] : Verilen bir doğrusal bağımsız vektörler kümesinden bir birim dikey sistemin oluşturulması.

oskülatör düzlemi    [İng. Osculating plane ] [Alm. Osculationkreis; krümmungskreis; scmiegungskreis; oskulierende kreis ] [Fra. cercle oscillateur ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için P deki teğet teğet doğrusu ile C üzerindeki değişken P? noktasından geçen düzlemin, varsa, P? noktası P ye yaklaşırken limiti. anlamdaşı: dokunum düzlemi.

otomorfik fonksiyon    [İng. automorphic function ] [Alm. automorphe Funktion ] [Fra. fonction automorphe ] : Bir doğrusal dönüşümler grubuna göre, karmaşık düzlemde bir D alanında f nin kutupları dışında çözümsel olan ve söz konusu grup içindeki her bir T dönüşümü için z D olduğunda f(T(z))=f(z) eşitliğini gerçekleyen f tekdeğerli fonksiyonu.

otomorfizm    [İng. automorphism ] [Alm. Automorphismus ] [Fra. automorphisme ] : bkz. özyapı dönüşümü.

oval    [İng. oval ] [Alm. oval; eirund; Oval ] [Fra. ovale ] : 1- Yumurta kesiti biçiminde olan. 2- Her noktasında merkezine doğru içbükey olan kapalı eğri. 3 – Dışbükey bir bölgeyi sınırlayan kapalı eğri.

oyunlar kuramı    [İng. game theory; theory of games ] [Alm. Spieltheorie ] [Fra. ] : İçinde çıkar çatışması bulunan durumlarda en iyi davranışları konu edinen matematik dalı.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (N) Harfi

n boyutlu Öklit uzayı     [İng. n-dimensionel Euclidean space ] [Alm. euklidischer Raum von n dimensionen ] [Fra. espace euclidien à n dimensions ] : Üzerindeki değişmeli grup yapısı ve skalerle çarpma işlemiyle donatılan Rn kartezyen çarpımı.

n boyutlu uzay    [İng. n-dimensional space ] [Alm. Raum von n dimensionen ] [Fra. espace à n dimensions ] : bkz. n boyutlu Öklit uzayı.

n-li bağıntı    [İng. n-ary relation ] [Alm. n-stellige Relation ] [Fra. ] : n sayıda kümenin dik çarpımının bir altkümesi.

Napier logaritması    [İng. Napierian logarithm ] [Alm. Napiersher Logarithmus ] [Fra. logarithme de Napier ] : Tabanı e sayısı olan logaritma fonksiyonu. anlamdaşı: doğal logaritma.

negatif fonksiyon    [İng. Negative function ] [Alm. negative Funktion ] [Fra. fonction négatif ] : Tanımlı olduğu bölgede sadece negatif değerler olan fonksiyon.

negatif logaritma    [İng. negative logarithms ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kologaritma. bkz. eştersüstel.

negatif yön    [İng. negative direction ] [Alm. negative Richtung ] [Fra. direction négatif ] : Pozitif olarak seçilmiş bir yönün tersi.

Newton yöntemi    [İng. Newton's method ] [Alm. Newtonsches Verfahren ] [Fra. méthode de Newton ] : f gerçel değerli, türevlenebilir bir fonksiyon olmak üzere, f(x) = 0 denkleminin yaklaşık çözümlerinin teğetler yardımıyla bulunması için bir yöntem.

niceleyici    [İng. quantifier ] [Alm. Quantor ] [Fra. quantificateur ] : Evrensel niceleyici veya varoluşsal niceleyici.

nicelik    [İng. quantity, cardinality ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. nicelik sayısı. anlamdaşı: kardinalite.

nicelik sayısı    [İng. cardinal number ] [Alm. Kardinalzahl; Grundzahl ] [Fra. nombre cardinal ] : Bir kümenin kaç öğesi olduğunu belirten sayı. anlamdaşı: nicelik.

nilpotent matris    [İng. Nilpotent matrix ] [Alm. nilpotente Matrix ] [Fra. matrice nilpotente ] : Bir tam sayı kuvveti sıfıra eşit olan karesel matris. bkz. sıfır güçlü operatör.

nokta    [İng. point ] [Alm. Punkt ] [Fra. point ] : 1- Geometride tanımsız öğelerden biri. 2- Belirli bir uzayın varsayımlarını gerçekleyen öğelerden her biri.

nokta çarpımı    [İng. dot product ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: iççarpım, skaler çarpım.

norm    [İng. norm ] [Alm. Norm ] [Fra. norme ] : E doğrusal uzay olmak üzere, aşağıdaki koşulları sağlayan ||.|| : E → R fonksiyonu: her u, v E ve her a sayılı için,

N1. ||v|| ≥ 0 ,

N2. ||av|| = |a|.||v|| ,

N3. ||u + v|| ≤ ||u|| + ||v|| (üçgen eşitsizliği).

normal     [İng. normal ] [Alm. Normal ] [Fra. normale ] : 1- Dik. 2- Bir doğru veya düzleme dik olan bir doğru veya düzlem. 3- Düzlemsel bir eğrinin bir P noktasından geçen ve eğrinin P noktasındaki teğetine dik olan doğru. 4- Bir yüzeyin bir P noktasından geçen ve yüzeyin P noktasındaki teğet düzlemine dik olan doğru. 5- Normal’e paralel olan vektör.

normal altgrup    [İng. normal subgroup ] [Alm. Normalteiler; ausgezeichnete Untergruppe ] [Fra. sous-groupe normal; sous -groupe distingué ] : G grubunun her x öğesi için xHx-1 = H eşitliğini gerçekleyen H altgrubu. anlamdaşı: değişmez altgrup.

normal doğrular    [İng. normal lines ] [Alm. ] [Fra. droites normales ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki normal düzlem içinde olan ve P den geçen doğrular.

normal düzlem    [İng. normal plane ] [Alm. Normalebene ] [Fra. plan normal ] : Yüzey eğrisinin bir M noktasından geçen ve bu noktadaki teğete dik olan düzlem.

normalleme    [İng. normalizing ] [Alm. Normalisierung; Normierung ] [Fra. ] : Uygun bir katsayı ile çarparak normunu birime eşit kılma.

normlu cebir    [İng. normed algebra ] [Alm. normierte Algebra ] [Fra. ] : Üzerinde her x,y E için ||xy|| ≤ ||x|| . ||y|| koşulunu gerçekleyen bir norm tanımlanmış E doğrusal cebiri.

normlu doğrusal uzay    [İng. nörmed linear space; normed vector space ] [Alm. linearer normierter Raum ] [Fra. espace linéaire norme ] : Bir norm ile donatılmış doğrusal uzay.

normlu uzay    [İng. normed space ] [Alm. normierter Raum ] [Fra. espace norme ] : bkz. normlu doğrusal uzay.

nxm türü dizey 
   [İng. nxm matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : n satırı ve m sütunu olan matris. Simgesi : (aij)nxm.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (M) Harfi

Maclaurin açılımı     [İng. Maclaurin expansion ] [Alm. Maclaurinsche Entwicklung ] [Fra. développement de Maclaurin ] : Bir fonksiyonun Maclaurin serisine açılımı.

Maclaurin serisi    [İng. Maclaurin serie ] [Alm. Maclaurinsche Reihe ] [Fra. série de Maclaurin ] : Fonksiyonun 0 noktasındaki Taylor serisi.

maksimal element    [İng. maximal elemnt ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. maksimal öğe.

maksimal ideal    [İng. maximal ideal ] [Alm. maximal Ideal ] [Fra. ] : Bir halkanın veya cebirin kapsama bağıntısına göre büyükçe olan ve bunların kendilerine eşit olmayan ideali.

maksimal idealler uzayı    [İng. maximal ideal space ] [Alm. Raum der maximalen ideale ] [Fra. ] : A Banach cebiri için A dan C ye sıfıra özdeş olmayan tüm cebirsel benzer yapı dönüşümlerinden oluşan uzay.

maksimal öğe    [İng. maximal element ] [Alm. maximales Element ] [Fra. element maximal ] : Kısmi sıralı bir kümede söz konusu sıraya göre bu küme içinde kendisinden daha büyük hiçbir öğe varlamayan öğe.

maksimum    [İng. maximum ] [Alm. Maksimum; Höchswert; Grösswert; Grossies ; gröster Wert ] [Fra. maximum ] : 1- Sıralı bir kümede (varsa) en büyük değer. 2- Bir fonksiyonun aldığı yerel en büyük değerlerden her biri.

mantık    [İng. logic ] [Alm. Logik ] [Fra. logique ] : Mantık kurallarını cebirsel bir yapı üzerinde inceleyen matematik dalı.

mantık cebiri    [İng. algebra of logic ] [Alm. Algebra der Logik ] [Fra. algèbre de la logique ] : bkz. önermeler cebiri.

matematik    [İng. mathematics ] [Alm. Mathematik ] [Fra. mathématique; mathématiques ] : Biçim, sayı ve çoklukların yapılarım, özelliklerim ve aralarındaki ilişkileri mantık yoluyla inceleyen ve aritmetik, cebir, geometri gibi dallara ayrılan bilim.

matematiksel mantık    [İng. mathematical logic ] [Alm. mathematische Logik ] [Fra. logique mathématique ] : Mantık kurallarını cebirsel bir yapı üzerinde inceleyen matematik dalı.

matris    [İng. matrix ] [Alm. Matrix ] [Fra. matrice ] : m ile n pozitif tamsayılar, aij (i = 1,2,…,m ; j = 1,2,…,n) öğeleri birimli değişmeli bir H halkasından seçilmek üzere, (aij) öğelerinin aynı j damgalı öğeleri alt alta gelecek biçimde satırlar biçiminde dizilerek hepsinin paranteze alınmasıyla oluşturulan nesne.Simgesi: A , (aij) , [aij] , (aij)(m×n) .

matris cebiri    [İng. matrix algebra ] [Alm. Matrizenalgebra ] [Fra. algèbre matricielle ] : 1- Matrisleri konu edinen cebir dalı. 2- Karesel matrislerin oluşturduğu cebir.

matris denklemi    [İng. Matrix equation ] [Alm. Matrizengleichung ] [Fra. équation matricielle ] : Katsayıları ve bilinmeyeni matrisler olan denklem.

matrisin basamağı    [İng. order of a matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : m satırı ve n kolonu olan matris için mxn simgesiyle gösterilen büyüklük.

matrisin çözeni     [İng. resolvent of a matrix ] [Alm. Résolvante eine Matrix ] [Fra. résolvante d'une matrice ] : Bir A matrisi için, I birim matris, c bir sayı olduğunda (cI-A) matrisinin tersi.

matrisin doğal biçimi    [İng. canonical form of a matrix ] [Alm. ] [Fra. forme canonique d'une matrice ] : anlamdaşı: kanonik biçim.

matrisin eşleniği.    [İng. adjoint matrix ] [Alm. adjungierte Matrix ] [Fra. matrice complémentaire ] : adjoint matris.

matrisin izi    [İng. trace of a matrix ] [Alm. Spur einer Matrix ] [Fra. trace d'une matrice ] : Bir dördül matrisin köşegen öğelerinin toplamı. Simgesi : iz (A).

matrisin karakteristik denklemi    [İng. characteristic equation of a matrix ] [Alm. charakteristische Gleichung einer Matrix ] [Fra. équation characteristique de matrice ] : A bir n x n matrisi, I birim matris ve c bir sayı olmak üzere, det(cI-A) = 0 denklemi. bkz. özdeğer, karakteristik polinom, karakteristik denklem.

matrisin karakteristik polinomu    [İng. Characteristic polynomial ] [Alm. charakteristisches Polinom ] [Fra. ] : A bir n x n matrisi, I birim matris ve c bir sayı olmak üzere, det(cI-A) nın açılımından elde edilen c değişkenli polinom. anlamdaşı: özpolinom.

matrisin karakteristik sayıları    [İng. characteristic numbers of a matrix ] [Alm. charakteristische Zahlen einer Matrix ] [Fra. ] : Matrisin karakteristik denkleminin kökleri. anlamdaşı: özdeğer.

matrisin köşegeni    [İng. diagonal of a matrix ] [Alm. diagonale einer Matrix ] [Fra. diagonale d'une matrice ] : n×n türünden A = [aij] matrisi için, a11 , a22 , … , ann öğeleri. anlamdaşı: birinci köşegen, asıl köşegen. kar. ikinci köşegen, yedek köşegen.

matrisin rankı    [İng. rank of a matrix ] [Alm. Rang der Matrix ] [Fra. ] : Bir matrisin sütün uzayının (satır uzayının) boyutu.

matrisin transpozu    [İng. transpose of a matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: devrik matris.

medyan    [İng. median ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: ortanca.

merkez    [İng. center; centre ] [Alm. Zentrum; Mittelpunkt ] [Fra. centre ] : bkz. çemberin merkezi, kürenin merkezi, simetri merkezi, benzerlik merkezi, ağırlık merkezi, eğrilik merkezi.

merkez    [İng. center ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grupta grubun her x öğesi için a * x=x * a koşulunu sağlayan a öğelerinden oluşan altküme.

merkezler doğrusu    [İng. line of centres ] [Alm. Mittengerade ] [Fra. droite des centres ] : Bir aileden olan merkezsel eğrilerin merkezlerini birleştiren doğru.

merkezler eğrisi    [İng. line of centres ] [Alm. Zentrale ] [Fra. ligne des centres ] : Bir aileden olan merkezsel eğrilerin merkezlerini birleştiren eğri.

merkezleyici     [İng. centralizer ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grubun bir x öğesi ve bir H altgrubu için, {h  H : xh = hx} kümesi, x öğesinin H içindeki merkezleyicisi diye adlandırılır.

meromorf fonksiyon    [İng. meromorphic function ] [Alm. meromorphe Funktion ] [Fra. fonction méromorphe ] : Bir D alanında tanımlanan ve kutupları dışında D nin tüm noktalarında çözümsel olan karmaşık fonksiyon.

mertebe    [İng. order ] [Alm. Ordnung ] [Fra. ordre ] : 1 – Bir yarı-grubun nicelik sayısı. 2 – G grubunun bir x öğesi için, {x} kümesinin ürettiği altgrubun nicelik sayısı. 3 – Bir karesel matriste tüm satırların veya sütunların sayısı. 4 – Bir fonksiyonun kaçıncı kez türevinin alındığını bildiren doğal sayı. 5 – Bir diferensiyel denklemde en yüksek mertebli türevin basamağı. anlamdaşı: basamak.

metamatematik    [İng. matamathematics ] [Alm. ] [Fra. ] : İlkeleri, kavramsal öğeleri, tutarlılığı, matematik ve mantık sistemlerini bir bütün olarak inceleyen bilim dalı.

metrik    [İng. metric ] [Alm. Metrik ] [Fra. métrique ] : X boş olmayan bir küme olmak üzere X x X kartezyen çarpımından eksisiz gerçel sayılar kümesine tanımlı olan ve özdeşlik, simetriklik ve üçgen eşitsizliği kurallarını sağlayan bir dönüşüm.

metrik uzay    [İng. metric space ] [Alm. metrischer Raum ] [Fra. ] : 1- Üzerinde bir metrik tanımlanmış küme. 2- X bir küme ve p, X üzerinde tanımlı bir metrik olmak üzere (X,p) sıralı ikilisi ile gösterilen yapı. 3- Metrik topoloji ile donatılmış küme.

minimal eleman    [İng. Minimal element ] [Alm. minimales Element ] [Fra. element minimale ] : bkz. minimal öğe.

minimal ideal    [İng. minimal ideal ] [Alm. minimales Ideal ] [Fra. ] : Bir halkanın veya cebirin kapsama bağıntısına göre minimal olan ve söz konusu halkanın veya cebirin sıfır öğesinden oluşan idealinden farklı olan ideal.

minimal öğe    [İng. minimal element ] [Alm. minimales Element ] [Fra. ] : Kısmi sıralı bir kümede söz konusu sıraya göre, bu küme içinde kendisinden daha küçük hiçbir öğe varlamayan öğe.

minimal yüzey    [İng. minimal surface ] [Alm. Minimalfläche ] [Fra. surface minimale ] : Ortalama eğrilik fonksiyonu sıfır olan yüzey.

minimum    [İng. minimum ] [Alm. Minimum; Tiefwert; kleinster Wert; Kleinstes; Windesbetrag ] [Fra. minimum ] : 1- Sıralı bir kümede (varsa) en küçük değer. 2- Bir fonksiyonun aldığı yerel en küçük değerlerden her biri.

minör    [İng. minor ] [Alm. Minor ] [Fra. mineur ] : Bir minor matrisin determinantı.

minör matris    [İng. minor matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir kare matrisin aij öğesi için, i-inci satır ile j-inci sütunun atılmasıyla elde edilen (n-1) x (n-1) türü matris.

modular aritmetik    [İng. modular arithmetic ] [Alm. Modularithmetik ] [Fra. arithmétique modulair ] : Tamsayılar kümesi üzerinde bir modulo bağıntısının denklik sınıfları üzerinde aritmetik. bkz. kongrüantlık, kalandaşlık.

modulo bağıntısı    [İng. modulus relation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kongrüans.

modulo m denlik sınıfı     [İng. equivalence class modülo m ] [Alm. ni-Aquivalenzklasse ] [Fra. ] : modolo bağıntısının ortaya çıkardığı denklik sınıflarından her biri: a tamsayısı için, [a] = {b : a ≡b(mod m) } kümesi. bkz. kalandaşlık sınıfı.

modül    [İng. module ] [Alm. Modul ] [Fra. module ] : bkz. sol A-modül. A birimli bir halka, E değişmeli bir grup olmak üzere belirli koşulları sağlayan bir A × E → E işlemi ile donatılan E kümesi.

monik polinom    [İng. Monic polynomial ] [Alm. normiertes Polynom ] [Fra. polynôme unitaire ] : En yüksek dereceli teriminin katsayısı 1 olan polinom.

monomorfizm    [İng. monomorphism ] [Alm. ] [Fra. ] : Bire-bir benzer yapı dönüşümü.

monoton artan dizi    [İng. monotone increasing sequence ] [Alm. monotone wachsende Folge ] [Fra. suite monotone croissante ] : Her n doğal sayısı için an ≤ an+1 olan (an) dizisi.

monoton artan fonksiyon    [İng. monotone increasing function ] [Alm. monotone wachsende Funktion; isotone Funktion ] [Fra. fonction monotone croissante; fonction isotone ] : Tanım kümesinde x1 ≤ x2 koşulunu gerçekleyen her x 1 , x2 için f(x1) ≤ f(x2) olan f fonksiyonu.

monoton azalan dizi    [İng. monotone decreasing sequence ] [Alm. monotone abnehmende Folge ] [Fra. suite monotone décroissante ] : Her n doğal sayısı için an ≥ an+1 olan (an) dizisi.

monoton azalan fonksiyon    [İng. monotone decreasing function ] [Alm. monotone fallende Funktion; antitone Funktion ] [Fra. fonction monotone décroissante; fonction antitone ] : Tanım kümesinde x1 ≤ x2 koşulunu gerçekleyen her x1 , x2 için f(x1) ≥ f(x2) olan fonksiyon.

monoton fonksiyon    [İng. monotone function; monotonie function ] [Alm. monotone Funktion ] [Fra. fonction monotone ] : bkz. monoton artan fonksiyon, monoton azalan fonksiyon.

morfizma    [İng. morphism ] [Alm. Morphismus ] [Fra. ] : Yapıyı koruyan dönüşüm.

mutlak değer    [İng. absolute value ] [Alm. absoluter Wert; absoluter Betrag ] [Fra. valeur absolue ] : 1- Bir örgüdeki x öğesi için eküs (x,-x) öğesi. Simgesi : |x|. 2- Bir gerçel veya karmaşık sayının başlangıç noktasına uzaklığı.

mutlak hata    [İng. absolute error ] [Alm. absoluter Fehler ] [Fra. erreur absolue ] : Gerçek değer ile seçilen yaklaşık değer farkının mutlak değeri.

mutlak maksimum    [İng. absolute maximum ] [Alm. globales Maximum ] [Fra. maximum absolu ] : bkz. mutlak maksimum değeri.

mutlak maksimum değeri    [İng. absolute maximum ] [Alm. globales Maximum ] [Fra. maximum absolu ] : Fonksiyonun bir kümedeki tüm yerel maksimumlarının en büyüğü.

mutlak minimum    [İng. absolute minimum ] [Alm. globales Minimum ] [Fra. minimum absolu ] : bkz. mutlak minimum değeri.

mutlak minimum değeri     [İng. absolute minimum ] [Alm. abolutes Minimum ] [Fra. minimum absolu ] : Fonksiyonun bir kümedeki tüm yerel minimumlarının en küçüğü.

mutlak yakınsak seri    [İng. absolutely convergent séries ] [Alm. absolut konvergente Reihe ] [Fra. série absolument convergente ] : Terimlerinin mutlak değerlerinden oluşan seri yakınsak olan seri.

mükemmel cisim    [İng. perfect field ] [Alm. ] [Fra. ] : Her cebirsel genişlemesi ayrılabilir olan cisim. anlamdaşı: yetkin cisim.

mükemmel sayı    [İng. perfect number ] [Alm. ] [Fra. ] : Kendisinden küçük bölenlerinin toplamı na eşit olan sayı. anlamdaşı: yetkin sayı.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (L) Harfi

Landau o ve O simgeleri [İng. Landau O and o symbols ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. o Landau simgesi, O Landau simgesi.

latis [İng. lattice ] [Alm. Gitter; Verband ] [Fra. treillis ] : Her x,y öğe çiftine karşılık inf(x,y) ve sup(x,y) öğelerini varlayan kısmi sıralı küme. anlamdaşı: kafes. anlamdaşı: örgü.

lemma [İng. lemma ] [Alm. ] [Fra. ] : Yardımcı teorem.

limit [İng. limit ] [Alm. Limes ] [Fra. limite ] : Değişken değeri belli bir noktaya yaklaşırken fonksiyon değerlerinin yaklaştığı nokta.

lineer bağımlı sistem [İng. linearyly dependent system ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bağımlı küme.

lineer bağımlı vektörler [İng. linear relation ] [Alm. lineare Beziehung ] [Fra. relation lineaire ] : bkz. doğrusal bağımlı vektörler.

lineer bağımsız sistem [İng. linearly independent system ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bağımsız sistem.

lineer bileşim [İng. linear combination ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bileşim.

lineer denklem [İng. linear equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal denklem.

lineer fonksiyon [İng. linear function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal fonksiyon, doğrusal dönüşüm.

lineer izomorfizm [İng. linear isomorphism ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal eşyapı dönüşümü.

lineer kombinasyon [İng. linear combination ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bileşim.

lineer uzay [İng. linear space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal uzay.

ln simgesi [İng. In symbol ] [Alm. In Zeichner ] [Fra. symbole ln ] : Doğal logaritma fonksiyonunu gösteren simge. bkz. logaritma.

log simgesi [İng. log symbol ] [Alm. log Zeichen ] [Fra. symbole log ] : Logaritma fonksiyonunu gösteren simge.

logaritma [İng. logarithm ] [Alm. Logarithmus ] [Fra. logaritme ] : a sayısı 1 den farklı olmak üzere x>0 sayısı için, ar = x eşitliğini sağlayan r sayısı. Simgesi: logax = r . Bu eşitlik sağlandığında, r sayısına verilen x sayısının a tabanına göre logaritması denir.

logaritma fonksiyonu [İng. logarithmic function ] [Alm. logarithmische funktion ] [Fra. foncion logarithmique ] : f(x)=loga x ile tanımlanan fonksiyon. anlamdaşı: tersüstel fonksiyon.

logaritma tabanı [İng. base of a logarithm ] [Alm. Basis eines Logarithmus ] [Fra. base d'un logarithme ] : logax gösteriminde a sayısı. bkz. logaritma.

logaritma tablosu [İng. logarithmic table; table of logarithmus ] [Alm. Logarithmentafel ] [Fra. table de logarithmes ] : Çoğunlukla 10 veya e tabanına göre pozitif gerçel sayılarının logaritmalarını sergileyen tablo.

logaritmik denklem [İng. logarithmic equation ] [Alm. logarithmische Gleichung ] [Fra. équation logarithmique ] : Bilinmeyenin logaritmasını içeren denklem.

logaritmik türev [İng. logarithmic derivative ] [Alm. logarithmische Ableitung ] [Fra. dérivée logarithmique ] : Bir fonksiyonun önce logaritmasını alıp ardından zincir kuralı yardımıyla türevinin alınmasını öngören yöntemle elde edilen türev.

lokal maksimum [İng. local maximum ] [Alm. lokales Maximum ] [Fra. maximum local ] : bkz. yerel maksimum.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (J) Harfi

jeodezik     [İng. geodesic ] [Alm. Godate, Extremale ] [Fra. ligne géodésique ] : bkz. jeodezik çizgi.

jeodezik çizgi    [İng. geodesic line ] [Alm. gedatische Linie, kürzeste Linie ] [Fra. ligne géodésique ] : Bir yüzey üzerinde kalarak yüzey üzerindeki iki noktayı birleştiren en kısa yol.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (İ) Harfi

içaçı     [İng. interior angle ] [Alm. innerer Winkel ] [Fra. angle intérieur ] : Bir çokgenin iç bölgesine sınır olan bitişik iki kenarın oluşturduğu açı.

içbükey çokgen    [İng. concave polygon ] [Alm. konkaves Vieleck ] [Fra. polygone concave ] : En az bir iç açısı 1800 ‘den büyük olan çokgen.

içbükey fonksiyon    [İng. concave function ] [Alm. konkave Funktion ] [Fra. fonction concave ] : Bir dışbükey küme üzerinde tanımlı ve 0 ile 1 arasındaki her a sayısı için f(ax+(1-a)y) ≥ af(x)+(1-a)f(y) eşitsizliğini sağlayan f fonksiyonu.

içbükeylik    [İng. concavity ] [Alm. Konkavität; Hohlheit ] [Fra. concavité ] : İçbükey olma durumu veya koşulu.

iççapraz açılar    [İng. interior angles ] [Alm. ] [Fra. angles intérieurs ] : Bir çaprazla kesilen iki doğrunun oluşturduğu ara bölgede bulunan dört çapraz açı. anlamdaşı: içaçı.

iççarpım    [İng. inner product ] [Alm. inneres Produkt ] [Fra. produit intérieur ] : E bir K cismi üzerinde doğrusal uzay olmak üzere E x E den K cismine tanımlı olan ve belirli koşulları sağlayan bir dönüşüm. anlamdaşı: skaler çarpım.

iççarpımlı uzay    [İng. inner product space ] [Alm. Innerproduktraum ] [Fra. espace de produit intérieur ] : Bir iç çarpımla donatılan doğrusal uzay.

içdeğerbiçim    [İng. interpolation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. interpolasyon.

içerik    [İng. content ] [Alm. ] [Fra. ] : Katsayıları bir tamlık bölgesinde olan bir polinomun katsayılarının en büyük ortak böleni.

içerme    [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kapsama.

içler    [İng. means ] [Alm. ] [Fra. ] : a/b=c/d orantısında b, c sayıları. ay. bkz. dışlar.

içnokta    [İng. interior point ] [Alm. innerer Punkt ] [Fra. point intérieur ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, A yı bir komşuluk olarak varlayan nokta.

içters açılar    [İng. alternate-interior angles ] [Alm. innere Wechselwinkel ] [Fra. angles alternés intérieurs ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve ayrı yanlarında oluşan iççapraz iki açı. İki doğruyu üçüncü bir doğru kestiğinde oluşan açılardan kesen doğrunun ters tarafında kalan iki açı.

ideal    [İng. ideal ] [Alm. Ideal ] [Fra. ideal ] : 1- H halkası için, 0 öğesini içeren ve I – I , I.H , H.I kümelerini kapsayan I altkümesi (althalka). anlamdaşı: ikiyanlı ideal. 2- E cebiri için, 0 öğesini içeren ve E.I , I.E kümelerini kapsayan I altkümesi (altcebir).

ideal nokta    [İng. ideal point ] [Alm. ] [Fra. point ideal ] : Belirli bir paralel doğrular kümesinin yöneltisi. anlamdaşı: sonsuzdaki nokta.

ifade     [İng. statement ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir önermenin belli bir kişice belli bir anda belli bir teoremi dile getirmek ereğiyle kullanılması edimi.

ikidüzlemli açı    [İng. dihedron; dihedral ] [Alm. dieder; Zweiflach; Zweiflachner ] [Fra. dièdre; angle dièdre ] : Bir doğrudan çıkan iki yarıdüzlemin oluşturduğu geometrik şekil.

ikili bağıntı    [İng. binary relation ] [Alm. zweistellige Relation; binare Relation ] [Fra. relation binaire ] : İki kümenin dik çarpımının bir altkümesi.

ikili işlem    [İng. binary operation ] [Alm. binare Operation ] [Fra. opération binaire ] : ExE kümesinden E kümesine tanımlı dönüşüm.

ikili sayma sistemi    [İng. binary number system; binary system; dyadic number system ] [Alm. Zweiersystem; dyadtsches Zahlensystem ] [Fra. système des nombres binaires; système binaire; système des nombres diadiques ] : Taban olarak 2 sayısını kullanan sayma sistemi.

ikinci dereceden denklem    [İng. quadratic equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. karesel denklem.

ikiterimli    [İng. binomial ] [Alm. Binomial ] [Fra. binomial ] : İki terimi olan polinom, binom.

ikiterimli dağılımı    [İng. binomial distribution ] [Alm. binomische Verteilung, Binomialverteilung ] [Fra. distribution binomiale ] : İki seçkisiz değişkenin dağılımı anlamdaşı: Bernoulli dağılımı.

ikizkenar    [İng. isosceles ] [Alm. gleichschenklig ] [Fra. isocèles ] : Eşit iki kenarı olan geometrik şekil. örn. ikizkenar üçgen, ikizkenar yamuk.

ilaveli matris    [İng. augmented matrix ] [Alm. enveierte Matrix ] [Fra. matrice complète; matrice augmentée ] : Bir doğrusal denklem sistemini temsil eden AX = B matris çarpımındaki A katsayılar matrisinin sağına en son sütun olarak B sütun matrisinin eklenmesiyle oluşan matris. anlamdaşı: ekli matris. Simgesi: [A | B] .

iletki    [İng. protractor; anglemeter ] [Alm. Winkelmesser ] [Fra. rapporteur; transporteur ] : Açı ölçmeye ve çizmeye yarayan araç. anlamdaşı: açıölçer.

ilkel    [İng. primitive ] [Alm. Primitiv ] [Fra. primitif ] : bkz. belirsiz integral.

ilkel geometri    [İng. elementary geometry ] [Alm. elementare Geometrie ] [Fra. géométrie élémentaire ] : Bir koordinat sistemine başvurmadan geometrik şekillerlerin özelliklerini doğrudan doğruya inceleyen sınırlı kapsamlı geometri dalı.

İlkel kök    [İng. primitive root ] [Alm. ] [Fra. ] : Birimin n-inci kökü olup 0 < k < n için k-ıncı kuvveti 1 olmayan kök.

ilmik    [İng. loop ] [Alm. Loop ] [Fra. loop ] : Bir noktadan başlayıp aynı noktada biten bir yol.

indeks     [İng. index ] [Alm. ] [Fra. ] : G bir grup ve H onun bir altgrubu ise, H nin G içindeki sol(veya sağ) eşkümelerinden oluşan kümenin nicel sayısı. Simgesi [G:H].

indirgeme    [İng. reduction ] [Alm. Reduktion; Zurückführung ] [Fra. réduction ] : 1- Terimlerin derlenmesi, üstlerin alınması, oranların basitleştirilmesi, değişken değiştirme ve benzeri yöntemlerle eldekini bir başka biçime sokma eylemi. 2- Azaltma, küçültme, yalınç biçime dönüştürme.

İndirgenebilir öğe    [İng. reducibleelement ] [Alm. ] [Fra. ] : İndirgenemez olmayan öğe.

İndirgenemez öğe    [İng. irreducible element ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir tamlık bölgesinde, iki tersinmez elemanın çarpımı olarak yazılamayan sıfırdan farklı, tersinmez öğe.

İndirgenmiş ikili işlem    [İng. induced binary operation ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerinde bir ikili işlem ve bir denklik bağıntısı bulunan bir kümenin bölüm kümesinde doğal olarak ortaya çıkan ikili işlem.

infimum    [İng. infimum ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. en büyük altsınır. Simgesi: inf.

integral    [İng. integral ] [Alm. Integral ] [Fra. intégrale ] : bkz. belirli integral, belirsiz integral.

integral denklem    [İng. integral equation ] [Alm. Integralgleichnung ] [Fra. équation intégrale ] : Bilinmeyen fonksiyonu integral imi altında içeren denklem.

integral eğrileri    [İng. integral curves ] [Alm. ] [Fra. courbes d'intégrale ] : bkz. genel çözüm.

integral hesap    [İng. integral calculus ] [Alm. Integralrechnung ] [Fra. calcul intégral ] : Integrallerin ve integrallerle ilgili dönüşümlerin özeliklerinin incelendiği matematik dalı.

interpolasyon    [İng. interpolation ] [Alm. Interpolation ] [Fra. interpolation ] : Bir fonksiyonun bilinen iki değeri arasında kalan bir noktadaki değerini bulma işi. anlamdaşı: içdeğerbiçim.

inversiyon    [İng. inversion ] [Alm. Inversion ] [Fra. inversion ] : k ≠0 bir gerçel sayı, O bir sabit nokta ve C bir eğri olmak üzere, M noktası C eğrisi üzerinde gezdiğinde |OM|.|OM’| = k eşitliğini sağlayan M’ noktasının gezeneği. anlamdaşı: evirtim.

irrasyonel fonksiyon    [İng. irrational function ] [Alm. irrationale Funktion ] [Fra. fonction irrationnelle ] : Rasyonel olmayan fonksiyon. İki polinomun oranı biçiminde yazılamayan fonksiyon.

irrasyonel sayı    [İng. irrational number ] [Alm. irrational Zahl ] [Fra. nombre irrationnel ] : Rasyonel olmayan gerçel sayı. anlamdaşı: oransız sayı.

ispat    [İng. argument ] [Alm. Argument; Beweis ] [Fra. argument ] : Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını göstermek için izlenen yöntem. anlamdaşı: kanıt.

işlem     [İng. operation ] [Alm. Operation; Rechnungart; Verfahren ] [Fra. opération ] : Bir A kümesi için, tanım kümesi AxAx…xA, değer kümesi A olan fonksiyon. Hesap. örn. birli işlem, ikili işlem.

iterasyon    [İng. iteration ] [Alm. Iteration ] [Fra. itération ] : Herhangi bir matematiksel işlemin tekrar uygulanması. anlamdaşı: yinelemeli süreç.

iyi sıralama    [İng. well-ordering ] [Alm. Wohlordnung ] [Fra. bon ordre ] : İyi sıralama bağıntısıyla belirlenen sıralama türü.

iyi sıralama bağıntısı    [İng. well-ordering relation ] [Alm. Wohlordnungsrelation ] [Fra. ] : Bir küme üzerinde tanımlanan ve boş olmayan her bir altkümesi bir en küçük öğe varlayan tam sıralama bağıntısı.

izdüşüm    [İng. projection ] [Alm. Projection; Riss ] [Fra. projection ] : Projeksiyon.

izdüşümsel geometri    [İng. projective geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. projektif geometri.

izole küme    [İng. isolated set ] [Alm. isolierte Menge ] [Fra. ensemble isolé ] : Bir topolojik uzayda hiçbir yığılma noktasını içermeyen altküme.

izole nokta    [İng. isolated point ] [Alm. isolierter Punkt ] [Fra. point isolé ] : Topolojik uzayın bir A altkümesine ait bir a öğesi için, a nın bir V komşuluğunun A ile arakesitinin yalnızca {a} dan oluşması durumunda a noktası.

izometri    [İng. isometrie transformation ] [Alm. isometrische Transformation ] [Fra. transformation isométrique ] : İki metrik uzayın birisinden ötekine tanımlı olan ve uzunlukları koruyan dönüşüm. anlamdaşı: eşmetrel dönüşüm.

izometrik uzaylar    [İng. isometric spaces ] [Alm. isometrische Räume ] [Fra. espaces isométriques ] : bkz. eşmetrel uzaylar.

izomorfizm    [İng. Isomorphie mapping ] [Alm. isomorphe Abbildung ] [Fra. application isomorphe ] : bkz. eşyapı dönüşümü.

izotropik    [İng. isotropic ] [Alm. isotropisch ] [Fra. isotropique ] : Her yönde eşit olan, yöne bağlı olarak değişmeyen. Eşyönlü.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (I) Harfi

ıraksak dizi     [İng. divergent sequence ] [Alm. divergente Folge; divergierend Folge ] [Fra. suite divergente ] : Yakınsak olmayan dizi.

ıraksak integral    [İng. divergent integral ] [Alm. divergentes Integral ] [Fra. intégrale divergente ] : Sonlu bir değeri olmayan integral.

ıraksak seri    [İng. divergent series ] [Alm. divergente Reihe; divergierende Reihe ] [Fra. série divergente ] : Kısmi toplamlar dizisi ıraksak olan seri.

ışın    [İng. ray; closed half-line ] [Alm. Strahl; Halbstrahl ] [Fra. rayon; demi-droite ] : Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. anlamdaşı: yarıdoğru.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (H) Harfi

hacim     [İng. volume ] [Alm. Volumen; Volum; Rauminhalt; Körperinhalt ] [Fra. volume ] : 1- Bitişik kenarlarının uzunlukları sırayla a, b, c olan dikdörtgen prizma için, abc çarpımı. 2- Uzayda bir A sınırlı kümesi için, A nın iç ölçümüyle dış ölçümü çakıştığında oluşan ortak değer.

halka    [İng. ring ] [Alm. Ring ] [Fra. anneau ] : Üzerinde toplama denilen bir işleme göre değişmeli grup olan, çarpma denilen işlemi birleşme özeliğine sahip olan ve çarpma işlemi toplama işlemi üzerine dağılan yapıyla donatılmış küme.

harf    [İng. letter ] [Alm. Buchstabe ] [Fra. lettre ] : Matematikte sabitleri, değişkenleri veya bir matematiksel yapıdaki öğeleri göstermeye yarayan sembollerden her biri.

harmonik analiz    [İng. harmonic analysis ] [Alm. harmonische Analyse ] [Fra. analyse harmonique ] : Fourier serisi ile Fourier integrali kuramlarının yöntemlerini birleştirerek yerel tıkız Abel gruplarına genelleştiren analiz dalı, Fourier analizi, soyut harmonik analiz.

harmonik bölme    [İng. harmonic division ] [Alm. harmonische Teilung ] [Fra. division harmonique ] : Bir doğru parçasını aynı oranda hem içten hem de dıştan bölme. anlamdaşı: uyumlu bölme.

harmonik dizi    [İng. harmonic progression ] [Alm. harmonische Progression ] [Fra. progression harmonique ] : Bir aritmetik dizinin çarpımsal terslerinin oluşturduğu dizi. Örn. {1/n}.

harmonik eğri    [İng. harmonic curve ] [Alm. harmonishe Kurve ] [Fra. courbe harmonique ] : a, b, A ve B sabit sayılar olmak üzere y = Acos(ax+b) ve y = Bsin(ax+b) fonksiyonlarının çizgelerinden herbiri. bkz. harmonik fonksiyon.

harmonik fonksiyon    [İng. harmonic function ] [Alm. harmonische Funktion ] [Fra. jonction harmonique ] : uxx + uyy + uzz = 0 Laplace denklemini sağlayan u(x,y,z) fonksiyonu.

harmonik noktalar    [İng. harmonie points ] [Alm. harmonische Punkte ] [Fra. pointes harmoniques ] : Bir [AB] doğru parçasını harmonik oranda bölen (A,C,B,D) noktaları. bkz. harmonik oran.

harmonik oran    [İng. harmonic ratio ] [Alm. harmonisches Quotient ] [Fra. raison harmonique ] : [AB] doğru parçasının içindeki C, dışındaki D noktası için çifte oranın, (A,C;B,D) = -1 eşitliğini sağlaması durumundaki oran.

harmonik orantı    [İng. harmonic proportion ] [Alm. harmonische Proportion ] [Fra. proportion harmonique ] : Orta terimleri eşit, son terimi ilk terimiyle orta teriminin farkına eşit olan bir orantı: a/b = a/(a-b).

harmonik ortalama    [İng. harmonic mean; harmonic average ] [Alm. harmonisches Mittel ] [Fra. moyenne harmonique ] : Sıfırdan farklı a1 , a2 ,…, an sayıları için a = [1/a1 + 1/a2 + ... + 1/an] olmak üzere n/a sayısı.

harmonik seri    [İng. harmonic series ] [Alm. harmonisches Reihe ] [Fra. série harmonique ] : Terimleri bir harmonik dizi oluşturan seri.

has olmayan integral    [İng. improper integral ] [Alm. uneigentliches Integral ] [Fra. integrale impropre ] : Sınırlı olmayan fonksiyonların integrali veya sınırlı olmayan kümeler üzerindeki integral.

hata    [İng. error ] [Alm. Fehler ] [Fra. erreur ] : Bir X sayısıyla onun bir Y yaklaşık değeri için, Y-X sayısı.

hata yüzdesi     [İng. percent error ] [Alm. ] [Fra. erreur pour cent ] : Göreceli hatanın 100 katı.

hemodak konikler    [İng. confocal conics ] [Alm. Konfakale kegelschnitte ] [Fra. Coniques homofocales ] : Aynı odaklara sahip konikler, birodak konikler. anlamdaşı: birodak.

Hilbert uzayı    [İng. Hilbert space ] [Alm. hilberfscher Raum; Hilbertraum ] [Fra. espace hilbertien; espace de Hilbert ] : ||x|| = (&ltx , x > )1/2 normuna göre tam olan iççarpımlı uzay.

Hint-Arap sayma sistemi    [İng. Hindu-Arabic system ] [Alm. ] [Fra. système hindou-arabique ] : bkz. onlu sistem.

hiperbol    [İng. hyperbola ] [Alm. Hyperbel ] [Fra. hyperbole ] : Odaklar adını alan sabit iki noktaya olan uzaklıkları farkı sabit olan noktaların gezingesi.

hiperbolik fonksiyonlar    [İng. hyperbolic functions ] [Alm. hyperbolische Funktionen ] [Fra. fonctions hyperboliques ] : hiperbolik sinus (sinh x), hiperbolik kosinus (cosh x), hiperbolik tanjant (tanh x), hiperbolik cotanjant (coth x), hiperbolik sekant (sech x) ve hiperbolik kosekant (csch x) fonksiyonları.

hiperbolik geometri    [İng. hyperbolic geometry ] [Alm. hyperbolische Geometrie ] [Fra. géométrie hyperbolique ] : Öklit paralellik belitini yadsıyan bir geometri dalı, Lobacevsky geometrisi.

hiperbolik paraboloit    [İng. hyperbolic paraboloid ] [Alm. hyperbolisches Paraboloid ] [Fra. paraboloide hyperbolique ] : Dikdörtgenel koordinatlara göre denklemi x2/a2 – y2/b2 = 2cz olan yüzey.

hiperbolik sarmal    [İng. hyperbolic spiral ] [Alm. hyperbolische Spirale ] [Fra. spirale hyperbolique ] : Kutupsal koordinatlara göre denklemi rθ=a olan düzlemsel eğri. anlamdaşı: hiperbolik spiral.

hiperbolün asal ekseni    [İng. hyperbolic paraboloid ] [Alm. hyperbolisches Paraboloid ] [Fra. paraboloide hyperbolique ] : Hiperbolün odaklarından geçen eksen.

hiperdüzlem    [İng. hyperplane ] [Alm. Hyperebene ] [Fra. hyperplan ] : Bir doğrusal uzayın eşboyutu 1 olan altuzayı.

hiperküre    [İng. hypersphere ] [Alm. ] [Fra. ] : Üçten büyük boyutlu Öklit uzayında küre.

hipotenüs    [İng. hypotenuse ] [Alm. Hypotenuse ] [Fra. hypoténuse ] : Bir dik üçgende dik açının karşısındaki kenar.

hipotez    [İng. hypothesis ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. varsayım.

holomorf fonksiyon    [İng. holomorphic function ] [Alm. holomorphe Funktion ] [Fra. fonction holomorphe ] : anlamdaşı: analitik fonksiyon, türetilebilir fonksiyon.

homeomorfik uzaylar     [İng. homeomorphic spaces ] [Alm. homöomorphe Räume ] [Fra. espaces homéomorphes ] : anlamdaşı: topolojik eş yapılı uzaylar.

homeomorfizm    [İng. homeomorphism ] [Alm. Homöomorphismus ] [Fra. homéomorphie ] : anlamdaşı: topolojik eşyapı dönüşümü.

homojen    [İng. homogeneous polynomial ] [Alm. homogenes Polynom ] [Fra. polynôme homogène ] : Aynı türden. anlamdaşı: türdeş.

homojen diferensiyel denklem    [İng. homogeneous differential equation ] [Alm. homogeneDifferentialgleichung ] [Fra. équation différentielle homogène ] : M(x,y) ile N(x,y) eşit kerteden türdeş fonksiyonlar olmak üzere M(x,y) dx + N(x,y) dy = 0 diferensiyel denklemi. anlamdaşı: türdeş diferensiyel denklem.

homojen polinom    [İng. homogeneous polynomial ] [Alm. homogenes Polynom ] [Fra. polynôme homogène ] : Herbir terimi aynı dereceden olan polinom. anl. türdeş polinom.

homolog    [İng. homologous ] [Alm. homolog ] [Fra. homologue ] : Farklı fakat birbiriyle bağıntılı olan şekillerin veya fonksiyonların aynı rolü paylaşmaları özelliği. bkz. benzeti.

homoloji    [İng. homology ] [Alm. Homologie ] [Fra. homologie ] : Geometrik şekillerin cebirsel yapılarına veya başka özelliklerine göre topolojik sınıflanması.

homomorf    [İng. homomorph ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. benzer yapılı.

homomorfizm    [İng. homomorphism ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. benzer yapı dönüşümü.

homoteti    [İng. homothety ] [Alm. ] [Fra. ] : Benzeşim dönüşümü altında iki geometrik şekillerin birbirlerine dönüşmesi.

homotetik    [İng. homothetic ] [Alm. ] [Fra. ] : Aralarında bir homoteti bulunan iki geometrik şekil.

homotopi    [İng. homotopy ] [Alm. Homotopie ] [Fra. homotopte ] : Sürekli bir eğriyi başka sürekli bir eğri üzerine resmeden dönüşüm. Bu tür dönüşümleri konu edinen matematik dalı. anlamdaşı: uzamdaş, uzamdaşlık.

homotopi sınıfı    [İng. homotopy class ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir fonksiyon kümesinde homotopik olma bağıntısına göre oluşan denklik sınıfları.

homotopik    [İng. homotopic ] [Alm. homotopîsch ] [Fra. homotopique ] : 1- Bir sürekli dönüşümle birisi ötekisi üzerine gönderilebilen iki eğri. 2- Homotopik fonksiyonlar.

homotopik fonksiyonlar    [İng. homotopic functions ] [Alm. homotopische Funktionen ] [Fra. fonctions homotopiques ] : Sürekli bir dönüşümle birisi ötekine dönüştürülebilen sürekli iki fonksiyon.

Ağu
01
2007
0

Matematik Terimleri Sözlüğü (G) Harfi

Galois cismi     [İng. Galois field ] [Alm. Galois-Feld ] [Fra. corps de Galois ] : Katsayıları F cisminden alınan bir p polinomu için, F yi kapsayan ve “p katsayıları F* da olan doğrusal çarpanlara ayrılabilir” koşulunu gerçekleyen en küçük F* cismi.

Galois kuramı    [İng. Galois theory ] [Alm. galoissche Theorie ] [Fra. théorie galoisienne ] : F* Galois cismi ile katsayıları F den alınan p polinomunun Galois grubunu konu edinen cebir kuramı.

geçişli bağıntı    [İng. transitive relation ] [Alm. transitive Relation ] [Fra. relation transitive ] : X kümesi üzerinde, her a,b,c için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ve bRc ise aRc olur (geçişlilik).

genel çözüm    [İng. general solution; primitive; integral curves ] [Alm. allgemeine Lösung ] [Fra. solution générale; intégrale primitive; courbe intégrale ] : n inci mertebetan bir diferensiyel denklemi sağlayan ve n tane parametreye bağlı fonksiyon. anlamdaşı: genel integral.

genel integral    [İng. general integral ] [Alm. allgemeines Integral ] [Fra. intégrale générale ] : bkz. genel çözüm.

genel terim    [İng. general term ] [Alm. allgemeines Glied ] [Fra. terme général ] : İçinde parametreler bulunan ve parametrelere özel değerler verildiğinde bir özel terime indirgenen terim.

genelleşmiş fonksiyon    [İng. generalized function ] [Alm. verallgemeinerter Funktion ] [Fra. fonction généralisée ] : bkz. dağılım.

geniş açı    [İng. obtuse angle ] [Alm. stumpf Winkel ] [Fra. angle obtus ] : Ölçüsü dik açıdan daha büyük ve doğru açıdan daha küçük olan açı.

geniş üçgen    [İng. obtuse triangle ] [Alm. stumpf winkelig Dreieck ] [Fra. ] : İç açılarından biri geniş açı olan üçgen. Geniş açılı üçgen.

genişleme    [İng. extension ] [Alm. ] [Fra. extension ] : f : A → Y fonksiyonu verildiğinde, f~|A = f olacak biçimde bir X ⊃ A üstkümesi üzerinde tanımlı bir f~ : X → Y fonksiyonu.

genişletilmiş gerçel doğru    [İng. extended real line ] [Alm. ] [Fra. ] : Gerçel sayılar kümesi ile eksi sonsuz ve artı sonsuzun birleşimi olan küme.

genişletilmiş gerçel sayı sistemi    [İng. extended real number system ] [Alm. abgeschlossene Zahlengerade ] [Fra. extension d'un idéal droite achevée ] : Gerçel sayı doğrusu üzerinde bilinen aritmetik işlemlerin genişletilmiş gerçel sayı doğrusuna genişletilmesiyle elde edilen sayı sistemi.

genişletilmiş karmaşık düzlem    [İng. extended complex plane ] [Alm. ] [Fra. ] : Karmaşık sayılar düzlemine sonsuzun eklenmesi ve topolojinin bu yeni kümeye genişletilmesiyle elde edilen matematiksel yapı.

genişlik    [İng. width; breadth; ] [Alm. breite ] [Fra. largeur ] : 1-Bir geometrik şeklin belirli iki ucu, iki kenarı ya da iki yüzü arasındaki uzaklık. 2- Genişliği belirten nicelik. anlamdaşı: en.

genlik I    [İng. amplitude; argument; azimuth; anomaly ] [Alm. Amplitude; Argument; Schwingungsweite ] [Fra. amplitude; argument ] : Karmaşık düzlemde başnoktayı bir karmaşık sayıya birleştiren ışın ile gerçel eksen arasındaki artı yönlü açı. anlamdaşı: amplitut, argument.

genlik II     [İng. argument ] [Alm. ] [Fra. ] : Kutupsal koordinat sisteminde, bir noktayı kutba birleştiren ışın ile kutup ekseni arasındaki artı yönlü açı. anlamdaşı: argüment.

geometri    [İng. geometry ] [Alm. Geometrie ] [Fra. géométrie ] : 1- Nesnelerin biçim, uzunluk, alan, hacim v.b. özellikleriyle ilgilenen matematik dalı. 2- Belirli dönüşüm grupları altında kalıcı özellikleri inceleyen matematik dalı.

geometrik dizi    [İng. geometric sequence ] [Alm. geometrishe Folge ] [Fra. progression géométrique ] : Ardışık iki teriminin oranı sabit olan dizi. anlamdaşı: eşçarpanlı dizi.

geometrik ortalama    [İng. geometric mean; geometric average ] [Alm. geometrisches Mittel ] [Fra. moyenne géométrique ] : Sonlu n sayıda pozitif sayının çarpımının n-inci kökü.

geometrik seri    [İng. geometric series ] [Alm. geometrische Reihe ] [Fra. série géométrique ] : Geometrik dizinin terimlerinden oluşturulmuş seri. anlamdaşı: eşçarpanlı seri.

geometrik şekil    [İng. figure ] [Alm. Figur ] [Fra. figure ] : Nokta, doğru, düzlem, eğri, yüzey ve benzeri geometrik varlıkların kimisinin bileşimiyle oluşan nesne. anlamdaşı: şekil.

geometrik şekil    [İng. geometric figure ] [Alm. geometrische Figur ] [Fra. figure géométrique ] : Nokta, doğru, düzlem, eğri, yüzey ve benzeri geometrik varlıkların kimisinin bileşimiyle oluşan nesne. anlamdaşı: şekil.

geometrik yer    [İng. geometric locus ] [Alm. geometrischer Ort ] [Fra. lieu géométrique ] : Belirli koşulları saplayan noktaların oluşturduğu küme. anlamdaşı: gezenek, yörünge.

gerçel değerli fonksiyon
    [İng. real valued function ] [Alm. reelle Funktion ] [Fra. fonction de valeur réelles ] : Değer kümesi gerçel sayılar kümesinin br altkümesi olan fonksiyon. Anl. gerçel fonksiyon.

gerçel dizi    [İng. real sequence ] [Alm. ] [Fra. ] : Terimleri gerçel sayı olan dizi.

gerçel doğru    [İng. real line ] [Alm. reelle Linie ] [Fra. droite réelle ] : Gerçel sayı ekseni.

gerçel doğru    [İng. real line ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sayı ekseni.

gerçel doğrusal uzay    [İng. real vector space ] [Alm. reeller linearer Raum; reeller Vektorraum ] [Fra. espace linéaire réel ; espace vectoriel réel ] : R cismi üzerindeki doğrusal uzay.

gerçel düzlem    [İng. real plane ] [Alm. reelle Ebene ] [Fra. plan réel ] : İki gerçel eksenin başlangıç noktasında kesişmesiyle oluşan koordinat sistemi ile donatılmış düzlem.

gerçel eksen    [İng. real axis ] [Alm. reelle Achse ] [Fra. axe réel ] : 1- bkz. sayı ekseni. 2-Karmaşık düzlemde gerçel sayıların üzerinde bulunduğu eksen. anlamdaşı: gerçel sayı ekseni.

gerçel fonksiyon     [İng. real function ] [Alm. reelle Funktion ] [Fra. fonction réelle ] : bkz. gerçel değerli fonksiyon.

gerçel matris    [İng. real matrix ] [Alm. reelle Matrix ] [Fra. matrice réelle ] : Her terimi bir gerçel sayı olan matris.

gerçel parça    [İng. real part ] [Alm. ] [Fra. partie réelle ] : z=a+ib karmaşık sayısı için, a gerçel sayısı. anlamdaşı: reel kısım.

gerçel sayı    [İng. real number ] [Alm. reelle Zahl ] [Fra. nombre réel ] : Gerçel sayılar kümesinin öğesi.

gerçel sayı ekseni    [İng. real number axis ] [Alm. Achse von reelle Zahlen ] [Fra. axe des nombres réels ] : Üzerinde bir başlangıç noktası, bir yön ve bir birim tanımlanarak gerçel sayı kümesine cebirsel ve topolojik olarak eşyapılı kılınan doğru.

gerçel vektör uzayı    [İng. real vector space ] [Alm. Reellevektorraum ] [Fra. espace vectoriel réel ] : bkz. gerçel doğrusal uzay.

gezenek    [İng. locus ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. geometrik yer.

girdi    [İng. entry ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matrisi oluşturan öğelerden her biri.

gömme    [İng. inclusion map, embedding ] [Alm. Einbettung ] [Fra. application d'inclusion ] : Verilen A ve B gibi iki küme için A dan B ye bir birebir fonksiyon.

göreli asal polinomlar    [İng. relatively prime polynomials ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. aralarında asal polinomlar.

göreli asal sayılar    [İng. relatively prime numbers ] [Alm. relative Primzahlen ] [Fra. nombres premiers entre eux ] : bkz. aralarında asal sayılar.

grad    [İng. grade ] [Alm. Grad ] [Fra. grade ] : Bir dik açının ölçüsünün yüzde biri. Bir tam açının dörtyüzde biri. bkz. açının grad ölçüsü.

gradyant    [İng. gradient ] [Alm. Gradient ] [Fra. gradient ] : R3 uzayındaki bir f fonksiyonu için grad f = ifx + jfy + kfz vektörü. anlamdaşı: düşüm.

grafik    [İng. graph ] [Alm. Graph ] [Fra. graphe ] : 1- E, F kümeleri verildiğinde, ExF çarpım kümesinin altkümelerinden her biri. 2- Bir f : E → F dönüşümü için, E x F içindeki {(x,f(x)) : x E} altkümesi. 3- Sayısal verileri veya değişimlerini gösteren biçim. anlamdaşı: çizge.

grafik çözüm    [İng. graphical solution ] [Alm. graphische Lösung; zeichnerische Lösung ] [Fra. solution graphique ] : Çizgesel veya geometrik yöntemlerle yaklaşık olarak elde edilen çözüm.

grafik teorisi     [İng. graph theory ] [Alm. ] [Fra. théorie des graphes ] : Grafikleri konu edinen matematik dalı.

grup    [İng. group ] [Alm. Gruppe ] [Fra. groupe ] : Üzerinde birleşme özeliğine sahip bir ikili işlem tanımlı olan ve bu işleme göre bir birim öğe ile her öğenin tersini içeren bir küme.

grup etkisi    [İng. group action ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grubun bir küme üzerine etki etmesi.

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel