
Birinci Dünya Savaşının sonunda, Osmanlı İmparatorluğunun, eğitim ve
sosyal yönlerden olduğu gibi, ekonomik durumu da tamamen çökmüştür. Büyük
Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyetini kurduğu ilk günlerden itibaren eğitim ve
düzen konularına çok büyük önem vermesi yanında, süratle ekonomik reformlara
başlamıştır. Araştırmamızda, bugün bile, bütün Dünya ülkelerinin örnek alabildiği
bu reformların kapsamları detaylı olarak açıklanmıştır. Bu açıklamaların yanında,
özellikle, Büyük Mustafa Kemal’in ekonomik modeller ve politikaları üzerinde
önemle durulmuştur. Ayrıca, 1923-1938 yılları ekonomisi, yeterli ve önemli
verilerle açıklığa kavuşturulmuştur. 1923-1938 yıllarını kapsayan ekonomik
reformların değerini çok iyi bilebilmemiz açısından, 1923-2002 yıllarını ve
kapsayan günümüz Türkiye ekonomisinin genel görünümü, önemli ve yeterli
verilerle detaylı olarak açıklanmıştır. Bu açıklamalarla, büyük Mustafa Kemal’in,
pek çok ülkenin örnek aldığı, 1923-1938 Yılları ekonomik reform ve modellerinin,
1938-2002 Yılları Türkiye Ekonomisine etkilerinin yetersizliği açıklanmasına gayret
edilmiştir. Özellikle günümüz Türkkiye ekonomisinmin önemli dar boğazlan
üzerinde, öne... (devamı...)


ÖNSÖZ
21. yüzyıla adım atmış olduğumuz bu ilk yıllarda, ciddi düzeyde mali kaynak sıkıntısı çeken ve borçlarını borçla kapatmaya çalışan ülkemiz, yeraltında trilyon dolarlarla ifade edilen doğal zenginliklere sahip olmasına rağmen, bu emsalsiz servet, maalesef Türkiye’nin refahı ve gelişmesi için değerlendirilememektedir.
Tek başına dünya bor madeni rezervlerinin yaklaşık %70′ini elinde bulunduran ülkemiz, trilyonlarca do/ara denk gelen bu kaynağı akılcı kullanamadığı gibi, bu madenlerin dış ve iç siyasi baskılar sonucunda özelleştirme yoluyla çok uluslu yabancı sermayenin eline geçmesi anlamına gelecek bir şekilde satışı ile elimizden alınması amaçlanan gayret ve müdahalelere tanıklık etmek zorunda kalmış olmamız, ülkemiz açısından korkunç bir talihsizlik olmuştur.
Bir çok bilim adamının “21. Yüzyılın petrolü” olarak tanımladığı ve uzay teknolojisinden, bilişim sektörüne, nükleer teknolojiden savaş sanayiine kadar pek çok alanın vazgeçilmez hammaddesi durumuna gelen bor madeni, ülkemizin belki de elinde bulundurduğu en stratejik varlık durumundadır.
20. yüzyıl boyunca dünyada yaşanan bir çok siyasi, iktisadi ve askeri gelişmenin baş aktörü durumunda... (devamı...)


Medya tartışmaları, özellikle seçim dönemlerinde yeniden alevlenir. Medyanın tarafgirliği, bir silah olarak kullanılması, yozlaşması yeniden yeniden tartışılır. Medyada kimsenin karşı çıkmadığı bir erozyon var ve bu erozyonun da elbette ki, ekonomik bir temeli var. Ticari bir alan gibi görünmekle beraber, medyanın “kar elde etmekten çok, bir silah olarak kullanılmakta olduğu” ve askeri harcamalarla benzer özellikler gösteren “medya harcamaları”nın, önümüzdeki dönemde ilginç gelişmelere gebe olduğu söylenebilir. Medyada olası gelişmelere geçmeden önce, “sektör”ün analizi yerinde olacaktır.
Hemen belirtelim ki, Türkiye, kişi başına geliri, okur-yazar oranı, kentleşme eğilimleri, reklam pastası, tüketim harcamaları v.b. ekonomik ve sosyal göstergeleri ile hiç uyumlu olmayan bir medya niceliğine sahip. Sayılarla ifade edelim:
TV’ler: 16’sı ulusal, 15’i bölgesel, 229’u yerel ölçekte yayın yapan 260 televizyon kanalı (53’ü kablolu),
Radyo: 30 ulusal, 108 bölgesel, 1062 yerel yayın yapan 1200 radyo istasyonu,
Yazılı basın: Tüm ülkede dağıtımı yapılan 32 gazete ve 85 dergi.
Bu nicelikteki medya kuruluşu neyle döner ? Medyanın iki tür geliri var. Birincisi reklam gelirleri, ikinc... (devamı...)




Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçin Yeni Bir Tecrübe: Özel Emeklilik Fonları
Devletimiz bütün vatandaşlarına kanun temelinde çağdaş seviyede sosyal güvenlik hakkını sağlamış olmasına rağmen; sonuç itibariyle bu hakkı hayata geçirecek ve vatandaşlarda beklentilere uygun sosyal güvenlik tatmini sağlayabilecek bir sosyal güvenlik sistemini gerçekleştirememiştir. Uygulamada sosyal güvenlik bakımından yükün büyük kısmı zorunlu sosyal sigorta sistemine dayalı sisteme (birinci ayak tabir edilen sistem) bırakılmıştır.
Mevcut sosyal sigorta sistemimiz siyasi popülizme kurban edilmiş ve günümüzde bütün dengelerini ve fonlarını kaybederek devletten sürekli kaynak aktarılmasını gerektirecek bir duruma düşürülmüştür. 2002 Mali yılında sosyal sigorta kuruluşlarına devletin garantör sıfatı ile aktarmak zorunda kaldığı kaynak 7.9 katrilyona ulaşmıştır. Bunda başta siyasi popülizme kapı açan siyasiler ve siyasi iktidarlar kadar; siyasilerin bu zaafından azami istifade ederek günü kurtarmak peşinde olan sigortalıların ve hak sahibi emeklilerin de payının olduğunu unutmamak lazımdır. Şu halde elbirliği ile sosyal sigorta sistemi bugünlere getirilmiştir. Deniz bitmiş, kara gör... (devamı...)


Ülkemizde yapısal reformlardan birisi olan sosyal güvenlik reformunun bir parçası olarak kamu sosyal güvenlik sistemine tamamlayıcı nitelikte emeklilik programlarının geliştirilmesine yönelik 16 Mayıs 2000 tarihinde Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu Tasarısı” ile vatandaşların emekliliğe yönelik gönüllü tasarruflarını düzenleyen bireysel emeklilik hesaplarına dayalı fonlu bir sistem oluşturulması amaçlanmıştır.
Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu Tasarısı Taslağı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde Ağustos 1999 tarihinde kurulan “Bireysel Emeklilik Komisyonu”ndaki çalışmaların sonucunda hazırlanmıştır. Bireysel Emeklilik Komisyonu çalışmalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ile ilgili sektör temsilcileri katılmıştır.
Komisyon ... (devamı...)


1244 yılında Konya’ya gelen Şemseddin Tebrîzî adlı bir zat, onun ilimle dolu dünyasında “aşk” ile yepyeni ufuklar açtı.
Bu iki ilâhî âşık, bir müddet yalnızca bir köşeye çekilerek kendilerini tamamen Hakk’a verdiler. Günlerce, gecelerce sohbetlere daldılar. Birbirlerinde kendilerini ve Yüce Allah’ın eşsiz güzelliklerinin tecellîlerini gördüler. Buluştuklarında Hz.Mevlânâ 38, Hz.Şems 60 yaşlarında idiler.
Artık Mevlânâ bütün zamanını Şems ile sohbete ayırıyordu. Bu ilâhî aşkı idrâk etmekten âciz olanlar, Hz.Mevlânâ’nın Şems’e olan ilgisini kıskanarak, ileri geri konuşmaya başladılar. Bu sözleri duyan Şems üzüldü ve 1246 yılında Konya’yı terk edip Şam’a gitti.
Şems gidince Hz.Mevlânâ derin üzüntülere boğuldu. Şems’i tedirgin ederek uzaklaşmasına neden olanlar da Mevlânâ’nın bu hâli karşısında pişmân oldular.
Hz.Mevlânâ bir mektup yazarak oğlu Sultan Veled’in de bulunduğu bir kâfileyi Şam’a gönderdi. Şems mektubu okudu ve Hz.Mevlânâ’nın dâvetini geri çevirmeyerek 1247 yılında Konya’ ya döndü.
Şems’in dönmesine herkes sevindi. Hz.Mevlânâ artık gülüyor, ziyâfetler veriyor, sema’ meclisleri düzenliyordu.... (devamı...)


ÖSS SONUÇLARINI BURADAN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ
Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: ÖSS-ÖSS Sonuçları-ÖSYM-ÖSYS-Yabancı Dil Sınavı-YDS... (devamı...)

KPSS-2009/3 Tercih Kılavuzu açıklandı.
KPSS-2009/3 TERCİH KILAVUZU
GENEL AÇIKLAMALAR
TABLO 1 - ORTAÖĞRETİM MEZUNLARI İÇİN KADROLAR VE POZİSYONLAR
TABLO 2 - ÖNLİSANS MEZUNLARI İÇİN KADROLAR VE POZİSYONLAR
TABLO 3 - LİSANS MEZUNLARI İÇİN KADROLAR VE POZİSYONLAR
MEZUNİYETE İLİŞKİN ARANAN NİTELİKLER
ORTAÖĞRETİM MEZUNLARI İÇİN ARANAN NİTELİKLER
ÖNLİSANS MEZUNLARI İÇİN ARANAN NİTELİKLER
LİSANS MEZUNLARI İÇİN ARANAN NİTELİKLER
CİNSİYET VE DİĞER KOŞULLAR İÇİN ARANAN NİTELİKLER
TABLO 4A - MEZUN OLUNAN ORTAÖĞRETİM ALANLARI
TABLO 4B - MEZUN OLUNAN ÖNLİSANS PROGRAML... (devamı...)


2009-TUS İlkbahar Dönemi Ek Yerleştirme Sonuçları Açıklandı.
2009-TUS İlkbahar Dönemi Ek Yerleştirme Sonuçları için burayı tıklayınız…
Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: 2009 TUS İlkbahar Dönemi Ek Yerleştirme Sonuçları-TUS-TUS ek yerleştirme-TUS İlkbahar Dönemi... (devamı...)










